Acil Durumlar ve Hastalıklar

İNEK SÜTÜ PROTEİN ALERJİSİ (İSPA)

doktoryilmazbay Yorum yok

İnek sütü; çocuk beslenmesinde anne sütünden sonra en önemli tamamlayıcı besindir.

İnek sütü protein alerjisi (İSPA); tekrarlayan inek sütü alımı sonucu inek sütü proteinlerine karşı vücutta Mast Hücresi olarak da adlandırılan bazı hücrelerin salgıladığı maddelerin oluşturduğu bir alerji tablosudur. Bu tablo dudak kenarlarında, yüzde, vücutta hafif bir kızarıklık ve kaşıntı şeklinde görülebildiği gibi tüm vücutta belirgin kızarıklık, kabarma, solunum zorluğu, bulantı, kusma, kanlı ve sümüklü ishal, bayılma ve havale geçirme gibi ileri alerjik reaksiyonlar şeklinde de görülebilir. Hatta tedavide geç kalındığında ender de olsa ölüme kadar giden ağır alerjik reaksiyonlara bile neden olabilir. Daha fazlasını oku

İSHALDE BESLENME

doktoryilmazbay Yorum yok

İshal; çocuğunuzun her zamankinden daha sık ve daha sulu dışkı yapmasıdır.Kusma ise mide içeriğinin ağızdan geri gelmesidir.Çocuğunuzun ishali ve kusması varsa korkmayınız. KUSMA MİDENİN; İSHAL BAĞIRSAKLARIN YIKANDIĞININ, TEMİZLENDİĞİNİN GÖSTERGESİDİR. Sindirim kanalına giren yabancı maddeler, mikroplar kusma ve ishal yoluyla dışarı atılır.

Çocuk ishallerinin %80-90 gibi çok büyük kısmı virüs denilen mikroplarla olur.Bu çeşit ishal yalnızca yiyeceklerin ayarlanması ile tedavi edilebilir. Her hangi bir ilaç kullanılması gerekmez. Daha fazlasını oku

VAJİNAL YAPIŞIKLIK=LABİAL FÜZYON

doktoryilmazbay Yorum yok

LABİAL YAPIŞIKLIK, LABİAL SİNEŞİ ,RAHİM AĞZININ KAPANMASI gibi isimlerle de adlandırılan vajinal yapışıklık; kız çocuklarında vajina girişindeki küçük dudakların birbirlerine yapışmasıdır. Bu yapışma bazen küçük dudakların bir kısmının yapışması şeklinde sınırlı olabildiği gibi, bazen vajina girişini tam olarak kapatacak şekilde, bazen de anüs bölgesinden başlayıp idrar deliğini kapatıp klitorise kadar giden tam yapışma şeklinde kendini gösterebilir. Kız çocuklarında %1-3 oranında görülür. Küçük dudaklar beyaz, jelatinimsi, bazen de mavimsi ince bir salgı ile birbirlerine yapışır. Genelde bebeğin bezli olduğu 1-2 ay dönemlerinde başlar, 5-6 ay dolaylarında en çok görülür. Bazen de bezden kurtulduğu oyun çağında bile görülebilir.

Daha fazlasını oku

MEVSİMSEL ALERJİK NEZLE (BAHAR NEZLESİ)

doktoryilmazbay Yorum yok

İlkbaharın gelmesiyle birlikte alerjik hastalıklarda genelde bir artma eğilimi gözlenir. Bunlar içinde halk arasındaki deyimleriyle saman nezlesi, alerjik nezle, bahar nezlesi gibi isimlerle adlandırılan; tıptaki adıyla alerjik rinit denilen hastalık  en sık gözlenenidir. Genelde bitkilerin üreme mevsimi olan ilkbaharda polen yapımı oldukça fazladır. Artan bu polenler insanlarda alerjik nezleye neden olur. Hastalığa bahar nezlesi denmesinin nedeni de işte bundan dolayıdır.  Daha fazlasını oku

AKILCI ANTİBİYOTİK KULLANIMI

doktoryilmazbay Yorum yok

ANTİBİYOTİK; Anti=Karşı, Bio=Hayat kelimelerinden türetilen, hayata karşı  anlamına gelen bir isimdir. 1940 yılında penisilinin bulunmasıyla tedavi alanına giren antibiyotikler bakteri dediğimiz mikropların tedavisinde kullanılan ve insan sağlığına çok büyük yararı olan ilaçlardır. Antibiyotikler bakterilerin çoğalmasını engellemekte ve hatta onları öldürerek vücudumuzu zararlı mikroplardan temizlemektedir.

Son yıllarda gereksiz yere fazla kullanılan antibiyotikler bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmasına neden oldu. Artık kullanımdaki bir çok antibiyotik, mikropların üremesini durduramıyor ve onları öldüremiyor.  Daha fazlasını oku

ATEŞ

doktoryilmazbay Yorum yok

Yüksek ateş hemen hemen tüm annelerin korkulu rüyasıdır. Çocuğunuzun normal ateşi 37.3-37.8 C arasındadır.

Karma aşılarda hafif bir ateş yükselmesi olabilir. Genelde, çocuklarda ateş, mikrobik hastalıklarda yükselir ve hastalığın ilk harbecisidir. Bazen, oda aşırı sıcak ve çocuk çok fazla giydirilmişse herhangi bir hastalık olamadan da ateş yükselebilir. Çevre koşullarını düzenlemekle ateş düşer.

Sevgili Anneler ve Babalar, ATEŞTEN KORKMAYINIZ!  Daha fazlasını oku

TEKRARLAYAN ATEŞ TABLOSU (PFAPA HASTALIĞI)

doktoryilmazbay Yorum yok

TEKRARLAYAN ATEŞ TABLOSU (PFAPA HASTALIĞI)

PFAPA deyimi;

P : Periyodik (Tekrarlayan)

F : Fever (Ateş)

A : Aftöz stomatitis (Ağız içi yaralar)

P : Pharyngitis (Boğaz iltihabı)

A : Adenitis (Boyun lenf bezelerinde şişme)

Kelimelerinin baş harflerinden oluşan kısaltılmış bir deyimdir. Daha fazlasını oku

GRİP VE GRİP AŞISI

doktoryilmazbay Yorum yok

Grip; 21. yüzyıla girdiğimiz halde tıptaki bunca ilerlemeye rağmen halen tüm dünyada önlenemeyen salgınlara neden olan tek hastalık griptir. Önümüzdeki günlerin yaygın hastalığı olan grip yılın her mevsiminde görülmekle birlikte sonbaharın son ayları ve kışın ilk ayları en çok görüldüğü zamanlardır. İnfluenza virüsü denilen bir cins mikrobun solunum yollarına yayılması ile oluşan grip; titreme ve birden 40–41 C yükselen ateşle başlar. Yüz boyun ve göğüste kızarıklık, şiddetli bir baş ağrısı ve baş dönmesi, ağız dil ve dudaklarda kuruluk, boğazda ve göğüste yanma hissi ve ağrı vardır. Tüm vücut kasları ve oynaklarda ağrılıdır. Belde ve sırtta bu ağrılar belirgindir. Halsizlik ve bitkinlik ön plandadır. Dilde tat alma duyusu bozulmuştur. Öksürük başlangıçta kısa ve kurudur. Giderek şiddetlenir ve balgamlı bir hal alır. Daha fazlasını oku

GASTRO ÖZAFAGİAL REFLÜ HASTALIĞI (GÖRH)

doktoryilmazbay Yorum yok

Reflü; mide içeriğinin, mide asidinin yemek borusuna, ağza, boğaza istem dışı geri gelmesi olarak tanımlanabilir. Normalde sindirim sisteminde; ağızdan alınan besinler aşağı doğru itilir. Bu itilme yukarıdaki kasın kasılıp aşağıdaki kasın gevşemesiyle sağlanır. Bebeklerde tüm kaslar gibi sindirim sistemin de ki kaslarda tam olarak gelişmemiştir. Bazı çocuklarda yemek borusuyla mide girişi arasında; gıda almıyorken normalde kasılı durması gereken kas biraz gevşek olabilir. Böyle durumlarda mide sindirim için kasıldığı zaman; mide içeriği kolayca mide ile yemek borusu arasındaki kapaktan geriye yani yemek borusuna oradan da ağza,boğaza geçebilir. Bazen de kusarak dışarıya çıkabilir. Kolay kusan bu bebekler; öksürürken,ağlarken,gülerken bile kusabilirler. Bunu fizyolojik reflü olarak adlandırıyoruz .4-5 aya kadar hatta bazı çocuklarda 1 yaşına kadar sürebilir ve normaldir. Tedavi gerektirmez. Bebek büyüdükçe tüm kasları gibi sindirin sistemindeki kaslar da gelişir, sinir sistemi olgunlaşır, mide kapağı görevini daha iyi yapar. Sonuçta reflü azalır giderek kaybolur. Daha fazlasını oku

DEMİR EKSİKLİĞİNE BAĞLI KANSIZLIK (ANEMİ)

doktoryilmazbay Yorum yok

Damarlarımızda bulunan kan içerisindeki alyuvar denilen kırmızı kan hücreleri akciğerlerden dokulara oksijen, dokulardan da akciğerlere atık madde olan karbondioksiti taşırlar. Bu görevi alyuvar içindeki kana kırmızı rengini veren hemoglobin denilen madde yapar. Hemoglobinin de temel yapı taşı demirdir. Demir eksikliğinde kırmızı kan hücrelerinin sayısı düşer, yapıları küçülür, içerikleri zayıflar, kalitesi bozulur. Sonuç olarak tüm vücut organlarına bu arada beyin, kalp, böbrek gibi hayati organlara ve dokulara giden oksijen miktarı azalır, dokulardaki karbondioksit miktarı artar ve dokuların beslenmesi bozulur. Bu bozulma sonucu ortaya çıkan tabloya tıpta demir eksikliğine bağlı anemi yani KANSIZLIK diyoruz. Daha fazlasını oku

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI (ÜSYE)

doktoryilmazbay Yorum yok

SOĞUK ALGINLIĞI GRİP İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR! 

Sonbaharda görülen solunum yolu hastalıkları Üst Solunum Yolu Hastalığı, halk arasındaki deyimiyle SOĞUK ALGINLIĞI dır.

Grip yurdumuzun da yer aldığı kuzey yarım kürede OCAK –ŞUBAT-MART-NİSAN asında kendini göstermektedir. 

 

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Solunum yolları; burnumuzun ucundan akciğerlerdeki oksijen alış verişinin yapıldığı küçük hava kesecikleri ne kadar uzanır. Bu hava yolunun gırtlağın üst kısmında kalan bölümüne üst solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına da üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) , gırtlağın alt kısmında kalan bölümüne alt solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına alt solunum yolu enfeksiyonları (ASYE) adı verilmektedir. Kulaklar ve sinüslerde üst solunum yollarına dâhildirler.

Tüm solunum yolları koruyucu özel bir hücre tabakası ile kaplanmıştır. Bu hücre tabakası özel bir salgı üreterek solunum yollarını nemli tutar. Ayrıca bu salgının içerisindeki koruyucu hücreler de solunum yollarına yerleşmek isteyen mikroplara karşı vücudu korur. Yine bu hücrelerin üzerindeki titrek tüyler solunum yollarına girmeye çalışan mikroplara karşı koyar ve bir süzgeç gibi havayı temizlemesi yanında karşı hareketlerle mikropları dışarı atmaya çalışır.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarına (Ü S Y E ) tutulduğu bölgeye göre isimler verilir. Gırtlak bölgesinin iltihaplanması (Larenjit), bademciklerin iltihaplanması (Tonsillit), kulak iltihaplanması (Otit), sinüslerin iltihaplanması (Sinüzit),burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit ) olarak adlandırılır. Nazofaranjit halk arasında üşütme, soğuk algınlığı gibi isimlerle de adlandırılır. Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarının % 80-%90 ı virüs denilen mikroplarla olur ve bunun da çocuklarda en çok görüleni burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit) yani soğuk algınlığıdır.

 

SOĞUK ALGINLIĞI: Hastalığa virüs denilen bir cins mikrop neden olduğu halde; hastalığın soğuk algınlığı, üşütme gibi isimlerle adlandırılması; soğuğun solunum yollarını olumsuz etkileyerek hastalığa zemin hazırlaması nedeniyledir.

Soğuk;solunum yollarında ki özel tüycüklerin hareketliliğini yavaşlatarak işlevlerini bozar,

solunum yollarında ki damarların çalışmasını bozarak solunum yollarını koruyan hücrelerin beslenmesini engeller.

Soğuk algınlığı çocukların en sık görülen hastalığıdır. Eylül ve Nisan ayları arasında görülme sıklığı en fazladır. Soğuk algınlığına neden olan virüslerin sayısı 200’ün üzerindedir; o nedenle çocuklar yılda ortalama 6- 8 defa soğuk algınlığına yakalanabilirler. Bazen bir cins virüsle olan hastalık biterken bir başka virüs çocukta hastalık yapabilir. Buda ailede de yanlış olarak hastalığın hiç bitmediği şeklinde anlaşılabilir. Kreş ve anaokuluna giden çocuklarda hastalık daha da sık görülebilir.

Çocuklar virüsü anne, baba ve kardeşlerden alabileceği gibi yakın çevreden, eve gelen ziyaretçilerden, anaokulu, kreş, oyun alanları, okul gibi toplu yaşam alanlarından ya da toplu alış veriş merkezlerinden de alabilirler. Bulaşma genelde hasta kişinin öksürük, hapşırık sonucu tükürüğündeki mikrobu hava yoluyla etrafa saçması ve çocuğunda etrafa saçılan bu mikrobu hava yolu ile soluması ya da mikrop bulaşan eşyaları ağzına götürmesi ile oluşur. Bazen de hasta kişilerin bulunduğu ortamdaki havanın solunması ile ya da hasta kişinin mikrobu bulaştırdığı eşyaların kullanılması ile de hastalık bulaşabilir.

Soğuk algınlığı genelde halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık, hapşırık ve burun akıntısı ile başlar. Bazen bu belirtilere başlangıçta Ateş’te eşlik edebilir. Başlangıçtaki burun akıntısının ardından gelişen burun tıkanıklığı, ateş yüksekliği, öksürük ve boğaz ağrısı soğuk algınlığının tipik belirtileridir. Küçük çocuklar burun solunumu yaptıklarından burun tıkanıklığı nefes almayı zorlaştırarak solunum sıkıntısına neden olabilir. Burundan yeterince nefes alamayan çocukta beslenme de zorlaşabilir. Bazen bulantı ve kusma da görülebilir. Öksürük uykuyu engelleyecek boyutlara ulaşabilir. Tüm bunların sonucunda özellikle küçük çocuklarda iştahsızlık, huysuzluk, huzursuzluk ve bitkinlik görülebilir. Bu yakınmalar genelde 3- 7 günde kendiliğinden geçer. Bazen öksürük 10- 15 güne kadar uzayabilir. Öksürük 15 günü geçti ise koyu, yeşil yapışkan bir akıntı varsa Sinüzit gelişmiş olabilir. Doktorunuza başvurunuz.

 

SOĞUK ALGINLIĞI GRİP İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR.

Soğuk Algınlığı
Grip
Hastalık sayısı:
Yılda 6-8 kez
Yılda 1 kez
Ateş:
Hafiftir, yükselebilir ve 3-4 gün kadar sürebilir.
40-41 derece kadar çıkabilir.
Baş Ağrısı:
Pek görülmez
Yoğun bir baş ağrısı vardır
Kas ve Eklem Ağrıları:
Görülmez.
Çok belirgindir, günler hatta haftalarca sürebilir.
Bitkinlik:
Soğuk algınlığında yoktur.
Çok belirgindir, haftalarca sürebilir.
Burun Akıntısı:
Soğuk algınlığında daha belirgindir.
Gripte daha hafiftir.
Gözde Sulanma:
Belirgindir.
Daha hafiftir.
Öksürük:
Her ikisinde de vardır.
Gripte daha şiddetlidir.
Kulak İltihabı, Bronşit, Zatüre, Sinüzit gibi yan etkiler:
Nadir görülür.
Sıklıkla görülür.
Yatak İstirahatı:
Gerekmez; ayakta geçirilebilir.
Mutlaka gereklidir.
Antibiyotik Tedavisi:
Her ikisinde de gerekli değildir.
Her ikisinde de gerekli değildir.

  

SOĞUK ALGINLIĞINDA TEDAVİ:

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki soğuk algınlığı virüslerle oluşan bir hastalıktır ve tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Ateşi var, boğazı kızarık diye hemen antibiyotik başlamayınız. Antibiyotikler gereksiz yere kullanıldıklarında; solunum yollarını koruyan faydalı bakterileri de öldürerek dirençli bakterilerin solunum yollarına yerleşmesine neden olurlar. Bu da basitçe geçecek olan soğuk algınlığının uzamasına ve daha ağır seyretmesine neden olabilir. Ayrıca kullanılan antibiyotikler ikincil enfeksiyonları da önlemez.

Çocuğunuzu iyi besleyin, aldığı sıvı miktarını arttırın ve aşırı yorucu hareketlerini engelleyin. Anne sütü alıyorsa devam edilmeli ve her zamankinden daha sık aralıklarla verilmelidir. Mama ile besleniyorsa beslenme esnasında her zamankinden daha az mama alabilir, endişelenmeyiniz. Daha az ve daha sık aralıklarla mama veriniz. Sıvı ihtiyacı su, süt, mama, meyve suyu, çorbalar ve her türlü bitkisel çaylar (Ihlamur, Adaçayı, Papatya çayı, Rezene çayı, Nane- limon.) kullanılarak karşılanabilir. Çocuklar hastalıklarda kusabilir; beslenmeyi kesmeyiniz daha az mamayı daha sık aralıklarla sununuz. Çocuklar hastalıklarında normal yediklerinin üçte birini, dörtte birini yerler. Beslenmede ki bu azalma; aldığı besini sindirmeye harcayacağı enerjisini mikroplarla savaşmaya harcaması için vücudun geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır ve vücudun yararınadır. İlla besleyeceğim diye çocuğunuzu zorlamayınız. Hastalığın acil dönemi geçtikten sonra bu yemediği miktarı kısa sürede fazladan yiyerek eksiğini kapatacaktır. Hastalık süresince ona sindirimi kolay sulu gıdalar sununuz.

Burnunun açılmasını sağlayın; Bunun için 2 yaş altı çocuklarda Serum Fizyolojik içeren burun damlaları yeterlidir.2 Yaş üzerinde doktorunuzun önerileri doğrultusunda okyanus suyu denilen burun damlaları ya da içinde solunum yollarını açıcı maddeler bulunan ve çocuklar için özel olarak hazırlanan burun damlaları kullanılabilir. Serum fizyolojik içeren burun damlalarını günde 3–5 kez her bir burun deliğine 2–3 damla olacak şekilde uygulayabilirsiniz. Burunda aşırı tıkanıklık varsa; beslenmede güçlük çekiliyorsa; beslenmeden 15–20 dakika önce burun damlası kullanmalısınız. Burun damlaları 3 günden fazla kullanılmamalıdır.

Burunda salgılar çoksa ve bu salgılar nefes almayı zorlaştırarak emmeyi de engelliyorsa; doktorunuzun önerileri doğrultusunda çocuklar için özel olarak hazırlanmış burnun içine girmeyen burun aspiratörü ile burundaki sıvıyı çekebilirsiniz. Aspiratör kullanmadan 5–10 dakika önce Serum fizyolojikle burunu yıkamalısınız. Burnun içine sokulan, elle kullanılan aşrı basınç uygulayan vakumlu burun aspiratörlerini kullanmayınız. Burun kılcal damarlarında çatlamalara hatta burun kanamalarına neden olabilirler.

Burun kenarlarına süreceğiniz vazelin türü yağlı kremler burun kızarıklığını ve tahrişi önleyebilir. Bu kremleri asla burun içerisine sürmeyiniz.

Odasını sık sık havalandırın ve bulunduğu odadaki havanın nemlenmesini sağlayın; Bunun için öncelikle evdeki ısı kaynakları üzerine geniş bir kapla ve ağzı açık olarak su koyabilirsiniz. Odanın belirli yerlerine ıslak bezler koyabilirsiniz.Su ısıtıcıları ile de odayı nemlendirebilirsiniz.Ya da soğuk buhar veren aletlerden yararlanabilirsiniz.

Eğer klima ile ısınıyorsanız; ortamın nemlendirilmesine daha da dikkat etmelisiniz. Çünkü klima havadaki nemi alarak ortamı daha çok kurutur.

Ateşi varsa; paracetamol ya da İbuprofen gibi ilaçlardan yararlanabilirsiniz. Ateşin durumuna göre paracetamolü 4- 6 saat, İbuprofeni 6- 8 saat ara ile tekrarlayabilirsiniz. Ateşli çocuğunuzu asla soğuk suya sokmayınız. Ateş çok yüksekse ve ateş düşürücü ilaç verdikten 2 saat sonra hala düşmeye başlamamışsa; vücut sıcaklığının 1–2 derece altındaki su ile vücudu silebilirsiniz ya da bir kapta veya banyo küvetinde 36–37 C su içinde çocuğunuzu 20–30 dakika süre ile tutabilirsiniz.

     Öksürükte; çocuğunuzu huzursuz eden bir öksürük varsa doktorunuzun önerileri doğrultusunda salgıları yumuşatıcı, balgam söktürücü ilaçlar ya da uykuyu etkileyen aşırı öksürükte kısa süreli öksürük kesici ilaçlar kullanılabilir.

 

ÇOCUĞUNUZU SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUMAK İÇİN;

  • Birinci koşul; siz ve çocukla ilgilenen herkes çocuğu ellemeden önce ellerini çok iyi yıkamalıdırlar.
  • Çocuğunuzun yeterli ve dengeli beslenmesine dikkat edin.
  • Mevsim şartlarına uygun giydirin. Yetersiz giydirmemeye özen gösterdiğiniz gibi aşırı giydirip terletmemeye de dikkat edin.
  • Dinlenmesi ve yeterli uyuması için gerekli şartları sağlayın, aşırı yorucu hareketlerde bulunmasını engelleyin.
  • Öksürürken, aksırırken ağzınızı kapatın ve çocuğunuza da bunu öğretin.
  • Ağız, burun temizliğinde kullanılıp atılan kâğıt mendilleri tercih edin.
  • Hastayken ağzınızı basit bir tülbentle kapatabileceğiniz gibi eczaneden alabileceğiniz maskeleri de kullanabilirsiniz.
  • Hastayken yiyecek, içecek kaplarını ellemeyin, çocuğunuzun havlusunu kullanmayın.
  • Öksüren, aksıran insanları eve kabul etmeyin, siz arkadaşınıza gidecekseniz evde hasta olan insan var mı soruşturun.
  • Çocuğunuzu ağzından, burnundan, yüzünden öpmeyin, kimseye de öptürmeyin.
  • ÇOCUĞUNUZUN BULUNDUĞU ODADA HATTA EVDE KESİNLİKLE SİGARA İÇMEYİNİZ VE HİÇ KİMSEYE DE SİGARA İÇTİRTMEYİNİZ.

 

SOĞUK ALGINLIĞI GEÇİREN BİR ÇOCUKTA NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALIDIR?

  • Bebeğinizin ilk soğuk algınlığı ise,
  • Bebeğiniz 3 aydan küçükse,
  • Nezle öksürük olmadan ateş birden başladı ise ve 3 gün geçtiği halde ateş halen 38 C’nin üstünde seyrediyorsa,
  • Çocuğunuzun uykusunu bölen kuru öksürük 2 günden fazla devam ederse,
  • Aşırı kusmalar varsa,
  • Nefes alma zorluğu, göğüste inip kalkma varsa ve burun kanatları her nefes alışta açılıp kapanıyorsa,
  • Koyu yeşil, kanlı ve mukuslu burun akıntısı 4–5 günden fazla sürerse,
  • Kulaklarını tutuyor, acı çeker gibi görünüyor ve her zamankinden farklı çığlık atarak ağlıyorsa,
  • Bitkin ve halsiz görünüyor, inliyor, sürekli uyuyor ve hiçbir şey yiyip, içmiyorsa,
  • Öksürük 15 günü geçtiği halde hala şiddetle devam ediyorsa,

Soğuk algınlığı sonucu başka hastalıklar (Kulak iltihabı, Sinüzit Bronşit, Zatüre) gelişmiş olabilir. Mutlaka doktora başvurmalısınız.

DİKKAT: Hiçbir şikâyeti olamayan çocukta birden çok şiddetli, kontrol edilemeyen bir öksürük gelişirse çocuğunuz yabancı cisim yutmuş olabilir. En yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.

 

                                                   Dr. Yılmaz Bay

                                 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

 

YAZ İSHALİ

doktoryilmazbay Yorum yok

İshal, çocuğunuzun her zamankinden daha sık ve daha sulu dışkı yapmasıdır. Kusma ise mide içeriğinin ağızdan geri gelmesidir. Çocuğunuzun ishali ve kusması varsa korkmayınız.

KUSMA, MİDENİN; İSHAL, BAĞIRSAKLARIN YIKANDIĞININ, TEMİZLENDİĞİNİN GÖSTERGESİDİR. Daha fazlasını oku

Bahar Nezlesi Bahar Aylarını Çileye Çeviriyor!

doktoryilmazbay Yorum yok

İlkbaharın gelmesiyle, alerjik hastalıklarda ciddi bir artış ortaya çıktı. Bunların başında bahar nezlesi kendini gösterdi.

Giriş: 02 Mart 2014 – 09:05
Güncelleme: 02 Mart 2014 – 09:10

Özge Özkul/ AjansHaber

Halk arasında saman nezlesi olarak bilinen bahar nezlesinin, en önemli nedeni ağaç, çiçek, çayır ve otların polen denilen üreme tozları. Ayrıca bazı mantar cinsleri de hastalığa neden olabilir. Genelde, bitkilerin üreme mevsimi olan ilkbaharda, polen yapımı oldukça fazladır. Hastalığa bu nedenle bahar nezlesi adı verilir.

Dr. Yılmaz Bay, AjansHaber’e verdiği bilgilerde, bahar nezlesiyle nasıl başa çıkılacağını anlattı.

HAVA YOLUYLA OLUŞUYOR

Hava yolu ile taşınarak kişilerin burun hücrelerine gelen polenler, burun hücrelerinin geçirgenliğini bozarlar ve burun damarlarını genişletirler. Burun içinde şişkinliğe neden olarak burundan nefes almayı zorlaştırır, açıklamasını yapan Dr. Yılmaz Bay,  sonuçta günde en az yarım ile bir saat kadar süren periyotlarla seyreden hapşırık, burunda kaşıntı, su gibi berrak bir burun akıntısı, bazen burun kanaması, boğaz temizleme, öksürük, gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve baş ağrısı ile kendini gösteren alerjik nezle tablosu ortaya çıkar. Kişi ağızdan solur, sıkıntılı bir yüz görünümü vardır. Uzun süreli tekrarlayan atakları olanlarda damak çukurlaşmış, diş gelişimi bozulmuştur, dedi.

HER ÇOCUĞUN DUYARLILIĞI FARKLI

Hastalık, çocuklarda 4- 5 yaş dolaylarında başlar, sık olarak 12- 15 yaş civarında görülür. Polenle karşılaşan her çocukta alerjik nezle görülmez. Ancak doğuştan alerjik yatkınlığın olması gerekir. Her çocuğun duyarlı olduğu bitki türü farklı olabilir, açıklamasını yapan Yılmaz Bay,  “Polenle ilk karşılaşma hastalığa neden olmayabilir. Tekrarlayan karşılaşmalar önemlidir. Hastalık genelde, polen mevsiminin başlangıcından 1- 2 hafta sonra başlar ve polen mevsiminin bitişinden 1- 2 hafta sonra sonlanır. Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ayları alerjik nezlenin en sık görüldüğü aylardır, dedi.

KURDEŞENE NEDEN OLABİLİR

Bahar aylarındaki bu bitki polenleri, ayrıca halk arasında kurdeşen denilen; deriden kabarık, kenarları kızarık, ortası soluk, kaşıntılı deri lezyonlarına da neden olabilir diyen Bay,  bunun tıp dilindeki adı ürtiker plaklarıdır. Böcek ısırması ve böcek sokmaları da buna benzer deri lezyonlarına neden olabilir, şeklinde konuştu.

TEDAVİ, NEDENİ BULMAKLA BAŞLIYOR

Tedavide temel prensip, alerjik nezleye neden olan maddenin ya da maddelerin bulunmasıdır. Bunun için aile iyi bir gözlemci olmalı. Hangi madde ile karşılaşıldığında çocukta nezle geliştiğini saptamaya çalışmalı, sonra da ortamdan o madde uzaklaştırılmalı ya da çocuk o ortama sokulmamalıdır, açıklamasını yapan Bay, duyarlı maddenin saptanması her zaman kolay olmayabilir. Böyle durumlarda, alerji ünitelerinde uygulanan deri testleri ile bu madde ya da maddeler saptanabilir, dedi.

TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİYOR

Bahar nezlesinin hafife alınmaması gerektiğini belirten Bay, tedavi edilmediğinde alerjik nezle, sık üst solunum yolu enfeksiyonu, tekrarlayan orta kulak iltihabı, işitme kaybı, sinüzit, zatürre, bronşit ve astım hastalığına neden olabilir. Bu nedenle, erken tanı konulup, ivedilikle tedaviye geçilmelidir, dedi.

ALERJİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Alerji, vücudumuzun kendisine zararı olmayan hatta faydası bile dokunabilecek bir maddeye karşı abartılı bir tepkisidir. Bağışıklık sistemimiz bazı maddeleri kendine zararlı, hastalık yapıcı gibi görerek onu zararsız hale getirmeye, vücuttan atmaya çalışır ve onunla savaşır. Bu savaş, bazen deride kızarma, kabarma şeklinde geçici bir tepki olarak ortaya çıktığı gibi bazen de astım, saman nezlesi, egzama gibi ömür boyu süren bir hastalık şeklinde karşımıza çıkabilir. Daha fazlasını oku

GAZ SANCISI, KARIN AĞRISI

doktoryilmazbay Yorum yok

Hayatın ilk aylarında çocuğu en çok huzursuz eden ve Anne -Babaları paniklendiren özellikle akşam üzerleri çocuğun sebepsiz ağlamalarıdır.Bebeğiniz günün her hangi bir saatinde genelde akşam üzeri birden çok şiddetli ağlamaya başlayabilir.  Sıkıntılı bir görünümü vardır. Yüzü kızarık, ağız çevresi soluktur.Karnı şiş, gergin ve serttir.Bacaklarını karnına doğru çekmiş, ellerini içe kıvırmış, kol ve bacaklar serttir.Avaz avaz bağırmaktadır. Acıkmış gibi aranır, emme hareketleri yapar, el ve ayaklar soğuktur. Telaş etmeyin bu gaz sancısıdır. Bu durum 3-5 dakikadan 2-3 saate kadar uzayabilir. Daha fazlasını oku

EV KAZALARI VE İLKYARDIM

doktoryilmazbay Yorum yok

Çocuğunuz emeklemeye başladığında her zamankinden daha dikkatli olmalısınız. İlk kural riski en aza indirmektir. Çocuğunuzu kaza tehlikesi olabilecek yerlerden uzak tutunuz. İlgisini çekebilecek tehlikeli eşyaları çocuğun ulaşamayacağı yerlere koyunuz. Mümkünse kapalı hatta kilitli bir yerde tutunuz. Bebeğinize güvenli bir ortam hazırlamak için tıklayınız.

Her hangi bir kaza anında, birinci kural, sakin olmak ve sakin kalmaktır. PANİK YOK. İlk yardım konusunda bilgi sahibi olursanız ve bu gibi durumlarda ne yapacağınızı bilirseniz çocuğunuza en büyük yardımı yapmış olursunuz. Daha fazlasını oku

ÖKSÜRÜK

doktoryilmazbay Yorum yok

Öksürük solunum yollarını zararlı etkilerden koruyan vücudun en önemli savunma refleksidir. Öksürük bazen çocuğunuzun kendi ağız salgısının solunum yollarına kaçması gibi basit bir nedenden olabileceği gibi çoğunlukla da solunum yollarının bakteri ya da virüs denilen mikroplar tarafından tutulması gibi daha önemli bir nedenle olur. Mikroplar solunum yollarına girdiğinde vücudun savunma hücreleri onlara karşı koymakta ve onların solunum yollarında ilerlemelerine engel olmaktadır. Öksürük, solunum yollarında ilerleyen bu mikropları ve mikroplara vücut hücrelerinin savaşı sonucu ortaya çıkan artıkları dışarıya atan vücudun en önemli savunma mekanizmasıdır. Öksürük solunum yollarının bir çeşit süpürgesidir. Daha fazlasını oku