Doktor Yılmaz Bay

Çocuk Doktoru Yılmaz Bay'ın sayfasına hoşgeldiniz!
RSS ikon Email ikon

GRİP VE GRİP AŞISI

Grip, 21. yüzyılda tıptaki bunca ilerlemeye rağmen halen tüm dünyada önlenemeyen salgınlara neden olan tek hastalıktır. Önümüzdeki günlerin yaygın hastalığı olan grip yılın her mevsiminde görülmekle birlikte sonbaharın son ayları ve kışın ilk ayları en çok görüldüğü zamanlardır. İnfluenza virüsü denilen bir cins mikrobun solunum yollarına yayılması ile oluşan grip, titreme ve birden 40–41 dereceye yükselen ateşle başlar.

GRİP VE GRİP AŞISI GRİP VE GRİP AŞISI

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Solunum yolları, burnumuzun ucundan akciğerlerdeki oksijen alışverişinin yapıldığı küçük hava keseciklerine kadar uzanır. Bu hava yolunun gırtlağın üst kısmında kalan bölümüne üst solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına da üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE ), gırtlağın alt kısmında kalan bölümüne alt solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına alt solunum yolu enfeksiyonları (ASYE ) adı verilmektedir. Kulaklar ve [...]

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI
  • Mart 1st, 2010 doktoryilmazbay Yorum yok

    SEVGİLİ ANNE ve BABALAR

    Çocuk yetiştirmek bir sanattır. Hem de dünyanın en zor, en yorucu ama öte yandan da en güzel sanatıdır. Çocuk yetiştirme sanatının ana ilkeleri sevgi, anlayış ve hoşgörüdür.

    Sayfamızda çocuğunuzu yetiştirirken en çok karşılaşacağınız sorunlar ve bu sorunlarla ilgili açıklamalar bulacaksınız. Sağ taraftaki menüyü kullanarak merak ettiğiniz konularla ilgili ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Doktor Yılmaz Bay’ı tanımak isterseniz buraya tıklayınız.

    Anne ve Baba olduğunuz için sizleri kutluyorum ve çocuğunuz ile birlikte sevgi, anlayış ve hoşgörülü günler diliyorum.

    Doktor Yılmaz Bay
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

    Not: Randevu almadan önce bu yazıyı okuyunuz: Randevu Kuralları

  • PROBİYOTİKLER & PREBİYOTİKLER

    Aralık 22nd, 2015 doktoryilmazbay Yorum yok

    PROBİYOTİKLER (DOST BAKTERİLER)- PREBİYOTİKLER (KALIN BAĞIRSAKLARA KADAR SİNDİRİLMEDEN GELEN VE KALIN BAĞIRSAKLARDA DOST BAKTERİLER TARAFINDAN SİNDİRİLEN VE ONLARIN  BESİNİ OLAN GIDALAR)

    Probiyotik kelimesi “yaşam için iyi” anlamına gelir. Probiyotikler, sindirim sistemimizde belirli sayıda bulunan ve başta sindirim sistemi olmak üzere bizi birçok hasatlıklardan koruyan canlı bakterilerdir.

    Prebiyotikler, probiyotik bakterilerin besinleri olan,vücudumuz tarafından sindirilemeden kalın bağırsaklara kadar gelebilen ve kalın bağırsakta pobiyotik bakteriler tarafından sindirilerek kullanılan gıda bileşenleridir.

    Probiyotiklerin sayısı;  vücudumuzdaki toplam hücrelerin 10-100 katı kadardır. Ortalama 70 kg bir insanın bünyesinde ortalama 1,5 kg kadar probiyotik dediğimiz (halk arasında dost mikrop olarak adlandırılan) canlı organizmalar vardır. Bunun 1300 gr kadarı bağırsaklarımızda, 200 gr kadarı ağız çevresi, burun kenarı, kulak kenarı, meme ucu, göbek bölgesi, anüs ve genital bölgelerde daha fazla olmak üzere tüm deride bulunmaktadır. Bu dost bakteriler; zararlı bakterilerin vücuda yerleşmesini engelleyerek bizi hastalıklardan korurlar.

    Probiyotikten zengin bir yaşamın çocuğa olan başlıca yararlarına gelirsek

    • Mide-bağırsak enfeksiyonları daha az görülür, daha kısa sürer ve daha hafif seyreder.
    • Mide-bağırsak enfeksiyonu oluşmuş ise dışarıdan alınan probiyotik enfeksiyonun şiddetini azaltır ve süresini kısaltır.
    • İdrar yolu enfeksiyonlarının daha az görülmesini sağlar, şiddetini azaltır ve süresini kısaltır.
    • Solunum yolu enfeksiyonlarının  (Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu, Bronşit, Zatüre, Kulak iltihabı, Sinüzit  gibi) daha az görülmesini sağlar, şiddetini azaltır ve süresini kısaltır.
    • Alerjik hastalıkların (Besin alerjileri, Atopik dermatit, Asthma, Egzema gibi)  daha az görülmesini sağlar.
    • Oto-immun hastalıkların görülme sıklığını azaltır (Romatizma, Kolitis Ülseroza, Crohn Hastalığı, Multiipl Skleroz  gibi kronik hastalıklar)
    • Kanser görülme sıklığını azaltır.
    • HDL Kolesterolü artırırken LDL kolesterolü  düşürerek damar sağlığımızı olumlu etkiler.

    Annenin doğum kanalında da probiyotikler bol miktarda bulunur. Normal doğum ile doğan çocuklar annenin doğum kanalından geçerken oradaki dost bakteriler çocuğun tüm derisini kaplar. Yine çocuk annenin doğum kanalındaki sıvıyı yutarak bu probiyotikleri bağırsaklarına da alır.  Anne sütünde de bu dost bakteriler  ve  onların besini olan prebiyotik dediğimiz sindirilmeyen şeker (oligo sakkaritler) bol miktarda vardır.  Anne sütü alan çocuklar, bu probiyotikleri ve prebiyotikleri bol miktarda alırlar.

    Çocuğunuzun probiyotikten yana zengin bir yaşamı olması için

    • Öncelikle çocuğunuzu normal doğum ile doğurmalısınız, zorunluluk olmadıkça sezaryenle doğumdan kaçınılmalısınız.
    • İlk yarım saat içerisinde çocuğunuzu mutlaka memenize tutulmalısınız.
    • Çocuğunuza ilk 6 ay yalnızca anne sütü vermelisiniz. Ona 6 aylık oluncaya kadar su dahil hiçbir şey vermemelisiniz. Onun için gerekli olan her şey sizin sütünüzde vardır.
    • Çocuğunuzu en az 1 yaşına kadar emzirmelisiniz. Mümkünse emzirmeyi  2-3 yaşına kadar sürdürebilirsiniz.
    • Tamamlayıcı beslenmeye 6.aydan sonra başlamalısınız.
    • Tamamlayıcı beslenme döneminde çocuğunuza probiyotik ve onların doğal besini olan prebiyotiklerden  zengin beslenme programı uygulamalısınız.
    • En çok probiyotik içeren gıdalar: yoğurt, kefir, ayran, mayalı ekmek, beyaz peynir, tarhana, turşu, sirke, boza, zeytin gibi fermente edilmiş gıdalardır.
    • En çok prebiyotik içeren gıdalar: soğan, sarımsak, pırasa, taze fasulye, yer elması, muz, bamya, yeşil bakla, pazı, ıspanak, lahana, karnabahar, kuşkonmaz, brokoli, kerevizin yeşil yaprakları, semizotu, buğday, bulgur, mercimek, kuru fasulye, nohut, barbunya gibi dirençli nişasta içeren gıdalardır.
    • Sezaryenle doğum anne sütü alamama, probiyotik  ve  prebiyotikleden fakir beslenme gibi durumlarda bebeklere dışarıdan probiyotik dediğimiz dost mikropların verilmesi onları hayata karşı daha güçlü kılar.

    Dr.Yılmaz Bay

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

  • DEMİR EKSİKLİĞİNE BAĞLI KANSIZLIK (ANEMİ)

    Kasım 27th, 2015 doktoryilmazbay Yorum yok

    Damarlarımızda bulunan kan içerisindeki alyuvar denilen kırmızı kan hücreleri akciğerlerden dokulara oksijen, dokulardan da akciğerlere atık madde olan karbondioksiti taşırlar. Bu görevi alyuvar içindeki kana kırmızı rengini veren hemoglobin denilen madde yapar. Hemoglobinin de temel yapı taşı demirdir. Demir eksikliğinde kırmızı kan hücrelerinin sayısı düşer, yapıları küçülür, içerikleri zayıflar, kalitesi bozulur. Sonuç olarak tüm vücut organlarına bu arada beyin, kalp, böbrek gibi hayati organlara ve dokulara giden oksijen miktarı azalır, dokulardaki karbondioksit miktarı artar ve dokuların beslenmesi bozulur. Bu bozulma sonucu ortaya çıkan tabloya tıpta demir eksikliğine bağlı anemi yani KANSIZLIK diyoruz.
    Anemili çocuklar; huysuz, huzursuz, mızmız, iştahsız, bazen çok uyuyan bazen de uykusuz çocuklardır. Ağır ve uzun süren anemide; büyüme ve gelişme geri kalır, çocukların algılaması yeterli olmaz. Zekâ geriliği ve davranış bozuklukları görülebilir.
    Çocuklarda en sık demir eksikliğine bağlı kansızlık görülür.6ay-2 yaş arası çocuklarda bu kansızlık daha sık görülür. Türk toplumunda 6-24 ay arası çocuklarda %80-85 oranında demir eksikliğine bağlı kansızlık görülmektedir.

    DEMİR EKSİKLİĞİNDEN KORUNMA
    • Yaşamın ilk 6 ayında çocuklar mutlaka yalnızca anne sütü ile beslenmelidir.
    • Anneden çocuğa demir geçişi hamileliğin son aylarında olduğu için erken doğan ya da düşük doğum ağırlıklı bebeklere anne sütü özellikle verilmeli. 2. ya da 3. Aylarda ilave demir başlanmalıdır.
    • 6 ay-12 ay arası dönemde çocuklar da büyüme ve gelişme çok hızlı olduğu için anne sütündeki demir onların gerksinimleri için yeterli olmayabilir. O nedenle 6.aydan sonra çocuklara koruyucu dozda demir ilacı başlanmalıdır.
    • 6. Aydan sonra demirden zengin ek gıdalar beslenmeye eklenmelidir.
    • Anne sütü yetersizse demir ilave edilmiş mamalarla beslenme sürdürülmelidir.
    • 1 yaşına kadar asla inek sütü verememelidir.
    • Kırmızı et 7-8. Aylarda çocuk beslenmesine mutlaka eklenmelidir.
    • Sebze; et, tavuk, ya da balıktaki demirin emilimini artırır. Birlikte verilmelidir.
    • Tahıllar ve kuru baklagiller 8-9 aylarda çocuk beslenmesine eklenmelidir.
    • Vitamin C den zengin portakal, mandalina, domates, koyu yeşil sebzeler demirden yararlanmayı arttırırlar. 6.aydan sonra bebek beslenmesine eklenmelidir.
    • Ispanak, pazı, pırasa, lahana, kereviz, yeşil fasulye, bezelye, biber, pancar, maydanoz gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerin tümü demir yönünden zengin gıdalardır. 9.Aydan sonra çocuk beslenmesine eklenmelidir
    • Kırmızı et, gezinen tavuk, deniz balığı, karaciğer, gezinen tavuk yumurtası, kuru baklagiller, bulgur, kuru üzüm,tahin, üzüm pekmezi,kuru yemişler demirden oldukça zengin gıdalardır.Bunlar da 9.aydan sonra bebek beslenmesine mutlaka eklenmelidir.
    DEMİR EKSİKLİĞİ TEDAVİSİ
    Tedavinin amacı vücuttaki eksik demirin yerine koyulmasıdır. Bu da demir içeren şurup ve damlalarla olur. Bu ilaçları kullanırken aşağıdaki uyarılara dikkat etmelisiniz.
    • Doktorunuza danışmadan asla demir ilacı kullanmayınız.
    • İlaçları doktorunuzun önerdiği dozda ve önerdiği sürede kullanmalısınız. Fazla demir organlarda ve dokularda birikerek onlara zarar verebilir.
    • Kırmızı et, sakatat, gezinen tavuk eti, deniz balığı ve gezinen tavuk yumurtasındaki demirin emilimi sebze ve meyvedeki demire göre daha yüksektir. Çocuklarınıza bu gıdalardan zengin bir beslenme program uygulamalısınız. Çocuklarınıza asla vejetaryen bir program uygulamamalısınız.
    • Demir ilaçları yemekten yarım saat önce ya da 2 saat sonra aç olarak alınmalıdır. Tok olarak alınırsa midedeki gıdalar demir emilimini bozar.
    • Demir ilaçlarının meyve suyu ile örneğin vitamin C den zengin portakal, mandalina, çilek, domates suyu ve koyu yeşil sebzelerle birlikte alınması alınan demirin emilimini arttırır.
    • Demir ilaçlarının tadı genelde kötüdür. Çocuklarda karın ağrısı, bulantı kusma gibi yan etkilere neden olabilir. O nedenle bu ilaçlara yavaş yavaş başlanmalıdır. Örneğin günde 10 damla verilecek ise 1. Gün bir damla 2. Gün 2 damla 3. gün 3 damla şeklinde başlayıp giderek arttırılmalı 10. Gün 10 damlaya ulaşılmalı ve daha sonra hep 10 damla şeklinde devam ettirilmelidir.
    • İlaç her gün aynı saatte verilmeli ve tedavi kurallarına uyulmalıdır.
    • Demir ilaçları dişlerde kararmalara, gri, siyah renk değişimlerine neden olabilir. Bunlar çoğunlukla geçicidir. İlaç dilin arka kısmına verilerek bu renklenmeler azaltılabilir.
    • İlaç verdikten sonra su içirilmeli ve dişler bebek diş fırçası ile macunsuz olarak fırçalanmalı ya da nemli bir tülbentle silinmelidir.

    Dr.Yılmaz Bay
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı