SOĞUK ALGINLIĞI GRİP İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR! 

Sonbaharda görülen solunum yolu hastalıkları Üst Solunum Yolu Hastalığı, halk arasındaki deyimiyle SOĞUK ALGINLIĞI dır.

Grip yurdumuzun da yer aldığı kuzey yarım kürede OCAK –ŞUBAT-MART-NİSAN asında kendini göstermektedir. 

 

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Solunum yolları; burnumuzun ucundan akciğerlerdeki oksijen alış verişinin yapıldığı küçük hava kesecikleri ne kadar uzanır. Bu hava yolunun gırtlağın üst kısmında kalan bölümüne üst solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına da üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) , gırtlağın alt kısmında kalan bölümüne alt solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına alt solunum yolu enfeksiyonları (ASYE) adı verilmektedir. Kulaklar ve sinüslerde üst solunum yollarına dâhildirler.

Tüm solunum yolları koruyucu özel bir hücre tabakası ile kaplanmıştır. Bu hücre tabakası özel bir salgı üreterek solunum yollarını nemli tutar. Ayrıca bu salgının içerisindeki koruyucu hücreler de solunum yollarına yerleşmek isteyen mikroplara karşı vücudu korur. Yine bu hücrelerin üzerindeki titrek tüyler solunum yollarına girmeye çalışan mikroplara karşı koyar ve bir süzgeç gibi havayı temizlemesi yanında karşı hareketlerle mikropları dışarı atmaya çalışır.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarına (Ü S Y E ) tutulduğu bölgeye göre isimler verilir. Gırtlak bölgesinin iltihaplanması (Larenjit), bademciklerin iltihaplanması (Tonsillit), kulak iltihaplanması (Otit), sinüslerin iltihaplanması (Sinüzit),burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit ) olarak adlandırılır. Nazofaranjit halk arasında üşütme, soğuk algınlığı gibi isimlerle de adlandırılır. Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarının % 80-%90 ı virüs denilen mikroplarla olur ve bunun da çocuklarda en çok görüleni burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit) yani soğuk algınlığıdır.

 

SOĞUK ALGINLIĞI: Hastalığa virüs denilen bir cins mikrop neden olduğu halde; hastalığın soğuk algınlığı, üşütme gibi isimlerle adlandırılması; soğuğun solunum yollarını olumsuz etkileyerek hastalığa zemin hazırlaması nedeniyledir.

Soğuk; solunum yollarında ki özel tüycüklerin hareketliliğini yavaşlatarak işlevlerini bozar, solunum yollarındaki damarların çalışmasını bozarak solunum yollarını koruyan hücrelerin beslenmesini engeller.

Soğuk algınlığı çocukların en sık görülen hastalığıdır. Eylül ve Nisan ayları arasında görülme sıklığı en fazladır. Soğuk algınlığına neden olan virüslerin sayısı 200’ün üzerindedir; o nedenle çocuklar yılda ortalama 6- 8 defa soğuk algınlığına yakalanabilirler. Bazen bir cins virüsle olan hastalık biterken bir başka virüs çocukta hastalık yapabilir. Buda ailede de yanlış olarak hastalığın hiç bitmediği şeklinde anlaşılabilir. Kreş ve anaokuluna giden çocuklarda hastalık daha da sık görülebilir.

Çocuklar virüsü anne, baba ve kardeşlerden alabileceği gibi yakın çevreden, eve gelen ziyaretçilerden, anaokulu, kreş, oyun alanları, okul gibi toplu yaşam alanlarından ya da toplu alış veriş merkezlerinden de alabilirler. Bulaşma genelde hasta kişinin öksürük, hapşırık sonucu tükürüğündeki mikrobu hava yoluyla etrafa saçması ve çocuğunda etrafa saçılan bu mikrobu hava yolu ile soluması ya da mikrop bulaşan eşyaları ağzına götürmesi ile oluşur. Bazen de hasta kişilerin bulunduğu ortamdaki havanın solunması ile ya da hasta kişinin mikrobu bulaştırdığı eşyaların kullanılması ile de hastalık bulaşabilir.

Soğuk algınlığı genelde halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık, hapşırık ve burun akıntısı ile başlar. Bazen bu belirtilere başlangıçta Ateş’te eşlik edebilir. Başlangıçtaki burun akıntısının ardından gelişen burun tıkanıklığı, ateş yüksekliği, öksürük ve boğaz ağrısı soğuk algınlığının tipik belirtileridir. Küçük çocuklar burun solunumu yaptıklarından burun tıkanıklığı nefes almayı zorlaştırarak solunum sıkıntısına neden olabilir. Burundan yeterince nefes alamayan çocukta beslenme de zorlaşabilir. Bazen bulantı ve kusma da görülebilir. Öksürük uykuyu engelleyecek boyutlara ulaşabilir. Tüm bunların sonucunda özellikle küçük çocuklarda iştahsızlık, huysuzluk, huzursuzluk ve bitkinlik görülebilir. Bu yakınmalar genelde 3- 7 günde kendiliğinden geçer. Bazen öksürük 10- 15 güne kadar uzayabilir. Öksürük 15 günü geçti ise koyu, yeşil yapışkan bir akıntı varsa Sinüzit gelişmiş olabilir. Doktorunuza başvurunuz.

 

SOĞUK ALGINLIĞI GRİP İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR.

Soğuk Algınlığı
Grip
Hastalık sayısı:
Yılda 6-8 kez
Yılda 1 kez
Ateş:
Hafiftir, yükselebilir ve 3-4 gün kadar sürebilir.
40-41 derece kadar çıkabilir.
Baş Ağrısı:
Pek görülmez
Yoğun bir baş ağrısı vardır
Kas ve Eklem Ağrıları:
Görülmez.
Çok belirgindir, günler hatta haftalarca sürebilir.
Bitkinlik:
Soğuk algınlığında yoktur.
Çok belirgindir, haftalarca sürebilir.
Burun Akıntısı:
Soğuk algınlığında daha belirgindir.
Gripte daha hafiftir.
Gözde Sulanma:
Belirgindir.
Daha hafiftir.
Öksürük:
Her ikisinde de vardır.
Gripte daha şiddetlidir.
Kulak İltihabı, Bronşit, Zatüre, Sinüzit gibi yan etkiler:
Nadir görülür.
Sıklıkla görülür.
Yatak İstirahatı:
Gerekmez; ayakta geçirilebilir.
Mutlaka gereklidir.
Antibiyotik Tedavisi:
Her ikisinde de gerekli değildir.
Her ikisinde de gerekli değildir.

  

SOĞUK ALGINLIĞINDA TEDAVİ:

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki soğuk algınlığı virüslerle oluşan bir hastalıktır ve tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Ateşi var, boğazı kızarık diye hemen antibiyotik başlamayınız. Antibiyotikler gereksiz yere kullanıldıklarında; solunum yollarını koruyan faydalı bakterileri de öldürerek dirençli bakterilerin solunum yollarına yerleşmesine neden olurlar. Bu da basitçe geçecek olan soğuk algınlığının uzamasına ve daha ağır seyretmesine neden olabilir. Ayrıca kullanılan antibiyotikler ikincil enfeksiyonları da önlemez.

Çocuğunuzu iyi besleyin, aldığı sıvı miktarını arttırın ve aşırı yorucu hareketlerini engelleyin. Anne sütü alıyorsa devam edilmeli ve her zamankinden daha sık aralıklarla verilmelidir. Mama ile besleniyorsa beslenme esnasında her zamankinden daha az mama alabilir, endişelenmeyiniz. Daha az ve daha sık aralıklarla mama veriniz. Sıvı ihtiyacı su, süt, mama, meyve suyu, çorbalar ve her türlü bitkisel çaylar (Ihlamur, Adaçayı, Papatya çayı, Rezene çayı, Nane- limon.) kullanılarak karşılanabilir. Çocuklar hastalıklarda kusabilir; beslenmeyi kesmeyiniz daha az mamayı daha sık aralıklarla sununuz. Çocuklar hastalıklarında normal yediklerinin üçte birini, dörtte birini yerler. Beslenmede ki bu azalma; aldığı besini sindirmeye harcayacağı enerjisini mikroplarla savaşmaya harcaması için vücudun geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır ve vücudun yararınadır. İlla besleyeceğim diye çocuğunuzu zorlamayınız. Hastalığın acil dönemi geçtikten sonra bu yemediği miktarı kısa sürede fazladan yiyerek eksiğini kapatacaktır. Hastalık süresince ona sindirimi kolay sulu gıdalar sununuz.

Burnunun açılmasını sağlayın; Bunun için 2 yaş altı çocuklarda Serum Fizyolojik içeren burun damlaları yeterlidir.2 Yaş üzerinde doktorunuzun önerileri doğrultusunda okyanus suyu denilen burun damlaları ya da içinde solunum yollarını açıcı maddeler bulunan ve çocuklar için özel olarak hazırlanan burun damlaları kullanılabilir. Serum fizyolojik içeren burun damlalarını günde 3–5 kez her bir burun deliğine 2–3 damla olacak şekilde uygulayabilirsiniz. Burunda aşırı tıkanıklık varsa; beslenmede güçlük çekiliyorsa; beslenmeden 15–20 dakika önce burun damlası kullanmalısınız. Burun damlaları 3 günden fazla kullanılmamalıdır.

Burunda salgılar çoksa ve bu salgılar nefes almayı zorlaştırarak emmeyi de engelliyorsa; doktorunuzun önerileri doğrultusunda çocuklar için özel olarak hazırlanmış burnun içine girmeyen burun aspiratörü ile burundaki sıvıyı çekebilirsiniz. Aspiratör kullanmadan 5–10 dakika önce Serum fizyolojikle burunu yıkamalısınız. Burnun içine sokulan, elle kullanılan aşrı basınç uygulayan vakumlu burun aspiratörlerini kullanmayınız. Burun kılcal damarlarında çatlamalara hatta burun kanamalarına neden olabilirler.

Burun kenarlarına süreceğiniz vazelin türü yağlı kremler burun kızarıklığını ve tahrişi önleyebilir. Bu kremleri asla burun içerisine sürmeyiniz.

Odasını sık sık havalandırın ve bulunduğu odadaki havanın nemlenmesini sağlayın; Bunun için öncelikle evdeki ısı kaynakları üzerine geniş bir kapla ve ağzı açık olarak su koyabilirsiniz. Odanın belirli yerlerine ıslak bezler koyabilirsiniz.Su ısıtıcıları ile de odayı nemlendirebilirsiniz.Ya da soğuk buhar veren aletlerden yararlanabilirsiniz.

Eğer klima ile ısınıyorsanız; ortamın nemlendirilmesine daha da dikkat etmelisiniz. Çünkü klima havadaki nemi alarak ortamı daha çok kurutur.

Ateşi varsa; paracetamol ya da İbuprofen gibi ilaçlardan yararlanabilirsiniz. Ateşin durumuna göre paracetamolü 4- 6 saat, İbuprofeni 6- 8 saat ara ile tekrarlayabilirsiniz. Ateşli çocuğunuzu asla soğuk suya sokmayınız. Ateş çok yüksekse ve ateş düşürücü ilaç verdikten 2 saat sonra hala düşmeye başlamamışsa; vücut sıcaklığının 1–2 derece altındaki su ile vücudu silebilirsiniz ya da bir kapta veya banyo küvetinde 36–37 C su içinde çocuğunuzu 20–30 dakika süre ile tutabilirsiniz.

     Öksürükte; çocuğunuzu huzursuz eden bir öksürük varsa doktorunuzun önerileri doğrultusunda salgıları yumuşatıcı, balgam söktürücü ilaçlar ya da uykuyu etkileyen aşırı öksürükte kısa süreli öksürük kesici ilaçlar kullanılabilir.

 

ÇOCUĞUNUZU SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUMAK İÇİN;

  • Birinci koşul; siz ve çocukla ilgilenen herkes çocuğu ellemeden önce ellerini çok iyi yıkamalıdırlar.
  • Çocuğunuzun yeterli ve dengeli beslenmesine dikkat edin.
  • Mevsim şartlarına uygun giydirin. Yetersiz giydirmemeye özen gösterdiğiniz gibi aşırı giydirip terletmemeye de dikkat edin.
  • Dinlenmesi ve yeterli uyuması için gerekli şartları sağlayın, aşırı yorucu hareketlerde bulunmasını engelleyin.
  • Öksürürken, aksırırken ağzınızı kapatın ve çocuğunuza da bunu öğretin.
  • Ağız, burun temizliğinde kullanılıp atılan kâğıt mendilleri tercih edin.
  • Hastayken ağzınızı basit bir tülbentle kapatabileceğiniz gibi eczaneden alabileceğiniz maskeleri de kullanabilirsiniz.
  • Hastayken yiyecek, içecek kaplarını ellemeyin, çocuğunuzun havlusunu kullanmayın.
  • Öksüren, aksıran insanları eve kabul etmeyin, siz arkadaşınıza gidecekseniz evde hasta olan insan var mı soruşturun.
  • Çocuğunuzu ağzından, burnundan, yüzünden öpmeyin, kimseye de öptürmeyin.
  • ÇOCUĞUNUZUN BULUNDUĞU ODADA HATTA EVDE KESİNLİKLE SİGARA İÇMEYİNİZ VE HİÇ KİMSEYE DE SİGARA İÇTİRTMEYİNİZ.

 

SOĞUK ALGINLIĞI GEÇİREN BİR ÇOCUKTA NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALIDIR?

  • Bebeğinizin ilk soğuk algınlığı ise,
  • Bebeğiniz 3 aydan küçükse,
  • Nezle öksürük olmadan ateş birden başladı ise ve 3 gün geçtiği halde ateş halen 38 C’nin üstünde seyrediyorsa,
  • Çocuğunuzun uykusunu bölen kuru öksürük 2 günden fazla devam ederse,
  • Aşırı kusmalar varsa,
  • Nefes alma zorluğu, göğüste inip kalkma varsa ve burun kanatları her nefes alışta açılıp kapanıyorsa,
  • Koyu yeşil, kanlı ve mukuslu burun akıntısı 4–5 günden fazla sürerse,
  • Kulaklarını tutuyor, acı çeker gibi görünüyor ve her zamankinden farklı çığlık atarak ağlıyorsa,
  • Bitkin ve halsiz görünüyor, inliyor, sürekli uyuyor ve hiçbir şey yiyip, içmiyorsa,
  • Öksürük 15 günü geçtiği halde hala şiddetle devam ediyorsa,

Soğuk algınlığı sonucu başka hastalıklar (Kulak iltihabı, Sinüzit Bronşit, Zatüre) gelişmiş olabilir. Mutlaka doktora başvurmalısınız.

DİKKAT: Hiçbir şikâyeti olamayan çocukta birden çok şiddetli, kontrol edilemeyen bir öksürük gelişirse çocuğunuz yabancı cisim yutmuş olabilir. En yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.

 

                                                   Dr. Yılmaz Bay

                                 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

 

Yorumlar kapalı.