Solunum yolları; burnumuzun ucundan akciğerlerdeki oksijen alış verişinin yapıldığı küçük hava kesecikleri ne kadar uzanır. Bu hava yolunun gırtlağın üst kısmında kalan bölümüne üst solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına da üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE), gırtlağın alt kısmında kalan bölümüne alt solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına alt solunum yolu enfeksiyonları (ASYE) adı verilmektedir. Kulaklar ve sinüslerde üst solunum yollarına dâhildirler.

Tüm solunum yolları koruyucu özel bir hücre tabakası ile kaplanmıştır. Bu hücre tabakası özel bir salgı üreterek solunum yollarını nemli tutar. Ayrıca bu salgının içerisindeki koruyucu hücreler de solunum yollarına yerleşmek isteyen mikroplara karşı vücudu korur. Solunum yollarını koruyan  hücrelerin üzerindeki titrek tüyler solunum yollarına girmeye çalışan mikroplara karşı koyar. Bir süzgeç gibi havayı temizler. Karşı hareketlerle de  mikropları dışarı atmaya çalışır. 

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarına (Ü S Y E) tutulduğu bölgeye göre isimler verilir. Gırtlak bölgesinin iltihaplanması (Larenjit), bademciklerin iltihaplanması (Tonsillit), kulak iltihaplanması (Otit), sinüslerin iltihaplanması (Sinüzit), burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit) olarak adlandırılır. Nazofaranjit halk arasında üşütme, soğuk algınlığı gibi isimlerle de adlandırılır. Çocuk hastalıklarının %80- 90 ‘ı Üst Solunum Yolu Enfeksiyonudur. Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarının % 80-%90’ı virüs denilen mikroplarla olur ve bunun da çocuklarda en çok görüleni burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit) yani soğuk algınlığıdır.

 

SOĞUK ALGINLIĞI: Hastalığa virüs denilen mikroplar neden olduğu halde; hastalığın soğuk algınlığı, üşütme gibi isimlerle adlandırılması; soğuğun solunum yollarını olumsuz etkileyerek hastalığa zemin hazırlaması nedeniyledir. Soğuk; solunum yollarındaki özel tüycüklerin hareketliliğini yavaşlatır, işlevlerini bozar, solunum yollarındaki damarların çalışmasını bozarak solunum yollarını koruyan hücrelerin beslenmesini engelleyerek onları koruyucu görevlerini yapamaz hale getirir. Sonuçta solunum yolu enfeksiyonu yapan mikroplar için uygun çoğalma ortamı sağlanır. 

Soğuk algınlığı çocukların en sık görülen hastalığıdır. Eylül ve Nisan ayları arasında görülme sıklığı en fazladır. Soğuk algınlığına neden olan virüslerin sayısı 200’ün üzerindedir; o nedenle çocuklar yılda ortalama 8-10 defa soğuk algınlığına yakalanabilirler. Kreş ve anaokuluna giden çocuklarda bu sayı 10-15 i bulabilir.Bazen bir cins virüsle olan hastalık biterken bir başka virüs çocukta hastalık yapabilir. Bu da ailede, yanlış olarak, hastalığın hiç bitmediği şeklinde anlaşılabilir.

Çocuklar virüsü anne, baba ve kardeşlerden alabileceği gibi yakın çevreden, eve gelen ziyaretçilerden, anaokulu, kreş, oyun alanları, okul gibi toplu yaşam alanlarından ya da toplu alış veriş merkezlerinden de alabilirler. Bulaşma genelde hasta kişinin öksürük, hapşırık sonucu tükürüğündeki mikrobu hava yoluyla etrafa saçması ve çocuğunda etrafa saçılan bu mikrobu hava yolu ile soluması ya da mikrop bulaşan eşyaları ağzına götürmesi ile oluşur. Bazen de hasta kişilerin bulunduğu ortamdaki havanın solunması ile ya da hasta kişinin mikrobu bulaştırdığı eşyaların kullanılması ile de hastalık bulaşabilir.

Soğuk algınlığı genelde halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık, hapşırık ve burun akıntısı ile başlar. Bazen bu belirtilere başlangıçta ateş de eşlik edebilir. Başlangıçtaki burun akıntısının ardından gelişen burun tıkanıklığı, ateş yüksekliği, öksürük ve boğaz ağrısı soğuk algınlığının tipik belirtileridir. Küçük çocuklar burun solunumu yaptıklarından burun tıkanıklığı nefes almayı zorlaştırarak solunum sıkıntısına neden olabilir. Burundan yeterince nefes alamayan çocukta beslenme de zorlaşabilir. Bazen bulantı ve kusma da görülebilir. Öksürük uykuyu engelleyecek boyutlara ulaşabilir. Tüm bunların sonucunda özellikle küçük çocuklarda iştahsızlık, huysuzluk, huzursuzluk ve bitkinlik görülebilir. Bu yakınmalar genelde 3- 7 günde kendiliğinden geçer. Bazen öksürük 10- 15 güne kadar uzayabilir. Öksürük 15 günü geçti ise koyu, yeşil yapışkan bir akıntı varsa Sinüzit, Otit, Bronşit, Bronşiolit, Zatürre gelişmiş olabilir. Doktorunuza başvurunuz.

SOĞUK ALGINLIĞI GRİP İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR.

Soğuk Algınlığı
Grip
Hastalık sayısı:
Yılda 8-10 kez
Yılda 1 kez
Ateş:
Hafiftir, yükselebilir ve 3-4 gün kadar sürebilir.
40-41 dereceye kadar çıkabilir.
Baş Ağrısı:
Pek görülmez
Yoğun bir baş ağrısı vardır
Kas ve Eklem Ağrıları:
Görülmez.
Çok belirgindir, günler hatta haftalarca sürebilir.
Bitkinlik:
Soğuk algınlığında yoktur.
Çok belirgindir, haftalarca sürebilir.
Burun Akıntısı:
Soğuk algınlığında daha belirgindir.
Gripte daha hafiftir.
Gözde Sulanma:
Belirgindir.
Daha hafiftir.
Öksürük:
Her ikisinde de vardır.
Gripte daha şiddetlidir.
Kulak İltihabı, Bronşit, Zatüre, Sinüzit gibi yan etkiler:
Nadir görülür.
Sıklıkla görülür.
Yatak İstirahatı:
Gerekmez; ayakta geçirilebilir.
Mutlaka gereklidir.
Antibiyotik Tedavisi:
Her ikisinde de gerekli değildir.
Her ikisinde de gerekli değildir.

  

SOĞUK ALGINLIĞINDA TEDAVİ:

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki soğuk algınlığı virüslerle oluşan bir hastalıktır ve tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Ateşi var, boğazı kızarık diye hemen antibiyotik başlamayınız. Çocuğunuz Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu geçiriyor ama aktif, hareketli, emmesi iyi, genel durumu iyi ise ateş; 48-72-96 saat süre ile; 39-40-41 derece dolaylarında yüksek seyredebilir. Öksürük ise 7-10-15  gün kadar süre ile devam edebilir. Doğaldır,antibiyotik kullanmak gerekmez. Antibiyotikler gereksiz yere kullanıldıklarında; solunum yollarını koruyan faydalı bakterileri de öldürerek dirençli bakterilerin solunum yollarına yerleşmesine neden olurlar. Bu da basitçe geçecek olan soğuk algınlığının uzamasına ve daha ağır seyretmesine neden olabilir. Ayrıca kullanılan antibiyotikler ikincil enfeksiyonları da önlemez.

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDA TEDAVİ

Çocuğunuzu iyi besleyin, aldığı sıvı miktarını arttırın ve aşırı yorucu hareketlerini engelleyin. Anne sütü alıyorsa; devam edin ve her zamankinden daha sık aralıklarla besleyin. Mama ile besleniyorsa; beslenme esnasında her zamankinden daha az mama alabilir, endişelenmeyiniz. Daha az ve daha sık aralıklarla mama sununuz. Sıvı ihtiyacını su, süt, yoğurt,ayran,mama, meyve suyu, geleneksel et suyuna ,tavuk suyuna çorbalar,tarhana çorbası ve her türlü bitkisel çaylar (Ihlamur çayı, Papatya çayı, Rezene çayı, Nane- limon.) kullanılarak karşılayabilirsiniz. Çocuklar hastalıklarda kusabilirler; kusuyor diye beslenmeyi kesmeyiniz daha az mamayı daha sık aralıklarla sununuz. Çocuklar hastalıklarında normal yediklerinin üçte birini, dörtte birini yerler. Beslenmede ki bu azalma; aldığı besini sindirmeye harcayacağı enerjisini mikroplarla savaşmaya harcaması için vücudun geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır ve vücudun yararınadır. İlla besleyeceğim diye çocuğunuzu zorlamayın. Hastalığın acil dönemi geçtikten sonra bu yemediği miktarı kısa sürede fazladan yiyerek eksiğini kapatacaktır. Hastalık süresince ona sindirimi kolay sulu gıdalar sununuz.   

Burnunun açılmasını sağlayın. Bunun için 2 yaş altı çocuklarda Serum Fizyolojik içeren burun damlaları yeterlidir.2 Yaş üzerinde doktorunuzun önerileri doğrultusunda okyanus suyu denilen burun damlaları ya da içinde solunum yollarını açıcı maddeler bulunan ve çocuklar için özel olarak hazırlanan burun damlalarını kullanılabilirsiniz. Serum fizyolojik içeren burun damlalarını günde 5-6  kez her bir burun deliğine 5-6 damla olacak şekilde uygulayabilirsiniz. Burunda aşırı tıkanıklık varsa; beslenmede güçlük çekiliyorsa; beslenmeden 15–20 dakika önce burun damlası kullanmalısınız. Serum fizyolojik içeren burun damlalarını gereksinim oldukça her zaman kullanabilirsiniz.İçinde burun açıcı ilaç bulunan burun damlaların 3 günden fazla kullanmayınız.

Çocuklar için özel olarak hazırlanmış burun damlalarına ulaşamadığınız durumlarda evde kendiniz serum fizyolojik dediğimiz burun damlası hazırlayabilirsiniz. 1Su bardağı kaynatılmış ılıtılmış suya 1 çay kaşığı (1,8 gr kadar) sofra tuzu (mümkünse iyotsuz kaya tuzu) koyup iyice karıştırdıktan sonra bir damlalık yardımıyla çocuğunuzun burnuna uygulayabilirsiniz. 

        Burunda salgılar çoksa ve bu salgılar nefes almayı zorlaştırarak emmeyi de engelliyorsa; doktorunuzun önerileri doğrultusunda çocuklar için özel olarak hazırlanmış burnun içine fazla girmeyen annenin ağzıyla çekebileceği ya da pille çalışan elektrikli burun  aspiratörleri  ile burundaki sıvıyı çekebilirsiniz. Aspiratör kullanmadan 2-3 dakika önce serum fizyolojik içeren burun damlaları ile burunu nemlendirmelisiniz. Burnun içine sokulan, elle kullanılan aşrı basınç uygulayan vakumlu burun aspiratörlerini kullanmayınız. Burun kılcal damarlarında çatlamalara hatta burun kanamalarına neden olabilirler.  

        Burun kenarlarına süreceğiniz vazelin türü yağlı kremler burun kızarıklığını ve tahrişi önleyebilir. Bu kremleri asla burun içerisine sürmeyiniz.

       Odasını sık sık havalandırın ve bulunduğu odadaki havanın nemlenmesini sağlayın.Çocuğunuzun bulunduğu odada ısı kaynaklarından ve pencere kenarından uzakta bir ısı ve nem ölçer bulundurmalısınız. Odanın sıcaklığı 20-23 C ,nemi % 45-55 dolaylarında olmalıdır.Bu nemi sağlayabilmek için otomatik soğuk buhar veren cihazlardan yararlanabileceğiniz gibi evinizde  ısı kaynakları üzerine ağzı açık olarak geniş kaplarla su koyarak, odanın belirli yerlerine ıslak bezler koyarak yada su ısıtıcıları ile de odayı nemlendirebilirsiniz.Çocuğunuzun yıkanmış çamaşırlarını odada kurutmayınız. Çamaşırların üzerinde deterjan artıkları kalmış olabilir bu da alerjik etki ile çocuğunuzda öksürüğü tetikleyebilir.  

         Eğer klima ile ısınıyorsanız; ortamın nemlendirilmesine daha çok dikkat etmelisiniz. Çünkü klima havadaki nemi alarak ortamı daha çok kurutur.   

       Ateşi varsa; (genel durumu iyi olan çocuklarda 39 C üzerindeki ateşlerde) paracetamol ya da İbuprofen gibi ilaçlardan yararlanabilirsiniz. 

           Ateşin durumuna göre paracetamolü 4- 6 saat, İbuprofeni 6- 8 saat ara ile tekrarlayabilirsiniz. Ateşli çocuğunuzu asla soğuk suya sokmayınız. 39 C üzerindeki ateşlerde ateş düşürücü ilaç verdikten 2 saat sonra ateş düşmeye başlamamışsa ya da daha da yükselmişse  vücut sıcaklığının 1–2 derece altındaki ılık su ile (36-37 C) vücudunu  silebilirsiniz ya da bir kapta veya banyo küvetinde 36–37 C su içinde çocuğunuzu 20–30 dakika süre ile tutabilirsiniz. 

     Öksürükte; Öncelikle çocuğunuzun aldığı sıvı miktarını arttırın.Bunun için geleneksel yöntemlerden yararlanabilirsiniz. Ihlamur, papatya, rezene çayı, zencefil, nane- limon, limonata, 1 yaş üzerinde ballı limonlu çaylar, 4 yaş üzerinde adaçayını çocuğunuza sunabilirsiniz. Geleneksel olarak kullandığımız çorbalarda öksürüğün gerilemesine yardımcı olurlar. Et suyuna, Tavuk suyuna pirinç,un, şehriye çorbaları, tarhana çorbaları, havuçlu, patatesli, kerevizli, soğanlı,sarımsaklı,  maydanozlu çorbalar da öksürüğün gerilemesine yardımcı olurlar. 

        Çocuğunuzu huzursuz eden, uykusunu bölen şiddetli bir öksürük varsa;  doktorunuzun önerileri doğrultusunda solunum yollarındaki koyu yapışkan salgıları yumuşatıcı, balgam söktürücü ilaçlar ya da uykuyu etkileyen aşırı öksürükte kısa süreli öksürük kesici ilaçlar kullanılabilir. 

ÇOCUĞUNUZU SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUMAK İÇİN; 

  • Birinci koşul; siz ve çocukla ilgilenen herkes özellikle solunum yolu enfeksiyonu geçirdikleri dönemlerde çocuğu ellemeden önce ellerini çok iyi yıkamalıdırlar. 
  • Çocuğunuzun yeterli ve dengeli beslenmesine dikkat edin. 
  • Mevsim şartlarına uygun giydirin. Yetersiz giydirmemeye özen gösterdiğiniz gibi aşırı giydirip terletmemeye de dikkat edin.
  • Dinlenmesi ve yeterli uyuması için gerekli ortamı  sağlayın, aşırı yorucu hareketlerde bulunmasını engelleyin.
  • Öksürürken, aksırırken ağzınızı kapatın ve çocuğunuza da bunu öğretin.Yanınızda ağzınızı kapatabileceğiniz bir mendil yoksa; sağ kolunuzu ağız hizanıza götürerek öksürürken ağzınızı kapatabilirsiniz.  
  • Ağız, burun temizliğinde kullanılıp atılan kâğıt mendilleri tercih edin.Ufak çocuklarda kağıt mendil yerine pamuklu mendillerden de yaralanabilirsiniz. 
  • Hastayken ağzınızı basit bir tülbentle kapatabileceğiniz gibi eczaneden alabileceğiniz maskeleri de kullanabilirsiniz. Kullandığınız maskeleri her 2-3 saatte bir değiştiriniz. 
  • Hastayken yiyecek, içecek kaplarını ellemeyin, çocuğunuzun havlusunu kullanmayın. 
  • Öksüren, aksıran insanları eve kabul etmeyin, siz arkadaşınıza gidecekseniz evde hasta olan insan var mı soruşturun. 
  • Çocuğunuzu ağzından, burnundan, yüzünden öpmeyin, kimseye de öptürmeyin.
  • ÇOCUĞUNUZUN BULUNDUĞU ODADA HATTA EVDE KESİNLİKLE SİGARA İÇMEYİNİZ BAŞKALARININDA ÇOCUĞUNUZUN BULUNDUĞU ORTAMDA SİGARA İÇMESİNE İZİN VERMEYİN

SOĞUK ALGINLIĞI GEÇİREN BİR ÇOCUKTA NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALIDIR?

  • Bebeğinizin ilk soğuk algınlığı ise,
  • Bebeğiniz 6 aydan küçükse, 
  • Nezle öksürük olmadan ateş birden başladı ise ve 3 gün geçtiği halde ateş halen 39 C’nin üstünde seyrediyorsa,
  • Çocuğunuzun uykusunu bölen kuru öksürük 3 günden daha uzun süre devam ediyorsa,
  • Beslenmesini  engelleyecek aşırı kusmalar varsa,
  • Çocuğunuzda nefes alma zorluğu varsa, nefes alış verişte göğüste belirgin bir şekilde  inip kalkmalar varsa ve burun kanatları her nefes alış verişte açılıp kapanıyorsa,
  • Koyu yeşil, kanlı ve mukuslu burun akıntısı 4–5 günden fazla sürerse,
  • Kulaklarını tutuyor, acı çeker gibi görünüyor ve her zamankinden farklı çığlık atarak ağlıyorsa,
  • Bitkin ve halsiz görünüyor, inliyor, sürekli uyuyor ve hiçbir şey yiyip, içmiyorsa,
  • Öksürük 15 günü geçtiği halde hala şiddetle devam ediyorsa,

Soğuk algınlığı sonucu başka hastalıklar ( Kulak iltihabı, Sinüzit, Kurup, Bronşit,Bronşiolit,  Zatürre ) gelişmiş olabilir. Mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. 

DİKKAT: Hiçbir şikâyeti olamayan çocukta birden çok şiddetli, kontrol edilemeyen bir öksürük gelişirse çocuğunuz yabancı cisim yutmuş olabilir.En kısa sürede en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.   

                                                   Dr. Yılmaz Bay

                                 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

 

Yorumlar kapalı.