Doktor Yılmaz Bay

Çocuk Doktoru Yılmaz Bay'ın sayfasına hoşgeldiniz!
RSS ikon Email ikon

GRİP VE GRİP AŞISI

Grip, 21. yüzyılda tıptaki bunca ilerlemeye rağmen halen tüm dünyada önlenemeyen salgınlara neden olan tek hastalıktır. Önümüzdeki günlerin yaygın hastalığı olan grip yılın her mevsiminde görülmekle birlikte sonbaharın son ayları ve kışın ilk ayları en çok görüldüğü zamanlardır. İnfluenza virüsü denilen bir cins mikrobun solunum yollarına yayılması ile oluşan grip, titreme ve birden 40–41 dereceye yükselen ateşle başlar.

GRİP VE GRİP AŞISI GRİP VE GRİP AŞISI

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Solunum yolları, burnumuzun ucundan akciğerlerdeki oksijen alışverişinin yapıldığı küçük hava keseciklerine kadar uzanır. Bu hava yolunun gırtlağın üst kısmında kalan bölümüne üst solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına da üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE ), gırtlağın alt kısmında kalan bölümüne alt solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına alt solunum yolu enfeksiyonları (ASYE ) adı verilmektedir. Kulaklar ve [...]

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI
  • Mart 1st, 2010 doktoryilmazbay Yorum yok

    SEVGİLİ ANNE ve BABALAR

    Çocuk yetiştirmek bir sanattır. Hem de dünyanın en zor, en yorucu ama öte yandan da en güzel sanatıdır. Çocuk yetiştirme sanatının ana ilkeleri sevgi, anlayış ve hoşgörüdür.

    Sayfamızda çocuğunuzu yetiştirirken en çok karşılaşacağınız sorunlar ve bu sorunlarla ilgili açıklamalar bulacaksınız. Sağ taraftaki menüyü kullanarak merak ettiğiniz konularla ilgili ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Doktor Yılmaz Bay’ı tanımak isterseniz buraya tıklayınız.

    Anne ve Baba olduğunuz için sizleri kutluyorum ve çocuğunuz ile birlikte sevgi, anlayış ve hoşgörülü günler diliyorum.

    Doktor Yılmaz Bay
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

    Not: Randevu almadan önce bu yazıyı okuyunuz: Randevu Kuralları

  • GRİP VE GRİP AŞISI

    Ağustos 28th, 2014 doktoryilmazbay Yorum yok

    Grip, 21. yüzyıla girdiğimiz halde tıptaki bunca ilerlemeye rağmen halen tüm dünyada önlenemeyen salgınlara neden olan tek hastalık griptir. Önümüzdeki günlerin yaygın hastalığı olan grip yılın her mevsiminde görülmekle birlikte sonbaharın son ayları ve kışın ilk ayları en çok görüldüğü zamanlardır. İnfluenza virüsü denilen bir cins mikrobun solunum yollarına yayılması ile oluşan grip; titreme ve birden 40–41 C yükselen ateşle başlar. Yüz boyun ve göğüste kızarıklık, şiddetli bir baş ağrısı ve baş dönmesi, ağız dil ve dudaklarda kuruluk, boğazda ve göğüste yanma hissi ve ağrı vardır. Tüm vücut kasları ve oynaklarda ağrılıdır. Belde ve sırtta bu ağrılar belirgindir. Halsizlik ve bitkinlik ön plandadır. Dilde tat alma duyusu bozulmuştur. Öksürük başlangıçta kısa ve kurudur. Giderek şiddetlenir ve balgamlı bir hal alır.

    5-15 yaş arası çocuklarda ve genç yetişkinlerde daha çok görülür ve daha ağır seyreder. Bunun başlıca nedeni çocuklar bu mikropla daha önce karşılaşmadıkları için vücutları bu mikroba karşı direnç oluşturamamıştır. Erişkinler bu mikropla birçok kez karşılaştıklarından direnç oluşumu daha iyidir. Yine erişkinlerin günün büyük kısmını dışarıda açık havada geçirmesine karşın çocuklar genelde bir odada kapalı kalırlar. Hasta erişkinlerin çocukları öpmeleri de bir başka olumsuz nedendir. Grip salgınlarında en önemli kural korunmadır. Aşırı yorgunluktan ve üşütmeden kaçınmalı, havası kirli ortamdan uzak durulmalıdır. Gribe yakalanılmışsa tedavinin birinci koşulu kesin yatak istirahatidir. Havalandırılmış ve nemlendirilmiş bir odada bulunulmalıdır. Bol sıvı ve besin değeri yüksek gıda ile beslenilmelidir. Ateşe karşı Paracetamol cinsi ateş düşürücüler kullanılabilir. Gribe başka bir bacterial hastalık eklenmemişse antibiotik kullanılmamalıdır. Tedavi kurallarına uyulmazsa; grip bronşitis, zatürre, kulak iltihabı, kalp yetmezliği ve menenjite kadar ilerleyen tablolara neden olabilir. Çocuklarda ateşe bağlı havale gelişebilir.

    GRİP AŞISI
    Artık günümüzde aşı ile gripten korunmak olanaklı hale gelmiştir. Ancak aşının yüzde yüz koruyucu olmadığı unutulmamalıdır. Aşıdan sonraki 6 aylık koruyuculuk %90 dolaylarındadır. Yüzlerce çeşidi olan İnfluenza virüsünün grip salgınına neden olan cinsi her yıl değişmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmış yüzün üzerinde laboratuarla sıkı bir iş birliği yaparak, hangi bölgede hangi cins virusun salgın yapabileceğini önceden saptayabilmekte ve aşı üreten kuruluşlara önce den bunu bildirmektedir. Grip aşıları içerisinde kuzey yarımkürede, 2014 – 2015 grip sezonunda, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri doğrultusunda bulunan suşlar aşağıdaki gibidir:

    A H1N1:A/California/7/2009 pdm09
    AH3N2: A/Texas/50/2012
    B:B/Massachusetts/1/2012

    O nedenle bu yılın grip aşısı ancak bu yılki virüse karşı koruyucu olmakta, gelecek yılki salgında virüs cins değiştirdiği için etkili olamamaktadır. Aşı uygulanırken üzerindeki tarihe dikkat edilmelidir. Grip aşısı 6 ay altı çocuklara uygulanmamalıdır.6 ay–3 yaş arası ilk kez aşı yapılıyor ise 1 ay ara ile 2 kez 0,25cc (yarım doz), 3-8 yaş arası çocuklara ilk kez grip aşısı yapılıyorsa 1 ay ara ile 2 kez 0,5 cc(Tam doz), 8 yaş üstü çocuklara ve erişkinlere yılda 1 kez ve 0,5cc olarak yapılır. Aşı cilt altı ve kas içine uygulanabilir.

    Fotoğraf: Karsten Schneider/National Geographic

    AŞI KİMLERE YAPILMALIDIR?
    Bu yıl CDC ve ACİP 6 aydan büyük herkese mevsimsel grip aşı yapılmasını önermektedir. Mevsimsel grip aşısı özellikle:

    • Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenlere
    • Asthma ve kronik bronşiti olanlara
    • Kalp hastalığı ve özellikle kalp yetmezliği olanlara
    • Tüberküloz yani verem hastalarına
    • Kanser hastalığına bağlı ilaç kullananlara
    • Orak hücre hastalığı denen bazı kan hastalarına
    • 65 yaşın üzerindeki yaşlılara
    • Şeker hastalarına
    • Böbrek hastalığı, özellikle de böbrek yetmezliği olanlara
    • Uzun süreli asprin tedavisi alan 6 ay 18 yaş arası çocuklara
    • Bakım evleri veya huzur evi gibi diğer bakım kurumlarında barınan her yaştan bireye
    • Çocuk bakım yurtlarında kalan tüm çocuklara
    • Beslenme yetersizliği olan çocuklara
    • Direnç sistemi zayıf olanlara
    • Anaokulu, kreş ve çocuk bakım evi gibi toplu yerlerde yaşayan risk altındaki çocuklara aşı uygulanmalıdır.

    AŞI KİMLERE YAPILMAMALIDIR?
    Hamileliğin ilk üç ayında grip aşısı uygulanmamalıdır.
    Yumurtaya karşı gerçek anlamda alerjisi olanlara aşı uygulanmamalıdır.

    Dr.Yılmaz BAY
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

  • ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

    Temmuz 28th, 2014 doktoryilmazbay Yorum yok

    Solunum yolları, burnumuzun ucundan akciğerlerdeki oksijen alışverişinin yapıldığı küçük hava keseciklerine kadar uzanır. Bu hava yolunun gırtlağın üst kısmında kalan bölümüne üst solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına da üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE ), gırtlağın alt kısmında kalan bölümüne alt solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına alt solunum yolu enfeksiyonları (ASYE ) adı verilmektedir. Kulaklar ve sinüslerde üst solunum yollarına dâhildirler.

    Tüm solunum yolları koruyucu özel bir hücre tabakası ile kaplanmıştır. Bu hücre tabakası özel bir salgı üreterek solunum yollarını nemli tutar. Ayrıca bu salgının içerisindeki koruyucu hücreler de solunum yollarına yerleşmek isteyen mikroplara karşı vücudu korur. Yine bu hücrelerin üzerindeki titrek tüyler solunum yollarına girmeye çalışan mikroplara karşı koyar ve bir süzgeç gibi havayı temizlemesi yanında karşı hareketlerle mikropları dışarı atmaya çalışır.
    Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarına (ÜSYE) tutulduğu bölgeye göre isimler verilir. Gırtlak bölgesinin iltihaplanması (Larenjit), bademciklerin iltihaplanması (Tonsillit), kulak iltihaplanması (Otit), sinüslerin iltihaplanması (Sinüzit), burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit ) olarak adlandırılır. Nazofaranjit halk arasında üşütme, soğuk algınlığı gibi isimlerle de adlandırılır. Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarının % 80-%90 ı virüs denilen mikroplarla olur ve bunun da çocuklarda en çok görüleni burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit), yani soğuk algınlığıdır.

    SOĞUK ALGINLIĞI: Hastalığa virüs denilen bir cins mikrop neden olduğu halde, hastalığın soğuk algınlığı, üşütme gibi isimlerle adlandırılması, soğuğun solunum yollarını olumsuz etkileyerek hastalığa zemin hazırlaması nedeniyledir.

    Soğuk, solunum yollarındaki özel tüycüklerin hareketliliğini yavaşlatarak işlevlerini bozar, solunum yollarındaki damarların çalışmasını bozarak solunum yollarını koruyan hücrelerin beslenmesini engeller.

    Soğuk algınlığı çocuklarda en sık görülen hastalıktır. Eylül ve Nisan ayları arasında görülme sıklığı en fazladır. Soğuk algınlığına neden olan virüslerin sayısı 200’ün üzerindedir; o nedenle çocuklar yılda ortalama 6- 8 defa soğuk algınlığına yakalanabilirler. Bazen bir cins virüsle olan hastalık biterken bir başka virüs çocukta hastalık yapabilir. Bu da ailede yanlış olarak hastalığın hiç bitmediği şeklinde anlaşılabilir. Kreş ve anaokuluna giden çocuklarda hastalık daha da sık görülebilir.

    Çocuklar virüsü anne, baba ve kardeşlerden alabileceği gibi yakın çevreden, eve gelen ziyaretçilerden, anaokulu, kreş, oyun alanları, okul gibi toplu yaşam alanlarından ya da toplu alışveriş merkezlerinden de alabilirler. Bulaşma genelde hasta kişinin öksürük, hapşırık sonucu tükürüğündeki mikrobu hava yoluyla etrafa saçması ve çocuğun da etrafa saçılan bu mikrobu hava yolu ile soluması ya da mikrop bulaşan eşyaları ağzına götürmesi ile oluşur. Bazen de hasta kişilerin bulunduğu ortamdaki havanın solunması ile ya da hasta kişinin mikrobu bulaştırdığı eşyaların kullanılması ile bulaşabilir.

    Soğuk algınlığı genelde halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık, hapşırık ve burun akıntısı ile başlar. Bazen bu belirtilere başlangıçta ateş de eşlik edebilir. Başlangıçtaki burun akıntısının ardından gelişen burun tıkanıklığı, ateş yüksekliği, öksürük ve boğaz ağrısı soğuk algınlığının tipik belirtileridir. Küçük çocuklar burun solunumu yaptıklarından burun tıkanıklığı nefes almayı zorlaştırarak solunum sıkıntısına neden olabilir. Burundan yeterince nefes alamayan çocukta beslenme de zorlaşabilir. Bazen bulantı ve kusma da görülebilir. Öksürük uykuyu engelleyecek boyutlara ulaşabilir. Tüm bunların sonucunda özellikle küçük çocuklarda iştahsızlık, huysuzluk, huzursuzluk ve bitkinlik görülebilir. Bu yakınmalar genelde 3- 7 günde kendiliğinden geçer. Bazen öksürük 10- 15 güne kadar uzayabilir. Öksürük 15 günü geçti ise, koyu yeşil, yapışkan bir akıntı varsa sinüzit gelişmiş olabilir. Doktorunuza başvurunuz.

    SOĞUK ALGINLIĞI GRİP İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR.

    SOĞUK ALGINLIĞINDA TEDAVİ:

    Öncelikle şunu bilmelisiniz ki, soğuk algınlığı virüslerle oluşan bir hastalıktır ve tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Ateşi var, boğazı kızarık diye hemen antibiyotik başlamayınız. Antibiyotikler gereksiz yere kullanıldıklarında; solunum yollarını koruyan faydalı bakterileri de öldürerek dirençli bakterilerin solunum yollarına yerleşmesine neden olurlar. Bu da basitçe geçecek olan soğuk algınlığının uzamasına ve daha ağır seyretmesine neden olabilir. Ayrıca kullanılan antibiyotikler ikincil enfeksiyonları da önlemez.

    Çocuğunuzu iyi besleyin, aldığı sıvı miktarını arttırın ve aşırı yorucu hareketlerini engelleyin. Anne sütü alıyorsa devam edilmeli ve her zamankinden daha sık aralıklarla verilmelidir. Mama ile besleniyorsa beslenme esnasında her zamankinden daha az mama alabilir, endişelenmeyiniz. Daha az ve daha sık aralıklarla mama veriniz. Sıvı ihtiyacı su, süt, mama, meyve suyu, çorbalar ve her türlü bitkisel çaylar (Ihlamur, Adaçayı, Papatya çayı, Rezene çayı, Nane-limon) kullanılarak karşılanabilir. Çocuklar hastalıklarda kusabilir; beslenmeyi kesmeyiniz daha az mamayı daha sık aralıklarla sununuz. Çocuklar hastalıklarında normal yediklerinin üçte birini, dörtte birini yerler. Beslenmedeki bu azalma, aldığı besini sindirmeye harcayacağı enerjisini mikroplarla savaşmaya harcaması için vücudun geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır ve vücudun yararınadır. İlla besleyeceğim diye çocuğunuzu zorlamayınız. Hastalığın acil dönemi geçtikten sonra bu yemediği miktarı kısa sürede fazladan yiyerek eksiğini kapatacaktır. Hastalık süresince ona sindirimi kolay sulu gıdalar sununuz.

    Burnunun açılmasını sağlayınız. Bunun için 2 yaş altı çocuklarda Serum Fizyolojik içeren burun damlaları yeterlidir. 2 yaş üzerinde doktorunuzun önerileri doğrultusunda okyanus suyu denilen burun damlaları ya da içinde solunum yollarını açıcı maddeler bulunan ve çocuklar için özel olarak hazırlanan burun damlaları kullanılabilir. Serum fizyolojik içeren burun damlalarını günde 3–5 kez her bir burun deliğine 2–3 damla olacak şekilde uygulayabilirsiniz. Burunda aşırı tıkanıklık varsa, beslenmede güçlük çekiliyorsa, beslenmeden 15–20 dakika önce burun damlası kullanmalısınız. Burun damlaları 3 günden fazla kullanılmamalıdır.

    Burunda salgılar çoksa ve bu salgılar nefes almayı zorlaştırarak emmeyi de engelliyorsa, doktorunuzun önerileri doğrultusunda çocuklar için özel olarak hazırlanmış burnun içine girmeyen burun aspiratörü ile burundaki sıvıyı çekebilirsiniz. Aspiratör kullanmadan 5–10 dakika önce Serum fizyolojikle burunu yıkamalısınız. Burnun içine sokulan, elle kullanılan aşrı basınç uygulayan vakumlu burun aspiratörlerini kullanmayınız. Burun kılcal damarlarında çatlamalara hatta burun kanamalarına neden olabilirler.

    Burun kenarlarına süreceğiniz vazelin türü yağlı kremler burun kızarıklığını ve tahrişi önleyebilir. Bu kremleri asla burun içerisine sürmeyiniz.
    Odasını sık sık havalandırınız ve bulunduğu odadaki havanın nemlenmesini sağlayınız. Bunun için öncelikle evdeki ısı kaynakları üzerine geniş bir kapla ve ağzı açık olarak su koyabilirsiniz. Odanın belirli yerlerine ıslak bezler koyabilirsiniz. Su ısıtıcıları ile de odayı nemlendirebilirsiniz. Ya da soğuk buhar veren aletlerden yararlanabilirsiniz.

    Eğer klima ile ısınıyorsanız; ortamın nemlendirilmesine daha çok dikkat etmelisiniz. Çünkü klima, havadaki nemi alarak ortamı daha çok kurutur.
    Ateşi varsa Paracetamol ya da İbuprofen gibi ilaçlardan yararlanabilirsiniz. Ateşin durumuna göre paracetamolü 4- 6 saat, İbuprofeni 6- 8 saat ara ile tekrarlayabilirsiniz. Ateşli çocuğunuzu asla soğuk suya sokmayınız. Ateş çok yüksekse ve ateş düşürücü ilaç verdikten 2 saat sonra hala düşmeye başlamamışsa, vücut sıcaklığının 1–2 derece altındaki su ile vücudu silebilirsiniz ya da bir kapta veya banyo küvetinde 36–37 C su içinde çocuğunuzu 20–30 dakika süre ile tutabilirsiniz.

    Öksürük konusunda, çocuğunuzu huzursuz eden bir öksürük varsa doktorunuzun önerileri doğrultusunda salgıları yumuşatıcı, balgam söktürücü ilaçlar ya da uykuyu etkileyen aşırı öksürükte kısa süreli öksürük kesici ilaçlar kullanılabilir.

    ÇOCUĞUNUZU SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUMAK İÇİN

    • Birinci koşul, siz ve çocukla ilgilenen herkes çocuğu ellemeden önce ellerini çok iyi yıkamalıdır.
    • Çocuğunuzun yeterli ve dengeli beslenmesine dikkat edin.
    • Mevsim şartlarına uygun giydirin. Yetersiz giydirmemeye özen gösterdiğiniz gibi aşırı giydirip terletmemeye de dikkat edin.
    • Dinlenmesi ve yeterli uyuması için gerekli şartları sağlayın, aşırı yorucu hareketlerde bulunmasını engelleyin.
    • Öksürürken, aksırırken ağzınızı kapatın ve çocuğunuza da bunu öğretin.
    • Ağız, burun temizliğinde kullanılıp atılan kâğıt mendilleri tercih edin.
    • Hastayken ağzınızı basit bir tülbentle kapatabileceğiniz gibi eczaneden alabileceğiniz maskeleri de kullanabilirsiniz.
    • Hastayken yiyecek, içecek kaplarını ellemeyin, çocuğunuzun havlusunu kullanmayın.
    • Öksüren, aksıran insanları eve kabul etmeyin. Siz arkadaşınıza gidecekseniz evde hasta olan insan var mı soruşturun.
    • Çocuğunuzu ağzından, burnundan, yüzünden öpmeyin, kimseye de öptürmeyin.
    • ÇOCUĞUNUZUN BULUNDUĞU ODADA HATTA EVDE KESİNLİKLE SİGARA İÇMEYİNİZ VE HİÇ KİMSEYE DE SİGARA İÇTİRTMEYİNİZ!

    SOĞUK ALGINLIĞI GEÇİREN BİR ÇOCUK İÇİN NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALIDIR?

    • Bebeğinizin ilk soğuk algınlığı ise
    • Bebeğiniz 3 aydan küçükse
    • Nezle öksürük olmadan ateş birden başladı ise ve 3 gün geçtiği halde ateş halen 38 C’nin üstünde seyrediyorsa
    • Çocuğunuzun uykusunu bölen kuru öksürük 2 günden fazla devam ederse
    • Aşırı kusmalar varsa
    • Nefes alma zorluğu, göğüste inip kalkma varsa ve burun kanatları her nefes alışta açılıp kapanıyorsa
    • Koyu yeşil, kanlı ve mukuslu burun akıntısı 4–5 günden fazla sürerse
    • Kulaklarını tutuyor, acı çeker gibi görünüyor ve her zamankinden farklı çığlık atarak ağlıyorsa
    • Bitkin ve halsiz görünüyor, inliyor, sürekli uyuyor ve hiçbir şey yiyip, içmiyorsa
    • Öksürük 15 günü geçtiği halde hala şiddetle devam ediyorsa
    • Soğuk algınlığı sonucu başka hastalıklar (kulak iltihabı, sinüzit, bronşit, zatürre) gelişmiş olabilir. Mutlaka doktora başvurmalısınız.

    DİKKAT: Hiçbir şikâyeti olamayan çocukta birden çok şiddetli, kontrol edilemeyen bir öksürük gelişirse çocuğunuz yabancı cisim yutmuş olabilir. En yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.

    Dr. Yılmaz Bay
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı