Aylık Gelişim

BEBEK BAKIMI VE BESLENMESİ: 18–21 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Çocuğunuzu yolun başında eğitirseniz;  Yolun sonunda bile sapmayacaktır.”

          Evde artık bir gezgin, bir kâşif, bir bilim adamı var. En ummadığınız anlarda ve beklemediğiniz yerlerde karşınıza çıkan bu gezgin burnunu her yere sokar. Farklı boyutlardaki kutulardan, bloklardan yeni icatlar yapar. Elbisesini çıkartabilir. Oyuncak bebeğini besleyebilir. Beş küple bir kule yapabilir. Küpleri yan yana sıralayıp tren yapabilir. Bir kitabın sayfalarını çevirebilir. Elinden tutulursa basamakları iner. Açlığını ve susuzluğunu belirtir. İki sözcüklü cümleler kurabilir. Burun, ağız, yüz, göz gibi organları tanır ve gösterir. Tuvalet isteğini işaret ile ya da kelime ile belli eder. Bazen de bu ihtiyacını koltuk arkalarında, kapı arkalarında ya da perdelerin arasında giderir. Siz ona anlayış gösterin. 

           OYUNCAK SEÇİMİ: Bu dönemde çocuklar; saçlı ve üzerinde elbiseleri olan oyuncak bebek ya da hayvanlardan hoşlanırlar. Onlara sarılıp öperler hatta onları arkadaşları gibi görürler. Küçük arabalar, büyük kasalı kamyonlar, kumda ve suda oynayabileceği kova, kürek, plastik su havuzları gibi oyuncaklar; evcilik takımı, marangoz takımı, doktor çantası onlara aynı zamanda hayat tecrübesi de kazandırır. Küçük askerler, oyuncak trenler, evler, çiftlikler onların hayal gücünü genişletir. Sökülüp takılan oyuncaklar, bozulup yeniden yapılan resim tahtaları onların el becerilerini artırır.

HANGİ OYUNLAR OYNAYABİLİRSİNİZ?

    Sokağa çıkmak için can atıyordur. En az gün de 2 kez 30–60 dakika sokağa çıkın. En iyisi arkadaşları ile olabileceği bir oyun bahçesine gidin. Giyinme, soyunma, yemek yeme diş fırçalama gibi faaliyetleri kendi başına yapması için özendirin. Her şeyin rengini söyleyerek renkleri öğrenmesine yardım edin. Büyük-küçük, sert-yumuşak, uzun-kısa gibi zıtlıkları açıklayın. Renkli desenli kâğıtlar ve kalemlerle yazı yazmasını, resim yapmasını destekleyin. Sayıları öğretin. Sevdiği kitapları tekrar tekrar okuyun. Kitaptaki isim ve şekilleri tanıtmaya çalışın. Hatta kitap yapraklarını kendi kendine çevirmesine izin verin. Bir hobi sepeti hazırlayın ya da ulaşabileceği bir çekmeceye evde işe yarayan, yaramayan tüm eşyaları doldurun. Onları çıkartıp inceleyip tekrar yerine koymaktan büyük zevk aldığını göreceksiniz. Balkonda, bahçede plastik bardaklarla bardaktan bardağa su boşaltma oyunu oynayabilirsiniz. Zorluk derecesi biraz daha ileri Legolardan çeşitli şekiller yapmasını sağlayabilirsiniz. Çocuğunuzun sık sık diğer çocuklarla bir arada olmalarını sağlayarak oyun oynamaları için ortam hazırlayın ve oyunlarını uzaktan izleyin.

DEĞİŞİK TATLAR

      SEBZELİ FIRIN MAKARNA: 1 orta boy havuç, 1 su bardağı bezelye ve 2 diş sarımsağı bir kapta karıştırarak 15 dakika pişirin. Ayrı bir kapta 1 paket makarnayı 10 dakika haşlayın. Daha sonra iki karışımı bir fırın kabına koyup 180 derecelik ateşte 20 dakika pişirin. Fırından indikten sonra üzerine peynir rendesi koyup çocuğunuza verebilirsiniz.

      BALIK BUĞLAMA: Hamsi, sardalye, lüfer, mezgit, levrek, çipura gibi balıklarla yapılabilir. Zeytinyağı koyulmuş bir tencerenin dibine halka halka dilimlenmiş soğanları koyun. Üzerine balıkları koyun, üzerine halka şekline doğranmış patates, limon ve maydanoz koyun. Bir miktar su ekleyerek kısık ateşte 20 dakika pişirdikten sonra çocuğunuza sunabilirsiniz.

        BÖREK: Yufka içerisine peynir ve çeşitli sebzelerin karıştırılması ile hazırlanan bu geleneksel yiyeceğimiz çocuğunuz için gerekli bütün besleyici öğeleri içerir.

       Sebzeli Börek: Fırın tepsinizi yağladıktan sonra üzerine 1 yufkayı serin. 2 çorba kaşağı sıvı yağ ve süt karışımını yufkanın üzerinde gezdirin. Üzerine 1 yufka daha serin. Evdeki sebzelerden (pırasa, ıspanak, pazı, maydanoz gibi) 1 tanesini ince ince kıyıp peynirle karıştırdıktan sonra bu 2. kat yufkanın üzerine yerleştirin. Üzerine yeni bir yufka serin. Bu yufkanın üzerinde yağ süt karışımını tekrar gezdirin. Tekrar 1 yufka daha serin bunun üzerine 1 çorba kaşığı sıvı yağda çırpılmış bir yumurtayı dökün. 200 C ısıtılmış fırında 30 dakika pişirdikten sonra çocuğunuza sunabilirsiniz. 

   İsteğe bağlı olarak böreğinizi kıymalı, tavuk etli, hindi etli ya da balıklı olarak ta hazırlayabilirsiniz.

       MEYVELİ MUHALLEBİ (Muz, Şeftali, Elma, Armut, Çilek, Karpuz, Kavun…): Bu meyvelerle tek tek ya da birlikte de hazırlanabilir. Meyveleri soyup kabuklarını çıkartın. 1 Su bardağı süt, 2 çorba kaşığı şeker, 2 çorba kaşığı pirinç unu, 1 çorba kaşığı nişasta, 1 yumurta, 1 paket vanilyayı bir tencereye koyun ve iyice karıştırın. Orta ateşte kabarıncaya kadar pişirin. Ateşten indikten sonra üzerine daha önce hazırladığınız meyveleri çeşitli şekillerde süsleyerek koyup çocuğunuza sunabilirsiniz.

      SOSLAR: Çocuklar genelde sebze ve meyve yerine makarna, pilav, patates ve köfte gibi yiyecekleri tercih ederler ama dengeli bir beslenmede sebze ve meyveler mutlaka bulunmalıdır. İşte sebze, meyve, balık ya da sevmediği herhangi bir gıdayı sos paltosu altına gizleyerek çocuğunuza sunabilirsiniz.

     BAŞAMEL SOSU (Tereyağlı sütlü sos): 3–4 çorba kaşığı kadar tereyağını bir tencere içerisinde kısık ateşte ağır ağır eritin. Bu yağın üzerine 2-3 çorba kaşığı kadar un ekleyin. Topak olmayacak şekilde karıştırın. Bu karışımın üzerine 2 bardak sütü yavaş yavaş dökerek 10-15 dakika süre ile karıştırmaya devam edin. Koyu bir kıvama ulaştığında sosunuz hazır demektir. Yiyeceklerine karıştırarak çocuğunuza sunabilirsiniz.

   Çocuğunuzun isteğine göre bu sosa peynir ekleyebilirsiniz. Çocuğunuzun almadığı her türlü yiyeceği bu sosla karıştırarak ona sunabilirsiniz.

   Kullanmadığınız miktarları buzdolabı poşetleri içinde derin dondurucuda bekletip gereksinim duyduğunuzda 1-2 ay süre ile yeniden kullanabilirsiniz. 

   DONDURMA: Çocuk beslenmesinde temel gıda değildir. Buna rağmen süt, şeker, salep, yumurta, vanilya, meyve püresi ve kakaodan yapılan dondurma çocukların en çok sevdiği yiyecekler arasındadır. Böyle bir dondurmayı evde kendiniz yapabilirsiniz. Muz, Şeftali, Elma, Armut, Erik, Çilek, Limon, Karpuz, Kavun gibi meyvelerle tek tek ya da birlikte hazırlanabilir. Meyveleri soyup kabuklarını çıkartın. Kıvamlı bir karışım elde etmek için robottan geçirin ya da çatalla iyice ezin. 1 bardak süte 2 çorba kaşığı şeker ve 2 çorba kaşığı salep, 1 paket kakao , 1 paket vanilya, 1 yumurtanın beyazını ekleyin ve kısık ateşte 10 dakika kaynatın. Hazırladığınız meyve karışımını üzerine ekleyin ve iyice karıştırın. Daha sonra dondurma kaplarına ya da buz kaplarına koyarak buzlukta 5-6 saat beklettikten sonra çocuğunuza sunabilirsiniz. Yerken ağızda 5–10 saniye çevrilirse ailelerin en çok korktuğu üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olma ihtimali azalır.  

Afiyet olsun

ÇOCUKLARA TUVALET ALIŞKANLIĞI KAZANDIRILMASI

ÇOCUĞUNUZA TUVALET ALIŞKANLIĞINI NASIL KAZANDIRABİLİRSİNİZ?

Şimdi sıra sabırsızlıkla beklediğiniz konuya geldi. Ancak çocuk eğitiminde en zor ve  en çok sabır isteyen konu da çocuğa tuvalet alışkanlığı kazandırılmasıdır. Her çocuğun kendine özel bir temizlik gelişimi vardır. DÜNYA Üzerinde NE KADAR ÇOCUK VARSA O KADAR FARKLI TUVALET ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMA YÖNTEMİ VARDIR. Sizin çocuğunuzun tuvalet alışkanlığı kazandırma yöntemini; çocuğunuzla birlikte siz oluşturacaksınız. 

Tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmalarına TUVALET İLETİŞİMİ-BEZSİZ BEBEK  şeklinde doğumdan itibaren başlayabilirsiniz. Tuvalet iletişimi-bezsiz bebek  yöntemi; çocuğun bakımından sorumlu olan kişinin çocuğu gözleyerek, tepkilerini ve hareketlerini kontrol ederek çocuğun tuvaletinin geldiği anı anlayabilmesi ve tuvaletini bezi dışında lazımlığa ya da bir aparata yapmasına yardımcı olması temeline dayanır. Bu yöntemi  0-18 aylık dönemde istediğiniz zaman çocuğunuza uygulayabilirsiniz. Başlama anınız tamamen size bağlıdır. Kendinizi hazır hissettiğinizde istediğiniz her an başlayabilirsiniz.

Eğer doğumdan itibaren Tuvalet İletişimi-Bezsiz bebek yöntemini uygulayamadıysanız; 12-18-36 ay dolaylarında tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmalarına başlayabilirsiniz. Her iki yöntemde de asla zorlayıcı ve ısrarlı olmayınız. Zorlayıcı ve ısrarcı olmanız çocuğunuzda birtakım ruhsal sorunlara ve onun daha uzun süreli altını ıslatmasına neden olabilir. Tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmalarına 2-3 yaşından sonra başlamanız ise çocuğunuzun tuvalet alışkanlığı kazanmasının gecikmesine neden olabilir. Ayrıca 3 yaş dolayları toplumsallaşma ve kreşe başlama yaşı olduğu için bezli olmak, çiş ve dışkı kontrolü sağlayamamak çocuğunuzun arkadaşları arasında rahatsız olmasına ve kendini dışlamasına neden olabilir.

Çocuğunuzda Tuvalet alışkanlığı kazandırma denemelerine başlamada dikkat edeceğiniz  en önemli nokta; bağırsak ve idrar yollarını kontrol eden sinir ve kasların belirli bir olgunluğa erişmesi gerekir. Bu olgunluk çocuklarda çoğunlukla 12-18-36 ay dolaylarında gelişir. Diğer önemli bir nokta ise çocuğun idrar kesesi ve bağırsaklarının dolduğunun, boşaltması gerektiğinin bilincine varmasıdır. Dışkılamayla ilgili büzücü kaslar normal olarak çocuk yürümeye başlayınca; 1 yaş dolaylarında gelişmeye başlar. Bir başka önemli gelişme ise; yine çocuğun, idrar ve dışkısını neden beze ya da yerlere değil de tuvalete yapması gerektiğinin bilincine varacak olgunluğa erişmesi gerekir. Çocuğunuzda bu gelişmeleri dikkatlice değerlendirdikten sonra tuvalet alışkanlığı kazandırmak için yeterli olgunluğa ulaştığını düşünüyorsanız tuvalet alışkanlığı kazandırma denemelerine  başlayabilirsiniz.

Çocuğunuzun tuvalet alışkanlığı kazanmaya başlaması için olgunlaştığını nasıl anlayabilirsiniz?

  • Çocuğunuz artık bezlenmekten hoşlanmıyor, sık sık bezini çıkartıyorsa,
  • Anne baba ya da büyük kardeşleri tuvalette izliyor, onları taklit ediyorsa,
  • 2-3–4 saat altını ıslatmadan durabiliyorsa,
  • Sabahları altı kuru kalkıyorsa,
  • Çişinin büyük bir bölümünü bir seferde yapabiliyorsa,
  • 3-5 dakika süresince belli bir pozisyonda oturabiliyor ya da durabiliyorsa,
  • Pantolonunu, kilotonu indirip kaldırabiliyorsa,
  • Islak bezle dolaşmaktan rahatsız oluyorsa,
  • Tuvalete gitmesi gerektiğini haber veriyorsa,
  • Tuvaleti kullanmak istiyor ve korkmuyorsa,
  • Aldığınız mama sandalyesi, tuvalet adaptörü ya da oturağı ilginç buluyor, ona oturmak istiyorsa,
  • Kısa ve öz talimatları anlayabiliyorsa ki bu talimatları şu oyunlarla kontrol edebilirsiniz. Örneğin ona koş, dur dediğinizde duruyor, ya da; daha ilerisini, dur, çömel ve otur gibi emirleri anlayabiliyor ve yerine getirebiliyorsa, yine koş, ellerimi çırptığımda dön ve bana koş gibi; komutlara uygun davranışlar gösterebiliyorsa;
  • Yukarıdaki maddelerden bir çoğunu yerine getirebiliyorsa, 

  Doğru zaman gelmiş demektir. Tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmalarına başlayabilirsiniz.

Tuvalet alışkanlığı kazandırma konusunda pratik öneriler;

  • Tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmalarına çocuğunuz ve siz hazır olduğunuzda başlayın. Hastalık ve seyahat gibi durumlarda tuvalet alışkanlığı kazandırmaya başlamayı erteleyin. Tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmalarının ilk zamanlarında çocuğunuzu bulunduğu ortamlardan farklı ortamlara sokmamaya özen gösterin. Örneğin; Anneanneye, babaanneye, komşuya gitmeyi bir süre erteleyebilirsiniz.
  • Öncelikle çocuğunuza zaman kavramını öğretmelisiniz. Hemen, birazdan, daha sonra gibi kavramları yerli yerinde kullanmalısınız. Örneğin birazdan yemek yiyeceğiz; Hemen televizyonu kapat; Şimdi tuvalete gitmelisin gibi zaman bildiren uyaranlarla onu kontrol etmelisiniz.
  • Çocuğunuzla çiş ve kaka kavramları hakkında konuşun. Neden bezlendiğini, niçin bezi çıkartıp tuvalete oturması gerektiğini anlatın. Çiş ve kakanın aldığı su ve besinlerden oluşan artıklar olduğunu, onlara artık vücudunun gereksinimi olmadığını ve bunların vücuttan atılması gerektiğini anlatın.
  • Çocuğunuz desteksiz oturmaya başladığı andan itibaren, genelde 6-7 ay dolaylarında tuvalete gidişlerinizde onu da yanınızda götürün. Ona rahat oturabileceği bir lazımlık alın siz tuvaletinizi yaparken oda sizi izlesin. Bu işlemler esnasında çocuğunuzla konuşun. Her şey bittikten sonra sifonu birlikte çekin. 
  • Çocuğunuz çiş ve kakasını yaptığında; çiş ve kakanın nereye gittiğini ona anlatın. Lazımlığını birlikte tuvalete dökün, sifonu birlikte çekerken güle güle diye el sallayın.
  • Erkek çocuklar babalarını, kız çocuklar annelerini tuvalette izlemeli. Erkek çocukların babalarını taklit etmesi daha kolaydır. Kız çocuklarının annelerini taklidi daha zor olabilir ancak yine de denemelisiniz.
  • Çocuklar en çok diğer çocukları gözleyerek öğrenirler. Kardeşini, komşu çocuğunu ya da kreş-ana okulundaki arkadaşlarını tuvaletini yaparken izlemesi en iyi  tuvalet alışkanlığı kazandırma yöntemidir.
  • Çocuğunuza kendi iç çamaşırını kullanması için yeterince büyüdüğünü belirtin. İlgisini çekecek iç çamaşırlarını birlikte alın. Pantolonunu, kilotonu indirip kaldırmasını ona öğretin.
  • Tuvalet alışkanlığı kazandırma döneminde çocuğunuza bol, kolay giydirilip çıkartılabilen rahat giysiler giydirin.
  • Tuvalete; sürekli olarak rahatça kullanabileceği bir oturak-lazımlık koyun ve bu lazımlığın  onun kendine ait çiş ve dışkılama yeri olduğunu, çiş ve kakası geldiğinde buraya oturması  gerektiğini ona anlatın.
  • 15-20-30 dakika ara ile çocuğunuza  tuvaletin var mı diye sormayın. Çocuğunuzun hangi zamanlarda tuvaletini yaptığını gözlemleyin. Bu saatlerde tuvalete gitmeyi ve lazımlığa oturmayı ona teklif edin ama asla zorlamayın. Siz de yanına oturun, onunla sohbet edin. Neden buraya oturduğunu ona basitçe anlatın. 5–7 dakika oturmasına izin verin. Daha sonra kaldırın. Tuvaleti oyun alanı gibi görmesin. Orada geçirdiği  zamanı oyun zamanı gibi kullanmasına izin vermeyin.
  • Klozet ve oturak-lazımlığın aynı şeyler olduğunu, büyüklerin klozeti çocukların lazımlığı kullandıklarını anlatın.
  • Klozet üzerine monte edilen çocuklar için özel olarak hazırlanan klozet üstü adaptörlerden de yararlanabilirsiniz. Böyle durumlarda çocuğunuzun ayaklarının havada kalmaması için ayak altına bir sehpa ya da  sandalye koymalısınız. Merdivenli hazır bir klozet adaptörü de kullanabilirsiniz.
  • Oturak-lazımlığı çocuğunuzla birlikte seçin. Yerde duran ya da klozete monte edilebilen adaptörler çocuğunuzun isteğine göre tercih edilebilir. 
  • Tuvalet alışkanlığı kazandırma konusunda renkli, resimli, eğitici kitaplar ya da eğitici çizgi film ve animasyonlardan da yararlanabilirsiniz.  Örneğin; çocukların çok sevdiği kukuli karakterinin “tuvalete hay hay, beze bay bay” isimli eğitici animasyonunu çocuğunuzla birlikte izleyebilirsiniz.
  • Lazımlığı doğru kullandığında öncelikle onu sözel olarak destekleyebilirsiniz. AFERİN, TEŞEKKÜR EDERİM, SEN ARTIK BÜYÜDÜN gibi sözler çocukların çok hoşuna gider. Sokağa çıkarmak, parka götürmek de  bir destekleme yöntemidir. 
  • Tuvalet alışkanlığı kazandırmak için bezi çıkardıysanız yeniden bezini takmamaya çalışın ancak 7-10 gün geçti hala altına yapıyorsa ya da ısrarla bez istiyorsa; demek ki çocuğunuz daha tuvalet alışkanlığı kazanmak için hazır değil. Bezi yeniden takabilirsiniz.
  • Tuvalet alışkanlığı kazandırırken alıştırma külotlarından da yararlanabilirsiniz. Bu külotların çişi fazla emmeyen kalitesiz külotlar olmasına dikkat ediniz. Alıştırma külotlarındaki bez; çişi emmez ise çocuk bundan rahatsız olup çişini ve kakasını tuvalete yapmak isteyebilir. Külot bez ile alıştırma külotlarını karıştırmayınız.
  • Bir gün oturağı çiş ve kakası ile başına geçirirse olayı gülümseyerek karşılayın. 
  • Çocuğunuz tuvalet alışkanlığı kazandıktan sonra ara sıra kaçırmalar olabilir. Bu genelde oyuna daldığında, sizinle inatlaştığında, istediği bir şey olmayınca, sizin ilginizi çekmek ya da sizi cezalandırmak istediğinde olabilir. Bunu doğal  karşılayın ve büyütmeyin.
  • Bazen de yeni bir kardeş gelişi, anne baba ayrılığı gibi çocuğu ileri derece etkileyen olaylarda ya da hiçbir görünen neden olmaksızın geri dönüşler olabilir. Böyle durumlarda çocuğunuza kızmayın, ona baskı yapmayın, cezalandırmaya kalkmayın. Belki de tuvalet alışkanlığı kazandırma işini bir süre için unutmak daha yararlı olabilir. 
  • Eğer çocuğunuz; tuvalete gitmesinin sizin için çok önemli olduğunu hissederse bunu istediklerini yaptırmak için koz olarak kullanabilir, ona bunu hissettirmeyin.
  • Tuvalet alışkanlığı kazandırmaya gündüz ve gece bezsiz olacak şekilde birlikte başlamalısınız. Gündüz bezsiz gece bezli olmak çocuğunuzda kafa karışıklığına neden olabilir.
  • Çocuğunuzu yatmadan önce mutlaka tuvalete tutmalısınız. Yatağının hemen yanına bir lazımlık koyun ve gece uyandığında onu lazımlığa oturtun. Lazımlıkta uyanık ve bilinci tam açık olarak 5-7 dakika süre ile oturmasını sağlayın. 
  • Gece kazalara karşı hazırlıklı olun. Bir süre çarşafın altına marketlerde yatak koruyucu örtü olarak satılan hazır çiş geçirmez örtülerden serebilirsiniz.
  • Gece uyandığınızda çişini yapmışsa değiştirebilirsiniz. Uyanamadınız ve çocuğunuz çişli kaldıysa da endişelenmeyin. Tüm gece çişli kalsa bile çocuğunuzda önemli bir sağlık sorunu gelişmez.  
  • Yatmadan önce aşırı sıvı tüketmesine izin vermeyiniz. Örneğin çocuk saat 22.00 de yatıyorsa saat 19.00-20.00 dolaylarında yemek işi bitirilmeli, sıvı alımı kesilmelidir. 
  • Eğer çocuğunuz gece kontrolünü tam olarak sağlamamışsa başlangıçta geceleri 2–3 saat ara ile uyandırıp tuvalete götürebilirsiniz. Çocuğunuzun kas kontrolünü kazanması için gece uyanık ve bilincinin tam olarak açık bir şekilde tuvalete oturması gerekir. 
  • Çocuğunuz; tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmalarına  direnç gösteriyorsa, korku duyuyorsa bir süre tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmalarına ara vermelisiniz. Bu çalışmaları zamana yayınız ve acele etmeyiniz.
  • Tuvalet alışkanlığı kazanılması doğal gelişim sürecinin bir parçasıdır. Sizin göreviniz sorumluluğu tam olarak üstlenmek değil, onu gözlemek ve zamanı geldiğinde ona destek olup yüreklendirmektir. Her çocuk zamanı geldiğinde tuvalet alışkanlığını mutlaka kazanacaktır. Bunu asla unutmayınız.
  • Çocuğunuz tuvaletini yaptığında çişi veya dışkısı için “kötü, ay ne pis, kötü kokuyor” gibi olumsuz sözler söylemeyiniz.
  • Çocuğunuza çiş ya da kakasını yaptıktan sonra mutlaka ellerini yıkamasını  öğretmelisiniz. Sizler de tuvaletten sonra ellerinizi yıkayarak ona örnek olmalısınız.
  • Çocuğunuzun tuvalet alışkanlığını erken kazanmasının ya da geç kazanmasının onun zekasıyla herhangi bir ilişkisi yoktur.

    Sözün özü; Çocukların büyük kısmı tuvalet alışkanlığını 18-36 ay dolaylarında kazanır. Ara sıra gündüzleri 4 yaşına kadar, geceleri 5 yaşına kadar kazalar olabilir. Doğal karşılayınız. 5 yaşından sonra halen tuvalet alışkanlığı kazanmamış ise ya da gece işemeleri devam ediyorsa doktorunuza danışmalısınız.

Tuvalet alışkanlığı kazandırma konusunda başarıya ulaşmak için sabırlı, tutarlı ve kararlı olmalısınız. 

                                                                                                                                                                   BOL SABIRLAR

                                                                                                                                                                  Dr. Yılmaz BAY         

BEBEK BAKIMI VE BESLENMESİ: 10-11 AY

doktoryilmazbay No Comments

İNSANLAR SEVME YETENEĞİNİ SEVİLE SEVİLE KAZANIR. HER FIRSATTA ÇOCUĞUNUZA SARILIN VE  ONA YÜKSEK SESLE “SENİ SEVİYORUM” DEYİN.

Çocuğunuz sizi şaşırtmaya devam ediyor. Artık ayakta yer değiştirebiliyor. Eşyalara ya da duvarlara tutunarak tüm evi dolaşabiliyor. Yardımla yürüyebiliyor. Kendi kendine yemek yemeye çalışıyor. Tut, ver, al, götür, getir gibi basit kelimeleri anlıyor ve söylediklerinizi yerine getirebiliyor. Komutlarınızı yerine getirdiğinde ona teşekkür edin. Ona öpücük gönderip ondan öpücük göndermesini isteyebilirsiniz. Göz, kulak, burun, yanak, dil gibi vücut bölümlerini ona öğretebilirsiniz.

           Mobilyalara, merdivenlere  ve evdeki tüm yükseltilere tırmanmayı sever. Düşmemesi ve kendine zarar verici ilaçlar almaması için dikkatli olmalısınız. Müzik ve danstan hoşlanır, tadını çıkartın. Birlikte bol resimli kitaplara bakın. Belirli eşya ve hayvanların isimlerini bol bol tekrarlayın. Bu dönemde uykusu azalmıştır zorlamayın. Günde 1 kez öğleden sonra 1-1,5 saatlik uyku gündüz uykusu için yeterlidir.

          Bu dönemde çocuğunuzu artık sofraya oturtunuz. Siz ne yiyorsanız ondan yiyebilir. Aşırı tuzlu, acılı, ekşili, kızartmalı, biberli, baharatlı gıdalar almamasına dikkat edin. Her türlü paketlenmiş gıdalardan ve bakkal iş abur cubur gıdalardan onu uzak tutun. Kaşığı kullanmaya alıştırın. Bu onun kendine olan güvenini arttıracaktır. Bırakın biraz döküp saçsın, etrafı kirletsin. KENDİ KENDİNE BESLENME YÖNTEMİ ONUN İÇİN EN İYİSİDİR.

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Oyuncak bebekler çocuğunuza duygularını dile getirme fırsatı verir ve onun için iyi bir arkadaştır.
  • Ayıcık ya da tavşan gibi yumuşak oyuncaklar çocuğunuzun hayvan sevgisini ve onlarla konuşarak dil becerisini artırır.
  • Toplar; tutma, yuvarlama, atma becerileri için kullanılabilir. El-Göz koordinasyonunun gelişmesine yardımcı olur.
  • Çarpıp geri gelen, renkli görünümlü hoş ses çıkartan oyuncaklar çocuğunuz için ilginç olabilir.
  • Kalem, defter, karalama ve boyama kitapları el becerisini artırır ve parmaklarını kullanmasını sağlar.
  • İç içe geçen kaplar,üst üste binen oyuncaklar cisimlerin boyutlarını algılamasına yardımcı olur.
  • Otomobil direksiyonu düşlerinin gelişmesine yardımcı olur.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

  • Bebeğinizle yaptığınız her türlü etkileşim, onun hafızasını güçlendirir. Karşılıklı oturun ve yüz ifadelerinizle oynayın. Dilinizi çıkarın, dudaklarınızı uzatın, kaşınızı kaldırın, başınızı sağa sola eğin ve çeşitli hayvan sesleri çıkarın. Bebeğinizle bu özel anların tadını çıkarın.
  • Kas ve sinir sisteminin sağlıklı gelişimi için bebeğinizin hareketleri tekrarlaması önemlidir. Bir sandalyenin kenarında durarak, “Bir, iki, üç, tekme!” diyerek tekme atma oyunu oynayın. Bebeğinizi de aynısını yapmaya teşvik edin. Bu hareketi farklı yönlerde tekrarlayın.
  • Düzenli olarak yürüme egzersizleri yapın. Karşısına geçip kollarınızı açın ve size doğru gelmesini teşvik edin.
  • İlgisini çekecek oyuncakları gösterin ve almasını isteyin. Bu, el-göz koordinasyonunu geliştirir.
  • Top oyunları oynayın. Topu ona atın, tuttuğunda alkışlayın. Sonra size geri atmasını isteyin.
  • Kağıt ve kalemle tanışmasını sağlayın. Defterlere, kitaplara yazıp çizmesine, karalamasına izin verin ve hatta teşvik edin.
  • Yaşıtı çocuklarla bir araya gelmesini sağlayın. Sosyal etkileşimlerini uzaktan gözlemleyin.
  • Sık sık parka gidin. Park oyuncaklarını kullanmasına izin verin. Gerekmedikçe müdahale etmeyin, kendi başına keşfetmesine olanak tanıyın.
  • Günde en az bir, mümkünse iki kez açık havaya çıkın. Temiz hava ve doğal ışık, bebeğinizin genel sağlığı için önemlidir. ÇOCUĞUNUZ SOKAKTA NE KADAR ÇOK VAKİT GEÇİRİRSE O KADAR DAHA MUTLU OLUR.

DEĞİŞİK TATLAR

        SOĞAN-SARIMSAK: Doğal koruyucu, doğal anti oksidan, doğal antibiotik olan bu gıdaların besin değerleri de oldukça yüksektir. 9. aydan sonra bebeğinizin beslenmesine eklemelisiniz. Öncelikle soğan ve sarımsağı ufak parçalara bölerek suda, buharda ya da fırında pişirdiğiniz yemeklere ekleyebilirsiniz. 1 yaşından sonra özellikle yeşil soğanı çiğ olarak da bebeğinize sunabilirsiniz. Bu gıdaları yağda kavurarak ya da kızartarak bebeğinize kesinlikle vermeyiniz.

        KEFİR: 9-10 ay dolaylarında bebek beslenmesine erkenden eklenmesi gereken, oldukça faydalı bir besindir. 200 cc kadar inek ya da keçi sütünü 10 dakika kaynatıp oda sıcaklığına gelinceye kadar soğutun.(Pastörize süt kullanıyorsanız kaynatmanıza gerek yoktur.) Daha sonra cam kavanoza koyduğunuz oda sıcaklığındaki bu süte 1 tatlı kaşığı güvenilir bir yerden aldığınız kefir mayası ekleyin. Toz almayacak ama hava almasını da engellemeyecek şekilde temiz bir tülbent ya da gazlı  bezle kavanozun ağzını kapatın. Karanlık bir ortamda 12-18 saat bekletin. Kefir taneciklerinin oluştuğunu gözledikten sonra buzdolabında 12-24 saat daha bekletin. Buzdolabından çıkarttıktan sonra temiz bir tülbent ya da gazlı bezle süzerek oda sıcaklığında çocuğunuza sunabilirsiniz. Kefir yaparken metal kap ya da kaşık kullanmamaya dikkat etmelisiniz. Yine yeterince temiz olmama olasılığına karşı tahta kaşık da kullanmayın. Çocuklar için uygun; silikon ya da polipropilenden yapılan, BPA, BPS  gibi kimyasal zararlı maddeleri içermeyen kaşık kullanabilirsiniz.

        SALÇA: Çocuklar için özel olarak hazırlanan ya da evde kendi yaptığınız tuzsuz ya da az tuzlu salçayı 9. aydan sonra çocuğunuzun yemeklerine koyabilirsiniz. Domates ya da tatlı kırmızı biberden yaptığınız salçayı tüketeceğiniz miktarda cam bir kavanoza koyup üzerini örtecek kadar zeytinyağı ilave edin. Böylelikle salçanın bozulmadan daha uzun süre kalmasını sağlayabilirsiniz. Buzdolabındaki bu salçayı 15-20 gün süre ile tüketebilirsiniz. Eğer daha fazla miktarda salça yaptıysanız ve 20 günden daha uzun sürede kullanacaksanız; kalan miktarları yarım kiloluk saklama kaplarında derin dondurucuda saklayarak 5-6 ay süre ile kullanabilirsiniz.

            ETLİ KARIŞIK SEBZE: 100 gr kadar genç ve taze kuzu, oğlak, (organik ya da doğal yemle beslenen) kaz, hindi ya da tavuk etini küçük parçalar halinde doğrayın. Evde bulunan sebzelerden 100 gr kadar (havuç, kabak, patates, domates, kereviz, tatlı biber, taze fasulye, bezelye, bamya, ıspanak, lahana, pazı, semizotu, karnabahar, marul, pırasa, brokoli, enginar gibi) bir ya da birkaçını iyice temizledikten sonra hazırladığınız et ile karıştırın. 20-30 dakika kadar kısık ateşte kaynatın. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin, 2-3 dakika daha kaynattıktan sonra oda sıcaklığında çatalla ezip çocuğunuza sunabilirsiniz. BU KARIŞIMI BUHARDA PİŞRME YÖNTEMİYLE 20-25 DAKİKA PİŞİREREK DE YAPABİLİRSİNİZ.  

        ISPANAK ÇORBASI: 100 gr taze ıspanağın iç yapraklarını iyice yıkadıktan sonra sirkeli suda yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkayın. Yıkadığınız bu ıspanağı yarım çay bardağı pirinç, 2-3 adet arpacık soğan, 1-2 diş sarımsak ile karıştırarak bir çay bardağı su içinde hafif ateşte 10-15  dakika pişirin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3 dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla ezip çocuğunuza sunabilirsiniz. BU KARIŞIMI BUHARDA PİŞRME YÖNTEMİYLE 10-15  DAKİKA PİŞİREREK DE YAPABİLİRSİNİZ.  

        KEREVİZ KÖFTESİ: 1 adet orta boy kereviz kökü, 1 adet orta boy soğan, 1 adet orta boy patatesi rendeleyip birbirleriyle iyice karıştırın. Üzerine 1 yumurta sarısı, bir çorba kaşığı zeytinyağı ve 1 çorba kaşığı buğday unu ekleyerek yeniden yoğurun. Daha sonra 5-10 gr’lık küçük parçalar halinde köfte şekli verdiğiniz bu karışımı kaynayan suda 10 dakika pişirin. Çıkarıp biraz soğuttuktan sonra çocuğunuza sunabilirsiniz.

        MERCİMEKLİ PIRASA: İki adet orta boy taze pırasa ve bir adet orta boy havucu ince ince doğrayın. 2 çorba kaşığı mercimek ile 1 su bardağı su içinde (ortalama 180 cc) karıştırarak 20-30 dakika kadar kısık ateşte pişirin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3 dakika daha kaynattıktan sonra oda sıcaklığında çatalla ezip çocuğunuza sunabilirsiniz. BU KARIŞIMI BUHARDA PİŞRME YÖNTEMİYLE 20-30 DAKİKA PİŞİREREK DE YAPABİLİRSİNİZ.  

        PİLAV (PİRİNÇ -BULGUR- MAKARNA-ERİŞTE): Etli ya da sebzeli yemeklerin yanında tok tutması için 9.aydan sonra bebeğinize bu gıdaları sunabilirsiniz. Kendi kendine beslenme yöntemiyle yiyebileceği bu gıdalar çocuğunuzun kendine olan güvenini arttıracaktır. Orta yere bir örtü serin, çocuğunuzu ortasına oturtun. Önüne pilav ya da makarna tabağını koyun. Eline bir kaşık ya da çocuk çatalı verin; bazen kaşıkla bazen elleriyle bazen de etrafa dağıtarak onu bitirdiğini ve bu işten büyük bir zevk aldığını göreceksiniz. Bu gıdaları çeşitli et, sebze, yoğurt ve soslarla zenginleştirerek besin değerini arttırabilirsiniz.

     BUĞDAY RUŞEYMİ: Buğdayın %3’ünü oluşturan, buğday tohumunun üremesini ve çimlenmesini sağlayan, buğdayın özüdür. Protein, karbonhidrat, doymamış yağ, vitamin, mineral ve lif bakımından oldukça zengindir. Bebeğinizin beslenmesine 9.aydan itibaren ekleyebilirsiniz.

Ruşeymli Bebek Kahvaltısı: 30-60 cc anne sütü ya da devam maması içine; 3-4 adet bebe bisküvisi  ya da 1 dilim bebe ekmeği, 1 yumurta sarısı, un haline getirilmiş 1 adet ceviz, 1 çorba kaşığı beyaz peynir, 1 tatlı kaşığı pekmez ve 1 tatlı kaşığı buğday ruşeymi karıştırarak bebeğinize  sunabilirsiniz. Buğday rüşeymini 1 yaş öncesi 10-15 dakika haşladıktan sonra çocuğunuzun yiyeceklerine karıştırabilirsiniz.

ÇOCUK YETİŞTİRME İLKELERİ

               Çocuk yetiştirmek bir sanattır. Hem de dünyanın en zor, en yorucu ve en güzel sanatıdır. Genel doğrular yanında her topluma, her aileye, her bireye özgü doğrular farklı olabilir. Aynı ailedeki iki çocuktan birine uygulanan yöntem öbür çocukta başarısız kalabilir. Nasıl ki denize girmeden yüzme öğrenilmez, bunun gibi aile ve çocuk uzlaşı içinde birlikte olmayı yaşayarak öğrenecektir. Çocuk yetiştirme sanatının ana ilkeleri SEVGİ, SABIR, ANLAYIŞ ve HOŞGÖRÜ’dür. Çocuğunuzun olumlu davranışlarını destekleyin, olumsuz davranışları düzeltmeye çalışın. Gereğinden çok kollamayın, yeteneklerini aşacak kadar zorlamayın. Onu tanımaya ve anlamaya çalışın. Sizin çocuğunuz ancak sizden farklı bir kişiliği olduğunu da asla unutmayın. Üstelik sizin bildiğiniz her zaman doğru olmayabilir.

           Çocuk yetiştirirken birçok ailenin içine düştüğü yanlış davranışların başında; cezayı önde tutan sıkı tutum, her şeye boş veren gevşek tutum, ne zaman, nerede, ne uygulayacağı belli olmayan tutarsız tutumlar gelmektedir. Bunlardan sakınınız. Yine istediğinizi yaptırmak için kendinizi acındırmayın ya da hata yaptığında küsmeyin. Gün boyu en yüksek perdeden avaz-avaz bağırmayın. Çocuğunuza beddua etmeyin, aşağılamayın, suçluluk duygusu aşılamaya çalışmayın, başkalarının yanında onu küçük düşürmeyin. 

               Dayağın; tüm insan ilişkilerinde olduğu gibi çocuk yetiştirmede de asla yeri yoktur. Dayak cennetten değil, Ayşe hanımın ya da Mehmet beyin elinden çıkmıştır. Dayak; atanı utandıran, dövüleni küçülten, izleyenleri de en azından üzen yanlış bir davranıştır. Bir anlık öfkeyle yapılan, genellikle amacını aşan, kaybettirdikleri kazandırdıklarından çok daha fazla olan, etkisi kısa süren bir yıldırma yöntemidir. Sonunda dayak atan suçlu; dayak yiyen mazlum durumuna düşer. Genelde çocuklar suçlu olduğu için değil, anne ve babalar o gün günlerinde olmadıkları ya da sinirli oldukları için dayak yemişlerdir. Dayak atan anne ve babalar şöyle geriye dönüp bir baksalar ne kadar haksız ve gereksiz olarak çocuklarına dayak attıklarını göreceklerdir. Eğer çocuk dayakla düzelseydi ilk dayakla zaten düzelirdi. Dayağın çocuk eğitiminde asla yeri yoktur, kesinlikle denemeyiniz.

          “Çocuğumuzu yetiştirirken nasıl davranalım?” sorusuna gelince; öncelikle kendi davranışlarınızla ona örnek olun. Önce kendinizi yetiştirin. Eşinizle çocuğunuzu yetiştirme konusunda ortak bir tutum belirleyin ve büyüklerin bu tutumu bozmasına asla izin vermeyin. Ceza vermeden önce mutlaka çocuğunuzu dinleyin. Yaptığını detaylı olarak anlatmasını isteyin. Olayı anlatırken çocuğunuz kendi yanlışlarını daha iyi görecektir. Siz de değişik bir bakış açısı ve onun gözüyle olayı değerlendirecek, acele ve yanlış karar vermeden önce düşünme fırsatı bulacaksınız.

               Öncelikle suç işlemeden suça engel olmaya çalışmalısınız. Yapılmaması gereken davranışlar kesin bir dil ve kararlılıkla çocuğa belirtilmeli ve bundan kesinlikle ödün verilmemelidir. Çocuk ağlıyor, bağırıyor diye verilen ufak ödünlerin daha büyük ödünleri de beraberinde getireceği bilinmelidir.

           Ona doğru ve yanlışı, iyi ve kötüyü; kırmadan bağırmadan öğretmelisiniz. Anlamayacağını düşünmeyin. Doğru ve yanlışı nedenleri ile birlikte anlatın. Hayır’ı çok sık kullanmayın kullandığınızda da her zaman her yerde geçerli olduğunu çocuğunuza anlatın. Bir şeyi yapmamasını isterken alternatif olarak şunu yapman daha iyi olur şeklinde bir davranış sistemi içerisinde olun. Onu tehdit ederek bir şey yapmasını istemeyin.

Çocuk yetiştirmede öncelikle BİLİNÇLİ ÖDÜLLENDİRME YÖNTEMİNİ KULLANMALISINIZ. İlk tercihiniz manevi ödüllendirme olmalıdır. Örneğin; tebrik etme, sarılma, öpme, alkışlama gibi duygu ve davranışları öne çıkartan ödüllendirme yöntemleri olabilir. Aktiviteli ödüllendirmeyi de kullanabilirsiniz. Örneğin; birlikte oyun oynama, parka gitme, kitap okuma, daha büyük çocuklarla birlikte film izleme gibi etkinlikler  yapılabilirsiniz. En son ve en az başvuracağınız ödüllendirme; maddi ödüllendirme yöntemi olmalıdır. Örneğin;yeni bir oyuncak alma, yeni bir giysi alma, çikolata, şekerleme, döner, pizza, burger gibi sıradışı yiyecekler verme de seyrek olarak kullanılabilir.

           Daha büyük çocuklarda bazen ufak CEZALAR VERMENİZ gerekebilir. Öncelikle mümkünse yaptığını düzeltmesini isteyin. Örneğin cezalar; bazen suçuna karşılık sevdiği bir şeyden yoksun bırakma, bir süre sokağa çıkmasını yasaklama, televizyon, bilgisayar, cep telefonu, tablet gibi görsel iletişim araçlarına erişimini engelleme, bir süre sinemaya, tiyatroya, konsere gitmesini engelleme şeklinde olabilir. Bazen odasında kalmasını da isteyebilirsiniz ancak oda karanlık olmamalı ve kapısı da açık olmalıdır. Bazen de arkadaşına, anneanneye, babaanneye ya da yakın eş, dost ve akrabalara gitmesini çok katı olmamak koşuluyla bir süre yasaklayabiliriz.

Çocuğunuz olumsuz bir davranış sergilediğinde EĞİTİMDE MOLA YÖNTEMİ denen bir yöntemini de uygulayabilirsiniz. Bu yöntemi  çocuğunuza 2 yaşından sonra uygulayabilirsiniz. Yöntemin özü; çocuğunuzla olan yakın ilişkinize bir süre mesafe koymak ve çocuğunuzun yaptığı her türlü etkinliğin bir süre durdurulmasıdır. Örneğin çocuğunuz; başkalarına vurma, tekme atma, ısırma, tükürme, çimdirme, saç çekme, küfretme, oyuncaklarını fırlatma, kırma ya da öfke nöbetleri gibi yanlış davranışları ısrarla sürdürüyor ise yaptığının yanlış olduğunu biraz yüksek tondan kararlı bir şekilde ona anlatın. Bu işlemi bir daha tekrarladığında onunla bir süre iletişimi keseceğinizi ve onu her zamanki ortamından ayırıp mola yerine götüreceğinizi söyleyin ve uygunsuz davranışlarını tekrarladığında bunu mutlaka uygulayın. Size bir takım şirinlikler yapıp yanınıza gelmek, kucağınıza oturmak, öpmek, sarılmak isteyebilir. Buna asla izin vermeyin. Anlamayacağını düşünmeyin, çocuğunuz söylediklerinizi ve davranışlarınızı kararlı bir şekilde uygularsanız sizi anlayacaktır. Mola yerinde kalma süresi çocuğunuzun kaç yaşındaysa o kadar dakika olmalıdır. Örneğin 2 yaşında 2 dakika, 3 yaşında 3 dakika gibi. Mola süresi bittiğinde çocuğunuzla iletişiminizi kaldığınız yerden sürdürebilirsiniz.

            Özünde sevgi olan her yöntem denenebilir. Kendi doğrularınızı eşiniz ve çocuğunuzla birlikte kendiniz belirlemelisiniz. Onunla konuşun. Sevgi, sabır anlayış ve hoşgörüyü elden bırakmayınız.

          Annem ve babam biraz daha hoşgörülü olabilseydi dediğiniz günleri unutmayın.        

BOL SABIRLAR!

Dr. Yılmaz Bay
Çocuk Sağlığı Uzmanı 
Sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileğiyle

 

0-1 AY

doktoryilmazbay No Comments

Analı Kuzu Kınalı Kuzu”

            Şimdi daha iyisiniz. Doğum şokunu üzerinizden attınız. Bebeğiniz size siz bebeğinize alışmaya başladınız. Yavrunuzu büyütürken kendi içgüdünüze güveniniz. Etrafınızdaki herkes kendi deneyimlerinden bir şeyler söyleyecektir. Sonuçta neye ve kime inanacağınızı şaşıracaksınız. Siz en doğrusu kendinize güvenin. İşlerin ne kadar kolay çözümlendiğini göreceksiniz. Aklınıza takılan sorularda her istediğiniz an doktorunuza danışabilirsiniz. Kuşkusuz size en doğrusunu o söyleyecektir. 0-1 ay arasında en çok görülen problemlere kısaca bir göz atalım:  Read More

1-2 AY

doktoryilmazbay No Comments

Geleceğe bıraktığımız en büyük miras iyi yetişmiş çocuklarımızdır”

Şimdi daha iyisiniz. Bebeğiniz size, siz bebeğinize alışmaya başladınız. Sizi tanımaya, size gülmeye, yalnızca sizin anladığınız özel bir dille sizinle konuşmaya başladı. Çocuğunuzun size ve sevginize çok gereksinmesi var. Onunla konuşun, sizi duyar, sizi anlar. Yalnızca karnının doyması önemli değildir, ruhsal doyuma da gereksinmesi vardır. Sevginiz en az sütünüz kadar değerli ve gereklidir. Gündüzleri emzirirken onunla konuşun. Şarkı söyleyin, ninni söyleyin, Müzik dinletin, klasik müzik ya da Türk sanat müziği dinletebilirsiniz. Bunun için; çocuklar için özel olarak hazırlanmış ninni CD ve kasetleri, Müzik CD ve kasetlerinden yararlanabilirsiniz. Gecenin sakin ve sessiz olmasına dikkat edin ki geceyi ve gündüzü ayırt etsin. Read More

2-3 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Bir şeyi elde etmek için çok emek verdiyseniz tadını çıkarmak için de zaman ayırmalısınız!!!”

            Artık bebeğinizle daha iyi iletişim kurabiliyorsunuz. Sizi anlıyor, kendine göre cevaplar verebiliyor. İsteklerini kendine özgü yöntemlerle belirtiyor. Yavaş yavaş görmeye, duymaya ve gülmeye başladı. En büyük eğlencesi sizin yüzünüz. Yüzünüzü ona yakın tutun ve yüzünüzden gülümsemeyi eksik etmeyin. Dokunma duygusunu geliştirmek için ona dokunun. Sevin,okşayın. Temiz ve yutamayacağı eşyaları eline verin. Bunları ağzına götürmekten büyük mutluluk duyduğunu göreceksiniz. Başını kaldırıp,etrafındaki insanları ve eşyaları da araştırmaya başladı. Sık sık gülüyor, size agucuklar yapıyor. Emzirme saatleriniz onunla paylaştığınız en güzel ve en mutlu saatler. Mutluluğunuzu ona anlatın; sizi çok iyi anlayacaktır. Read More

3-4 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Çocuğunuza verdiğiniz en büyük hediye sizsiniz.”

Artık bebeğinizi iyice tanıdınız. O da sizi tanıdı. Bu ağlaması açlıktan mı, altını mı kirletti, hasta mı, yoksa yalnızca sizi yanında mı görmek istiyor bunu anlayabiliyorsunuz.O nedenle daha rahatsınız.Sırtüstü ve yüzükoyun pozisyonlarda başını kaldırıp daha uzun süre etrafı izleyebiliyor.Başını daha uzun süre dik tutabiliyor.Çocuğunuz size ve kendisiyle ilgilenen herkese gülümsüyor.Onlara kendince bir şeyler anlatıyor.Sosyalleşme başladı. Çevredeki her şeyi; odadaki eşyaları,yüzleri inceliyor, başını tanıdık seslere çeviriyor. Read More

4-5 AY

doktoryilmazbay No Comments

Hiç bir besin anne sütünün yerini tutamaz”

                Bebeğinizin ve sizin en mutlu günleriniz; tadını çıkarmaya çalışın. Uyanık olduğu tüm zamanlarda sizi yanında görmek istiyor. Üstelikle sizi başkalarından kıskanıyor.  Artık her iki gözünü de kullanabiliyor ve sizi daha iyi izliyor. Eşyaları 180 dereceye kadar izleyebiliyor. Düğme gibi küçük cisimleri görebilir ancak yakalayamaz. Canlı renkleri soluk renklere tercih ediyor. İki elini birleştirebiliyor. Elleriyle örtüsüyle ya da elbisesiyle oynayabiliyor. Yüzükoyun yatırıldığında; ağırlığını kollarına vererek başını iyice kaldırabiliyor. Hatta sırt üstünden yüz üstüne dönebiliyor. Ayakta tutulunca basmaya çalışıyor.  Kucakta iken önündeki masaya vuruyor ve bundan da büyük zevk alıyor. Kucağınızda canlı destekli, yastıklarla desteklenirse kısa süreli cansız destekli oturabilir. DİKKAT !!! düşebilir.4.aydan itibaren yüksek bir yerde yalnız bırakmayınız..              

               Yüksek sesle gülüyor, müzik dinliyor, hoşlandığını belli ediyor, mamasını görünce heyecanlanıyor, sırt üstü yatışta eşyalara uzanabiliyor. Bir cismi istemli olarak tutup ağzına götürebiliyor. Oyuncakları eli ile işaret edebiliyor. Seslenince başını çeviriyor ve seslenen kişi ile ilgileniyor.

        Bebeğinizi – çocuğunuzu 3 yaşına kadar ekrandan uzak tutun. Televizyon, bilgisayar, tablet, PC, akıllı cep telefonlarını kullanmasına izin vermeyiniz. Siz de çocuğunuzun yanında bu çeşit aletleri kullanmayın ve her türlü görsel iletişim araçlarından uzak durun. Cep telefonunuzu yalnızca acil iletişim için kullanın.  Zamanınızı sosyal medyada gezinmek yerine bebeğinize ayırın çünkü sosyal medyada bebeğinizden daha güzel ve sizi daha çok ilgilendirecek hiçbir şey bulamayacağınızdan emin olun. Anne ve babalık görevinizi bu aletlere yüklemeyin. UNUTMAYIN !!!!!! ÇOCUĞUNUZUN EN İYİ OYUNCAĞI SİZSİNİZ, ÇOCUĞUNUZUN EN İYİ OYUN ARKADAŞI SİZSİNİZ.

OYUNCAK SEÇİMİ

(4-5 AY)

Bu dönem bebeğinizin görsel yeteneklerinin gelişmesi açısından çok önemlidir. 

  • Her türlü parlak renkli cisimler,
  • Değişik renk ve boyutlarda toplar,
  • Değişik renklerde ışık veren oyuncaklar,
  • Müzik kutuları,
  • Çıngıraklar,
  • Dönenceler,
  • Değişik renk ve boyutlarda oyuncak bebekler,
  • Kuklalar 
  • Bebeğinizin bu dönemde ruhsal ve bedensel gelişimine olumlu katkı sağlayan oyuncaklardır.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

Uyku ve beslenme zamanları dışında çeşitli oyunlar kurarak onunla oyun oynamalısınız.

  • Onunla tıp, tıp oyunu oynayabilirsiniz. Yanağına parmağınızla dokunurken ” tıp, tıp, tıp parmağım bebeğimin yanağında, tıp, tıp,tıp parmağım bebeğimin göbeğinde ” gibi. Aynı oyunu bebeğinizin parmağını vücudunun çeşitli yerlerine götürerek sürdürebilirsiniz.
  • Kim bu bebek oyunu : Bebeğinizi kucağınıza alıp bir aynanın karşısına geçin. “merhaba bebek ” diyerek ona el sallayın elini kaldırarak  “bak bu bebeğimin elim, şimdi onu öpüyorum, ayağını kaldırarak bak bu bebeğimin ayağı, merhaba ayak” gibi sözlerle vücudunun tüm bölümlerini onunla tanıştırın.
  • Bebek için kırılmayan aynalar vardır. Böyle bir aynanın karşısına geçip çeşitli hareketler yaparak onun sizi taklit etmesini sağlayabilirsiniz. 
  • Uzaktaki oyuncağı almak için hamle yapar; oyuncağını ona belli bir uzaklıktan uzatın.  
  • İki eli ile oyuncağını kucaklayabilir. Bunun için ona yardımcı olun.
  • Çıngıraklı oyuncaklarla oyunlar oynayabilirsiniz. 
  • “Cee “ oyunu oynayabilirsiniz. Yüzünüzü bir bezle saklayarak “anne nerde?” Açarak ta “aaa buradaymış!!!” şeklinde oyunlar oynayabilirsiniz.
  • Dokunma,  gıdıklama temas gibi oyunlar oynayabilirsiniz. 

Eline aldığı her şeyi ağzına götürebilir. Eline verdiğiniz eşyaların temiz, yutamayacağı ve ona zarar vermeyecek eşyalardan yapılmış olmasına dikkat ediniz.

Bu ayki ziyaretinizde doktorunuz ona  6’lı Karma (DaPT-İP-HİB Difteri, aselüler boğmaca,  tetanoz,  çocuk felci, hemofilus influenza tip B  ve Konjoge Pnömokok -KPA Aşısı, Hepati B) aşılarının ikincisini yapacaktır.  Doktorunuzun daha önce önerdiği D vitamin içeren preparata devam etmelisiniz. Bu ay doktorunuz çocuğunuza koruyucu dozda demir ilacı (kan damlası) başlayabilir. Koruyucu dozda başlanan demir ilaçları öncesi kan tetkiki yaptırmak gerekmez. Rutin kan tetkiki her şey normal giderse 1 yaşında yapılacaktır.

KATI-EK BESİNLERE BAŞLAMA

Bebeğinizin beyin gelişiminin % 90’nı ilk 1 yaş içerisinde tamamlanır.  Bu nedenle bebeğinizin ilk yaştaki beslenmesi çok önemlidir. Sağlıklı bir gelişme için boy ve kilo artımı tek başına yeterli değildir. Zihinsel gelişim çok daha önemlidir. Bebeğinizde boy ve kilo gelişimi normal olduğu halde; zihinsel gelişimde gerilik olabilir. Bu da gizli açlık olarak adlandırılan bir çeşit hastalıktır. Bu nedenle çocuğunuza sunduğunuz gıdaların miktar olarak yeterli olması yanında sağlıklı büyüme ve gelişmesi için protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve iz elementleri de dengeli olarak içermesi yaşamsal bir öneme sahiptir. Onun için doktorunuzun beslenme önerilerine titizlikle uymalısınız. Sütünüz bebeğiniz için en uygun besindir.  Sütünüzün değeri hiçbir zaman azalmaz ancak bebeğiniz 4-6 ay dolaylarına geldiğinde sütünüzün miktarı büyümüş olan bebeğinizin sağlıklı büyüme ve gelişmesi için yeterli olmayabilir. Sütünüz  bebeğiniz için yeterli olsa bile  4-6 ay dolaylarında anne sütü alırken anne sütü koruması altında katı- ek besine başlanmalıdır. Bu erken başlangıç bebeğinizde alerji gelişimini önlemesi yanında;  tat duyusu tam gelişmeden değişik tatlara daha kolay alışmasını sağlar. Bu nedenle 4-6 dolaylarında sütünüze ek olarak belirli zamanlarda belirli katı gıdalara başlanması gerekir.

KATI-EK BESİNLERE BAŞLAMADAN ÖNCE AŞAĞIDAKİ NOKTALARA DİKKAT  ETMELİSİNİZ.

  1. Katı-Ek besinlere en erken 4.ayda başlayabilirsiniz. Bebeğiniz 4 ay dolaylarına geldiğinde; kucağınızda canlı destekli, bir köşede veya oturma yastıklarında  cansız destekli ya da desteksiz oturmaya başladığında, bilinçli olarak eşyaları sıkıca tutma, kavrama ve ağzına götürme yetenekleri geliştiğinde katı-ek gıda almaya hazır demektir. Tadım günleri şeklinde ona katı gıda sunmaya başlayabilirsiniz.
  2. Katı-Ek gıdalara en geç 6. Ayda başlamalısınız. Daha geç kalırsanız çocuğunuz anne sütü ya da mamanın tadına iyice alışacak, verdiğiniz tüm gıdalarda anne sütü ya da mamanın tadını arayacak ve katı-ek besini almayı reddedecektir. 
  3. Anne sütü alan çocuklarda anne sütü aldığı sürece asla biberon kullanmayınız. Su dahil her şeyi kaşıkla veriniz.
  4. Katı-Ek gıdalara bebeğiniz tam olarak sağlıklıyken ve de sizin moraliniz çok iyi iken başlamalısınız. Bebeğinize ek gıdayı mutlu bir yüzle ve gülümseyerek sunmalısınız.
  5. Bebeğiniz başlangıçta katı-ek besini diliyle dışarı itebilir. Bu ek besini sevmediğinden değil, çiğneme ve yutmasını bilmediğindendir. Katı-ek besinleri parmak gıda şeklinde ufak parçalara bölüp az miktarda sunarsanız zamanla daha iyi yediğini göreceksiniz. Zaten başlangıçta amaç tanışmadır, elleriyle mıncıklaması, eline yüzüne sürmesi, besinlerle temas etmesi yeterlidir.
  6. Her yeni gıdadan sonra dışkısında değişiklikler olabilir. Özellikle meyve ve meyve suları yoğun karbonhidrat içerdikleri için bu değişiklikler daha belirgin olur. Endişelenmeyin. Katı-ek besini sunmaya devam edin, zamanla dışkısı düzelir.
  7. Başlangıçta katı-ek gıdaları ayrı bir öğün şeklinde vermeyiniz. Emzirmeden 20-30 dakika sonra mümkünse BLW yöntemi ile ya da kaşıkla veriniz.
  8. Bebeğinize verdiğiniz tüm yiyecekleri doğal ve taze ürün kullanarak hazırlamalısınız.
  9. Ticari konserve, dondurulmuş, paketlenmiş gıda ve hazır gıdaları kesinlikle bebeğinize vermeyiniz.
  10. Hazırlanan gıdalar uzun süreli oda ısısında bekletmeyiniz. En fazla yarım saat içerisinde çocuğunuza sunabilirsiniz.
  11. Yeni başladığınız her besine az miktardan başlayıp giderek miktarını artırmalısınız. Klasik beslenme yöntemi ile bebeğinizi besliyorsanız, örneğin ilk gün 1-2 tatlı kaşığı şeklinde başlayıp; her gün 1-2 tatlı kaşığı arttırarak 15-20 gün içinde 1 çay bardağı miktarına kadar (90-100 cc) çıkabilirsiniz.
  12. Katı-ek besinler başlarken bebeğinizi yalnızca kendi sütünüzle besliyorsanız önce alabildiği kadar anne sütü üzerine katı-ek besin sunmalısınız. Formül Mama ile besliyorsanız; önce alabildiği kadar (en fazla 90-100 cc) ek-katı besin, sonra katı-ek besinin üzerine alabildiği kadar formül mama verebilirsiniz. Anne sütü ve formül mama ile besliyorsanız önce alabildiği kadar anne sütü; üzerine alabildiği kadar katı-ek besin (en fazla 90-100 cc)ve ardından da alabildiği kadar formül mama sunmalısınız.
  13. Bebeğiniz yeni besini yememekte ısrar ederse; zorlamayınız, 3-4 gün aradan sonra tekrar deneyiniz.
  14. Aynı anda birden fazla katı-ek gıdaya başlamayınız. Başlanacak iki yeni gıda arasında en az 3-4 gün ara olmasına dikkat ediniz.
  15. Öğünler arasında verilen yiyecekler bebeğinizi doyurabilir. Bu nedenle öğünler arasında bebeğinizi beslemeyiniz.
  16. Yemek suyu, su muhallebisi, şekerli su, çay, şekerlemeler, lokum, nişasta karışımı mamalar katı-ek besin değildir. Bunları bebeğinize kesinlikle vermeyiniz.
  17. Bebeğiniz 1 yaşına gelinceye kadar onun için hazırladığınız ek besinlere tuz ve şeker eklemeyiniz. Ancak 9 ay dolaylarında aile sofrasına oturduğunda; yağı, tuzu ve şekeri abartılmayan ailenin yediği yemeklerden yiyebilir. İyotlu kaya tuzu çocuk dahil tüm aile için en uygundur.
  18. Bebeğinize 1 yaşına kadar patlıcan vermeyiniz.
  19. Bebeğinize 2 yaşına kadar yüksek alerji riski nedeniyle Kivi, Favizm denilen bir çeşit zehirlenmeye neden olabileceği için Yeşil Bakla vermeyiniz
  20. Bebeğinize 1 yaşına kadar alerji riski nedeniyle İncir, Çilek ve Ananas vermeyiniz.
  21. Bebeğinize 1 yaşın kadar çikolata, sucuk, salam, sosis, konserve gıdalar, dondurulmuş gıdalar, tuzlu salamuralar, balık hariç kabuklu deniz ürünleri, patlamış mısır, sakız ve her türlü diyet ürünlerini vermeyiniz.
  22. Bebeğinize 1 yaşına kadar bal vermeyiniz. Balın içinde üreyebilen bir cins mikrop 1 yaşın altındaki çocuklarda bağırsak ve solunum kaslarının sinsice felcine neden olarak çocuğunuzda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
  23. Her türlü paketli ürünler, hazır gıdalar, salam, sosis, meşrubatlar, hazır meyve suları katkı maddesi içermektedirler ve besleyici değerleri yoktur. ÇÖP BESİN olarak adlandırılan bu gıdaları bebeğinize YAŞAM BOYU vermeyiniz.
  24. Eğer ekonomik durumunuz uygunsa çocuğunuza 1 yaşına kadar hatta mümkünse 2-3 yaşına kadar temel besin kaynağı olarak inek sütü vermeyiniz. Anne sütü yoksa ya da yeterli değilse bebekler için geliştirilen özel bebek sütlerinden (Formül Mamalar) verebilirsiniz. 1 yaşından sonra anne sütü veya formül mama yanında yediği gıdalara ek olarak, çocuğunuz alıyorsa 1 bardak inek, koyun, keçi sütü ya da sütlü tatlılar ve sütlü yiyecekler verebilirsiniz.

           İnek Sütü Neden Verilmemeli ?

  • İnek sütü daha düşük demir ve C vitamini içerir. 
  • Bağırsaklarda gözle görülmeyen küçük kanamalara neden olabilir. 
  • Bebeğinizde Demir Eksikliği Anemisine (kansızlığa) neden olabilir.
  • İnek sütünün tuz ve mineral içeriği anne sütüne göre daha fazladır (özellikle de sodyum potasyum ve klor). Bu da böbrek atık yükünü artırır ve vücudun su dengesini olumsuz etkiler.
  • İnek sütü alan çocuklar sıvı kaybına (Dehidratasyon) daha yatkın olurlar.
  • İnek sütü alerji riskini artırır.
  • İnek sütünün İçerdiği yağın sindirimi oldukça güçtür.
  • İnek sütü içerisindeki D vitamini yeterli olmadığı için sağlıklı kemik ve iskelet gelişimi sağlayamaz.
  • İnek sütü Omega 3 ve Omega 6 gibi yağ asitlerinden fakirdir. Bu maddeler bebeğin gözündeki retina tabakası, beyin hücreleri vücut dokuları ve hormonların gelişimi için çok önemlidir. Eksiklikleri çocuğunuzun bedensel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkiler.

KATI-EK BESİNLERE NASIL BAŞLANMALI

BEBEĞİNİZİN TEK BESİNİ 4-6 AYLIK OLUNCAYA KADAR YALNIZCA ANNE SÜTÜDÜR. ANNE SÜTÜ YOKLUĞUNDA İSE BEBEKLER İÇİN ÖZEL OLARAK  HAZIRLANMIŞ FORMÜL MAMALARDIR. 4  AY-1 YAŞ ARASI ANA BESİNİ; YİNE ANNE SÜTÜDÜR. ANNE SÜTÜ YOKLUĞUNDA İSE FORMÜL MAMALARDIR. 

4-6 AYDAN SONRA BAŞLAYACAĞINIZ BESİNLER; ADI GİBİ “EK BESİN”DİR. Bunu asla unutmayınız.

  Bebeğiniz 4-6 ay dolaylarına geldiğinde; kucağınızda canlı destekli, bir köşede cansız destekli ya da desteksiz oturmaya başladığında; bilinçli olarak eşyaları sıkıca tutma, kavrama ve ağzına götürme yetenekleri geliştiğinde; DİŞLERİ OLMASA DA  BLW yöntemi ile ona katı- ek besin başlayabilirsiniz. Nasıl ki bebeğiniz zamanı geldiğin de emekleme, yürüme, konuşma davranışlarını geliştirirken bu yeteneklerinin gelişmesi için ona yardımcı oluyorsanız; kendi kendine beslenmesi için de zamanı geldiğinde gerekli ortamı hazırlayıp, yiyebileceği yiyecekleri uygun kıvamda ve şekilde önüne koyarak yanında olup beslenmesine yardımcı olmalısınız. BLW yönteminde başlangıçta amaç; bebeğinizin yemek yiyerek karnını doyurması değildir. Burada esas olan bebeğinizin dokunma, tatma, koklama, görme, ellerini, kollarını uyum içinde kullanma ve tüm bunların sonunda duyu bütünlemesi aktivasyonu ile beslenme egzersizleri yapmasıdır. Bebeğiniz besinleri eline alacak, ağzına götürecek, şeklini, kıvamını, sıcaklığını, rengini, kokusunu, tadını keşfedecek,  oynayacak, başına, yüzüne,  gözüne sürecek, belki de sizin yüzünüze, gözünüze fırlatacak, etrafa dağıtacaktır. Tüm bunlar  BLW  yönteminin doğal bir akışıdır. Bebekler için bu dönemde katı-ek gıda hayatta kalmak için gerekli besin kaynağı değildir. Bu dönemde bebekler için önemli olan öğrenmek, eğlenmek ve keşfetmektir. Bırakın bebeğiniz bu dönemin keyfini çıkartsın ve beslenmenin ne zaman başlayıp ne zaman biteceğine kendisi karar versin.

Bebeğinize  Katı-Ek  gıda başlamaya karar verdiğinizde ilk başlayacağınız Katı besin 4-6 ay dolaylarında 3 gün ara ile buharda, fırında, ızgarada ya da haşlayarak pişirme gibi yöntemlerle yumuşatılmış patates, havuç, mevsiminde kabak ya da bal kabağı gibi yuvarlak sebzelerdir. Mümkünse BEBEK LİDERLİĞİNDE BESLENME-BABY LED WEANİNG (BLW)   yöntemiyle Katı-Ek besinlere başlayınız. (Size BLW yöntemi ile ilgili ayrıca bilgi verilecektir.)   

BLW yöntemini uygulayamayacaksanız; havuç, kabak, patates gibi gıdaları suda, buharda, fırında pişirip çatalla ezerek de bebeğinize verebilirsiniz. Başlangıçta tek tek sunduğunuz bu gıdaları daha sonra karıştırarak sebze çorbası-püresi şeklinde hazırlayarak da bebeğinize sunabilirsiniz.

SEBZE ÇORBASI-PÜRESİ: 1 su bardağı kaynayan suya;  mevsimine göre olgun ve taze  sebzelerden bir orta boy havuç, patates ya da kabaktan (mevsimine göre bal kabağı da olabilir); en az ikisi koyulur. 1 yemek kaşığı pirinç ya da irmik ilave edilerek lapa kıvamına gelinceye kadar 15-20 dakika kaynatılır. Ateşten alınacağına yakın içerisine 1 yemek kaşığı  bitkisel sıvı yağ; örneğin zeytinyağı eklenir. Lapa kıvamındaki bu karışımdan 1-2 tatlı kaşığı miktarından başlayarak ve her gün 1-2 tatlı kaşığı arttırarak çocuğunuza  verebilirsiniz. En son ulaşacağınız miktar 90-100 cc (1 çay bardağı) kadar olmalıdır. Önce çorba şeklinde sıvı olarak başlanan bu gıdaları zamanla kıvamını koyulaştırarak püre şeklinde de bebeğinize verebilirsiniz. Sebze çorbasını daha lezzetli ve daha besleyici hale getirmek için içerisine sütünüz yeterli ise 90-120 cc anne sütü, eğer sütünüz yeterli değilse 3-4 ölçek  devam maması da  koyabilirsiniz. Sebze çorbasına başladıktan 15-20 gün sonra 1 öğün (90-100 cc) verebilirsiniz. Sebze çorbasına başladıktan 1 ay sonra içerisine 1 öğün  sebze çorbası için 1 çorba kaşığı çift kıyılmış, görünen yağları alınmış dana, kuzu, oğlak, tavuk, hindi kıyması ilave  edebilirsiniz. Evde kıyma yoksa kıyma yerine 1 çorba kaşığı tam tahıl unu da koyabilirsiniz. Sebze çorbasına bebeğinizin yaşı ilerledikçe taze fasulye, bezelye, marul, pazı, ıspanak, bamya, börülce, semiz otu, brokoli, karnabahar, kereviz  (kökü ve iç yaprakları) gibi yeşil yapraklı sebzeler de  ekleyebilirsiniz. 

Sebze  çorbasını her gün hazırlamak gerekmez. Haftanın iki günü; örneğin pazar ve Çarşamba günleri hazırlanması yeterlidir. Hazırladığınız gün ve buzdolabında saklama koşulu ile sonraki 2-3 gün daha verebilirsiniz. Daha sonra vermeyiniz, besin değeri azalır. Sebze çorbası hazırlayamadığınız günlerde bazı mama firmaları tarafından çocuklar için özel hazırlanmış sebze pürelerinden yararlanabilirsiniz. Bazen de evdeki yemeklerden çocuğunuza verebilirsiniz. Örneğin; acısız bebek tarhanası ile yapılmış çorba, pirinç çorbası, mercimek çorbası, yayla çorbası gibi gıdaları da bebeğinize sunabilirsiniz. Sebze çorbalarını besin değerlerinin azalmaması için mümkünse buharda pişiriniz. 

                Katı besinlere başlamakta öncelikle amaç çocuğu pütürlü yiyeceklere alıştırmaktır. Çocuğunuza besin hazırlarken rondo, blender, mikser gibi ezici, öğütücü ve karıştırıcı aletleri kesinlikle kullanmayınız. En iyi ezici çataldır. Unutmayınız. 

Başarı Dileklerimle

Dr.Yılmaz BAY

5-6 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Dünyada tek bir güzel çocuk vardır. Bütün anneler de ona sahiptir.”

Bu dönemde bebeğinizin etrafa ilgisinin daha da arttığını, kendine özel bir kişilik geliştirdiğini göreceksiniz. Artık tüm ev halkını tanıyıp ayırt edebiliyor. Etrafındakileri daha iyi görebiliyor. Gözünü dikip etrafına dikkatlice bakabiliyor. Hoşuna giden durumlarda kahkaha ile gülüyor. Zil sesine başını çeviriyor. Dik durumda tutulmaktan hoşlanıyor. Yerden ya da elinizden destek alarak zıplıyor. Hafif bir destekle oturabilir. Önüne konulan eşyalar ona daha çekici geliyor. Yüzükoyun pozisyondan sırt üstü pozisyona rahatlıkla dönebiliyor. Ağırlığını elleri üzerine vererek başını ve göğsünü kuvvetle kaldırabiliyor. Tek elle eşyalara uzanabiliyor. İnsan sesine tepki verebiliyor. Konuşan iki ayrı kişiye dönebiliyor. İlgilendiğinizde gülümsüyor ve sizinle konuşuyor. Adını söylediğinizde dönüp size bakabiliyor. Farklı sesler çıkartabiliyor. Konuşmalarınızı ve hareketlerinizi taklit edebiliyor. Agu agu gibi kendine özgü sesler çıkartabilir. Elinden oyuncağını aldığınızda size tepki veriyor. Dikkat !!! Ev halkı dışındakilerden korkabilir. Bebeğinizin çıkardığı sesleri taklit ederek onu konuşmaya teşvik edin. Kısa ve anlaşılır kelimelerle konuşun. Bebeğinizin başka bebeklerle karşılaşmasını sağlayın ve birbirlerini tanıyıp incelemesine izin verin.

OYUNCAK SEÇİMİ

(5-6 AY)

  • Kitaplar  bu dönemde yine onun en iyi oyun arkadaşı olmaya devam ediyor,
  • Dokunulduğunda değişik sesler ve renkli ışıklar veren  oyuncaklar, 
  • Yansıtıcılı aynalar,
  • Zilli, saplı ya da dönerli çıngıraklar bu dönemde çocuğunuzun ruhsal gelişmesine yardımcı olacaktır,
  • Çeşitli hayvan figürleri,
  • Çeşitli renk ve boyuttaki toplar,
  • Oyuncak bebekler,kuklalar,
  • Tencere,sahan,kaşık gibi ev aletleri.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

Bebeğinize sık sık sarılıp “SENİ SEVİYORUM” deyin

Bebeğinizin ilk aylardaki deneyimlerinin  onun gelecekteki beyin kapasitesinin gelişmesine çok büyük olumlu etkisi vardır.

  • Oyuncak nerede oyunu oynayabilirsiniz. Bebeğinizi sırt üstü yatırın. Sevdiği bir oyuncağı gözünün önünde tutun. Sonra onu göremeyeceği bir yere götürüp “Oyuncak neredeeee…” Sonra tekrar gösterip “Bak oyuncak buradaaa” deyin. Oyuncağı çeşitli yerlere saklayarak bunu tekrarlayın
  • Bir el fenerini renkli bir kağıtla kaplayın. Çeşitli açılardan çocuğunuzun gözüne yaklaştırın. “Işık, ışık, güzel ışık, ışığa bak” gibi sözlerle onu görsel ve işitsel olarak uyarın.
  • Bebeğinizi kucağınıza alın. Yüzüne sevgi ile bakarken değişik seslerle onu uyarın. Arı gibi vızıldayın, siren sesi çıkartın, yanaklarınızı şişirip puflayın, öksürün, hapşurun.
  • Müzikli bir oyuncağı çocuğunuzun göremeyeceği bir yere koyun. Yüzünü müziğe döndüğünde ona sarılarak “Seni Seviyorum” deyin. Oyuncağın yerini değiştirerek bu davranışını pekiştirin.
  • Bebeğinizle birlikte sık sık ayna karşısına geçip çeşitli hareketler ve muzipliklerle onu güldürmeye çalışın.
  • Aynada kendisini ve sizi incelemesini sağlayın
  • Bebeğinizle sürekli konuşun.
  • Ona ninniler, şarkılar söyleyin.

DEĞİŞİK TADLAR

          YOĞURT: Yoğurt içinde zararlı mikrop barındırmaması, aksine faydalı bakteri (Probiotik) barındırması,  bozulmadan uzun süre korunabilmesi ve anne sütünden sonra sindirimi en kolay besin olması nedeniyle ülkemizde bebek beslenmesine erkenden konulması gereken oldukça önemli bir besindir. Anne sütü ile yoğurt hazırlanışı: Eğer sütünüz fazla ise ve rahat bir şekilde sağabiliyorsanız sütünüzle yoğurt yapabilirsiniz. 180 cc kadar anne sütünü yoğurt yapacağınız bir kap içine koyun elinizin dayanabileceği sıcaklığa gelinceye kadar (42-43 C) içi sıcak su dolu bir tencere içinde bekletin. Anne sütü 42-43 C’ ye  geldiğinde içinden 2-3 tatlı kaşığı bir miktar bir kap içine alınız. Üzerine 1 tatlı kaşığı yoğurt mayası ilave ederek iyice karıştırınız. Hazırladığınız bu karışımı yoğurt yapacağınız ; anne sütüne  kabın kenarından  yavaşça ilave ediniz. Kımıldatmadan üzerini örtünüz. 4-5 saat bekledikten sonra üzerini  açınız. Sonra buzdolabında 5-6 saat dinlendiriniz .Artık yoğurdunuz çocuğunuza sunulmaya hazırdır.

      Devam maması ile yoğurt hazırlanışı:1 su bardağı (180 cc kadar ) suyu kaynatıp elinizin dayanabileceği sıcaklığa gelinceye kadar soğutunuz (42-43 C). İçine 6 ölçek devam maması koyup; iyice karıştırınız. Hazırladığınız bu karışımdan 2-3 tatlı kaşığı bir miktar bir kap içine alınız. Üzerine 1 tatlı kaşığı yoğurt ilave ederek iyice karıştırınız. Hazırladığınız bu karışımı yoğurt yapacağınız devam maması üzerine   kabın kenarından  yavaşça ilave ediniz. Kımıldatmadan üzerini örtünüz. 4-5 saat bekledikten sonra üzerini  açınız. Sonra buzdolabında 5-6 saat dinlendirdikten sonra artık yoğurdunuz  çocuğunuza sunulmaya hazır hale gelmiştir.

Devam maması ile ya da anne sütü ile hazırladığınız yoğurtlar inek-keçi-koyun sütü ile hazırlanan yoğurtlar gibi katı olmayacaktır. Yoğurdun katı olması da gerekmez. Yoğurt  tadı oluşmuşsa yeterlidir. Çocuğunuza rahatlıkla verebilirsiniz.

       Anne sütünüz yoksa, devam maması ile yoğurt yapmaya ekonomik durumunuz uygun değilse yoğurdu 1 su bardağı süt ile de yapabilirsiniz. İnek sütü ile yoğurdu anne sütü ile hazırladığınız yoğurt gibi hazırlayabilirsiniz. 1 yaşına kadar inek sütü vermiyoruz. Ancak işlenmiş süt olduğu ve içinde probiotik barındırdığı için 5-6 aydan itibaren bebeğinize her zaman yoğurt sunabilirsiniz. 

       Evde yoğurt hazırlayamazsanız, katkı maddesi içermeyen, üzerinde katkısız doğal yoğurt yazan hazır yoğurtlardan ya da bebekler için özel olarak hazırlanmış yoğurtlardan da bebeğinize verebilirsiniz.

      Evde hazırladığınız ya da hazır olarak aldığınız yoğurtları 3-4 gün süre ile bebeğinize verebilirsiniz. Daha sonra kullanmayınız. Besin değeri azalır.        

ÇOCUKLARDA ATEŞ

           Yüksek ateş  tüm anne ve babaların korkulu rüyasıdır.

            Sevgili Anneler ve Babalar; ATEŞTEN KORKMAYINIZ.

Çünkü ateş, vücudun en önemli savunma mekanizmasıdır. Vücuda mikrop girdiğinde; vücut bu mikropla daha kolay savaşabilmek için ısısını yükseltir. Mikroplar normal vücut sıcaklığı olan 36-37-38 C’de daha iyi büyür ve çoğalırlar. Vücut herhangi bir enfeksiyon durumunda enfeksiyona neden olan mikropların beslenmesini bozmak ve üremelerini engellemek için ısısını yükseltir. Ateş yüksekliğinde vücut savunmasını sağlayan beyaz kan hücreleri mikropların bulunduğu ortama daha hızlı gider ve o ortamda; daha çok mikropları öldürücü maddeler salgılar. Ateşin yükselme derecesi mikrobun ve bünyenin durumuna göre 38 ile 41,7 derece arasında olabilir. Ateş yüksekliği ile hastalığın ağırlığı arasında herhangi bir ilişki yoktur. Basit viral üst solunum yolu enfeksiyonlarında 40-41 C’ye kadar yükselebilen bir ateş olabileceği gibi çok ağır bir enfeksiyon hastalığı bazen 38-38,5 C dolaylarında hafif bir ateşle de seyredebilir. Aile içinde havale geçiren birisi yoksa 41 dereceye kadar yükselen ateş çocuğunuzda genelde havaleye ya da olumsuz bir etkiye neden olmaz ve de çocuğunuzun mikroplarla iyi savaştığının ve mikropları yaktığının bir göstergesidir. Ateşine hemen müdahale ederek onun bu savaşına engel olmayınız.

        Çocuğunuzun normal vücut ısısı popodan (rektal) ya da kulaktan 37,3-37,8 C arasındadır. Genelde çocuklarda ateş; mikrobik hastalıklarda yükselir ve hastalığın ilk habercisidir. Karma aşılardan sonra 1-2 gün süre ile 38,5-39 C’ye kadar yükselen hafif bir ateş olabilir. Bazen ortamın aşırı sıcak olması ya da çocuğun fazla giydirilmiş olması  da özellikle küçük çocuklarda her hangi bir hastalık olmadan ateşte hafif bir yükselme yapabilir. Çevre koşullarını düzenlemesi ve çocuğun giysilerinin azaltılması ile  bu ateş düşer.

ATEŞ NASIL ÖLÇÜLÜR?

Evde mutlaka vücut ısısını ölçen bir Termometre bulundurunuz. Bunlar pille çalışan ve ısıyı yazarak gösteren dijital termometreler olabilir. Çocuklarda en doğru ve iyi ısı ölçümü dijital termometre ile popodan (rektal) alınan ısı ölçümüdür. Dijital termometreyi 2 cm popodan içeriye girecek şekilde yerleştirin. Sinyal verince çıkarıp okuyun. Ölçtüğünüz ısı 37,8 C’nin altına ise normaldir. Eğer çocuğunuzda popodan ısı ölçümü yapmak istemiyorsanız; kasık bölgesini iyice temizleyip kurulayın. Dereceyi kasığa yerleştirdikten sonra bağcını karnına doğru kıvırın. Sinyal verince çıkarıp okuyun. 37,5 C’nin altında ise normaldir. Bebeklerde ve çocuklarda dijital derece ile dil atından da ateş ölçebilirsiniz. Dijital dereceyi dil altına yerleştirin sinyal verince çıkarıp okuyun. 37,8 C’nin altında ise normaldir. Çocuklarda koltuk altından yapılan ısı ölçümü çok doğru olmayabilir. Koltuk altı dereceyi iyice kavrayamaz, koltuk altı terli olabilir, derece koltuk altına çok iyi yerleştirilemeyebilir. Ateş yüksekliğinde koltuk altındaki küçük damarlar kasıldığı için vücutta dolaşan sıcak kan koltuk altına tam olarak ulaşamamakta ve sonuçta koltuk altı ısı ölçümü gerçek vücut ısısını tam olarak yansıtamamaktadır. 2 Yaş üstü çocuklarda; ateş ölçümünü kulaktan da yapabilirsiniz. Kulak zarı beyine  kan götüren ana damardan beslendiği için kulaktan ölçtüğünüz derece  beyindeki ısı merkezine ulaşa, gerçek ısıya çok yakındır. Ölçüm yapmadan önce dış kulak yolunu kapatan kir olmadığından emin olmalısınız. Çocuğunuzda kulaktan ısı ölçümü yaparken her iki kulaktan da ikişer kez ölçüm alın ve en yüksek ölçüyü esas alın. Ölçtüğünüz ısı 37,8 C’nin altında ise normaldir.

            DİKKAT !!!! Lazerli ateş ölçer denilen uzaktan ateş ölçerlerle çocuğunuzun alnından ya da vücudun çeşitli yerlerinden ateşini asla ölçmeyiniz. Vücudun bu bölgeleri hava ile temas ettiği için ortam ısısından etkilenebilirler. Uzaktan ateş ölçerler gerçek ısıyı yansıtmadığı için sizi yanıltabilir.

ATEŞ NASIL DÜŞÜRÜLÜR?

Ateş; 37,8-39 derece arasında ise herhangi bir ilaç kullanmayın ve aşağıdaki önlemleri alın

  • Öncelikle üzerinde ki fazla giysileri çıkartın.
  • İnce hafif ve vücudunu sıkmayan giysiler giydirin.
  • Ortamın sıcaklığını düşürün. Bulunduğu odanın sıcaklığını olanak varsa 18-20-C’ye kadar indirebilirsiniz.
  • Ateşli çocuklarda solunum ve terleme ile fazla su kaybı olur. Bol su ve sulu gıdalar vermelisiniz.
  • Yemek için zorlamayın ancak yemek istiyorsa da kısıtlamayın.
  • İstirahat için zorlamayın ancak aşırı fiziksel aktiviteyi azaltıcı önlemler alın.
  • 39 C’nin üzerindeki ateşlerde vücudunu ılık suya batırılmış bezlerle silebilirsiniz
  • Hafi bir yelpazeleme de yapabilirsiniz.
  • Bir vantilatör ya da kurutma makinesini çalıştırarak da çocuğun vücut ısısının düşmesini sağlayabilirsiniz.

     Ateş; 39 C’nin üzerinde ise yukarıda ki önlemlere ek olarak doktorunuzun önerdiği ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçtan (6 ay altında yalnızca paracetamol, 6 ay üzerinde paracetamol ya da ibuprofen) çocuğunuzun kilosuna göre doktorunuzun önerdiği dozda verebilirsiniz.Bu ilaçlar genelde kilosunun yarısı miktarında (örneğin: 10 kiloluk bir çocukta 5 ml gibi) Ateş düşürücü ilaç verdikten sonra En az 1-2 saat bekleyin. İlaç etkisini göstermeye genellikle yarım saat içinde başlar, 2 saatte etkisini tam olarak gösterir. Ateşin tam olarak kontrol altına alınabilmesi için ilaç alındıktan sonra 4 saatin geçmesi gerekir. İlaç verdikten 2 saat sonra ateşte düşme eğilimi başlamışsa; herhangi bir ek önlem almadan  daha 2 saat beklemelisiniz. Ateş düşürücü ilaç verdikten 2 saat sonra ateş düşmeye başlamamışsa ya da daha da yükselmişse ılık su ile çocuğunuzun vücudunu silebilirsiniz. 39,5 derecenin üzerindeki özellikle 40-41 derece dolaylarında ki ateşte mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

ATEŞ YÜKSELİRKEN ÇOCUĞUNUZDA ÜŞÜME TİTREME OLMASI NORMALDİR. VÜCUT TİTREYEREK ISISINI YÜKSELTİR. TİTRİYOR, ÜŞÜYOR DİYE; ENDİŞE ETMEYİN, DAHA FAZLA SARMAYIN, ÜZERİNDEKİ GİYSİLERİ AZALTIN, ORTAMIN SICAKLIĞINI DÜŞÜRÜN. ÜŞÜME-TİTREME ESNASINDA VÜCUT ISISINI YÜKSELTMEK İÇİN EL VE AYAK DAMARLARINI DARALTIR. ÜŞÜYEN, TİTREYEN ÇOCUĞUN AYAKLARINA ÇORAP, ELLERİNE ELDİVEN GİYDİREBİLİRSİNİZ. BÖYLELİKLE EL VE AYAK DAMARLARINI GENİŞLETEREK EL VE AYAKLARDAN DA VÜCUT ISISININ DÜŞMESİNİ SAĞLAYABİLİRSİNİZ. VÜCUDUNUN GERİ KALAN YERLERİNİ MUTLAKA AÇMALISINIZ.      

ILIK SU İLE ATEŞ NASIL DÜŞÜRÜLÜR?

  1. Geniş bir kap içerisinde vücut sıcaklığının altında genellikle 30-32 C dolaylarında bir su hazırlayın.
  2. Çocuğun vücudunu tahriş etmeyecek yumuşak birkaç bez, havlu, çocuğunuzun pamuklu atletleri ya da süngerlerden birkaç adet  bu suyun içerisine koyun.
  3. Bebeğinizin üzerinde ki tüm giysileri çıkartarak onu kuru bir havlu üzerine yatırın.
  4. Ilık suya koyduğunuz bezleri çocuğunuzun alın bölgesine, boyun altı, koltukaltı, kasık bölgesi gibi büyük atar damaların geçtiği bölgeye koyun ve bu bezleri her 2-3 dakikada bir değiştirin. Diğer bezlerle vücudun damardan zengin olan yüz, karın, kol ekleminin iç yüzü el bileklerinin iç yüzü, diz ekleminin iç yüzü gibi bölgelerini özellikle silin. Ana damarlar bu bölgelerden geçtiği için silme işlemi ile ateş daha kolay düşecektir.
  5. Silme işlemi uyguladığınız  bezleri de her 2-3 dakika da bir değiştirin.
  6. Çocuğunuzda yüz, karın kol içi, diz içi gibi bölgelere  ıslak bezler koyup beklemeyin. Mutlaka ıslak bezle vücuda  silme işlemi uygulayın.
  7. Ilık suya batırılmış bezle silme işlemi ile ateşi düşürmek için silme işlemini aralıksız olarak 20-30 dakika süreyle sürdürülmesi gerekir. Çocuğunuz ağlasa da bu silme işlemini sürdürmelisiniz.    
  8. EN PRATİK ISI DÜŞÜRME YÖNTEMİ; GENİŞ BİR KABİÇİNE 30-32 C DOLAYLARINDA BİR SU HAZIRLAYIN. ÇOCUĞUNUZUN KISA KOLLU BİR ATLETİNİ BU SUDA İYİCE ISLATIN. ISLATTIĞINIZ BU ATLETİN FAZLA SUYUNU BAŞINA SIKIN. SONRADA ISLAK ATLETİ ÇOCUĞUNUZA GİYDİRİN. ATLET ÇOCUĞUNUZUN ÜZERİNDE 2-3 DAKİKA KALDIKTAN SONRA AYNI İŞLEMİ YİNELEYİN. 20-30 DAKİKA İÇİNDE ATEŞİN DÜŞMEYE BAŞLADIĞINI GÖRECEKSİNİZ.
  9. Eğer bebeğiniz ılık suyla silme işlemine çok şiddetli tepki gösteriyorsa ılık suyla banyo yaptırabilirsiniz.

ILIK SU İLE BANYO NASIL YAPTIRILIR?

  1. Geniş bir kap ya da küvet içinde 30-32 C dolaylarında su hazırlayın.
  2. Bebeğinizi boynundan altı bu suyun içerisinde olacak şekilde küvete oturtun. (Bebeğiniz çok ağlıyorsa bebeğinizle birlikte sizde küvete girebilirsiniz.) 20 ile 30 dakika süre ile küvet içinde bebeğinizi tutmalısınız 
  3. Banyodan çıktıktan sonra yumuşak bir havluyla vücudunu silin.
  4. Çocuğunuzun üzerine ince, hafif ve vücudu sıkmayan yumuşak giysiler giydirin.
  5. Ilık suyla sildikten ya da ılık su ile banyo yaptırdıktan 1-2 saat sonra ateş düşmeye başlamadıysa çocuğunuzu giydirmeden kuru bir havlu üzerine yatırın. Vücut üzerinde hafif bir akım olacak şekilde 20-30 dakika süre ile yelpazeleme işlemi uygulayabilirsiniz.
  6. Ilık suyla 1-2 dakika süreyle duş aldırmanın ateşin düşürülmesine hiçbir yayarı yoktur, asla yapmayınız.

            Ateşi düşürmek için alkol, sirke, kolonya, BUZ ya da buzlu su kullanmayın.          

            Soğuk su ile çocuğunuza duş aldırmayın. Yüz, karın, kol içi, diz içi gibi bölgelere ıslak bezler koyupbeklemeyin. Çünkü bu işlemler derideki damarları daraltarak ateşin düşmesini engellemekte ve vücudun iç ısısını yükselterek çocuğunuzun havale geçirme riskini arttırmaktadır.

ÖKSÜRÜK

Öksürük solunum yollarını zararlı etkilerden koruyan vücudun en önemli savunma refleksidir. Öksürük bazen çocuğunuzun kendi ağız salgısının solunum yollarına kaçması gibi basit bir nedenden olabileceği gibi, çoğunlukla da solunum yollarının bakteri ya da virüs denilen mikroplar tarafından tutulması gibi daha önemli bir nedenle olur. Mikroplar solunum yollarına girdiğinde vücudun savunma hücreleri onlara karşı koymakta ve onların solunum yollarında ilerlemelerine engel olmaktadır. Öksürük, solunum yollarında ilerleyen bu mikropları ve mikroplarla vücut hücrelerinin savaşı sonucu ortaya çıkan artıkları dışarıya atan vücudun en önemli savunma mekanizmasıdır. Öksürük solunum yollarının bir çeşit süpürgesidir.

Eğer çocuğunuzun neşesi ve canlılığı yerinde ise, sizi emiyor ya da mamasını yiyorsa; bırakın öksürsün. Çünkü öksürerek solunum yollarını temizler. Çocuklar erişkinler gibi öksürük sıvısını öksürerek dışarı çıkartamayabilir. Çoğunlukla bu sıvıyı yutarlar. Bu sıvıyı yutmasının hiçbir sakıncası yoktur. Bazen kusmalarında ya da dışkılarında öksürük sıvısı olabilir. Bu da önemli değildir. Çocuk öksürüyor diye hemen öksürük kesici ilaçlar kullanmayınız. Hastalığını daha da ağırlaştırırsınız. Çocuğunuzu huzursuz eden, uykusunu bölen şiddetli bir öksürük varsa;  doktorunuzun önerileri doğrultusunda solunum yollarındaki koyu yapışkan salgıları yumuşatıcı, balgam söktürücü ilaçlar ya da uykuyu etkileyen aşırı öksürükte kısa süreli öksürük kesici ilaçlar kullanabilirsiniz.

En önemli öksürük ilacı sudur. Öksürükte; Öncelikle çocuğunuzun aldığı sıvı miktarını arttırın. Anne sütü, su ve sulu besinleri sık sık çocuğunuza sunun. Ayrıca solunum salgılarını yumuşatmak için geleneksel yöntemlerden de yararlanabilirsiniz. Bunlar; Ihlamur, papatya, rezene çayı, zencefil, nane- limon, limonata, 4 yaş üzerinde de adaçayı gibi sıvı besinlerdir. BAL ETKİNLİĞİ KANITLANMIŞ TEK ÖKSÜRÜK KESİCİDİR. 1 yaş üzerinde bal doğrudan verilebildiği gibi ekmek üzerine sürülüp yağlı ballı ekmek ya da ballı limonlu çaylar şeklinde de verilebilir. Geleneksel olarak kullandığımız çorbalarda öksürüğün gerilemesine yardımcı olurlar. Et suyu, tavuk suyu ile yapılan pirinç, un, şehriye çorbaları, tarhana çorbaları, havuçlu, patatesli, kerevizli, soğanlı, sarımsaklı, maydanozlu çorbalar da öksürüğün gerilemesine yardımcı olurlar. 

  Çocuğunuzun bulunduğu odayı havalandırın. Odadaki havanın nemli olmasını sağlayınız. Öksürükte burun yolunun açık tutulması da çok önemlidir. Eczaneden alacağınız halk arasında tuzlu su olarak adlandırılan Serum Fizyolojik içeren burun damlalarını kullanabilirsiniz. Günde 4-6 kez;  3-4 saat ara ile  her bir burun deliğine 4-5 damla olmak üzere serum fizyolojik kullanabilirsiniz. Ufak çocuklarda burun damlası damlattıktan 1-2 dakika sonra burundaki fazla sıvıyı almak için  pille çalışan otomatik burun aspiratörleri ya da ağızla çekilen burun aspiratörleri kullanabilirsiniz.

Eğer öksürükle birlikte çocuğunuzun ateşi sürekli yüksek seyrediyorsa; bitkin, halsiz, huzursuz ve yiyeceklerini yemiyorsa (Hastalıkta çocuklar normalde yediklerinin üçte birini, dörtte birini yerler. Hastalık geçtikten sonra daha fazla gıda alarak bu açığı kısa sürede kapatırlar), burun delikleri her nefes alış verişte belirgin olarak açılıp kapanıyorsa, göğüs her nefes alış verişte ileri derecede inip kalkıyorsa en kısa sürede doktorunuza başvurmalısınız. Çocuğunuzun bulunduğu yerde kesinlikle sigara içmeyiniz. Odayı sık sık havalandırınız. Gazla çalışan borusuz ısıtıcılar  kullanmayınız.                                                                  

Dr. YILMAZ BAY

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

6-7 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Başarı istediğini elde etmek,  mutluluk ise elde ettiğini sevmektir.”

6.ay çocuk hayatında önemli bir dönüm noktasıdır. O artık bebeklikten çocukluğa geçmiştir. Kendi kendine yüz üstünden sırt üstüne dönebilir. Başparmağını kullanmadan verilen eşyayı yakalayabilir, yeni eşya verilirse elindekini bırakabilir. Bir elindeki eşyayı öbür eline geçirebilir. Sırt üstü yatarken başındaki örtüyü çekip atabilir. Sevilince veya kızılınca reaksiyon gösterebilir. Önüne 2 küp konulduğunda birini aldıktan sonra öbürünü de almaya çalışır ve de alır. Gövdesini dik tutabilir. Desteksiz oturabilir. Ayakta tutulunca basmaya çalışır. Ayağını ağzına götürebilir. Karnını yerden tam kaldırmadan emekleyebilir. Kucak istediğini; kollarını açıp size uzanarak belli eder. Ses çıkaran nesneleri sallamaktan hoşlanır. Oyun oynarken çok neşeli olur ve bunu size göstermekten hoşlanır. Görme iyice gelişmiştir ve her şeyi izler. Yakaladığı eşyayı inceler. Sizi göremeyince ağlar. Artık gözünün rengi belirginleşmiştir. Üç gün üst üste ayni saatte yer, uyur ve uyanırsa müjde !!! artık çocuğunuz bir düzene girmiş demektir. Zorunlu kalmadıkça gece beslemeyiniz.

  Read More

7-8 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, sorunlarla başaçıkabilme yeteneğidir.”

Artık evde konuşup anlaşabileceğiniz, sevinçlerinizi paylaşabileceğiniz(asla üzüntülerinizi değil)  bir arkadaşınız var. Çocuğunuz sizi anlıyor, sevginize kahkahalarla yanıt verebiliyor,mama,baba,dada diyebiliyor.Hoşuna giden ilişki kesilince bağırıp yaygara koparabiliyor.Sizin ve yakın ilişki içinde olduğu kişilerin mimiklerindeki değişikliklere göre yanıt verebiliyor.hareketlerinizi, seslerinizi taklit etmeye çalışıyor.  Her iki eliyle bir cismi kavrayabiliyor. Her iki elinde ikişer küp tutabiliyor. Eline geçirdiği her şeyi ağzına götürür.  Kaşıkla yemek kemeye çalışır. Bu davranışını destekleyin. Cisimleri bir elinden diğerine geçirebiliyor. Önündeki eşyaya bakar uzanır ve onu alır.Aynada görüntüsünü tutmak ister. 1 yaşına kadar çocuklar her iki elini de kullanabilirler.Sol elini kullanıyorsa; sağ elini kullanması için çocuğunuzu zorlamayın. Bırakın hangi elini kullanacağına kendisi karar versin. Yüzükoyun yatmış durumda bir eşyayı takip ederken kendi etrafında dönebiliyor. Desteksiz oturabilir. Yine bu dönemde kısa süreli emekleme de başlayabilir. Mutlaka iki el ve iki ayağını kullanarak emeklemesi gerekmez. Yer değiştirmesi de bir çeşit emeklemedir. Popo üstünde, karın üstünde sürünebilir ya da kendine özgün başka bir emekleme stili geliştirebilir. Bazen de popsunun üzerinde geri geri giderek te emekleyebilir.  Dişleriyle ellerinizi ısırarak size sürpriz yapabilir. Alt ön dişleri genellikle ilk çıkanlardır. Bunu sırasıyla üst önler,üst yanlar,alt yanlar,1.azı dişleri,canin dişleri ve 2.azı dişleri izler. Read More

8-9 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Sevgi gelince tüm eksikler biter.”

Gözünüz aydın çocuğunuz artık yer değiştirebiliyor. Emeklemeye başlayabilir. Emekleme dönemi denilen bu dönemde çocuğunuzu her an evin değişik bir yerinde görmeniz mümkün. O en tatlı tebessümü ile karşınızda. Unutmayınız! Bazı çocuklar hiç emeklemeden doğrudan yürümeye geçebilir. Mutlaka elleri ve ayakları üzerinde emeklemesi gerekmez. Kendine özgü çeşitli emekleme yöntemleri geliştirebilir. Ayaklarını karnına doğru çekip kollarını ileriye atarak emekleyebileceği gibi popo üzerinde arkaya doğru da emekleyebilir. Biraz yardımla ayağa kalkabilir. Tırmanmayı sever. DİKKAT!!!! Ulaşabileceği yerlerde tehlikeli eşyalar bırakmayın. Tüm elektrik prizlerini bir bantla kapatın. Tüm tehlikeli madde,temizlik maddeleri,deterjan olan dolapları kapalı tutun ve kilitleyin. Yardım almadan yatarken oturur pozisyona geçebilir. Mama şişesini kendi kendine tutabilir. Eline aldığı ekmeği ya da bisküviyi çok rahat yiyebilir. Oyuncaklarını bir elinden diğer eline geçirebilir. Oyuncaklarını açık bir kutunun içine koyabilir. Baş ve işaret parmağı ile küçük cisimleri kaldırır. Zili çalar. Daha sosyaldir. Parlak ve canlı renkli oyuncaklardan zevk alır. Top Favori oyuncakları arasındadır. Sevmediklerini iter. Etrafındaki kişilerin yaptıklarını taklit eder. Anne, baba, mama, dada gibi 5-6 kelimelik bir kelime haznesi vardır. Hayır’ın anlamını çok iyi bilir. Gerekmedikçe kullanmayın. Ona surular sorarak cevap verin. Örneğin “Su mu istiyorsun? Hadi şimdi sana su verelim” gibi.

     OYUNCAK SEÇİMİ

  • Kitaplar bu dönemde de yine en iyi oyuncak araçlarımız olmalıdır.
  • Çevresindeki insanları, eşyaları tanıtacak uç boyutlu oyuncaklar,
  • Arabalar,
  • Oyuncak bebekler,
  • Küpler,
  • Legolar,
  • Bloklar bu dönemin uygun oyuncaklarıdır.
  • Aktivite masaları,
  • Eşleştirme ve kıyaslama yapabileceği değişik şekilli oyuncaklardan da bu dönemde yararlanabilirsiniz.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

  • Bebeğinizle karşılıklı oyun oynamanız onu ileriki yaşlardaki karmaşık ilişkilere hazırlar.Bebeğinizi bir köşeye oturtun.Kendinizi kapı arkasına veya kapı arkasına kısmen saklayın. “Ben neredeyiiiim,ben neredeyiiim.Bak işte ben buradayııım!” derken tam olarak görünür olun.Çeşitli açılardan bu işlemi tekrarlayın.
  • Bebeğinizle ne kadar çok konuşursanız o da konuşmayı o kadar erken öğrenecektir.Bebeğinizi kucağınıza alın.Gözlerinin içerisine bakarken ona duygularınızı,yaptığınız ve yapacağınız şeyleri basit cümlelerle söyleyin.Sık sık “SENİ SEVİYORUM BEBEĞİİİM!” deyin.
  • Küpleri eşyaları üst üste dizdikten sonra devirin. Bunu bebeğinizin de yapmasını isteyin.
  • Bebeğinizle ayna karşısında yüzün bölümleri oyunu oynayın. Her organı gösterip ismini söyleyin ve onu işlevi ile anlatmaya çalışın.
  • Bebeğinize suyla ve sabunla hazırlanan baloncuklar yapın. Bu baloncukları izlemekten, yakalamaya çalışmaktan ve ellediğinde patlamasından büyük zevk aldığını göreceksiniz.

Bu dönemde de doktorunuzun önerdiği Multi vitamin ve Demir içeren preparatlara devam etmelisiniz.

DEĞİŞİK TATLAR:

Bu dönemde bebeğinizde iştahsızlık görülebilir.Kilosuna göre gereksinimi olan besin miktarı ilk aylara göre azalmıştır.Dolayısıyla aldığı besin miktarı da doğal olarak azalacaktır.Bunu “iştahsızlık” olarak algılamayın.Ayrıca diş çıkartmak,bazı viral enfeksiyonlarda geçici iştahsızlık yapabilir unutmayın. 

Bu dönemde beslenmeye aşırı yağlı,tuzlu ve şekerli olmayan ev yemeklerini ve  etli besinleri ekleyeceğiz.

MERCİMEK ÇORBASI: Yüksek protein, demir, folik asit, vitamin ve mineral içeriği ile bebek beslenmesine erkenden eklenmesi gereken çok değerli bir besindir. Kırmızı ve sarı mercimeğin gaz yapma oranı daha düşüktür.Yeşil mercimeği 1 gece önceden suya koyup 1-2 kez suyunu değiştirirseniz bebeğinizde gaz yapma ihtimalini azaltabilirsiniz.

         Bir kap  içine 2 yemek kaşığı kırmızı ya da sarı mercimek koyun. Üzerine mercimeği geçecek kadar kaynar su koyun. Yaklaşık yarım saat sonra mercimeği süzün  ve 2-3  kez yıkayın.  Bir su bardağı kaynayan suya, bu mercimeği koyun. Üzerine bir orta boy havucu rendeleyerek koyun . Hafif ateşte 20-25 dakika pişirdikten sonra ineceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ekleyip karıştırın. İndikten sonra iyice ezerek çocuğunuza verebilirsiniz.

MERCİMEKLİ SEBZE ÇORBASI: Bir su bardağı kaynayan suya, iki yemek kaşığı kırmızı ya da sarı mercimek, bir orta boy havuç, bir orta boy patates,bir orta boy kabak küp şeklinde dilimleyerek koyun.2-3 dal brokoli,ıspanak, pazı, bezelye, taze fasulye  ya da kerevizden birini koyun. Hafif ateşte 20-25 dakika pişirdikten sonra ineceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ekleyip karıştırın. İndikten sonra çatalla iyice ezerek çocuğunuza verebilirsiniz.

BULGURLU SEBZE ÇORBASI; Bir su bardağı kaynayan suya, bir orta boy havuç ve bir orta boy kabak yıkanıp, soyulup ince ince doğrandıktan sonra koyulur. İçine 2 çorba kaşığı bulgur koyulur. Hafif ateşte yarım saat pişirdikten sonra ineceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı eklenip karıştırılır. İndikten sonra iyice ezerek çocuğunuza verebilirsiniz.

EZOGELİN ÇORBASI: Bir kap içine 2 yemek kaşığı kırmızı ya da sarı mercimek koyun. Üzerine mercimeği geçecek kadar kaynar su koyun. Yaklaşık yarım saat sonra mercimeği süzün  ve 2 kez yıkayın  Bir su bardağı kaynayan suya, bu mercimeği koyun.Üzerine 2 yemek kaşığı bulgur,3-4 arpacık soğan,1 yemek kaşığı pirinç,1 yemek kaşığı buğday unu,1 orta boy taze domates rendesi ya da 1 yemek kaşığı domates salçası ekleyin.Hafif ateşte 20-25 dakika pişirdikten sonra ineceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ekleyip karıştırın. İndikten sonra çatalla iyice ezerek çocuğunuza verebilirsiniz

KÖFTE: Görünen yağları alınmış kuzu etinden sulu köfte,ızgara köfte ya da fırında köfte şeklinde hazırlayabilirsiniz Yağsız çift kıyılmış kuzu eti yumurta, maydanoz,  ince kıyılmış soğan ve ekmek içiyle karıştırılır.İçine baharat olarak kimyon koyabilirsiniz. 1 köfte (30 gr)ile başlanır. Giderek miktarı artırılarak 3-4 köfteye kadar çıkarılabilir. Çatalla ya da elinizi iyice yıkadıktan sonra elinizle ezerek çocuğunuza verebilirsiniz. Ekmek yerine pirinç koyarak ve suda pişirerek sulu köfte  ya da fırında pişirerek fırın da köfte şeklinde de çocuğunuza verebilirsiniz.

TAVUK ETİ: Genç ve mümkünse gezinen tavuk ya da organik tavuk haşlanır. Tavuğun ön kısmındaki beyaz etlerini çatalla ya da elinizi iyice yıkadıktan sonra elinizle ezerek çocuğunuza verilebilirsiniz. Tavuğu ufak parçalara bölerek sebze çorbasına, tarhana çorbasına, mercimek çorbasına karıştırarak verebileceğiniz gibi tek başına da verebilirsiniz. AFİYET OLSUN. 

İŞTAHSIZLIK

“ Yemek yemek istemeyen çocuğa yemek yedirmeye çalışmak dünyanın en zor işidir.”

İştahsızlık hemen tüm annelerin ortak problemidir. Bütün annelerin söz birliği etmişçesine doktora söyledikleri ilk yakınma, çocuklarının iştahsız olduğudur.

Öncelikle şunu biliniz ki; Çocuğunuz ilk 6 ayda çok hızlı bir büyüme ve gelişme dönemi içindedir. O nedenle kilosuna göre günlük aldığı besin miktarı sizin kilonuza göre aldığınız miktarın çok üzerindedir. 6.aydan sonra büyüme ve gelişme hızı yavaşlayacağı için aldığı besin miktarı da doğal olarak azalacaktır.

İlk 6 ayda aldığı gıdayı ve sonucunda aldığı kiloyu artık yaşam boyu olmayacaktır.

Anne ve babalar beslenme konusunda bilinçli olmalı, şişman olmanın sağlıklı olma anlamına gelmediğini bilmelidirler. Çocuklar, besinlerini anne ve babalarını mutlu etmek için değil karınlarını doyurmak için alırlar. Çocuğunuz yemeğini yemiyorsa bırakın yemesin. Kesinlikle üzülmeyin. Ancak bir daha ki öğüne kadar ona hiç bir şey vermeyiniz. Bir sonraki öğünde yemediği yemeği tekrar onun önüne koyun.“ Yemeğini yemiyor, aman aç kalacak “ endişesi ile;süt içirmek, şeker, çikolata, cips,bisküvi, kraker, kola,gazoz, hazır meyve suları,hazır meyveli sütler,hazır meyveli yoğurtlar gibi abur cubur şeyler vermek yanlış bir tutumdur.

Açlık insana çok şey öğreten önemli bir deneyimdir.

En iyi iştah ilacı onu aç bırakmaktır. Göreceksiniz sonunda kesinlikle yiyecektir. Yemeğe zorlanan çocuklar ileride ya çok şişman ya da çok zayıf çocuklar olmaktadırlar.

ÇOCUĞUNUZU KESİNLİKLE YEMEĞE ZORLAMAYINIZ. Israrla yemek yedirmeye çalışmayınız. Çocuğunuzun burnunu tıkayarak zorla verdiğiniz gıdanın onun için hiçbir besleyici değeri olmadığını bilin. Onu kusturur, hırçınlaştırır; problemini daha da büyütürsünüz. Geçici olan bu problemi sevgi, sabır ve anlayışla çözebilirsiniz.

Eğer çocuğunuzun yeterli miktarda besin almadığını düşünüyorsanız!

Aşağıdaki önerilere uyunuz.

1-Çocuğunuzu belirli aralıklarla besleyiniz. Öğün saatlerini mümkün olduğunca tüm aile bireylerinin birlikte olduğu saatlere denk getirmeye çalışınız.

2-Öğün aralarında çocuğunuza kesinlikle bir şey vermeyiniz. Özellikle çiklet, çikolata, gofret, bisküvi, kraker, çitos, kola, gazoz gibi abur cubur gıdalar çocuğunuzun iştahını olumsuz etkiler. Tokluk hissi verir ve gerçekten gereksinimi olan gıdaları almasını engeller.

3-Kendi kendine yemek yemesine ve parmaklarını kullanmasına izin verin. Orta yere bir örtü serin çocuğunuzu üzerine oturtun. Önüne eliyle, kaşıkla yiyebileceği yiyeceklerden koyun. Bırakın biraz eline yüzüne sürsün, biraz etrafa saçsın. Kendi kendine yiyebileceği 2 kaşık yemek sizin zorla yedirdiğiniz 1 tabak yemekten daha yararlıdır.

4-Yaşı uygunsa yemeği çocuğunuzla birlikte hazırlayın. Size yardım etmesine izin verin. Hazırlanmasına katkıda bulunduğu yemeği yemekten büyük zevk alacaktır.

5-Çocukların kalori gereksinimleri erişkinlere göre daha az olduğu için çabuk doyarlar ve doyduktan sonra da bir şey yemezler. Erişkinler doysalar bile yemek yemeğe devam edebilirler. O nedenle, sofrada uzun süre kalıp tüm yemekleri bitirmesi için ona baskı uygulamayınız. Sofrada en fazla 20-30 dakika zaman geçiriniz.

6-Onu anlamaya çalışın. Çok mu yorgun? Canı mı sıkkın? Hasta mı? Araştırın. Çocuklar hastalıklarında normal yediğinin üçte birini, dörtte birini yerler. Hastalıkları geçtikten sonra bu yemediği miktarı kısa sürede fazladan yiyerek telafi ederler. Endişelenmeyin. Ona hastalığı süresince sindirimi kolay sulu gıdalar sununuz.

7- Çocuğunuza neyi, ne zaman sunacağınıza(ASLA YEDİRECEĞİNİZE DEĞİL)siz karar verin. Ne kadar yiyeceğine bırakın ocuğunuz kendisi karar versin. Sizin göreviniz çocuğunuza belirli bir gıdayı zorla yedirmek değil, yalnızca sunmaktır. Eğer çocuğunuz gıdayı reddediyor, ağzını kapatıyor, gıdaları püskürtüyorsa, o gıdaya gereksinimi yok demektir. Elinizde tabak, kaşık çocuğunuzun peşinden koşturan anne baba olmayınız. ASLA AYAKLI KAŞIK OLMAYINIZ.

8- Aldığı süt miktarını azaltın, böylelikle diğer yiyeceklere yönelmesini sağlarsınız.8-12 ay arası çocuğunuzun alması gereken süt miktarı 500-700 cc, 1 yaşın üzerindeki bir çocuğun günlük alması gereken süt miktarı 300-500 cc arasındadır. Daha fazla süt alması çocuğunuzda kansızlığa neden olabilir.

9- Öğün sayısını azaltın. İlk aylarda 6-8 olan öğün sayısı giderek azalarak 8-12 ay arası 4-6 öğüne ve 1 yaşından sonra da 3-4 öğüne inebilir. Bazı çocuklar 2-3 öğünle de normal gelişimini sürdürebilirler.

10- Çocuğunuza sofra kurallarını öğretin. Yemekten önce mutlaka el yıkanmalı, yemekte başka şeylerle ilgilenilmemeli, televizyon karşısında asla yemek yedirilmemeli, yüksek sesle konuşulmamalı, bağırıp, çağırılmamalı, kavga ve tartışmalardan uzak durulmalı. Mümkün olduğunca sıcak samimi içten bir sohbet ortamı hazırlanmalı. Günlük olumsuzlukların bu havayı bozmasına izin verilmemeli.

Unutmayınız; çocuğunuz söylediklerinizden çok yaptıklarınızdan etkilenir. Davranışlarınızla ona örnek olmalısınız.Siz yemek seçmezseniz oda önüne konulan her türlü yemeği yiyecektir.Tabağınızdaki yemeği bitirdiğinizde göreceksiniz oda aynısını yapacaktır. Yemek sonrası ellerinizi yıkayarak ve dişlerinizi fırçalayarak ona örnek olunuz.

SÖZÜN ÖZÜ: SİZİN GÖREVİNİZ ÇOCUĞUNUZA BELİRLİ ARALIKLARLA BELİRLİ GIDALARI SUNMAKTIR. ASLA YEDİRMEK DEĞİLDİR. HANGİ GIDAYI NEZAMAN SUNACAĞINIZA SİZ KARAR VERECEKSİNİZ. HANGİ GIDADAN NE KADAR YİYECEĞİNE ÇOCUĞUNUZ KARAR VERECEKTİR. 

                                                                                                                                                   Dr. Yılmaz Bay

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

 

9-10 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Çocuğunuza kazandıracağınız en güzel alışkanlık okuma alışkanlığıdır”

      Bebeğiniz artık çocuk oldu. Evde dolaşmaya, her yeri karıştırmaya başladı. Emekleme tam olarak oluşmuştur. Emeklemiyorsa da üzülmeyin.Bazı çocuklar hiç emeklemeden yürüyebilirler.Her bebeğin kendine özgü bir gelişme şekli vardır.Bir eliyle destek alarak veya hiç destek almadan ayakta durabiliyor.Kollarından tutulunca adım atmaya çalışıyor. Baş ve işaret parmakları arasında küçük bir eşyayı tutabiliyor. Küçük eşyaları yerden alabiliyor. Oyuncaklarını bir elinden diğer eline geçirebiliyor. Oyuncaklarını açık bir kutunun içine koyabiliyor. Parmağını deliklere sokabiliyor. Oyuncaklarından zevk alıyor, sevmediklerini itiyor.Etrafı karıştırmaya başlamıştır.Her an her yerde karşınıza çıkabilir.Bebeğiniz ana dili özelliklerini tanımaya başladı. İki heceli sesler çıkartabiliyor. Arada kendini ifade etmek için anlamsız seslerde çıkartabilir. Parmaklarıyla yemek yemeyi sever ve kendi kendine yemek yemeye başlayabilir. Bırakın yesin.Etrafı dağıtmasını,döküp saçmasını anlayışla karşılayın. 9. ay zeka belirtilerinin ortaya çıkmaya başladığı aydır. Ona yaptığınız her şeyi anlatın ve onunla mümkün olduğunca çok oyun oynayın.Oyun,en iyi öğrenme şeklidir.

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Bu dönemde yine kitaplar en yakın oyuncak aracımızdır.Renkli, desenli özelikle konuşan kitaplar çocuğunuzun en iyi arkadaşı olmalı.
  • Sesli-hareketli oyuncaklar,
  • Çeşitli boyutlardaki kaplar,
  • Üst üste binen oyuncaklar,
  • Çeşitli boyutta delikleri olan oyuncaklar,
  • Karton kutular,
  • Duş,kepçe,kova gibi banyo oyuncaklarından bu dönemde yararlanabilirsiniz.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

  • İçinde-dışında,üstünde-altında,arkasında gibi uzaysal kavramlar beyin gelişmesi için çok önemlidir.Büyük bir karton kutu alın.İçine çocuğunuzun sevdiği bir oyuncağı koyun.”Bak oyuncak kutunun içinde,şimdi onu dışarı çıkartalım” derken onun elini tutup oyuncağı birlikte dışarı çıkartın.Bu işlemi kutunun çeşitli yerleri için tekrarlayın.
  • Bebeğinizle birlikte oturun.Bir fotoğraf albümü elinize alın.”Bak bu baba,bak bu annee.Göster bakayım anne neredee?” diye ona sorun.Ne kadar kolay öğrendiğini göreceksiniz.
  • Suyu bütün çocuklar severler.Bir banyo küvetinde veya çocuk havuzunda oyuncaklarını yüzdürmesine,onları batırıp çıkarmasına izin verin.Mutlaka siz yanında olun.
  • Karın üstünde bol zaman geçirsin. Emeklemesi kolaylaşır. Onunla birlikte emekleyin.
  • Eline verdiğiniz eşyayı size atmasını isteyin ve o eşyayı yakalayıp tekrar eline verin.
  • Kolu çevirirsem kapı açılır,düğmeye basarsam ışık yanar gibi sözleri söylerken olayı gerçekleştirin.Ayni hareketi yapmasını ondan da isteyin.
  • Birlikte suları,kumları kovaya koyun sonrada yere dökün.
  • Yeni ortamları keşfetmeye onu yönlendirin hatta cesaretlendirin.
  • Ulaşabileceği yerlerde ağzına alabileceği, yutabileceği oyuncaklar olmamasına özen gösterin.

BEBEĞİNİZİN BESLENMESİ

9. ay bebek beslenmesinde dönüm noktasıdır. Artık sizin sofranıza oturabilir. Aşırı yağlı, aşırı tuzlu ve kızartma hariç tüm yediklerinizden bebeğinize tattırabilirsiniz.Az miktarda kaya tuzu eklediğiniz yemeklerinizden de bebeğinize tattırabilirsiniz.  Bu ay bebeğinizin beslenmesine Balık , Kuru baklagiller ve  Gazlı sebzeleri ekleyeceğiz. 

DEĞIŞİK TATLAR

  BALIK: İçerisinde omega-3 yağ asitleri (EPA ve Özellikle de DHA beyin gelişimi için çok önemli) olduğu için kalp sağlığını ve beyin gelişmesini olumlu etkiler. Özellikle çocuklarda gözdeki retina tabakasının gelişmesine yardımcı olur. Yüksek miktarda Kalsiyum, fosfor, demir, protein, A ve D vitamini içerir.Bu özellikleriyle bebeğinizin ruhsal ve bedensel gelişimi olumlu etkileyerek bağışıklık sistemin güçlendirir. Bu nedenle bebeğinize haftada en az 1,olanak varsa 2-3 kez balık vermelisiniz.

       Bebeğinize ilk başlayacağınız balıkların;sindiriminin kolay olması, kılçıksız olması,yoğun bir balık tadı-kokusu olmaması ve alerji yapma oranının düşük olması gerekir.Bu özelliklere sahip olan;Tavuk balığı,Mezgit,Dil balığı,Çinekop,Lüfer,Barbun,Kefal gibi beyaz etli balıklarla başlayabilirsiniz. 1 Yaşından sonra güvenilir yerlerden alacağınız ve çiftlik balığı olmadığından emin olduğunuz Deniz Levreği,Deniz Çipurası,Uskumru,Sardalye,Hamsi,İstavrit,Palamut,Tekir Gopez, ,lidaki, mercan,kolyoz, mırmır balığı gibi yağlı ve kokusu daha belirgin balıkları da verebilirsiniz. Balığın taze ve kılçıklarının çok iyi temizlenmiş olmasına dikkat ediniz.Taze balığın; eti sıkı ve derisi parlaktır,solungaçları parlak ve kırmızıdır,balığa parmağımızı bastırıp çektiğimizde eti fazla içeri çökmez ve hemen eski haline döner,hafif bir doğal deniz ve yosun  kokusu vardır,ağır kokmaz,suya bırakılınca dibe çöker,bayat balık su yüzünde kalır.Civa ve ağır metal birikimi riski nedeniyle (Ton balığı,Somon balığı,Morina balığı,Kılıç balığı gibi…) konserve balıklar,ağır dip balıkları ve avcı balıkları bebeğinize kesinlikle yedirmeyiniz.Alerjik etkisi çok yüksek olduğu için Midye, Karides,Istakoz,Yengeç,Kerevit gibi kabuklu deniz ürünlerini 3 yaşından sonra verebilirsiniz.Bebeğinize balığı 1-2 çay kaşığı miktarında başlayınız ve alerji belirtileri göstermiyorsa giderek arttırarak 100 gr miktarına kadar ulaşabilirsiniz.Bebeğinize vereceğiniz balıkları Fırında, haşlama,buğulama ya da ızgara şeklinde pişirebilirsiniz. Balıktan sonra anne sütü,süt, yoğurt verilmez şeklindeki halk inanışı doğru değildir. Balıkla birlikte süt ve süt ürünleri rahatlıkla tüketilebilir.

       Sütlü balık: 1 bardak süte; yıkanmış, soyulmuş, çekirdekleri çıkartılmış 1 adet domates,bir orta boy kabukları soyulmuş ve ince doğranmış patates,bir tutam maydanoz ve yarım orta boy soğan koyunuz. Kaynamaya başlayınca içerisine yukarıdaki balıklardan birinden 40-50 gram kadar koyun.5-10 dakika pişirdikten sonra kılçıklarını çıkartıp, çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

       Balık püresi: Bir adet orta boy patatesi soyup küçük parçalara böldükten sonra 15-20 dakika süre ile sıcak suda haşlayın, içine yukarıdaki balıklardan 40-50 gr kadar koyun ve 5-10 dakika daha kısık ateşte pişirin. Bu karışımın içerisine 1 çorba kaşığı rendelenmiş peynir, 1 tatlı kaşığı tereyağı ve 1 tatlı kaşığı limon suyu ekleyerek karıştırın. Bu karışımı 3–5 dakika da fırına verdikten sonra bebeğinize sunabilirsiniz.

       Fırında balık köftesi: Soyup ufak parçalara böldüğünüz 1 orta boy patates ve 1 orta boy domatesi 1 çay bardağı süt içerisinde 10 dakika pişirin. Yukarıdaki balıklardan 40-50 gr kadar alın ve 1 yumurta ile iyice karıştırın. 1 çorba kaşığı sıvı yağ ekleyerek önceden hazırladığınız patates ve domates karışımı ile birlikte fırında 20 dakika pişirdikten sonra köfte şekline getirip bebeğinize sunabilirsiniz. 

        KURU FASULYE-NOHUT-MERCİMEKLİ SEBZE ÇORBASI: Bir gün suda beklettiğiniz kuru fasulye, nohut ya da mercimeğin  kabuklarını iyice soyunuz. Bir ince pırasa,bir orta boy havuç,bir ufak soğan,bir adet yeşil biber ve bir tutam maydanozu iyice yıkayın.Kuru fasulye ya da nohudun dış kabuklarını çıkartın.1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

        BROKOLİ-KARNABAHAR-LAHANA-PIRASA YEMEĞİ: 100 gr kadar brokoli-karnabahar,lahana ya da pırasayı güzelce yıkayınız. 1 orta boy patates ve  1 orta boy havucu soyup yıkadıktan sonra ufak parçalar halinde doğrayınız. Tüm bu sebzeleri 1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte  pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

        KIYMALI SEBZE YEMEĞİ:Mevsim sebzelerinden (domates, patates, havuç, kabak, ıspanak, lahana, pazı, pırasa, brokoli, karnabahar, enginar, kereviz, taze fasulye, bamya, börülce, semizotu…)  2 ya da daha fazlasını güzelce yıkadıktan sonra ufak parçalar haline getiriniz.Bu karışımın üzerine 100 gr çift kıyılmış ve görünen yağları alınmış kuzu kıyması,bir orta boy soğan ve bir tutam maydanoz ekledikten sonra 1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        DOLMALAR: Etli ve sebzeli olarak hazırlanan bu geleneksel yemeklerimiz çocuğunuz için gerekli tüm besleyicileri içerir. Sebzelere kıyma, pirinç, bulgur eklenmesiyle hazırlanır. İçine yumurta da eklenerek yenen kabak- biber- domates- patates dolmaları ve lahana-pazı sarması bizim toplumumuza özgü en güzel örneklerimizdir. Dolmaları; içi ve sebzesi ile birlikte kendi suyunda iyice eziniz. 2- 3 çorba kaşığı kadar yoğurt ekledikten sonra haftada 3–4 kez çocuğunuza verebilirsiniz. 

        PATATESLİ TAVUK:   Bebeğinize vereceğiniz tavuk etinin; gezinen tavuk ya da organik tavuk olmasına dikkat ediniz.Bir orta boy patates ve 1 orta boy soğanı güzelce yıkadıktan sonra soyup küp şeklinde  ufak parçalara bölünüz. Tavuğun göğüs ya da but kısmındaki etlerinden 100 gr kadar ince ince doğrayınız ya da kıyma makinesinden geçiriniz.Hazırladığınız bu malzemeleri 1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

         HAVUÇLU PIRASA: İki adet ince taze pırasa, iki adet orta boy havuç, bir adet orta boy patatesi ince ince doğradıktan sonra bir kaba koyunuz. Üzerine 2 çorba kaşığı pirinç ya da irmik ekleyiniz. 1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

9-12 AYLIK ÇOCUKLAR İÇİN ÖRNEK BESLENME  

KAHVALTI:  Anne Sütü ya da 120-150 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği ya da 4-5 adet bisküvi  + 1 adet katı pişirilmiş yumurta sarısı+ 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir + 1 fındık büyüklüğünde tereyağı + 1 tatlı kaşığı ev yapımı pekmez- reçel ya da marmelat.

ÖĞLEN: Anne sütü ya da 120-150 cc devam sütü +Etli, kıymalı, tavuklu ya da balıklı sebze yemeği (domates, patates, havuç, kabak, ıspanak, lahana, pazı, pırasa, brokoli, karnabahar, enginar, kereviz, taze fasulye, bamya, börülce, semizotu…) + Pilav (pirinç, bulgur, makarna, erişte)+Yoğurt

İKİNDİ: Anne sütü ya da 120-150 cc devam sütü + 1 dilim ev yapımı pasta,börek, kek, poğaça, bisküvi ya da kurabiye +Meyve ( 1 elma, 1 armut, 1 şeftali, 1 portakal, 2 mandalina, 2-3 kayısı, 8-10 kiraz,  8-10 üzüm, 1 dilim karpuz, 1 dilim kavun ya da 1 muz)

AKŞAM: Anne sütü ya da 120 -150cc devam sütü + Sebzeli çorba (sebze, mercimek, şehriye, tarhana, pirinç, ezogelin ya da yayla çorbası ) +Fırında sebzeli et (dana-kuzu eti, kıyma, köfte, tavuk,hindi ya da balık ) +Peynirli makarna +Komposto – hoşaf (elma, armut, kayısı, üzüm, erik)

GECE:  Anne sütü ya da 150-180 cc Mama firmaları tarafından üretilen içine su koyularak hazırlanan sütlü muhallebi (pirinçli, irmikli, buğdaylı, mısırlı, çavdarlı, yulaflı, bisküvili ya da meyveli muhallebi olabilir.)     

Not:Bu liste çocuğunuza neler verebileceğinizi gösteren örnek bir listedir. Bu yiyeceklerin hepsini çocuğunuz almazsa da üzülmeyiniz. Daha az öğün ve daha az miktarlarla da çocuğunuz sağlıklı olarak normal büyüme ve  gelişmesini  sürdürebilir.

                                                                                                                                                                      Afiyet olsun.

Başarı dileklerimle   

                                                                                                                                                              Dr. Yılmaz BAY   

                                                                                                                                                        Çocuk Sağlığı Uzmanı

 

11–12 AY

doktoryilmazbay No Comments

BAŞARI; ALDIKLARINLA HAYATINI DEVAM ETTİRMEK DEĞİL, VERDİKLERİNLE YENİ HAYATLAR BAŞLATABİLMEKTİR.

        Çocuğunuz her an 1–2 adım atarak sizi şaşırtabilir. Çok hareketlidir. Tutunarak değişik pozisyonları dener. Parmak ucuna basma, tek ayak üzerinde durma, yere eğilerek oyuncağını alıp tekrar doğrulma, ayakta iken düşmeden yumuşakça oturma en çok sevdiği oyunlar arasındadır. Evin her tarafı onun keşif alanıdır. “HAYIR, “ sözcüğünün anlamını bilir ama yine de yasakları çiğnemekten kendini alıkoyamaz. Asla pes etmeyin sözünüzün arkasında durun. Kesin bir tavırla ve tok bir sesle bunun neden “hayır” olduğunu ona anlatın. Siz en iyisi ona zarar verecek her şeyi ortadan kaldırın. İlaçları, deterjanları, kimyasal maddeleri, kapalı dolaplarda kilitleyerek saklayın.

        Şekiller ve boyutlarla ilgilenir. Renkleri ayırt etmeye başlar. Kutular en sevdiği oyuncaklar arasındadır. “Bana kırmızı kutuyu ver, mavi kutudaki küçük topu getir.“ gibi komutlarla onun bu özelliklerinin gelişmesine yardımcı olabilirsiniz. 

         Artık daha çok kelimeyi anlamaya başladı. Hatta bilinçli olarak birkaç kelimeyi söyleyebiliyor. Al, getir, götür gibi basit emirlere uygun davranışlar gösteriyor. Topu getir dediğinizde alıp getiriyor,Dışarı çıkalım dediğinizde kapıya yöneliyor. Çocuğunuza iyi bir konuşma modeli olabilmeniz için;tok bir sesle, tane tane, yavaş ve anlaşılır bir şekilde konuşun. Konuşmalarınızı beden dili ile destekleyebilirsiniz. Çocuğunuzun konuştuklarını tekrar edin ancak onun sözcüklerinin doğrusunu ve normalini söyleyin. Hiç bir zaman gezme yerine ADDA, banyo için BICI BICI demeyin. Çocuğunuz; sözcükler bir anlam taşıdığı takdirde konuşabilir. O nedenle sözcüklerin anlamlarını resim, jest ve hareketlerle geliştirip destekleyin.       

         Evde çıplak ayaklarla yere basması ayak kaslarının gelişmesi için oldukça iyidir. Dışarı çıkarken yumuşak tabanlı, topuk kısmı sert,ayağın çukurluğuna gelen kısmı hafif yükseltili,ayak bileğini saran,ayağı terletmeyen mevsimine göre deri veya bez bir ayakkabı giydirebilirsiniz. Ayakkabı çocuğun ayağından en fazla 1 cm. büyük olmalıdır. Asla başkasının ayakkabısı kullanılmamalıdır. Yürümeyi öğrenirken bazen de düşecektir. Kendisinin kalkmasına izin verin. Olayı abartmayın.Gerekiyorsa yardım edin. Sonra yeniden yürümesi için cesaretlendirin hatta teşvik edin.

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Müzikli oyuncaklar; farklı sesleri algılaması, çeşitli müzik aletlerini dinleme,taklit etme becerisi ve belleğini kullanması için önemlidir.
  • İç içe geçen oyuncaklar, büyük parçalı Legolar,
  • Telefon,tabak,bardak,tef, davul, düdük, kapalı kutular,
  • Kalın kalemler,
  • Bahçe, kum ve banyo oyuncakları,
  • İtmeli, çekmeli oyuncaklar,
  • Bol düğmeli,sesli aktivite oyuncakları el becerileri ve fiziksel aktivite için çok önemlidir.
  • Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de Kitaplar; küçük yaşta kelime dağarcığını genişletmesi hayal gücünü artırması ve iletişimi kolaylaştırması için önerdiğimiz oyuncaklar arasındadır.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

  • Vücut ile beyin arasındaki sinir bağlantıları doğumdan 10-12 yaşına kadar olan sürede en hızlı gelişir.Elinizi kaldırın ve çocuğunuzdan da kaldırmasını isteyin.Kolunuzla daireler çizin ve ondan da bunu yapmasını isteyin.Çeşitli hareketler yapın ve ondan da sizi taklit etmesini isteyin.
  • Çocuğunuzu bir köşeye oturtun.Elinize bir eşarp alın.Bir ucunu bebeğinize verdiğiniz eşarbı karşı yönde çekmesini isteyin.Çocuğunuzun bundan büyük bir zevk aldığını göreceksiniz.
  • Bebeğinizle karşılıklı oturun.Ortaya ses çıkartan bir cisim koyun.Ellerinize aldığınız tahta kaşıkla belli bir ritimde şarkı söyleyerek ortaya koyduğunuz cisme vurun.Ondan da bunu yapmasını isteyin.Kahkahalarını videoya almalısınız.
  • Hikaye kitaplarını; resimleri göstererek ve sesleri taklit ederek yüksek sesle ve tane tane okuyun. Sayfa bittiğinde çevirmesini isteyin.
  • Büyük parçalı Legoları yerlerine yerleştirin.Parçaları bulduğunda onu alkışlayın,destekleyici sözler söyleyin.
  • Topu size atmasını isteyin,sizde ona yönlendirin.
  • Oyuncaklarını oyuncak kutusundan çıkarıp tekrar yerlerine yerleştirmesini isteyin.
  • Birlikte su dolu bir kapta gemisini yüzdürüp, ara sıra da batırabilirsiniz.
  • Yürüme egzersizleri yapabilirsiniz.Kollarınızı açıp size doğru gelmesini isteyebilirsiniz.
  • ONA SIK SIK SARILIP,OKŞAYIN VE ONU SEVDİĞİNİZ SÖYLEYİN

DEĞİŞİK TATLAR

        BAHARAT; 10-11.Aydan sonra bebeğinizi baharatla tanıştırabilirsiniz.Bebeğiniz sütünüzü alıyorsa ve sizde baharat kullanıyorsanız;sizin kullandığınız baharatlar sütünüze geçtiği için bebeğiniz o baharatları zaten daha önce tatmıştır.Baharatların sindirimi daha zordur ve alerjen etkileri daha fazladır.O nedenle baharatları bebeğinize sunarken 4-5 gün tek bir baharatı sunmalısınız.Sindirim ya da alerji problemi görmezseniz diğer baharatlara geçebilirsiniz.

İşte 10.aydan sonra bebeğinize sunabileceğiniz baharatlar;

Nane,Zencefil,Kimyon,Zerdeçal,Tarçın,Fesleğen,Biberiye,Dereotu,Tatlı kırmızı biber,Tatlı karabiber,Dolmalık biber,Kekik

        BEZELYE ÇORBASI : 1 çay bardağı bezelyeyi; ufak parçalara ayrılmış 1 orta boy patates,1 orta boy havuç,1 orta boy soğan,2 diş sarımsak ile karıştırarak 1 çay bardağı et ya da tavuk suyu olan bir kap içerisine boşaltın. 20-30 dakika kadar  kısık ateşte pişirdikten sonra ineceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        ISIRGAN OTU YEMEĞİ:  Isırgan otu A,C,E vitamini,mineraller ve posa yönünden oldukça zengin bir gıdadır.Deri üzerinde rahatsızlığa neden olan dalama özelliği ısıtılınca kaybolur. Genç ve taze ısırganların yeşil yapraklı dallarından 50-60 gr kadar iyice yıkandıktan sonra bir kaba koyunuz.İçerisine 2 çorba kaşığı buğday unu,1 çorba kaşığı pirinç ya da bulgur,bir orta boy patates,bir orta boy soğan,2 diş sarımsak küçük parçalara ayırarak ekleyin.Tüm bu karışımı 1 çay bardağı su içinde20-30 dakika kadar pişiriniz. . İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        ENGİNAR ÇORBASI: 2 adet enginarın kök kısmı ve iç yapraklarını iyice temizledikten sonra bir orta boy havuç ve  bir orta boy patatesle birlikte ufak parçalara bölün.Yarım çay bardağı pirinç ekleyerek 1 çay bardağı su içinde20-30 dakika kadar kısık ateşte pişirin. İneceğine yakın içine 1 çay bardağı yoğurt,1 çorba kaşığı tam buğday unu,1 yumurta sarısı ve 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        BAMYA ÇORBASI: 100 gr taze bamyayı yıkayıp iyice temizledikten sonra; bir orta boy soğan,bir orta boy kabukları soyulmuş domates,2 diş sarımsakla birlikte 1 çay bardağı su içinde  10-15 dakika kaynatın. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        TATLI BİBERLİ BROKOLİ: 2-3 dal brokoli,2-3 adet kırmızı biber,1 orta boy soğan,1 orta boy patates,1 orta boy havuç,2-3 diş sarımsağı iyice yıkayıp temizledikten sonra 1 çay bardağı su içinde 2 çorba kaşığı irmik ilave ederek 20-30 dakika kadar kısık ateşte kaynatın.İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        KURU YEMİŞ (CEVİZ,FINDIK,BADEM): Kuru yemişler iyi bir bitkisel protein,Omega-3 ,vitamin ve mineral kaynağıdır.Kuru yemişler alerjik gıdalardır.Aile üyelerinde alerji yoksa 9-10 ay dolaylarında bu gıdalara başlanabilir.Alerji etkisi daha az olduğu için önce cevizle başlayın. Sırayla 7-10 gün ara ile fındık ve badem şeklinde yeni kuru yemişleri bebeğinizin beslenmesine ekleyebilirsiniz.  Alerji etkileri daha çok olduğu için Yer fıstığı ve Antep fıstığı gibi kuru yemişleri 2 yaşından sonra deneyin. Kuru yemişleri solunum yollarına kaçma olasılığına karşı havanda iyice ezerek  ya da rondodan geçirerek un haline getirip bebeğinize öyle sununuz.5 yaşına kadar  çocuğunuzun yanında kuruyemiş yemeyiniz.Farkında olmadan etrafa dökülen kuruyemişleri çocuğunuz bulup ağzına götürebilir bu da çocuğunuzun solunum yollarına kaçarak ağır solunum yolu problemlerine neden olabilir.Kuruyemişleri  ilk gün 1 çay kaşığı şeklinde başlayıp 2-3 gün arayla arttırarak 10-15 gün içerisinde 1-2 tatlı kaşığına kadar çıkabilirsiniz.

        Aile bireylerinden bir  ya da bir kaçında asthma, alerjik nezle, besin alerjisi ve egzama gibi alerjik hastalık varsa kuruyemişlere 1 yaşından sonra başlayınız.Un haline getirdiğiniz bu kuru yemişleri önce bebeğinizin  dudağına değdiriniz. Yarım saat içerisinde;  dudak kenarlarında, vücutta ,göz kapaklarında şişme,döküntü, kaşıntı,kızarıklık, nezle, öksürük, kusma, ishal görülmüyorsa bu kez kuru yemişleri ağızdan  yerım çay kaşığı miktarında başlayıp yavaş yavaş 2-3 gün arayla arttırarak 10-15 gün içerisinde 1-2 tatlı kaşığına kadar çıkabilirsiniz.

        KARACİĞER: Demir, protein, A ve D vitamini yönünden oldukça zengindir. 9.aydan sonra haftada 1-2 öğün bebeğinizin beslenmesine ekleyebilirsiniz.(Beyin dahil diğer sakatatları önermiyorum.) Taze kuzu,oğlak,organik tavuk,hindi ve kaz ciğeri verebilirsiniz.Çocuğunuza dana ciğeri vermeyiniz çünkü kasaplarda,marketlerde satılan dana ciğerlerinde çok fazla toksik madde,antibiyotik ve hormon kalıntısı bulunmaktadır.Ciğeri üzerindeki zarı çıkarttıktan sonra iyice haşlayın.Haşlanınca ciğer sertleşir.Sertleşen bu ciğeri rendeden geçirin. 1-2 tatlı kaşığı şeklinde başlayıp giderek arttırarak 2–3 çorba kaşığına kadar çocuğunuza verebilirsiniz.Karaciğeri çorbalara ya da sebze pürelerine karıştırarak da bebeğinize verebilirsiniz.                  

MEMEDEN KESME

        Anne olmak her dönem sonsuz sevgi ve sabır gerektirir ancak memeden kesme dönemi  ise bu sevgi ve de sabrın doruklara ulaşma dönemidir.Acaba meme vermeyi ne zamana kadar sürdürmeliyim düşüncesi artık beyninizi kurcalıyor. Bunun belli bir süresi yoktur. Buna çocuğunuzla birlikte siz karar vereceksiniz.1 yaş dolayları memeden kesme için uygun olabilir. Ama çocuğunuz tüm ek gıdaları alıyor üstüne de sizi emiyorsa ve gelişmesi de iyi ise emzirmeyi 3-4 öğünü geçmeme koşuluyla 2 yaşına hatta emmeye devam ediyor ve iyi gelişiyorsa 3 yaşına kadar da sürdürebilirsiniz. 1 Yaşından sonra çocuğunuz ek gıdaları yeterince almıyor, özellikle de katı gıdaları yeterince almıyorsa ,anne sütüne güveniyor, anne sütünün tadını diğer yiyeceklerde bulamadığı için ek gıdaları almıyor olabilir. Bütün gün ve özellikle de geceleri sizin memenizden ayrılmıyor, sürekli olarak sizi emmek istiyor ve geceleri emmek için sizi ve kendini uyutmuyor ise ;anne sütünü mutlaka kesmelisiniz. 4-6. aydan beri yavaş yavaş tüm gıdaları beslenmesine ekledik. Doğal olarak anne sütü azaldığı gibi çocuğunuzun da anne sütüne ihtiyacı azaldı.1 yaş dolaylarında anne sütünün potasyum, çinko ve protein düzeyleri bebek için tek başına yeterli olmayabilir. Yine çok uzun süre meme emen çocuklarda diş çürümelerine, yatarak meme emme kulak enfeksiyonlarına neden olabilir. Onun için anne sütü yeterli olsa bile 1 yaş dolaylarında anne sütüne ek olarak mutlaka kaşıkla ek besinleri çocuğunuz almalıdır.

       Öncelikle hislerinizi kontrol edin. Hala bebeğinizi emzirmekten zevk alıyor musunuz? Yoksa sık sık bu işi yapmak, hayatınızı buna göre düzenlemek size yük olarak mı gelmeye başladı?  Bunları iyice düşündükten sonra çocuğunuzu memeden kesmek için eşiniz ve çocukla ilgilenen yakınlarınızla birlikte bir gün belirleyin ve o gün geldiğinde kararınızı ödünsüz bir şekilde uygulayın. Kesinlikle bir daha geri dönmeyiniz. Bu geri dönüşler  memeden kesme dönemini daha da zorlaştırır. Memeden kesmeyi sakin bir zamana denk getirin. Hastalık, seyahat, diş çıkarma gibi durumlar da memeden kesmeyi ertelemelisiniz.Çocuğunuzu 3 yaşına kadar emzirdiyseniz;  3 yaşından sonra anne sütünü mutlaka kesmelisiniz.

       Emzirmeyi sonlandırmanın çeşitli yöntemleri vardır.1 yaş altı çocuklarda en iyi memeden kesme yöntemi yavaş yavaş yapılandır. Her 5–6 günde bir öğün azaltılarak günde 1-2 öğüne inilir. Bir 15–20 gün böyle sürdürülür. Daha sonra o 1–2 öğün de kaldırılır. Daha büyük çocuklarda bu yöntemi uygulamak zor olabilir. 1 Yaş dolaylarında memeden kesmeyi düşünüyorsanız önceden hafta sonuna denk gelecek bir gün belirleyin.Çocuğunuzla da bunu konuşun ve o gün geldiğinde çocuğunuzu birden memeden kesmelisiniz. Çocuğunuzla yalnız kalmamaya çalışmalısınız.Babasıyla,dedesiyle anneannesiyle, babaannesiyle daha çok zaman geçirmesini hatta onlarla yatmasını sağlayabilirsiniz.Parklarda,bahçelerde,kalabalık ortamlarda,başka çocuklarla oynarken memeyi daha az hatırlayacaktır.Dış ortamlarda bulunmasını sağlamalısınız

       Memeden kesme döneminde göğüslerinizde ağrı ve dolgunluk hissedebilirsiniz. Yalnızca dolgunluk hissini azaltacak kadar bir miktar sütü sağıp boşaltabilirsiniz. Boşalttığınız bu sütü çocuğunuza vermeyiniz. Memenize; vücut sıcaklığının biraz altında bir suya batırılmış havlu koyarak memenizdeki dolgunluk  hissini azaltı Eğer ağrınız çoksa paracetemol ya da ibuprofen cinsi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz. Memeden kesme döneminde kendinizi biraz üzgün hissedebilirsiniz. Bu normaldir. Şunu da unutmayın; bebeğiniz artık size bağımlı olmaktan kurtuldu. O artık özgürce her şeyi tadan bir birey oldu.                                                                

BEBEĞİNİZ YEMEĞİNİ PÜSKÜRTÜYOR, GIDALARI FIRLATIYORSA;

Zaman zaman bütün bebekler önündekini sağa sola atmaktan,ağzındakileri dışarı püskürtmekten büyük zevk alırlar. Özellikle bunu doyduktan sonra yaparlar. Ancak bu davranışlar aşırı boyutlara ulaşırsa;

  • Önüne fazla bir şey koymayınız. Tek bir çeşit koyun.
  • Mama kabını masaya sabitleyin.
  • Elbisesini korumak için önlük takın.
  • Mama sandalyesinin altına bir örtü serin.
  • Davranışlarını onaylamadığınızı kesin bir dil ve kararlılıkla bebeğinize belirtin.
  • Sakinliğini koruyun.
  • Belki de küçük oyuncu gösteri yapıyordur. Kapıyı kapatıp odadan çıktığınızda seyircisiz kalan küçük oyuncu gösteriyi sonlandıracaktır.
  • Bel ki de bebeğiniz yeterince aç değil.Önündekileri kaldırıp bir sonraki öğüne kadar ona hiç bir besin vermeyin.

YERE DÜŞÜRDÜĞÜNÜ YİYEBİLİR Mİ?

       Annelerin kafasını kemiren en önemli sorunlardan biri de budur. Evet, çocuğunuz kendi evinizde yere düştüğünü yiyebilir. Yerler tam steril değildir. Biraz mikrop barındırabilir. Bu mikroplar çocuğunuzda önemli bir rahatsızlığa yol açmaz. Bir süre sonra yaşadığı ortamdaki mikroplara alışacaktır. Bu teması doğal bir aşılama olarak düşünün. Ara sıra dış ortamda da  tozla, toprakla, temasına izin verin.KİRLENMEK GÜZEL ŞEYDİR.                                                              

BEBEĞİNİZLE YOLCULUK

       Ev dışına çıkmanız bebeğinizle yolculuk demektir. Ekstra bir hazırlık gerektirir. Bu yolculuk komşu ziyareti, yakındaki bir park olabildiği gibi şehirlerarası ya da ülkeler arası bir yolculuk ta olabilir. Elbette yolculuğun durumuna göre hazırlıklarda farklıdır. Yolculuğa çıkarken genelde aşağıdakileri yanınızda bulundurun;

Yedek giysiler, bebek bezleri, kullanılıp atılan poşetler, bebek önlükleri, peçete, krem, sterilize emzikler, biberonlar, içilmek üzere hazırlanmış su, bebeğinizi oyalayacak oyuncaklar, askılar, bebek hasırı ya da battaniyesi.

ARABA YOLCULUĞU:

  • Bebeğinizi çok küçük olmadığı sürece (3,5 kg altında değilse) kucağınıza alarak yolculuk etmeyiniz. SEYAHATLERİNİZDE;BEBEĞİNİZ DOĞUMDAN İTİBAREN MUTLAKA OTO KOLTUĞUNDA OLMALIDIR.
  • Arabaya monte edilen bir bebek koltuğu en güvenlisidir. 9. aya kadar ön koltuğa bağlanan ve arkaya bakan bebek koltuğu, 9. aydan sonra arka koltuğa iyice tutturulmuş öne bakan bir bebek koltuğu kullanabilirsiniz. 
  • Bebeğinizi bebek koltuğuna iyice bağladığınızda emin olmadan yola çıkmayınız.
  • Bebeğinize kullanacağınız oto koltuğu Avrupa standartları çarpışma testlerinden geçmiş olmalı ve bunun logosu koltuğun herhangi bir yerinde görünmelidir.Bu logo ECE R44/04 şeklindedir. 
  • Bebeğinizin yaşına ve ağırlığına uygun bir oto koltuğu seçmelisiniz.
  • Grup 0+ : Doğumdan hemen sonra 13 kiloya kadar kullanılabilen oto koltuk modeli ana kucağı olarak da adlandırılır.İlk seçeceğiniz bir koltuk olabilir
  • Grup 0+/1: Doğumdan sonra 18 kiloya kadar,Grup 1:  9 kilo ile 18 kilo arası,Grup 1/2:9 kilo ile 25 kilo arası,Grup 1/2/3:9 kilo ile 36  kilo arası,Grup 2/3:15 kilo ile 36 kilo arasındaki çocuklar için uygundur.
  • Yolculuğa çıkış saatinizi bebeğinizin uyku saatine denk getirmeye çalışın. Yolculuğun başında arabada bir süre uyursa iyi olur. 
  • Yolculuğa çıkmadan önce bebeğinizi besleyin. 
  • Mola saatini çocuğunuzun acıkma saatine göre ayarlayın.
  • Yolculuk esnasında onu oyalayacak oyuncakları yanınıza almayı unutmayın.
  • Ona dinletebilineceğiniz ninni ya da müzik parçalarını yanınıza alınız. Arabada çok işe yarayacaktır.
  • Arabanızın camlarını açarak bebeğinizi hava akımında bırakmayın.
  • Uzun yolculuklarda araba camlarından geçen ışınları bebeğinizin cildini etkileyebilir. Güneşli havalarda başında şapka, araba camlarında perde ya da güneşlikle bebeğinizi aşırı güneşten koruyunuz.
  • Mümkünse klima çalıştırmayınız. Eğer çalıştırmak zorunda kalırsanız hava akımının direkt çocuğun üzerine gelmemesine dikkat edin ve klimayı en az güçte çalıştırın.
  • Eğer bebeğiniz biberonla besleniyorsa her öğün için ayrı bir biberon temiz ve steril bir şekilde arabada hazır bulundurun. Bu biberonları arabada güneş olmayan bir yerde saklayınız.
  • Önceden ısıtılmış, soğutulmuş bir suyu olanak varsa termosla muhafaza ederek yanınıza alın. Yolculuk boyunca sık sık bu sudan çocuğunuza sunun.                                                          

                                                                                                                                                                                                                                                              Dr. Yılmaz BAY                                                                                                

                                                                                                                                                                                                                                             Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı                                                    

 

12–15 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Herkesin içinde öv; eleştirilerini bir kenara çekerek söyle.”

 

DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLSUN, TÜM YAŞAMI SAĞLIKLI VE MUTLU OLSUN.

       Gözünüz aydın. Bebeğiniz artık 1 yaşında. Anlama, kavrama ve iletişim becerilerinde büyük ilerlemeler gözlüyorsunuz. Birden koşarak size gelirse sakın şaşırmayın. İlk anlamlı sözcükler dilinden dökülmeye başladı. Gözünü, burnunu, kulağını gösterebiliyor. Başparmağını ve ‘şaret parmağını kullanarak cisimleri tutabiliyor. Yakalama alanına giren her şeyi uzanıp almak istiyor. Giyindirilirken, soyundurulurken size yardımcı oluyor. Kendi adını biliyor ve seslenildiği zaman dönüp bakıyor. Kaşığı ve bardağı iyice tutup kendini besleyebilir.  Read More

15–18 AY

doktoryilmazbay No Comments

“İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz”

   Evde artık duygularınızı, düşüncelerinizi sevinçlerinizi, üzüntülerinizi(Siz yine de üzüntülerinizi paylaşmayın) gerçek anlamda paylaşabileceğiniz bir dostunuz var. Evin her köşesinde karşınıza çıkabiliyor. Kendine özgü şarkılar söylüyor. 7 ile 20 kelime arasında biliyor. Kendi adını biliyor ve seslendiğiniz zaman dönüp bakabiliyor. Bildiği bir eşyanın ismini söyleyebiliyor. İstediklerini işaretle belli ediyor, altını ıslattığında gelip size gösterebiliyor ya da tuvaletini yapmak için  koltuk,kapı,perde arkası gibi bir yere saklanıyor.

    Elinden tutarsanız merdivenleri çıkabilir. Geri geri sürünerek inebilir, düşen oyuncağı almak için çömelebilir. Tahta küplerden ikili, üçlü-,dörtlü kuleler yapabilir. Resimli kitaplara bakmaktan hoşlanır. Birkaç sayfayı birden çevirebilir. Kalemle çizgiler çizip karalamalar yapabilir. İlk karalama girişimleriyle kendini yazılı olarak anlatmaya başlar. Oyuncak bebeğine yemek yedirmek gibi basit günlük etkinlikleri taklit eder. Benim, senin, onun gibi zamirleri; hayır, olmaz gibi olumsuzlukları kullanır.  

    Mümkün olduğunca ona sık kitap okuyunuz. Sevdiği kitapları tekrar tekrar okuyun. Renkli, resimli kitapları kendisinin tutmasına ve karıştırmasına izin verin.    

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Bu dönem çocuğunuzun en hareketli olduğu dönemdir.
  • Üzerine binilebilir büyüklükte itilen veya çekilen ses çıkartan tahta veya plastikten hayvan türü oyuncaklar onu hareketli kılar.
  • Üzerindeki deliklerden içerisine topların veya basit geometrik figürlerin itildiği setler el becerisini ve şekil duygusunu geliştirir.
  • Küçük sandık, sepet, tabure, süpürge, faraş gibi oyuncaklar fiziksel gelişmesine yardımcı olur.
  • 4–5 parçalı yap bozlar, Legolar zihinsel gelişilmesi için oldukça iyidir.
  • Gece yatarken baş ucunda çalacağınız görüntüsüz basit öykü CD leri ve okuyacağınız yırtılmaz bol resimli kitaplar hem bilgisini artırır hem de ona okuma alışkanlığı kazandırır.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

  • Ağız, burun, göz, kulak gibi organları göstererek organ tanıma oyunu oynayabilirsiniz.
  • Her türlü ev işlerinde yardımını isteyerek onu yaşamın her alanına katabilirsiniz.
  • Her gün belirli saatlerde sokağa çıkarak ve çevre de gördüğünüz şeyleri ona anlatarak çevreyi tanımasını sağlayabilirsiniz.
  • Çocuğu olan ailelerle bir araya gelerek daha sosyal olmasını sağlayabilirsiniz.
  • Saklambaç, köşe kapmaca gibi oyunlarla hareket ve yürüme becerilerini arttırabilirsiniz.
  • Birlikte söyleyeceğiniz çocuk şarkıları ve tekerlemelerle onun kelime dağarcığını geliştirebilirsiniz.
  • Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de birlikte bol resimli kitaplar okuyabilirsiniz.

DEĞİŞİK TATLAR

          ÇORBALAR: Alımının kolay olması nedeniyle çocukların en sevdiği gıdalar arasındadır. Sevmediği birçok gıdayı çorbaların içerisine karıştırarak çocuğunuza verebilirsiniz. 

İşte size 3 Örnek;

        Etli Sebze Çorbası:100 gr kuzu eti,1 orta boy havuç,1 orta boy patates,1 orta boy kereviz,1 küçük soğan ve 2 diş sarımsağı 1 bardak su içinde karıştırın.Üzerine 1 çorba kaşığı un ilave edip kısık ateşte 20-30 dakika pişirin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

         Bahar çorbası: 100 gram kabukları soyulmuş bezelye, 2 taze havuç, 2 yaprak marul, 1 orta boy soğan ve 2-3 dal maydanozu 1 su bardağı kadar su içerisinde 20-30 dakika pişirin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz. 

       Domatesli ekmek çorbası: 1 adet domatesi soyup çekirdeklerini çıkardıktan sonra küçük parçalara bölün. Orta boy bir soğanı ince ince kıyın. Domates ve soğanlara 2 dilim kurutulmuş ve ince doğranmış ekmeği ekleyin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra üzerine 2 çorba kaşığı rendelenmiş peynir ekleyerek oda sıcaklığında çocuğunuza sunabilirsiniz.

       BALIK KÖFTESİ: Sardalye, hamsi, lüfer, mezgit, barbun, tavuk balığı, dil balığı gibi balıklarla yapılabilir. 1 orta boy patates, 1 orta boy havuç, 1 orta boy soğan ve 200 gr balığı ufak ufak doğradıktan sonra bir kapta 15 dakika haşlayın. Ateşten aldıktan sonra onlardan ufak ufak köfteler yapın. 1 yumurtayı bir kapta iyice çırptıktan sonra üzerine galeta unu ekleyin. Yaptığınız köfteleri bu karışıma batırın. Daha sonra zeytinyağı koyulmuş yanmaz tavada 5-6 dakika pişirip oda sıcaklığında çocuğunuza sunabilirsiniz.

        ETLİ KABAK DOLMASI:100 gr kıymayı ince ince kıydığınız soğan, sarımsak, dereotu, domates ve pirinçle karıştırın.Bu karışımı içini boşalttığız kabakların içine doldurun.Kabakların ağzını domatesle kapatın. Kabakların üzerini geçmeyecek kadar su ilave edin. Kısık ateşte 20-30 dakika pişirin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        MAKARNA: Bütün bebeklerin en sevdiği yemeklerin başında makarna gelmektedir. Parmaklarıyla kolayca yakalayabileceği kelebek, midye, bukle veya deniz kabuğu  şeklindeki makarnaları tercih edebilirsiniz. Makarnayı mutlaka pilav gibi kendi suyunda pişirin Kolayca almadığı birçok gıdayı soslu makarnayla karıştırarak çocuğunuza sunabilirsiniz. 

İşte size iki örnek;

Yeşil soslu makarna: 1 adet kabak,6 adet yeşil fasulye, 1 adet domates,1 küçük soğanı küçük parçalar halinde doğrandıktan sonra 20-30 dakika pişirin. Püre haline getirilerek pişmiş makarnanın üzerine dökün. Bu karışımın üzerine 1 çorba kaşığı rendelenmiş peynir ilave ederek çocuğunuza sunabilirsiniz.

Etli makarna: 50-100 gr kadar kuzu kıyma ya da organik tavuk eti gibi etlerden birisi  20-30 dakika kadar haşlanır. Daha sonra ufak parçalara bölünen bu etler haşlanmış makarnanın üzerine dökülür. 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyerek bu karışımı 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

   BAL KABAKLI KEK : 100 gr balkabağını 20 dakika haşladıktan sonra iyice ezin.1 yumurta,yarım çay bardağı zeytinyağı,2-3 adet ceviz ya da badem,1 çorba kaşığı kuru üzüm,1 çay kaşığı tarçın,yarım paket kabartma tozu ve yarım çay bardağı  buğday ununu balkabağı ile karıştırın.Hazırladığınız bu karışımı önceden 200 dereceye kadar ısıttığınız fırında 20 dakika pişirdikten sonra oda sıcaklığında çocuğunuza sunabilirsiniz.

   MUZLU MUHALLEBİ : 1 çay bardağı süt,1 çay bardağı buğday unu,2 tatlı kaşığı toz şeker ve 1 paket vanilyayı karıştırarak kısık ateşte 10 dakika pişirin.Ateşten aldığınız bu karışımın içine yarım çay bardağı kakao,ince dilimlenmiş 2 adet muz,1 çorba kaşığı kuru üzüm,1-2 adet ceviz-badem ya da fındık ekleyin.Tüm bunları iyice karıştırdıktan sonra kısık ateşte 10 dakika daha pişirdikten sonra oda sıcaklığında çocuğunuza sunabilirsiniz.

   SALATALAR: Bebeğinize artık salata şeklinde çiğ sebzeleri de verebilirsiniz.Başlangıçta (Mevsiminde ve tarladan olma koşuluyla)Domates ve salatalık dilimlerini eline verebilirsiniz. Sonra bu yiyeceklere havuç, patates, kabak, marul,maydanoz,nane,dereotu, yeşil soğan-kuru soğan,pancar, lahana,Yeşil fasulye,bezelye gibi yeşil yapraklı sebzeleri de ekleyebilirsiniz.Tüm bunları tek tek verebildiğiniz gibi birçoğunu karıştırarak içerisine zeytinyağı,limon ya da sirke ekleyerek de verebilirisiniz.

                                                                                                                                                                                           Afiyet olsun!

                                                  ÇOCUK VE TELEVİZYON

      Yazıma başlamadan önce hemen belirteyim.Televizyon,bilgisayar,tablet,Laptop,CD,DVD ,akıllı telefon videoyu ve tüm görsel ,işitsel oyun araçlarını aynı kategoriye koyuyoruz.Televizyon için söylediklerimiz diğerleri için de geçerlidir.

    20.Yüzyılın en büyük buluşları arasında yer alan TV insanlık adına büyük gelişmelere sebep olmuştur. Aile hayatını;milattan önce ve milattan sonra gibi TV’den önce TV’den sonra diye 2’ye ayırmak mümkündür.

   Televizyondan önceyi; aile yaşamı için karanlık, televizyondan sonrayı ise aile yaşamı için aydınlık dönem olarak nitelendirebiliriz.

   Çağımızın en önemli kitle iletişim aracı olan televizyonun çocuklara yararlımı; zararlımı? olduğu hep sorgulana gelmiştir. Bu soruyu ben bıçak insana yararlımı,zararlımı ya da uranyum insanlık için yaralımı ,zararlımı? şeklinde algılıyorum. Bıçakla elma soyarsak yararlı, elimizi kesersek zararlı.Uranyum atomundan elektrik enerjisi üretebiliriz ve yararları sonsuzdur.Atom bombası yaparsak da zararları sonsuzdur.Bunun gibi televizyonu  olumlu kullanırsak elbette ki yararlıdır.Gereğinden çok ve yerli yersiz kullanırsak elbette ki zararlıdır.Azı karar,çoğu zarar ilkesi çoğu şeyde olduğu gibi burada da geçerlidir.

Televizyonun çocuklara olan olumsuz etkilerini söyle sıralayabiliriz;

  *Öncelikle çocuk cansız bir varlık karşısındadır. Konuşmasına, bakışına, gülümsemesine karşılık vermeyen ,gönderdiği iletişim ve etkileşim mesajlarını algılamayan sert ve soğuk bir cisim karşısındadır.

  *Duygusal ve sosyal uyarıdan yoksundur.

  *Çocuklar televizyon başında hareketsiz kalmakta enerji harcamamakta.

  *Yine televizyon başında farkına varılmadan gereğinden fazla besin tüketilmekte,

  *Reklamlardan olumsuz etkilenilerek kalorisi yüksek besin değeri az besinler tüketmekte ve buda çocukta  fazla kiloya neden olmaktadır.

  *Çocuk olaya katılamamakta önüne ne sürülürse onu kabullenmekte,fikir yürütememekte,soruları cevapsız kalmakta,sevgi ve sıcaklık bulamamaktadır.

  *Sosyal  gelişimi olumsuz etkilemekte çevre ve arkadaş ilişkilerini bozmakta.

  *Zamanı tüketmekte; diğer aktivitelere, oyuna, ödeve, okumaya zaman kalmamaktadır.

  *Gecenin geç saatlerine kadar anne ve babanın yanında televizyon izleyen çocukta uyku ritmi bozulmaktadır.

  *Çocuk için hazırlanmayan bazı programlar dil gelişimini olumsuz etkilemekte hatta konuşma bozukluğuna neden olmaktadır.

  *Dili çocuklar konuşarak ve tekrar ederek öğrenmekte televizyon bu konuşma ve tekrarı engellediği için konuşmayı geciktirmektedir.

  *Aşırı şiddet ve abartılı cinsellik içeren filimler çocuğun ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Televizyon da ki şiddetin çocuğun ruh sağlına olan olumsuz etkileri;

    8 yaşın altındaki çocuklarda soyut düşünce oluşmamıştır,gerçek ve fantezi arasında ki ayırım henüz yapamazlar.Çocuklar için hazırlanmayan programlarda gerçek ile rolü  birbirlerine karıştırırlar ve T.V de gördükleri  her şeyi  gerçek olarak değerlendirirler ve olduğu gibi algılar.Çocuklar gördüklerini öğrenir ve uygularlar. Genelde filmlerde şiddeti uygulayan kahramandır, şiddet uygulanan kötü adamdır. Çocuk problemleri çözmek için şiddet uygulanmasını normal olarak değerlendirir ve çevresine de uygulamak ister. Yine şiddeti göre göre şiddete karşı duyarsızlaşır. Bazı filmlerde  şiddet komedi ve cinsellikle işlenir.Bu gibi filimler karşı tarafa zarar verirken eğlence ve zevkte uyandırdığı için daha da zararlıdır.

Sonuçta çocuklarda saldırgan davranışlarda artma, kendine ve yakınlarına zarar geleceği korkusu,  uyku bozuklukları, gece kabusları, saldırganı model alma, güçlünün yanında olma gibi ciddi bozukluklara neden olduğu için çocukların şiddete tanık olmasını asla istemiyoruz.

Anne babalar çocukları ile televizyon izlerken istenmeyen bir görüntüyle karşılaştıklarında;

     Öncelikle anne-babalar  çocuklarına hangi programı izleteceklerini ve hangi programı birlikte izleyeceklerini baştan belirlemelidirler.

Birlikte izledikleri bir programda programın gidişi istenmeyen bir sahneye doğru ise çocuğa fark ettirmeden ilgisini başka alana yöneltmelidirler . Örneğin bu birlikte oyun oynamak, kitap okumak, dışarı çıkmak, oyuncaklarına yöneltmek olabilir.

İstenmeyen ani bir görüntü karşısında ise “ Evladım bu program bize göre değil. Bunu izlemek yerine gel seninle şu aktiviteleri yapalım” diyerek yine çocuğun merakının artmasına neden olmadan başka uğraşlara yöneltmelidirler.

Televizyon izlemenin çocuğa olan yararları;

  *Televizyon çocukların işitsel,görsel uyaranlarla,öğrenmesine,bilgilenmesine ve eğlenmesine katkıda bulunur..

  *Eğitici programlarla derslerine yardımcı olur.

  *İlgi alanlarını genişletir.

  *Çocuklar için hazırlanmış müzik programları ile ruhsal doyumu sağlar.

  *Haber ve belgesel programları ile dış dünya, çevre ve diğer insanlarla ilgilenmesine yol açar.

  *Savaş, yoksulluk gibi hayatın gerçeklerinden haberdar olmasını sağlayarak, yalnız kendini değil dış dünyayı da düşündürerek  bencillikten uzaklaştırır.

  *Özel hazırlanmış çocuk programları ile dilini doğru ve düzgün kullanmasını sağlar.

  *Zamanında başlanan yabancı dil programları ile ikinci bir dil öğrenmesine katkıda bulunur.

  *Daha büyük çocuklar doğru Internet kullanımı ile gerekli sonsuz bilgiye kolayca ulaşarak derslerinde,ödevlerinde büyük kolaylıklar sağlayabilirler.

  *Eğitici sağlık programlarını izleyerek sağlıkları hakkında doğru ve yararlı bilgiler edinebilirler.

Televizyondan daha verimli yararlanmak için belli kurallara uyulmalıdır,

    Her şeyde olduğu gibi burada da anne- babalar çocuklarına örnek oluşturmalıdırlar. Çocuklar gördüklerini uygularlar. Kendisi bütün gün televizyon başından ayrılmayan anne baba çocuğuna kural koyamaz. Başta anne baba olmak üzere evde yaşayan herkesin bir televizyon izleme programı olmalıdır. Bu program ev işlerini, yemeği, oyunu, kitap okumayı, ders çalışmayı ve aile içi kaynaşmayı olumsuz etkilemeyecek ve her birine yeterli zaman bırakacak bir program olmalıdır. Yan yana değil birlikte yaşayan bir aile yapısı içinde olunmalı, çocuk yaşamın her alanına katılmalıdır.

  *3 Yaşın altındaki çocuklar kesinlikle televizyon karşısında olmamalı ve onlara televizyon izlettirilmemelidir.

   *3-6 yaş arasındaki çocukların televizyon başında geçirdikleri günlük süre 2 kez  30-45 dakikayı geçmemelidir. Yaşlarına uygun çocuklar için özel olarak hazırlanış televizyon kanallarındaki programlardan ya da normal kanallardaki yaşlarına uygun çocuk programlarından yararlanılabilir.

  *6-12 yaş arasında çocuklar hafta içi günlük en fazla 1 saat, hafta sonları ise  2-3 kez 30-45 dakika süre ile televizyon izleyebilirler.

  *16 YAŞ ALTINDAKİ ÇOCUKLAR ASLA YALNIZ BAŞINA TELEVİZYON İZLEMEMELİ. Anne babalar çocuklarla birlikte televizyon izlemeli, programları değerlendirilmeli, çocuğun görüşü sorulmalı, karşılaşılan olaylar hakkında fazla detaya girmeden yorumlar yapılmalı ve onun da yorumlara katılması sağlanmalıdır.

  *Hangi süre ile ve ne çeşit programın izleneceği önceden planlanmalı, günlük, haftalık, aylık programlar yapılmalı.

  *Televizyon başında çocuklara asla yemek yedirilmemeli.

   *Bir seferde 30-45 dakikadan fazla televizyon izlenmemeli.

  *Çocuğun günde en fazla 3 kez 30-45 dakika televizyon izlemesine izin verilmeli.

  *İstenmeyen görüntülerin yer alabileceği programlardan kaçınılmalı.

SAĞLIKLI BİR RUHSAL VE BEDENSEL GELİŞİM İÇİN ÇOCUKLAR MÜMKÜN OLDUĞUNCA TELEVİZYONDAN UZAK AKTİVİTELERE YÖNLENDİRİLMELİDİR

      Çocukların en önemli uğraşı oyundur. Büyük için iş neyse çocuk içinde oyun aynıdır.Erişkin ruh sağlığı sevmek ve çalışmaksa;çocuk ruh sağlığı sevilmek ve oynamaktır.Çocuklar boş  zamanlarının  % 80 ‘ini oyunla geçirmelidir.

  *Aile içinde sohbet etmek çok eğlenceli olabilir. Çocukların eş, dost ve akrabalarla birlikte olmaları sağlanmalı ve onlarla yeterince zaman geçirmelerine fırsat verilmelidir.

  *Yine kitap okumak çok iyi bir boş zaman değerlendirme yöntemidir.

  *Ev işlerinde anneye yardımcı olmak, odasını toplamak, oyuncaklarını yerleştirmek. Daha büyük çocukların yemeğe, bulaşığa, temizliğe yardımcı olması boş zaman değerlendirmesi dışında çocuğun hayata hazırlanması içinde gereklidir.

   Sözün özü; Televizyon güncel yaşamımızın olmazsa olmaz bir gerçeğidir. Yaşamın gerçeklerini, zorluklarını ve eğlenceli yanlarını bize yansıtır. Doğru kullanıldığında yaşam ve aile ilişkileri açısından çok faydalı, etkili ve vazgeçilmez bir araçtır.YETER Kİ TELEVİZYONUN ESİRİ OLMAYALIM…..

                                                                                                                                                   Dr.  YILMAZ   BAY

                                                                                                                                    Çocuk Sağlığı Ve Hastalıları Uzmanı 

                                                                                                                                   Sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileğiyle

 

21–24 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Oynamayan tay at olmaz”

Sonu gelmez sorulara hazırlıklı olun. Ne, nerede, kim, niçin… gibi soruların ardı arkası gelmez. 50 kelime bilir ve daha fazlasını anlayabilir.2–3 sözcüğü bir araya getirerek basit cümleler kurar. Oyun oynarken kendi kendine konuşur ancak konuştuklarının bazıları anlaşılmaz. Oyuncak bebeği ile konuşur ve onu besler.6–8 küpten kuleler yapabilir. Üç tekerlekli bisiklete binebilir. Merdivenleri yukarı aşağı çıkıp ,inebilir. Kalemi büyüklere benzer şekilde tutup ileri,geri karalamalar yapar, daire ve enine çizgiler çizebilir. Bir resimdeki 2–4 nesneyi tanıyarak gösterir. Rahatça koşar, topa tekme vurabilir. Kitap yapraklarını teker teker çevirebilir. Ben, sen ve biz’in anlamını bilir ve kullanır. Burun, ağız, yüz gibi bölümleri tanır ve gösterir. Başkalarında da bu organları gösterir. Elbisesini çıkarabilir. Üstüne dökmeden kaşıkla yemek yiyebilir. Bardağı alır suyunu içer ve tekrar yerine koyabilir. Tuvaletini söyleyebilir. Masal dinlemekten hoşlanır. Sembolik oyunlar oynar. Örneğin; bir sopayı araba yaparak üzerine binip dolaşabilir. Read More