Bebek Bakımı

KARIN ÜSTÜ AKTİVİTE

doktoryilmazbay Yorum yok

KARIN ÜSTÜ AKTİVİTE ZAMANI (TUMMY TİME): Bebeklerin uyanık olduğu zamanlarda  erişkinlerin gözetiminde karınlarının üzerine yatırılarak geçirdikleri zamana karın üstü aktivite zamanı (tummy time) denir. Bu aktivitelerle bebekler oturmaya, sürünmeye, emeklemeye, yürümeye daha erken ve daha hızlı geçerler. Karın üstü aktiviteleri bebeklerin; fiziksel kas gelişimini hızlandırır. Ayrıca onlara denge- iç kulak, yer çekimi – vücut ilişkisi, çevresel-mekansal algı  ve hızlı gelişim perspektifi kazandırır. Yeni doğan bebekler günde 18-20 saat uyuyabilir. Uyku esnasında sırt üstü ya da yan yattıkları için kol ve bacak kaslarını yeterince kullanamazlar.Bebeğiniz sırt üstü yatışta tavanı ya da yatağının üzerine, yanlarına  astığınız eşyaları görecektir. Yüz üstü yatışta ise önüne, yanlarına  daha çok eşya ve uyaran koyabilirsiniz. O nedenle uyanık oldukları sürece yetişkinlerin denetiminde yüz üstü aktiviteler yapmaları fiziksel, görsel ve bilişsel gelişimleri açısından onları çok daha ileriye taşıyacaktır. 

YÜZ ÜSTÜ AKTİVİTENİN BEBEĞİNİZE YARARLARI

        Motor Gelişimine Yararları

  • Erken baş, boyun kontrolünü sağlar.
  • Motor becerilerini geliştirir.
  • Bebeğin boyun kaslarının kasılması sonucu oluşan (pozisyonel tortokolis) başın bir tarafa eğilmesini önler. 
  • Sırt üste ya da yan yatışta bebeğin kafasının arkasında gelişen yassılaşma şeklindeki değişiklikleri engeller.
  • Karın üzerinde yatan bebeğiniz gövdesini taşımaya ve hareket ettirmeye çalışacağı için bu da onun kol, bacak, sırt, karın ve omuz kasları daha çok güçlendirir.
  • Yuvarlanma, dönme, destekli oturma, desteksiz oturma, emekleme, ayağa kalkma , sıralama ve yürüme gibi aktivitelere temel oluşturarak onların daha erken oluşmasını sağlar.
  • Karın kaslarını daha fazla çalıştırdığı için bebeğinizin kabız olmasını engeller. 

Duyusal  ve Bilişsel Gelişimine Yararları

  • Kollarında, ellerinde ve yanaklarında farklı duygular hissettirerek bebeğinizin dokunma duygusunun daha iyi olmasını sağlar.
  • Hareket eden bebeğinizin bedensel farkındalığı artar.
  • Yüz üstü yatışta bebeğiniz farklı şekillerde konumlandığı için  hareketleri ve vücut dengesi daha iyi gelişir.

Görsel Gelişimine Yararları

  • Göz, çevre, el, kol ve  bacak koordinasyonunun gelişmesine yardımcı olur.
  • Gördüğü eşyalara uzanmaya çalışarak görsel ve bilişsel gelişimini hızlandırır.
  • Gözünün önüne, yanlarına, etrafına koyacağınız nesneler, oyuncaklar ve zeka kartları sayesinde koordinasyon yeteneği ve zeka gelişmesi çok daha iyi olur.

Bebeğinizin göbeği düştükten sonra karın zamanı aktivitesine başlayabilirsiniz. Karın zamanı aktivitesi için en uygun zaman; uykudan uyandıktan ve alt bezi değiştirildikten sonraki zamandır.İki emzirme arasında da bebeğinize karın üstü aktiviteleri yaptırabilirsiniz. Kusma riskine karşı emzirmeden sonraki 1 saat karın zamanı aktivitesi uygulamayınız. 

Karın üstü aktivite için bebeğinizi yatağında ya da onun için özel olarak hazırladığınız orta sertlikte bir zeminde onu yüz üstü yatırın. İlk günlerde 1-2 kez birkaç dakika olan bu egzersizleri daha sonra giderek arttırarak günde 3-4 kez 10-15 dakikaya kadar çıkartabilirsiniz. İlk denemelerde huysuzlanıp ağlayabilir hemen pes etmeyin.Daha sonra ki günlerde bebeğinize ısrarla karın zamanı aktivitesini yaptırmaya çalışınız. Onun ilgisini çekecek; çıngırakları,oyuncakları,aynaları, hayvan ve insan figürlerini, zeka kartlarını gözünün önüne koyun. Bunları belirli aralarla boynunun dönebileceği hizalara doğru yer değiştirin. Önüne koyduğunuz oyuncakları ve kartları belirli aralarla değiştirmelisiniz. Şarkılarla,konuşmalarla karın zamanını daha eğlenceli hale getirebilirsiniz.

KARIN ÜSTÜ AKTİVİTELERİ NELERDİR?

Karın Karına aktiviteler: 

Bebeğinizi kendi karnınızın üzerine yüzü size bakacak şekilde koyun. Bu pozisyon bebeğinizle birbirinize en yakın olduğunuz pozisyondur.Çeşitli şarkılarla oyunlarla bu yakınlığınızın tadını çıkartın.

Yerde Göz Hizasında Aktiviteler: 

Bebeğinizi karnının üstünde olacak şekilde özel olarak hazırladığınız orta sertlikte bir zemin üzerine yatırın. Gözlerinin hizasında karşısına geçin ve ONUNLA KONUŞUN. İlgisini çekecek çeşitli oyuncakları ona gösterin. Gösterdiğiniz bu oyuncakları sağa, sola, yukarı, aşağı çeşitli yönlerde hareket ettirin. Bu hareketler bebeğinizin baş, boyun, göz, kol, bacak  koordinasyonlarının gelişmesini hızlandırır.

Kucağınızda Yüzüstü Pozisyonda Aktiviteler:

Bu pozisyonda bebeğinizi dizlerinizin üzerine yüzü koyun yatırın. Bir dizinizi biraz yukarı kaldırın. Önüne koyacağınız çeşitli renk ve şekillerdeki resimlere, eşyalara bakmasını sağlayın. Bebeğinizi sağa, sola, yukarı, aşağı çeşitli yönlerde hareket ettirerek görsel,bilişsel ve motor becerilerinin artmasını sağlayabilirsiniz.

Karın Üstü Taşıma Aktiviteleri:

Bebeğinizi ev içerisinde ya da dışarıda gezdirirken yüz üstü pozisyonda gezdirebilirsiniz. Bu pozisyonda; bir kolunuzu bacaklarının arasından geçirerek alttan tutun, diğer kolunuzla da omzunu ve başını destekleyin. Bu pozisyonda yapacağı aktiviteler bebeğinizin görsel, bilişsel ve motor gelişimini daha yüksek düzeye çıkartacaktır.

Yüz Üstü Destekli Yöntem Aktiviteleri: 

Bebeğiniz yüz üstü pozisyonda yatarken kollarının altına rulo şeklinde yapılmış bir havlu  koyun. Bu yöntemle gövdesini, başını normal yüz üstü pozisyona göre biraz daha yükseğe kaldıracağı için çevresini daha geniş açıdan görüp inceleyecektir. Buda ona daha fazla gelişim olanağı sağlayacaktır.

Çocuğunuz oturmaya, özellikle sürünmeye, emeklemeye, sıralamaya başladığında; yavaş yavaş  karın zamanı egzersizlerini azaltabilirsiniz. Çünkü sürünme, yuvarlanma, emekleme gibi hareketlere başladığında zaten doğal olarak kendisi karın zamanı aktivitelerini yapıyor olacaktır. Yürümeye başladığında ise karın zamanı egzersizlerinden tamamen vazgeçebilirsiniz.

SÖZÜN ÖZÜ; Karın zamanı aktiviteleri ile ilk günlerden itibaren yüz üstü yatırdığınız bebeğinizinbüyük kaslarının gelişimini hızlandırdığınız için; bebeğiniz başını daha erken tutacak, daha erken oturacak ve daha erken yürüyecektir. Bu desteklenmiş fiziksel gelişim onun zihinsel gelişimini de hızlandıracaktır. Çünkü oturan bir bebek yatan bir bebekten, yürüyen bir bebek oturan bir bebekten daha fazla şey öğrenir. Uyguladığınız bu karın üstü aktivite yöntemi ile bebeğiniz yaşam boyu akranlarından hep bir adım önde olacaktır. Bu da onun hayattaki başarısını arttıracaktır.

UNUTMAYIN: UYUTURKEN SIRTÜSTÜ

OYNATIRKEN KARINÜSTÜ

KARIN ZAMANI AKTİVİTELERİNDE ASLA BEBEĞİNİZİ YALNIZ BIRAKMAYINIZ.

Dr. Yılmaz Bay

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

BEBEKLERDE LAKTOZ İNTOLERANSI

doktoryilmazbay Yorum yok


LAKTOZ; Anne sütü ve diğer tüm memelilerin sütünde bulunan ve memeli yavrusunun  temel enerji kaynağı olan bir besindir. Tüm memeli sütleri içinde en yüksek laktoz oranı anne sütündedir. İnsanlardaki ileri beyin işlevleri işte bu yüksek laktoz oranı sayesindedir. 

Anne sütü ile alınan laktoz ince bağırsaklarda bulunan laktaz enzimi adı verilen bir enzimle parçalanarak glikoz ve galaktoz adlı iki basit şekere ayrılır ve vücut ancak bu şekerleri enerji kaynağı olarak kullanabilir. 

Laktaz enzimi eksik olduğunda; laktoz ince bağırsaklarda parçalanıp emilemez ve kalın bağırsaklara kadar değişikliğe uğramadan yoluna devam eder. Bu yolculuk sürecinde bağırsaklardan daha fazla su ve vücut için gerekli  bazı maddeleri de  emerek kalın bağırsağa ulaştırır. Laktoz  kalın bağırsaklarda bakteriler tarafından mayalanma işlemine uğrar. Sonuçta ortaya çıkan hidrojen gazı ve asit çocuklarda; gaz, şişkinlik, ishal, bol sulu köpüklü, kötü kokulu dışkılamaya neden olur.

Laktoz eksikliğinin iki çeşidi vardır 

1- Tam laktoz eksikliği

Laktaz enziminin doğuştan hiç olmaması ile karakterize olan bu hastalık çok az görülen genetik bir durumdur. Doğumdan hemen sonra acil özel bakım ve beslenme gerektirir. Daha çok yeni doğan yoğun bakım bölümünü ilgilendirir.

2-Kısmi laktoz eksikliği

Çocuklarda en çok görülen kısmi laktoz eksikliği Türk toplumunun %10-25 gibi büyük bir kısmında görülür. Bu eksiklik Türklerin insanlığa armağan ettiği en büyük buluş olan yoğurdun bulunmasının başlıca nedenidir.

LAKTOZ İNTOLARENSINDA BELİRTİLER

Anne sütü ile beslenen bebeklerde laktaz enzimi eksikliğinin derecesine göre anne sütü alınmasından 30-60-90-120 dakika gibi bir süre içerisinde gözlenen bu belirtiler 

  • Şiddetli kramp şeklinde karın ağrısı
  • Karında şişlik, gerginlik
  • Geğirme
  • Mide bulantısı, kusma
  • Gürültülü, sarı, bol sulu, bazen yeşil, bol köpüklü, kötü kokulu, gazlı gaita çıkarma
  • Gaita içinde sindirilmemiş süt topakları
  • Çocuğun bez bölgesinde geçmeyen pişikler 
  • İlerleyen olgularda bazen de iştahsızlık ve kilo kaybı görülebilir. 

TANI

Gaitada Reduktan madde araştırılması: Gaitada reduktan madde bakılır. Miktarı >0,5 mg/dL üzerinde ise test pozitif kabul edilir. Ancak anne sütü ile beslenen 4 ay altı çocuklarda dışkı asidiktir ve reduktan made + olabilir. O nedenle bu test küçük çocuklarda yanıltıcı olabilir.

Soluk testi: Çocuğa laktoz içeren bir gıda verildikten sonra nefeste hidrojen gazı ölçülür. Hidrojen gazındaki yüksekliğin derecesine göre laktoz intoleransı tanısı koyulabilir. Ancak 3-4 aylık oluncaya kadar çocuklarda hidrojen gazı yüksekliği gülebilir o nedenle bu test küçük çocuklarda yanıltıcı olabilir.

Bağırsak Biopsisi: Kesin tanı  biopsi denilen bağırsaklardan alınan parçanın mikroskobik incelenmesi ile konulur ancak girişimsel bir işlem olduğu için bu çocukluk yaş grubunda pek önerilmez.

Laktoz tolerans testi: Çocukta açlık kan şekeri ölçülür sonra çocuğa laktoz içeren bir sıvı içirilir. Daha sonra 30-60-90-120 dakikalarda kan şekeri ölçülür. Kan şekeri yükselmiyor ise laktoz intoleransı düşünülür. Ancak bu teste büyük çocuklarda  yapılabilir.

Çocuklarda laktoz intoleransı tanısı; daha çok klinik bulgular ile konulur. Çocuğun yakınması, ailenin gözlemi, gaitadaki değişiklikler, genital bölgedeki pişik gibi belirtilerin doktor tarafında gözlenmesi tanı için çok daha değerlidir. 

TEDAVİ

Laktoz intoleransı tanısı alan ve ANNE SÜTÜ ile beslenen bebeklerde: ANNE SÜTÜ ASLA KESİLMEMELİ VE ANNEYE LAKTOZU KISITLAYAN BİR DİYET VERİLMEMELİDİR.

(Laktoz intoleransı ile çok karışan inek sütü protein alerjisinde; anne sütü kesilmez ancak anneye süt ve süt ürünlerini içermeyen bir diyet programı önerilir.)

Laktaz enzimi eksikliğinin derecesine göre bir tedavi programı  ayarlanmalıdır.

  • Anne sütü ile beslenen 4-6 aya kadar olan bebeklerde her emzirmeden önce LAKTAZ enzimi içeren bir ürün doktorun önerileri doğrultusunda bebeğe 4-6 damla verilir. Bu enzim preparatı ısıya duyarlı olduğu için mutlaka buzdolabında saklanmalıdır.
  • Mama ile beslenen çocukta laktozsuz bir mama ile beslenmeye devam edilmelidir.
  • Anne sütü+Ek besin alan 6 ay üstü çocuklarda; anne sütü ile beslenmeye davam edilir. İnek sütü yerine laktoz yükü daha az olan yoğurt, kefir ya da laktozsuz süt verilebilir. Diğer ek besinler ayına uygun olarak başlanır.

İleri laktoz intoleransı olan daha büyük çocuklar ve erişkinler aşağıdaki yiyecekleri tüketirken de dikkatli olmalıdırlar:

Yoğurt, kefir, peynir gibi gıdalarda bulunan probiotik adı verilen bakteriler bu gıdalardaki laktozu büyük oranda glikoz ve galaktoz adlı 2 basit şekere ayırır. O nedenle bu gıdaların sindirimleri işlenmemiş süte göre daha kolaydır.

Laktoz intoleransı olan kişilerin dikkat etmesi gereken gıdalar:

  • Süt
  • Tereyağı
  • Margarin
  • Peynir
  • Peynir altı suyu
  • Süt tozu
  • Kaymak

Krema gibi gıdalar yüksek oranda laktoz içermektedirler. İleri laktoz eksikliği olanlar bu gıdaları tükememelidirler.

Daha az miktarda laktoz içeren gıdalar:

  • Her türlü işlenmiş pastane ürünleri, börekler, çörekler, tatlılar
  • İşlenmiş kahvaltılık tahıllar, kahvaltılık içecekler
  • Hazır patates püreleri ve cipsler
  • Hazır çorbalar
  • Tüm şekerleme ve işlenmiş çerezler
  • Tüm hazır bisküviler, kekler
  • Her türlü kremalar
  • Bazı ilaçlarda da koruyucu olarak laktoz bulunur.

Laktoz alerjisi olanlar dışarıdan aldıkları tüm ürünlerde; süt, laktoz, peynir altı suyu olup olmadığına bakıp ona göre tüketmelidirler.       

                                                                                                                                          Dr. YILMAZ BAY

            Çocuk sağlığı ve hastalıları uzmanı

ATOPİK DERMATİT

doktoryilmazbay Yorum yok

(ALERJİK EGZAMA)

Atopik dermatit (AD); halk arasındaki deyimi ile alerjik egzama olarak da adlandırılır.Çocuklarda %2-10 oranında görülen AD tekrarlayan, süreğen kaşıntılı döküntülerle seyreden, en sık görülen deri hastalığıdır.

Atopik Dermatit (AD) görülmesinde genetik ve çevresel etkenler çok önemlidir. Atopik Dermatit tanısı konan çocukların %60-70 kadarının ailesinde alerji öyküsü vardır.

Atopik Dermatitte deriyi koruyan dış tabaka normal koruma görevini yerine getiremez. Deri elastikiyetini kaybetmiştir.Deriden su kaybı normalden fazla olur. Dış ortamdaki yabancı maddeler deriden kolayca içeri girer. Derideki sinir uçlarının  hassaslaşması sonucu gelişen kaşıntı deri sağlamlılığını daha da  bozar.

Atopik Dermatit oluşumunu kolaylaştıran nedenlerin başlıcaları; deriyi uyaran alerjenler, terleme, derinin kuruması, enfeksiyon, bazı döküntü yapan hastalıklar, deriyi uyaran  yün, naylon, akrilik, parfüm ve parfümlü ürünler, kozmetikler, sabunlar, temizlik maddeleri, alkol içeren ürünler, boyalar ve boyalı ürünlerdir.

Atopik Dermatit bulgularında üç evre vardır:

Akut dönem (İlk dönem): Deri devamlılığı bozulmuştur. Deride kızarıklık, şişlik, içi su dolu küçük kabarcıklar vardır. Deriden sızıntı şeklinde akıntılar ve deri üzerinde kabuklaşmalar görülür. Deri ıslak ve nemlidir. Kaşıntı belirgindir.

Subakut dönem (Orta önem): İlk dönemdeki bulgulara ek olarak deride pullanma, kalınlaşma ve dökülmeler gelişmiştir.

Kronik dönem (Geç dönem): Deri kalınlaşması, soyulma, soyularak dökülme belirgindir. Kaşıntı daha da çok artmıştır.

ATOPİK DERMATİT BULGULARI

Süt çocukluğu döneminde; en çok yüz, saçlı deri, kulak arkası, kol ve bacakların dış yüzeylerinde görülür.

Çocukluk döneminde (12-24 ay arası); boyun ve bileklerin iç yüzünde, popo bölgesinde, alt kısımlarında görülür.

Okul çocukluğu döneminde; dirsek ve diz bölgelerinde, yüzde, boyunda ve gövdenin üst kısmında daha sık görülür. Bazen sadece ellerde de görülebilir.

İleri yaşlarda deride kalınlaşma ve kaşıntı bulguları daha belirgindir.

ATOPİK DERMATİT TE KORUNMA

AD; uzun seyirli, duraklama ve alevlenmelerle seyreden süreğen bir hastalık olduğu için  öncelikle korunma önemlidir. Kaşıntıyı uyaran tüylü, yünlü, kürklü, elyaf ve sentetik kumaşlar yerine pamuklu kumaşlar tercih edilmelidir. Özellikle iç giysiler olmak üzere çamaşırlar, elbiseler, yatak, yorgan ve yastık kılıfları özel hassas deterjanlarla yıkanmalı, çok iyi durulanmalı, içerde kurutulmalı hatta mümkünse kurutma makinesi ile kurutulmalıdır.

Küçük çocuklarda kaşınma ve vücutta oluşabilecek çizikleri önlemek için  tırnaklar kısa kesilmeli, ellerine uygun eldiven ve ayaklarına çorap giydirilmeli. Özellikle küçük çocuklarda lezyonlu ve kaşıntılı bölgeler kapatılmalı.

Çocuğun fazla giydirilmesi, bulunduğu ortamın sıcaklığının fazla olması çocukta terlemeye neden olarak kaşıntıyı artırır, buna dikkat edilmelidir.

AD’de bazı olgularda diyet önemli olabilir (%20). İnek sütü, yumurta, yer fıstığı, buğday, kuru baklagiller, turunçgiller başta olmak üzere bazı meyveler ve kabuklu deniz ürünleri başta olmak üzere tüm deniz ürünleri Atopik Dermatit bulgularını arttırabilir. Buna dikkat edilmelidir.

ATOPİK DERMATİTTE TEDAVİ

AD’de önce kaşıntı kontrol altına alınmalıdır. Bunun için öncelikle antihistaminikler ve mümkünse sakinleştirici etkisi olan 1. kuşak antihistaminikler kullanılmalıdır. Ortam ısısı düşürülmeli, klima kullanılmalı, ince ve  pamuklu giysi giydirilerek terleme engellenmelidir.

Tedavide temel yaklaşım derinin nemlendirilmesidir. Hafif şiddetteki hastalarda gün içerisinde 2-3 kez sürülen nemlendiriciler yeterlidir. Nemlendiricileri sabah-akşam ve banyodan hemen sonra, deri kurumadan, nemli iken tüm vücuda sürülmelidir.

Çok şiddetli kaşıntı ve döküntüleri olan hastalarda her gün ya da gün aşırı banyo yaptırılmalı. Duş şeklinde değil küvette 15-20 dakika süren banyolar tercih edilmeli. Banyodan hemen sonra deri nemli iken ince bir tabaka halinde deriye nemlendirici uygulanmalıdır. 

Deride akıntılı kaşıntılı lezyonlar varsa doktor kontrolünde 3-5 günü geçmeyecek şekilde kısa süreli  kortizonlu ilaçlardan yaralanılabilir. 

KORTİZONLU İLAÇLAR ASLA DOKTOR KONTROLÜ DIŞINDA KULLANILMAMALIDIR. 

                                                                                                                                                                Dr. YILMAZ BAY

            Çocuk sağlığı ve hastalıları uzmanı

ÇOK DİLLİ OLMAK

doktoryilmazbay Yorum yok

        Dil; bir bireyin sosyal bir varlık olarak duygu,düşünce ve isteklerini ses ve anlatım yoluyla başkalarına aktarması ve başkalarının aktardıklarını anlaması için kullandığı ses ve anlam yönünden ortak öğelerin kullanılmasıdır.

        Nasıl ki fiziksel egzersizler vücudumuzdaki kas ve kemik yapısını geliştiriyorsa ana dili dışında öğrenilen diller de beyne egzersiz yaptırarak kişinin beyin gelişmesini olumlu yönde etkilemektedir. Çok dilli olmak; çocuklarda kavram oluşturma, sınıflandırma, yaratıcılık, akıl yürütme, görsel-mekansal beceriler ve problem çözme yeteneğinde olumlu gelişmelere neden olmaktadır. Ayrıca çok dilli olmak; kişiye kendi yetiştiği toplum dışında, öğrendiği dili konuşan toplumların gelenek, görenek, kültür ve yaşam tarzları konusunda farklı pratikleri tanıma imkanı sağlamaktadır. Kişi farklılıkları daha kolay kabullenmekte ve onlara daha hoşgörülü yaklaşmaktadır. Çok dilli olmak; birçok dildeki kaynaklara erişimi kolaylaştırmakta, bu da kişiye meslek edinimi, kariyer seçimi, bilgi, görgü, entelektüellik açısından avantajlar sağlamaktadır.

        Her toplum duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için farklı öğeler kullanır. O nedenle “bir dil-bir insan, iki dil-iki insan” denir.

        Dil gelişimi duyma ile başlar. Hamileliğin 6.ayından itibaren çocuk anne karnında annesinin seslerini duymaya başlar ve duyma ile birlikte dil gelişimi de başlamıştır. İnsan beyninin sol tarafında “ana dili bölgesi” olarak adlandırılan bir bölge vardır. 8-9 yaşlarına kadar ana dili ve ana dili dışında farklı  öğrenilen diller işlenip bu bölgeye kaydedilir ve kolay kolay unutulmaz. 9 yaşından sonra öğrenilen diller beynin sağ tarafında farklı bölgelere kaydedilir ve kullanılamaz ise kolayca unutulur.

        Doğumdan 1 yaşına kadar, çocuklar tüm seslere karşı çok daha hassastır ve sesleri ayırt etme yetisi çok yüksektir. 1 yaşından sonra konuşmaya başladığında konuşma ile paralel olarak ana dili dışındaki sesleri ayırt etme yetisi giderek azalır. Bu nedenle 1 yaşından önce çocukları birden fazla dille erkenden tanıştırmak onlara dil yönünden yapabileceğimiz en büyük iyiliktir.

Çok dilli olmak 2 şekilde olur :

1-Dil edinmek: Dilin bulunulan ortamdan doğal olarak alınması ve konuşulmasıdır.

  • Hamileliğin 6.ayından itibaren çocuk çevreden duyduklarını ana dili öğrenme bölgesine kaydeder, zamanı gelince de konuşmaya başlar.
  • Çocukların algılama yetenekleri çok yüksektir. Aynı anda 4 dili birlikte edinebilirler.

ÖRNEKLERSEK; 

  • Anne Türk, baba Türk ve çevrede Türkçe konuşuluyorsa ana dili Türkçedir.
  • Anne Türk, baba Amerikalı; Anne çocuğu ile sürekli Türkçe, baba çocuğu ile sürekli İngilizce konuşmalıdır. Çocuk her iki dili de ana dili gibi doğal olarak edinir. Kiminle hangi dilde konuşacağını karıştırmadan bilir ve konuşur. Çocuğun 2 ana dili vardır. Türkçe ve İngilizce.
  • Baba Türk, anne Alman, bakıcı Rus ise; herkes çocukla kendi ana dilini konuşmalıdır. Çocuk her 3 dili de aynı anda ana dili gibi edinir ve konuşur.
  • Anne Türk, baba Fransız, bakıcı İspanyol ise ve çocuğun  gittiği kreş ya da anaokulunda İngilizce konuşuluyorsa; çocuk her 4 dili de ana dili gibi aynı anda edinir ve konuşur.

2-Dil öğrenmek: Aynı anda öğrenme denilen bir sistemle çocuklar ana dili dışında 2.,3., 4. dilleri de öğrenebilirler. Burada dikkat edilmesi gereken nokta öğrenilecek dilin; o dili ana dili olarak bilen birisinden, bakıcıdan, öğretmenden, televizyon, bilgisayar, CD, DVD gibi çeşitli iletişim araçlarından aktif olarak öğrenilmesidir.

  • Dil öğreniminde ilk kural; dilin mutlaka ana dili olarak konuşan birisinden öğrenilmesidir. Anne-baba yarım yamalak konuştukları ikinci dillerini çocuklarına öğretmeye kalkmamalıdır. Ancak dil öğrenmesi için gerekli ortamı ve alt yapıyı sağlama konusunda çocuklarına katkıda bulunabilirler.
  • İkinci bir dil öğrenilecekse buna 5 yaşından önce başlanmalıdır. Mümkünse yeni doğan döneminden itibaren çocukla öğrenilecek olan dille iletişim kurulmalıdır.
  • Henüz konuşamayan bir bebeğin çok dilli olmasını istiyorsak; yanında öğrenilmesi istenilen dili konuşarak, şarkı söyleyerek, ninni söyleyerek çeşitli eğlenceli yollarla o dil ile çocuğun tanışmasını sağlayabiliriz.
  • Kelimeleri söyleyen çocuğun çok dilli olmasını istiyorsak; eğlenceli şarkı, türkü, ninni ve tekerlemelerin yanında her gün bir kelime öğreterek, öğrenmesini istediğimiz dil ile onu tanıştırabiliriz.
  • Çocuğun yaşına ve gelişim evresine göre kelimelerden cümlelere geçilebiliriz.
  • Çocuk konuşmaya başladıysa; dış uyaranlardan, gürültüden uzak, rahat bir ortamda televizyon, bilgisayar, tabletten öğrenmesini istediğiniz dilden bir program açıp, bunu izlemesini  sağlayabiliriz. Seslerin, kelimelerin, cümlelerin yavaş yavaş beynine işlediğini göreceksiniz.
  • Çocuğumuzun yaşına uygun yabancı dil eğitim setlerinden yararlanabiliriz.
  • Arabada, yolda, evde nerede olursanız olun, yabancı dil eğitim setini açın setteki kelimeleri sık sık tekrar etmesini sağlayın.
  • Kelimeleri öğrenirken içinde bulunulan durumdan yararlanın. Örneğin; arabayı gördüğünde arabanın Türkçesi yanında öğretmek istediğiniz dildeki ismiyle de çocuğun temas etmesini sağlayın ve bunu tekrarlayın. Kaşıkla yemek yedirirken kaşığı, top oynarken topu, yağmur yağarken yağmurun öğretmek istediğiniz dildeki halini çocuğunuzun duymasını sağlayın.
  • Öğrenmesini istediğiniz dille ilgili şarkılar, şiirler, tekerlemeler duymasını sağlayın.
  • Olanak varsa ana dili öğretmek istediğiniz dil olan bir bakıcıdan da yararlanabilirsiniz.
  • Çocuğunuz ana dilinde her yeni kelime öğrendiğinde onun öğrenmesini istediğiniz dildeki şeklini de öğrenmesini sağlayın. Bunun için internet, CD, DVD gibi iletişim araçlarından yararlanabilirsiniz.
  • Dili; öğretim tecrübesi olan birisinden öğrenmesini sağlayın.
  • Öğrenmenin olmazsa olmaz kuralı; sürekli konuşma ve tekrarların yapılmasıdır. Bunu asla unutmayın.
  • Dil öğrenimi sıkıcı bir ders çalışma modunda olmamalıdır.

Oyunlarla, şarkılarla, tekerlemelerle, resimlerle dil öğrenimini zevkli hale getirin. Örneğin; oyuncağını odanın bir köşesine koyun.Onun yabancı dildeki halini çocuğunuza söyleyip size getirmesini isteyin. Ondan da bu oyuncağın adını söylemesini isteyin.

  • Dil öğreniminde sosyal çevre çok önemlidir. Öğretmek istediğiniz dili konuşan arkadaşlarıyla birlikte sosyal çevre içerisinde olmasını sağlayın.
  • Dil, konuşularak öğrenilir. Konuşurken yanlışlıklar olabilir, doğal karşılayın.
  • Küçük öykü kitapları dil gelişiminde çok önemlidir. Çeşitli kısa öykü kitaplarından yararlanabilirsiniz.
  • Günlük kısa programlarla dil öğrenilmeye başlanılmalı, gelişim durumuna göre süre ayarlanmalıdır.
  • Beklentiler makul olmalıdır. Dil öğrenimi uzun bir süreçtir. Önce anlar, belleğe kaydeder. Sonra da onları harmanlayarak konuşmaya başlar. Aceleci davranmayın.

Çok dilli olurken anlamada ve konuşmada bir miktar gecikmeler olabilir, doğal karşılayın.

     DİL ÖĞRENİMİNİN OLMAZSA OLMAZ 3 KURALI; 

SABIR…

SABIR…

SABIR…

Başarı dileklerimle..

DR.YILMAZ BAY

BEBEĞİN KUCAKTA TAŞINMASI – BEBEK GİYME (BABYWEARING)

doktoryilmazbay Yorum yok

Bebeğin kucakta taşınması (Bebek giyme) İngilizce deyimi ile Babywearing; bebeğin, annenin ya da babanın göğsünün ön kısmında, kucağında esnemeyen özel bir dokuma kumaşa sarılı olarak taşınmasıdır. Anadolu’da, Afrika’da tarih boyunca çok uzun yıllardır uygulanan ve halen uygulanmakta olan bu geleneksel bebek taşıma yöntemi Batı’da yeni yeni anlaşılıp uygulanmaya başlamıştır. Evde iş yaparken, tarlada çalışırken, avlanırken, hayatın zor koşullarında insanlar; yaşamlarını kolaylaştırmak, bebeklerini daha iyi korumak, onun ihtiyaçlarını anında gözleyip, sinyallerini daha rahat okumak için çocuklarını kucaklarında kendilerine en yakın mesafede taşıma kültürünü geliştirmişlerdir. Daha fazlasını oku

BEBEK MASAJI

doktoryilmazbay Yorum yok

Masaj; anne, baba ve çocuk arasındaki iletişimin sanata dönüşmüş halidir. Çocuğunuzun derisi dışarıdan gelen uyarıları, mesajları algılayan, sınırsız dünyaya açılan en büyük kapıdır. Bebeğinizin doğumdan itibaren en gelişmiş duygusu dokunma duygusudur. İşte bebeğinizde dokunma duygusunu geliştirmenin en iyi yolu da ona masaj yapmanızdır. Bebekler her şeyi dokunarak keşfederler. Anladıkları tek sevgi dili dokunmaktır. Bebeğinizi daha iyi tanımanız ve onunla sevgi dolu, güzel bir ilişki kurmanız için ona masaj yapmalısınız. Masaj en doğal haliyle bebeğinize dokunmanızdır. Annelerin ellerinde ve meme uçlarında; adına mutluluk hormonu denilen Oksitosin hormonu vardır. Bu hormon anne ve çocuğun birbirlerine en yakın olduğu, tensel temasın olduğu; emzirme esnasında annenin meme uçlarından ve masaj yapma esnasında annenin ellerinden çocuğa geçer. Çocuğun rahatlamasını ve kendini iyi hissetmesini sağlar. Daha fazlasını oku

PREMATÜRE BEBEK BAKIMI

doktoryilmazbay Yorum yok

Prematüre ne demek?

Normal gebelik süresi 40 haftadır. 38-42 hafta arasında doğan çocuklara zamanında doğum ya da MATÜR bebek diyoruz. 42. gebelik haftasının üzerinde doğan bebeklere de POSTMATÜR bebek, 37. Gebelik haftası ve altında doğan bebeklere PREMATÜRE bebek, 32.Gebelik haftasının altında doğan bebeklere de İLERİ PREMATÜRE bebek diyoruz.  Daha fazlasını oku

BEBEĞİNİZDEN SİZE MEKTUP VAR…

doktoryilmazbay Yorum yok

Sevgili anneciğim ve babacığım, elbette siz her şeyi benden daha iyi biliyorsunuz ve benim için en iyisini yapmaya çabalıyorsunuz. Bunun için her yere başvuruyorsunuz ve herkesten yardım istiyorsunuz. Aldığınız tüm bu bilgiler belki de kafanızı karıştırdı.

Şimdi birazcık da bana kulak verir misiniz?

Daha fazlasını oku

0-18 AYLIK BEBEKLER İÇİN TUVALET İLETİŞİMİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Eğer yenidoğan bir bebeğin bezini birkaç kereden fazla değiştirme teşebbüsünde bulunduysanız çişinin elinize isabet etmiş olması ihtimali yüzde yetmiş beştir. Eğer bu bebek erkek bebekse çişinin yüzünüze isabet etmiş olması ihtimali yüzde yirmi beştir. Fakat, aç değil ama açıkta olan, yani bezsiz olan bir bebeğin tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra size gülmesi ihtimali yüzde yüz, yani kesindir.Evet, doğadaki tüm memeli hayvanların yavruları gibi, insan bebekleri de kendilerini kirletmek istemezler ve diğer temel ihtiyaçlarını haber verdikleri gibi tuvalet ihtiyaçlarını da haber verirler. Bebeğinizin ihtiyaçlarını anlamak, onlara cevap vermek çok önemlidir. Nasıl karnı acıktığında emziriyor, uykusu geldiğinde uyutuyorsanız, tuvaleti geldiğinde de tuvalete tutarak bu ihtiyacını karşılamasına yardımcı olabilirsiniz.Bunun için bebeğinizle tuvalet iletişimi kurabilirsiniz. Daha fazlasını oku

BEBEĞİNİZİN GÜVENLİĞİ

doktoryilmazbay Yorum yok

EV KAZALARI VE İLK YARDIM

Çocuğunuz emeklemeye başladığında her zamankinden daha dikkatli olmalısınız. İlk kural riski en aza indirmektir. Çocuğunuzu kaza tehlikesi olabilecek yerlerden uzak tutunuz. İlgisini çekebilecek tehlikeli eşyaları çocuğun ulaşamayacağı yerlere koyunuz. Mümkünse kapalı hatta kilitli bir yerde tutunuz.

Her hangi bir kaza anında; birinci kural, sakin olmak ve sakin kalmaktır. PANİK YOK. İlk yardım konusunda  bilgi sahibi olursanız ve bu gibi durumlarda ne yapacağınızı bilirseniz çocuğunuza en büyük yardımı yapmış olursunuz. Daha fazlasını oku

DİŞ ÇIKARMA

doktoryilmazbay Yorum yok

Bu dönemde çocuğunuz ilk dişleriyle parmağınızı ısırabilir. Diş çıkarma yaşı çocuktan çocuğa değişir. Bebeğinizin süt dişleri 20 tanedir ve anne karnında oluşmuştur. Ancak çene kemiğini yararak dışarı çıkmaya başlaması 6-8 ay dolaylarındadır. Bu bazen doğumda olabildiği gibi bazen 15-18 ay dolaylarında da olabilir. Erken diş çıkarmak olağanüstü bir gelişme olmadığı gibi, geç çıkarmak da gelişmesinin geri kalması değildir. Dişleri düzensiz aralıklarla ve çift çift çıkarır. Daha fazlasını oku

AŞILAR

doktoryilmazbay Yorum yok

Enfeksiyon hastalıkları çocuklarda en sık görülen ve en ağır sağlık problemlerine neden olan hastalıklar arasındadır. Bunların çok büyük bir çoğunluğundan aşı ile korunmak mümkündür. Aşının yan etkileri enfeksiyonların oluşturduğu etkilerden çok daha az görülür ve de çok hafiftir. Aşıyla önlenebilir hastalıklardan çocukların korunması için var olan tüm aşıların bütün çocuklara uygulanması gerekir. Daha fazlasını oku

BEBEK BAKIMI VE BABALAR

doktoryilmazbay Yorum yok

Babalar bebeğin bakımında aktif olarak rol üstlenmeli. Çocuğun giysilerini giydirmeli, alt bezini değiştirmeli, banyosunu yaptırmalı. Bu işlemler esnasında çocuğu ile konuşmalı duygusal bir ilişki kurmaya çalışmalıdır. Sevgili babalar zamanla bu işten büyük bir keyif aldığınızı fark edeceksiniz. Böylece anneye, kendisiyle ve sizinle ilgilenebilecek bir zaman da kalacak.

BEBEĞİNİZLE YOLCULUK

doktoryilmazbay Yorum yok

Ev dışına çıkmanız bebeğinizle yolculuk demektir. Ekstra bir hazırlık gerektirir. Bu yolculuk komşu ziyareti, yakındaki park olabildiği gibi şehirlerarası ya da ülkeler arası yolculuklar olabilir. Yolculuğun durumuna göre hazırlıklarda farklıdır. Yolculuğa çıkarken genelde aşağıdakileri yanınızda bulundurun. Daha fazlasını oku

BEBEKLERDE UYKU

doktoryilmazbay Yorum yok

“Kavun, karpuz yata yata büyür”

Uyku, çocuğunuzun büyüme ve gelişmesi için vazgeçilmez bir süreçtir. Büyüme hormonlarının uykuda salgılandığı düşünülürse çocukların neden bu kadar çok uyuduğu daha iyi anlaşılır.

İyi bir uyku için öncelikle sesiz, gürültüsüz, ısısı iyi ayarlanmış huzur dolu ve fizik koşuları iyi olan bir ortamının olması gerekir.

Daha fazlasını oku

ÇALIŞAN ANNELER EVDEN AYRILMA ZAMANI GELDİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Çalışan anneler için bir kabus olan işe başlama anı geldi çattı!! Şimdi ne yapacağım? Acaba işi bıraksam mı? Güç kararlar aşamasındasınız. Şunu öncelikle bilmelisiniz ki çocuğunuza ayırdığınız zamanın uzunluğundan çok kalitesi önemlidir. Onunla birlikte olduğunuz zamanlarda gerçekten ruhsal ve bedensel olarak onunla bütünleşebiliyorsanız çalışmamanız için hiçbir neden yoktur.

Evde mutsuz bir anneyi ne çocuğunuz ne de eşiniz isteyecektir. Çocuğun bakımını kim üstlenecek? Bu ya aile bireylerinden biri ya bir bakıcı ya da çocuk yuvası olabilir. Her birini iyice araştırmalı. Artılar ve eksiler tartılmalı, ekonomik olanaklar, uzaklık, içten sevgi ve ilgi kıyaslanmalı. Olanak varsa 1 yaşına kadar çocuk evinde bakılmalı. Her üç durumda da anne işe başlamadan 15-20 gün önce çocuk bakıcısıyla birlikte olmaya başlamalı. Bu süre yarım saatten başlayarak giderek arttırılmalıdır.

EMZİK (YALANCI MEME) KULLANIMI

doktoryilmazbay Yorum yok

Emzik (Yalancı meme); anne memesini taklit eden, bebeklerdeki doğal emme içgüdüsünü tatmin etmeye yarayan ve anne memesi yokluğunda bebeğe güven hissi veren destekleyici bir gereçtir. Adı üzerinde yalancı meme=Emzik; asla anne memesinin yerine geçemez ve anne memesini emme zevkini bebeğinize veremez. Emziğin amacı; çocuğun emme davranışında doyuma ulaşmasını sağlamaktır. Emziği ne cankurtaran simidi gibi acil kurtarıcı ne de hayatı tehdit eden tehlikeli bir araç gibi görmeliyiz. Her çocuk emzik almaz; zaten DOĞAL OLANI DA EMZİK ALMAMASIDIR. Anne memesini yeterince emiyorsa; emzik (yalancı meme) almayabilir ve bu da çocuğunuz için çok sağlıklı ve çok iyi bir durumdur.    

EMZİK (YALANCI MEME)  KULLANMANIN AVANTAJLARI

  • Özellikle erken doğan prematüre bebeklerde emme refleksinin gelişmesine yardımcı olmak için emzikten yararlanılabilir.
  • Anne memesi almayan bebeklerde emzik; emme gereksinimini karşılayarak bağlanma ve güven duygusunun gelişmesinde yardımcı olabilir.
  • Anne memesi almayan bebeklerde emzik; bebeği rahatlatır.
  • Anne memesi almayan bebeklerde emzik; bebeklerin kucakta gezdirilmeye, sallanmaya, beslemeye gerek kalmadan kendi kendine uykuya dalmasına yardımcı olur.
  • Emzik; bebeğin parmaklarını ya da eşyaları emmesini engelleyebilir.
  • Emzik; ani bebek ölümü (beşik ölümü) sendromlarını yarı yarıya azaltır.

     EMZİK (YALANCI MEME) KULLANMANIN DEZAVANTAJLARI

  • Emzik alışkanlık yapan bir araçtır. İlerde emziği bıraktırmak zor hatta travmatik bir sürece neden olabilir.
  • Sürekli emzik emen çocuk; anne sütü ve diğer besinleri yeterince almayabilir; bu da gelişme geriliğine neden olabilir.
  • Sürekli ve uzun sürekli emzik alan çocuklarda diş ve damak gelişimi olumsuz etkilenebilir.
  • Sürekli ve uzun sürekli emzik alan çocuklarda konuşma olumsuz etkilenebilir.
  • Sürekli ve uzun sürekli emzik alan çocuklarda psikolojik olgunlaşmada gecikmeler olabilir.
  • Emzik emen çocuklarda; temizlik problemi nedeniyle ishal, burun, boğaz ve kulak enfeksiyonları daha sık görülür.

Tüm bu değerlendirmelerin sonunda emzik kullanmaya karar verdiyseniz: 

Öncelikle emzik kullanmayı bir süre erteleyin.

Sonra tekrar düşünün HALA EMZİK KULLANMAK İSTİYOR MUSUNUZ?

Cevabınız evet ise;

EMZİK KULLANIRKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER

  • Anne sütü alan, iyi gelişen, gülen, oynayan huzurlu bir bebeği emzik almaya zorlamayın. 
  • Bebeğinizi emzirmeyi planlıyorsanız; emziğe başlamayı 1-2 ay erteleyin. Bebeğinizin emziği ya da biberonu emmesiyle; anne memesini emmesi farklı şekillerde olur. Bebeğiniz emme davranışını öncelikle memenizde öğrensin ve emme zevkinin tadına memenizde varsın. BEBEĞİNİZ ÖNCELİKLE ANNE MEMESİNİ EMMEYİ ÖĞRENSİN.
  • Emzik kullanımının alışkanlık haline dönüşmemesi için bebeğiniz her ağladığında, her huzursuz olduğunda ona emzik vermeyin. Öncelikle ağlama nedenini araştırın. 
  • Emziği genelde uykuya dalmak üzere olan bebeğinize verin. Derin uykuya daldığından emin olduktan sonra emziği bebeğinizin ağzından çıkartın. 
  • Emziği bebeğinize vermeden önce bal, şeker, pekmez, lokum gibi tatlı maddelere batırmayın. Bunlar bebeğinizde erken diş çürümelerine neden olabilir. Ayrıca bu tatlara alışan çocuk anne sütünü, mamayı ya da diğer ek gıdaları yeterince almayabilir. 
  • Emziği yeterince tutmayan bebekler için bazen emziğin üzerine birkaç damla anne sütü ya da mama damlatarak emziği daha cazip hale getirilebilirsiniz.
  • Uygun bir emzik askısı ile emziği çocuğunuzun giysisine tutturun. Bu işlem emziğin sürekli yere düşmesini engeller. Boğulmalara neden olmaması için emzik askısı çok uzun olmasın ve emzik askısını asla çocuğunuzun boynuna asmayın. 
  • Kauçuk emzikleri kaynatmayın, uygun bir temizleyici kullanarak soğuk su ile temizlemelisiniz. Silikon emzikleri en az günde bir kez sıcak su ile kaynatarak sterilize edebilirsiniz.
  • Bebeğinizin emziğini; başka bebeklere  vermeyin ve başka bebeklerin emziklerini de kendi bebeğinize vermeyin.
  • Yere düşen emziği mutlaka iyice yıkamalısınız. Kirlenmiş emziği ağzınızla temizleyip bebeğinizin ağzına vermeyin. Sizin ağzınızdan bebeğinizin ağzına mikrop geçebilir. 
  • Yıpranmış, eskimiş, yırtılmış emzikleri asla kullanmayın.
  • Emzikleri kullanmadığınız zamanlarda belli bir yerde kapalı bir kap içinde tutun. 
  • Kullandığınız emzikleri hiçbir yıpranma belirtisi olmasa da 2-3 ayda bir yenilemelisiniz.

Eğer bebeğiniz anne sütünü yeterince almıyor, mama ile besleniyor, parmaklarını, giysilerini, battaniyesini ya da oyuncaklarını emiyorsa; huysuz, huzursuz, uykuya dalma problemi varsa ve aile istiyorsa emzik (yalancı meme) verilebilir. 

Elini emen bebeğinize emzik verdiğinizde; bebeğiniz eninde sonunda bir gün emziği bırakacaktır. Ancak elini emmeyi çok uzun süreler hatta erişkin yaşlarına kadar bile devam ettirilebilir. Emziği siz verdiğiniz zamanlarda emecektir, oysa elini her an ağzına alabilir. Ayrıca elini, parmağını emen bebeklerin; ellerinde, parmaklarında tahrişler, aşınmalar, yaralar bazen de incelmeler görülebilir. Bebeğinizin duygusal gelişiminde güven duygusu çok önemlidir. Yine bebeğiniz yeterince anne  memesini almıyorsa; emzik bu güven duygusunun oluşmasına yardımcı olabilir.

NE TÜR EMZİK KULLANMALISINIZ

  • Emzik bebeğinizin ağzına uygun olmalı. Tabanı bebeğinizin emziğini yutmasını engelleyecek şekilde geniş olmalı. Burun deliklerini kapatmamalı. 
  • Emziğin tabanı; hava akımını sağlayacak şekilde delikli olmalı. Bu delikler bebeğinizin salyalarının dudak kenarlarını ve çenesini tahriş etmesini önler.
  • Emzik, biberon, diş kaşıyıcıları ve bebeğin kullandığı her türlü eşyalarda; BPA (Bisphenol A) ve Pthalates gibi maddeler olmamasına dikkat etmelisiniz. Bu maddeler bebeklerde üreme sistemine zarar verebilir. Böbrek ve Karaciğer  bozuklukları yapabilir. İleri yaşlarda Meme ve Prostat kanseri görülme riskini arttırır.
  • Bebeğinizin çene yapısına uygun bir emzik kullanmalısınız  ve bebeğiniz büyüdükçe her 2–3 ayda bir bu emziği değiştirmelisiniz. 
  • Bebeğiniz için silikondan ya da kauçuktan yapılan emzikler kullanabilirsiniz. Silikon emzikler geç deforme olur, şeffaftır, daha kolay temizlenir. Yumuşak ve pürüzsüz bir yüzeye sahip olduklarından bebekler tarafından daha kolay kabullenilirler. Silikon yüksek ısılara dayanıklı olduğu için; kaynatılarak ya da buharda sterilize edilebilir. Silikonun tadı ve kokusu olmadığı için bebek; emzik, anne göğsü ve biberon arasında kolayca geçiş yapılabilir. Tüm bu avantajlarından dolayı bebekler için yeni doğan döneminde silikon emzik tercih edilmelidir.  
  • Kauçuk emziklerin temizliği zordur. Isı kauçuk emziklerin yapısını bozar. Kauçuk emzikler dezenfektanlar yardımı ile soğuk sterilize edilmeli ya da soğuk su ve sabunla güzelce yıkanmalıdır. Kauçuk emzikler daha elastik ve daha dayanıklı olduklarından bebeğinizin diş çıkartma dönemi ve sonrasında daha rahat kullanabilirsiniz.
  • Yeni doğan döneminde bebeğiniz için; anne memesine uygun kiraz uçlu emzik olarak da adlandırılan ucu şiş yuvarlak, bebeğinizin dudağına gelen kısım daha ince ve yassı emzikleri tercih etmelisiniz. Damaksız emzikler anne memesine benzediği için 1 yaşın altındaki çocuklarda daha uygundur. Damaksız emziklerin 1 yaş üzerinde kullanılması damağa baskı yaparak damak yapısını ve üst ön dişlerin sıralanışını bozabilir.
  • Damaklı emzikler ise; daha yassı ve ucu yukarı kıvrıktır. Damağa tamamen uyum sağladığı için 1 yaşın üzerindeki çocuklarda kullanılması daha uygundur. 
  • Bebeğime ille de ortodontik ya da damaklı, damaksız emzik vereceğim diye tutturmayın. Siz en iyisi birkaç çeşit emzik alın ve bebeğinize sunun. Hangisini kullanacağına bebeğiniz karar versin. 

EMZİK NE ZAMAN BIRAKTIRILMALIDIR ve GEÇ BIRAKTIRILMASININ SAKINCALARI NELERDİR?

  • 6-9 ay  dolayları bebeğinizin emziği bırakması için uygun bir zamandır. Bazen istemesek de bu süre 1- 2 hatta 3 yaşına kadar uzayabilir. Bebeğiniz emzik kullanmayı ne kadar erken bırakırsa o kadar iyidir.
  • 2  yaşından sonra emzik emmeye devam etmesi çocuğunuzda üst çeneyi ve üst dişleri öne, alt çeneyi ve alt dişleri arkaya çekerek  iki çene arasındaki açıklığı arttırır. Bu durum ilerleyen zamanlarda  “ V” tipi üst çene darlığı oluşturarak yüz yapısında bozulmalara neden olabilir. Emzik emmeyi 3- 3,5 yaşına kadar devam ettirirse bu ” V ” tipi üst çene darlığı kalıcı olabilir.
  • Uzun süreli emzik emmesi; bebeğinizde sık kulak, burun, boğaz hastalıkları ve ishal gelişmesine neden olabilir.
  • Bebeğinizin 1 yaşından sonra gün boyu ve uzun süreli emzik emmesi; konuşma ve öğrenme  bozukluklarına neden olabilir.
  • Bebeğinizin 2 yaşından sonra emzik emmeye devam etmesi; alışkanlık hatta bağımlılık yapar ve emziği bırakması daha da zorlaşır.

EMZİK NASIL BIRAKTIRILMALIDIR?

  • Öncelikle anne ve babalar emziği bir susturucu gibi görmekten vazgeçmelidirler. Bebeğiniz her ağladığında, huzursuz ve gergin olduğunda susturmak için ona emzik vermemelisiniz. Ağlamasının, huzursuzluğunun nedenlerini araştırın ve onları gidermeye çalışın. Bebeğinize yumuşak, sevecen ve hoşgörülü bir şekilde yaklaşın.
  • Bebeğinizde alışkanlık hatta ilerde bağımlılık da yapan emziği ne kadar erken bıraktırırsanız o kadar iyidir. Bebeğiniz; dişleri çıkmaya başladığında yani 6-9 ay dolaylarına geldiğinde artık emme yanında çiğnemeyi de öğrenmeye başlar. İşte çiğnemeye başlaması emziği bırakmak için uygun zamanın geldiğini bize gösterir. Başlangıçta emzik emme süresini giderek azaltın. Bebeğiniz bütün gün ağzında emzik ile dolaşmasın, yalnızca uykuya dalacağı saatlerde ve kısa süreli olarak emzik verebilirsiniz. Derin uykuya geçtiğinde emziği ağzından alın.
  • Emziği; bal, reçel, şeker gibi gıdalara batırılarak bebeğinize vermeyin. Bebeğiniz emziği bir enerji kaynağı olarak algılamasın. Ayrıca bu çeşit şekerli gıdaların bebeğinizin dişlerinde bakterilerin üremesine neden olarak bebeğinizde erken diş çürümeleri de yapabileceğini unutmayın.
  • Emziği bırakmaya karar verdiğinizde; önceden anne, baba ve çocukla ilgilenen tüm kişilerle birlikte bir gün belirleyin. Belirlediğiniz bu gün; çocuğun aşı olmadığı, hasta olmadığı, diş çıkarma dönemine denk gelmeyen, anne ve babanın işe gitmeyeceği, hafta sonuna denk gelen bir gün olsun. Birkaç gün huysuzluğuna, huzursuzluğuna, uykusuzluğuna, ağlamalarına katlanmanız gerekeceğini bilin. Gözyaşı olmadan eğitim olmaz. GÖZYAŞI EĞTİMİN DOĞAL BİR PARÇASIDIR.
  • Emziği bırakacağınız günü tüm aile bireylerine ve yakın dostlara bildirin hatta onların da yardımı isteyin.
  • Emziği bırakmaya karar verdiğinizde evdeki tüm emzikleri atın. Bebeğinize kararlı bir şekilde evde emzik olmadığını ve artık emzik emmemesi gerektiğini anlatın.
  • Emzik almak istediği zamanlarda yanında olun ve onunla ilgilenin. İlgisini başka alanlara yönlendirin. Bu yeni bir oyun ya da sevdiği bir oyuncak olabilir. Bazen de ona sevdiği bir yemeği teklif edebilirsiniz. 
  • Sevdiği bir arkadaşını ziyaret etmek, sokağa çıkartmak, parka, anneanneye, babaanneye ya da komşuya  gitmek emziği unutmasına yardımcı olabilir. 
  • Steril bir iğne ile emziğin havasını boşaltın. Havası boşaltılmış emziği emmek hoşuna gitmeyecektir.
  • Daha büyük çocuklarda; artık büyüdüğü, emziğe ihtiyacının olmadığı, diğer büyük arkadaşları gibi onun da emziksiz olması gerektiğini, geniş bir zaman diliminde sakin ve sevecen bir şekilde ona anlatın.
  • Özellikle 2 yaşından büyük çocuklarda; artık büyüdüğü için emziğe  gereksinimi olmadığı ve emziği gereksinimi olan daha küçük bir çocuğa hediye edebileceği anlatılabilir. Hatta çocuğunuzun da yardımı ile emziğe özel bir hediye paketi yapın. Sonra güzel bir tören ile emzikle vedalaşsın.
  • Ağabey ya da abla olmak çocuklar için çok önemlidir; bu konuyu özellikle sözel ve davranışsal olarak çocuğunuza hissettirin.
  • Emzik emmediği zamanlarda “aferin, tebrik ederim, artık büyüdün, abla-ağabey oldun, diğer büyümüş arkadaşların gibi sen de artık emziksiz durabiliyorsun” gibi olumlu cümlelerle çocuğunuzun özgüveni arttırın.

EMZİĞİ BIRAKMA KARARI VERDİĞİNİZDE NE OLURSA OLSUN ASLA KARARINIZDAN VAZGEÇMEYİNİZ. ÇOCUĞUNUZA YENİDEN EMZİK VERMEYİNİZ.

SÖZÜN ÖZÜ: Özünde sevgi olan tüm yöntemler denenebilir. Siz en iyisi çocuğunuz ile birlikte kendi yönteminizi kendiniz belirleyiniz.

Dr. Yılmaz Bay

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

İKİZ BEBEK SAHİBİ OLMAK

doktoryilmazbay Yorum yok

Çocuk sahibi olmak dünya da yaşanabilecek duyguların en güzeli ve de mutlulukların en büyüğüdür. Hele bir de bu çocuklar ikiz ise;bu sevinç ve mutlulukların katlanması demektir.

Tıpta çoğul gebelik olarak da adlandırılan; bir hamilelikte birden den fazla çocuk olması genelde ikiz gebelik şeklindedir. Üçüz, dördüz, beşiz… Gebelikler daha az oranlarda görülür. İkiz gebelikler sonucu oluşan ikiz doğumların %25’i tek yumurta ikizi, %75’i çift yumurta ikizidir. İkiz gebelikler genelde yakın ya da uzak akrabalarda ikiz gebelik varsa görülür. İkiz gebeliğe genetik yatkınlıkla birlikte daha önce 1 ya da 1 kaç çocuk sahibi olmuş 35 yaş üzeri kadınlar da ikiz gebelik olma ihtimali daha fazladır. Son yıllarda ise aile içinde ikiz gebelik olmasa da özel tedavi sonucu hamile kalan kadınlarda ikiz gebelikler genetik yatkınlık sonucu oluşan ikiz gebeliklere göre daha çok görülmektedir. Yılda ortalama 1,5- 2 milyon doğumun olduğu ülkemizde 45- 50 bin dolaylarında ikiz gebelik olduğu tahmin edilmektedir. Daha fazlasını oku

İLK ADIM VE AYAKKABI

doktoryilmazbay Yorum yok

Beklediğiniz an geldi. Artık çocuğunuz tutunarak ayağa kalkmaya, ayaklarının üzerine basmaya başladı. Öncelikle şunu bilmelisiniz ki çocuğunuz emekleyeceği ve yürüyeceği zamanı kendisi belirleyecektir. Bunun için kesinlikle onu zorlamayınız. Ancak ona ufak yardımlar yapabilirsiniz. Kaslarının güçlenmesi için rahat hareket edebileceği, hatta tepinebileceği bir ortam hazırlamalısınız. Sürekli kucağınıza alırsanız ya da beşikte yatırırsanız kasları yeterince gelişemez ve yürüme gecikir.  Daha fazlasını oku

SÜNNET

doktoryilmazbay Yorum yok

Sünnet; penisin uç kısmını kaplayan derinin (sünnet derisi) cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Sünnet derisi el, yüz, ayak ve vücudun diğer kısımlarını örten deri gibi penisin üzerini kaplayan vücudun normal ve sağlıklı bir parçasıdır. Göz kapağı nasıl gözü koruyorsa, penisin üzerini öreten deride penisi dış etkenlerden, travma ve yaralanmalardan hatta enfeksiyondan korur. Penis başını nemli yumuşak ve duyarlı tutar. Normalde bir iç organ olan penisin ısısını sağlar. Penisi koruyan özel bir yağ ve mikroplardan koruyucu maddeler üretir. Tüm bu işlevleri ile çocuklarda penisin normal ve sağlıklı büyüyüp gelişmesini sağlar. Penis üst derisi normalde yalnız idrar çıkışına izin verecek açıklıktadır ve bu ideal özellik penis başının erkenden dış koşullara açık hale gelmesini engeller. Erkenden penis başını örten derinin geri çekilip penis başının dışarı çıkartılması gerekmez. Sünnet derisi ileri çocukluk yaşlarında ya da erişkin çağa gelindiğinde; gerektiğinde kendiliğinden penis başından ayrılacaktır. Genel vücut temizliği dışında penis için özel bir bakım ve temizlik gerekmez. Penis üzerindeki deriyi zorla geri çekip içerisine su, sabun ya da temizleyici bir madde sürülmesi gerekmez Daha fazlasını oku