Doktor Yılmaz Bay

Çocuk Doktoru Yılmaz Bay'ın sayfasına hoşgeldiniz!
RSS ikon Email ikon

Bahar Nezlesi Bahar Aylarını Çileye Çeviriyor!

İlkbaharın gelmesiyle, alerjik hastalıklarda ciddi bir artış ortaya çıktı. Bunların başında bahar nezlesi kendini gösterdi. Giriş: 02 Mart 2014 – 09:05 Güncelleme: 02 Mart 2014 – 09:10 Özge Özkul/ AjansHaber Halk arasında saman nezlesi olarak bilinen bahar nezlesinin, en önemli nedeni ağaç, çiçek, çayır ve otların polen denilen üreme tozları. Ayrıca bazı mantar cinsleri de [...]

Bahar Nezlesi Bahar Aylarını Çileye Çeviriyor! Bahar Nezlesi Bahar Aylarını Çileye Çeviriyor!

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Solunum yolları, burnumuzun ucundan akciğerlerdeki oksijen alışverişinin yapıldığı küçük hava keseciklerine kadar uzanır. Bu hava yolunun gırtlağın üst kısmında kalan bölümüne üst solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına da üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE ), gırtlağın alt kısmında kalan bölümüne alt solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına alt solunum yolu enfeksiyonları (ASYE ) adı verilmektedir. Kulaklar ve [...]

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI
  • Mart 1st, 2010 doktoryilmazbay Yorum yok

    SEVGİLİ ANNE ve BABALAR

    Çocuk yetiştirmek bir sanattır. Hem de dünyanın en zor, en yorucu ama öte yandan da en güzel sanatıdır. Çocuk yetiştirme sanatının ana ilkeleri sevgi, anlayış ve hoşgörüdür.

    Sayfamızda çocuğunuzu yetiştirirken en çok karşılaşacağınız sorunlar ve bu sorunlarla ilgili açıklamalar bulacaksınız. Sağ taraftaki menüyü kullanarak merak ettiğiniz konularla ilgili ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Doktor Yılmaz Bay’ı tanımak isterseniz buraya tıklayınız.

    Anne ve Baba olduğunuz için sizleri kutluyorum ve çocuğunuz ile birlikte sevgi, anlayış ve hoşgörülü günler diliyorum.

    Doktor Yılmaz Bay
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

    Not: Randevu almadan önce bu yazıyı okuyunuz: Randevu Kuralları

  • Bahar Nezlesi Bahar Aylarını Çileye Çeviriyor!

    Mart 6th, 2015 doktoryilmazbay Yorum yok

    İlkbaharın gelmesiyle, alerjik hastalıklarda ciddi bir artış ortaya çıktı. Bunların başında bahar nezlesi kendini gösterdi.

    Giriş: 02 Mart 2014 – 09:05
    Güncelleme: 02 Mart 2014 – 09:10

    Özge Özkul/ AjansHaber

    Halk arasında saman nezlesi olarak bilinen bahar nezlesinin, en önemli nedeni ağaç, çiçek, çayır ve otların polen denilen üreme tozları. Ayrıca bazı mantar cinsleri de hastalığa neden olabilir. Genelde, bitkilerin üreme mevsimi olan ilkbaharda, polen yapımı oldukça fazladır. Hastalığa bu nedenle bahar nezlesi adı verilir.

    Dr. Yılmaz Bay, AjansHaber’e verdiği bilgilerde, bahar nezlesiyle nasıl başa çıkılacağını anlattı.

    HAVA YOLUYLA OLUŞUYOR

    Hava yolu ile taşınarak kişilerin burun hücrelerine gelen polenler, burun hücrelerinin geçirgenliğini bozarlar ve burun damarlarını genişletirler. Burun içinde şişkinliğe neden olarak burundan nefes almayı zorlaştırır, açıklamasını yapan Dr. Yılmaz Bay,  sonuçta günde en az yarım ile bir saat kadar süren periyotlarla seyreden hapşırık, burunda kaşıntı, su gibi berrak bir burun akıntısı, bazen burun kanaması, boğaz temizleme, öksürük, gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve baş ağrısı ile kendini gösteren alerjik nezle tablosu ortaya çıkar. Kişi ağızdan solur, sıkıntılı bir yüz görünümü vardır. Uzun süreli tekrarlayan atakları olanlarda damak çukurlaşmış, diş gelişimi bozulmuştur, dedi.

    HER ÇOCUĞUN DUYARLILIĞI FARKLI

    Hastalık, çocuklarda 4- 5 yaş dolaylarında başlar, sık olarak 12- 15 yaş civarında görülür. Polenle karşılaşan her çocukta alerjik nezle görülmez. Ancak doğuştan alerjik yatkınlığın olması gerekir. Her çocuğun duyarlı olduğu bitki türü farklı olabilir, açıklamasını yapan Yılmaz Bay,  “Polenle ilk karşılaşma hastalığa neden olmayabilir. Tekrarlayan karşılaşmalar önemlidir. Hastalık genelde, polen mevsiminin başlangıcından 1- 2 hafta sonra başlar ve polen mevsiminin bitişinden 1- 2 hafta sonra sonlanır. Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ayları alerjik nezlenin en sık görüldüğü aylardır, dedi.

    KURDEŞENE NEDEN OLABİLİR

    Bahar aylarındaki bu bitki polenleri, ayrıca halk arasında kurdeşen denilen; deriden kabarık, kenarları kızarık, ortası soluk, kaşıntılı deri lezyonlarına da neden olabilir diyen Bay,  bunun tıp dilindeki adı ürtiker plaklarıdır. Böcek ısırması ve böcek sokmaları da buna benzer deri lezyonlarına neden olabilir, şeklinde konuştu.

    TEDAVİ, NEDENİ BULMAKLA BAŞLIYOR

    Tedavide temel prensip, alerjik nezleye neden olan maddenin ya da maddelerin bulunmasıdır. Bunun için aile iyi bir gözlemci olmalı. Hangi madde ile karşılaşıldığında çocukta nezle geliştiğini saptamaya çalışmalı, sonra da ortamdan o madde uzaklaştırılmalı ya da çocuk o ortama sokulmamalıdır, açıklamasını yapan Bay, duyarlı maddenin saptanması her zaman kolay olmayabilir. Böyle durumlarda, alerji ünitelerinde uygulanan deri testleri ile bu madde ya da maddeler saptanabilir, dedi.

    TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİYOR

    Bahar nezlesinin hafife alınmaması gerektiğini belirten Bay, tedavi edilmediğinde alerjik nezle, sık üst solunum yolu enfeksiyonu, tekrarlayan orta kulak iltihabı, işitme kaybı, sinüzit, zatürre, bronşit ve astım hastalığına neden olabilir. Bu nedenle, erken tanı konulup, ivedilikle tedaviye geçilmelidir, dedi.

  • ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

    Temmuz 28th, 2014 doktoryilmazbay Yorum yok

    Solunum yolları, burnumuzun ucundan akciğerlerdeki oksijen alışverişinin yapıldığı küçük hava keseciklerine kadar uzanır. Bu hava yolunun gırtlağın üst kısmında kalan bölümüne üst solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına da üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE ), gırtlağın alt kısmında kalan bölümüne alt solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına alt solunum yolu enfeksiyonları (ASYE ) adı verilmektedir. Kulaklar ve sinüslerde üst solunum yollarına dâhildirler.

    Tüm solunum yolları koruyucu özel bir hücre tabakası ile kaplanmıştır. Bu hücre tabakası özel bir salgı üreterek solunum yollarını nemli tutar. Ayrıca bu salgının içerisindeki koruyucu hücreler de solunum yollarına yerleşmek isteyen mikroplara karşı vücudu korur. Yine bu hücrelerin üzerindeki titrek tüyler solunum yollarına girmeye çalışan mikroplara karşı koyar ve bir süzgeç gibi havayı temizlemesi yanında karşı hareketlerle mikropları dışarı atmaya çalışır.
    Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarına (ÜSYE) tutulduğu bölgeye göre isimler verilir. Gırtlak bölgesinin iltihaplanması (Larenjit), bademciklerin iltihaplanması (Tonsillit), kulak iltihaplanması (Otit), sinüslerin iltihaplanması (Sinüzit), burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit ) olarak adlandırılır. Nazofaranjit halk arasında üşütme, soğuk algınlığı gibi isimlerle de adlandırılır. Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarının % 80-%90 ı virüs denilen mikroplarla olur ve bunun da çocuklarda en çok görüleni burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit), yani soğuk algınlığıdır.

    SOĞUK ALGINLIĞI: Hastalığa virüs denilen bir cins mikrop neden olduğu halde, hastalığın soğuk algınlığı, üşütme gibi isimlerle adlandırılması, soğuğun solunum yollarını olumsuz etkileyerek hastalığa zemin hazırlaması nedeniyledir.

    Soğuk, solunum yollarındaki özel tüycüklerin hareketliliğini yavaşlatarak işlevlerini bozar, solunum yollarındaki damarların çalışmasını bozarak solunum yollarını koruyan hücrelerin beslenmesini engeller.

    Soğuk algınlığı çocuklarda en sık görülen hastalıktır. Eylül ve Nisan ayları arasında görülme sıklığı en fazladır. Soğuk algınlığına neden olan virüslerin sayısı 200’ün üzerindedir; o nedenle çocuklar yılda ortalama 6- 8 defa soğuk algınlığına yakalanabilirler. Bazen bir cins virüsle olan hastalık biterken bir başka virüs çocukta hastalık yapabilir. Bu da ailede yanlış olarak hastalığın hiç bitmediği şeklinde anlaşılabilir. Kreş ve anaokuluna giden çocuklarda hastalık daha da sık görülebilir.

    Çocuklar virüsü anne, baba ve kardeşlerden alabileceği gibi yakın çevreden, eve gelen ziyaretçilerden, anaokulu, kreş, oyun alanları, okul gibi toplu yaşam alanlarından ya da toplu alışveriş merkezlerinden de alabilirler. Bulaşma genelde hasta kişinin öksürük, hapşırık sonucu tükürüğündeki mikrobu hava yoluyla etrafa saçması ve çocuğun da etrafa saçılan bu mikrobu hava yolu ile soluması ya da mikrop bulaşan eşyaları ağzına götürmesi ile oluşur. Bazen de hasta kişilerin bulunduğu ortamdaki havanın solunması ile ya da hasta kişinin mikrobu bulaştırdığı eşyaların kullanılması ile bulaşabilir.

    Soğuk algınlığı genelde halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık, hapşırık ve burun akıntısı ile başlar. Bazen bu belirtilere başlangıçta ateş de eşlik edebilir. Başlangıçtaki burun akıntısının ardından gelişen burun tıkanıklığı, ateş yüksekliği, öksürük ve boğaz ağrısı soğuk algınlığının tipik belirtileridir. Küçük çocuklar burun solunumu yaptıklarından burun tıkanıklığı nefes almayı zorlaştırarak solunum sıkıntısına neden olabilir. Burundan yeterince nefes alamayan çocukta beslenme de zorlaşabilir. Bazen bulantı ve kusma da görülebilir. Öksürük uykuyu engelleyecek boyutlara ulaşabilir. Tüm bunların sonucunda özellikle küçük çocuklarda iştahsızlık, huysuzluk, huzursuzluk ve bitkinlik görülebilir. Bu yakınmalar genelde 3- 7 günde kendiliğinden geçer. Bazen öksürük 10- 15 güne kadar uzayabilir. Öksürük 15 günü geçti ise, koyu yeşil, yapışkan bir akıntı varsa sinüzit gelişmiş olabilir. Doktorunuza başvurunuz.

    SOĞUK ALGINLIĞI GRİP İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR.

    SOĞUK ALGINLIĞINDA TEDAVİ:

    Öncelikle şunu bilmelisiniz ki, soğuk algınlığı virüslerle oluşan bir hastalıktır ve tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Ateşi var, boğazı kızarık diye hemen antibiyotik başlamayınız. Antibiyotikler gereksiz yere kullanıldıklarında; solunum yollarını koruyan faydalı bakterileri de öldürerek dirençli bakterilerin solunum yollarına yerleşmesine neden olurlar. Bu da basitçe geçecek olan soğuk algınlığının uzamasına ve daha ağır seyretmesine neden olabilir. Ayrıca kullanılan antibiyotikler ikincil enfeksiyonları da önlemez.

    Çocuğunuzu iyi besleyin, aldığı sıvı miktarını arttırın ve aşırı yorucu hareketlerini engelleyin. Anne sütü alıyorsa devam edilmeli ve her zamankinden daha sık aralıklarla verilmelidir. Mama ile besleniyorsa beslenme esnasında her zamankinden daha az mama alabilir, endişelenmeyiniz. Daha az ve daha sık aralıklarla mama veriniz. Sıvı ihtiyacı su, süt, mama, meyve suyu, çorbalar ve her türlü bitkisel çaylar (Ihlamur, Adaçayı, Papatya çayı, Rezene çayı, Nane-limon) kullanılarak karşılanabilir. Çocuklar hastalıklarda kusabilir; beslenmeyi kesmeyiniz daha az mamayı daha sık aralıklarla sununuz. Çocuklar hastalıklarında normal yediklerinin üçte birini, dörtte birini yerler. Beslenmedeki bu azalma, aldığı besini sindirmeye harcayacağı enerjisini mikroplarla savaşmaya harcaması için vücudun geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır ve vücudun yararınadır. İlla besleyeceğim diye çocuğunuzu zorlamayınız. Hastalığın acil dönemi geçtikten sonra bu yemediği miktarı kısa sürede fazladan yiyerek eksiğini kapatacaktır. Hastalık süresince ona sindirimi kolay sulu gıdalar sununuz.

    Burnunun açılmasını sağlayınız. Bunun için 2 yaş altı çocuklarda Serum Fizyolojik içeren burun damlaları yeterlidir. 2 yaş üzerinde doktorunuzun önerileri doğrultusunda okyanus suyu denilen burun damlaları ya da içinde solunum yollarını açıcı maddeler bulunan ve çocuklar için özel olarak hazırlanan burun damlaları kullanılabilir. Serum fizyolojik içeren burun damlalarını günde 3–5 kez her bir burun deliğine 2–3 damla olacak şekilde uygulayabilirsiniz. Burunda aşırı tıkanıklık varsa, beslenmede güçlük çekiliyorsa, beslenmeden 15–20 dakika önce burun damlası kullanmalısınız. Burun damlaları 3 günden fazla kullanılmamalıdır.

    Burunda salgılar çoksa ve bu salgılar nefes almayı zorlaştırarak emmeyi de engelliyorsa, doktorunuzun önerileri doğrultusunda çocuklar için özel olarak hazırlanmış burnun içine girmeyen burun aspiratörü ile burundaki sıvıyı çekebilirsiniz. Aspiratör kullanmadan 5–10 dakika önce Serum fizyolojikle burunu yıkamalısınız. Burnun içine sokulan, elle kullanılan aşrı basınç uygulayan vakumlu burun aspiratörlerini kullanmayınız. Burun kılcal damarlarında çatlamalara hatta burun kanamalarına neden olabilirler.

    Burun kenarlarına süreceğiniz vazelin türü yağlı kremler burun kızarıklığını ve tahrişi önleyebilir. Bu kremleri asla burun içerisine sürmeyiniz.
    Odasını sık sık havalandırınız ve bulunduğu odadaki havanın nemlenmesini sağlayınız. Bunun için öncelikle evdeki ısı kaynakları üzerine geniş bir kapla ve ağzı açık olarak su koyabilirsiniz. Odanın belirli yerlerine ıslak bezler koyabilirsiniz. Su ısıtıcıları ile de odayı nemlendirebilirsiniz. Ya da soğuk buhar veren aletlerden yararlanabilirsiniz.

    Eğer klima ile ısınıyorsanız; ortamın nemlendirilmesine daha çok dikkat etmelisiniz. Çünkü klima, havadaki nemi alarak ortamı daha çok kurutur.
    Ateşi varsa Paracetamol ya da İbuprofen gibi ilaçlardan yararlanabilirsiniz. Ateşin durumuna göre paracetamolü 4- 6 saat, İbuprofeni 6- 8 saat ara ile tekrarlayabilirsiniz. Ateşli çocuğunuzu asla soğuk suya sokmayınız. Ateş çok yüksekse ve ateş düşürücü ilaç verdikten 2 saat sonra hala düşmeye başlamamışsa, vücut sıcaklığının 1–2 derece altındaki su ile vücudu silebilirsiniz ya da bir kapta veya banyo küvetinde 36–37 C su içinde çocuğunuzu 20–30 dakika süre ile tutabilirsiniz.

    Öksürük konusunda, çocuğunuzu huzursuz eden bir öksürük varsa doktorunuzun önerileri doğrultusunda salgıları yumuşatıcı, balgam söktürücü ilaçlar ya da uykuyu etkileyen aşırı öksürükte kısa süreli öksürük kesici ilaçlar kullanılabilir.

    ÇOCUĞUNUZU SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUMAK İÇİN

    • Birinci koşul, siz ve çocukla ilgilenen herkes çocuğu ellemeden önce ellerini çok iyi yıkamalıdır.
    • Çocuğunuzun yeterli ve dengeli beslenmesine dikkat edin.
    • Mevsim şartlarına uygun giydirin. Yetersiz giydirmemeye özen gösterdiğiniz gibi aşırı giydirip terletmemeye de dikkat edin.
    • Dinlenmesi ve yeterli uyuması için gerekli şartları sağlayın, aşırı yorucu hareketlerde bulunmasını engelleyin.
    • Öksürürken, aksırırken ağzınızı kapatın ve çocuğunuza da bunu öğretin.
    • Ağız, burun temizliğinde kullanılıp atılan kâğıt mendilleri tercih edin.
    • Hastayken ağzınızı basit bir tülbentle kapatabileceğiniz gibi eczaneden alabileceğiniz maskeleri de kullanabilirsiniz.
    • Hastayken yiyecek, içecek kaplarını ellemeyin, çocuğunuzun havlusunu kullanmayın.
    • Öksüren, aksıran insanları eve kabul etmeyin. Siz arkadaşınıza gidecekseniz evde hasta olan insan var mı soruşturun.
    • Çocuğunuzu ağzından, burnundan, yüzünden öpmeyin, kimseye de öptürmeyin.
    • ÇOCUĞUNUZUN BULUNDUĞU ODADA HATTA EVDE KESİNLİKLE SİGARA İÇMEYİNİZ VE HİÇ KİMSEYE DE SİGARA İÇTİRTMEYİNİZ!

    SOĞUK ALGINLIĞI GEÇİREN BİR ÇOCUK İÇİN NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALIDIR?

    • Bebeğinizin ilk soğuk algınlığı ise
    • Bebeğiniz 3 aydan küçükse
    • Nezle öksürük olmadan ateş birden başladı ise ve 3 gün geçtiği halde ateş halen 38 C’nin üstünde seyrediyorsa
    • Çocuğunuzun uykusunu bölen kuru öksürük 2 günden fazla devam ederse
    • Aşırı kusmalar varsa
    • Nefes alma zorluğu, göğüste inip kalkma varsa ve burun kanatları her nefes alışta açılıp kapanıyorsa
    • Koyu yeşil, kanlı ve mukuslu burun akıntısı 4–5 günden fazla sürerse
    • Kulaklarını tutuyor, acı çeker gibi görünüyor ve her zamankinden farklı çığlık atarak ağlıyorsa
    • Bitkin ve halsiz görünüyor, inliyor, sürekli uyuyor ve hiçbir şey yiyip, içmiyorsa
    • Öksürük 15 günü geçtiği halde hala şiddetle devam ediyorsa
    • Soğuk algınlığı sonucu başka hastalıklar (kulak iltihabı, sinüzit, bronşit, zatürre) gelişmiş olabilir. Mutlaka doktora başvurmalısınız.

    DİKKAT: Hiçbir şikâyeti olamayan çocukta birden çok şiddetli, kontrol edilemeyen bir öksürük gelişirse çocuğunuz yabancı cisim yutmuş olabilir. En yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.

    Dr. Yılmaz Bay
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı