3-4 Aylık Bebekler İçin Oyun ve Oyuncak Seçimi

3-4 Aylık Bebekler İçin Oyun ve Oyuncak Seçimi

doktoryilmazbay Yorum yok

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Bu dönemde bebeğiniz için görsel ve işitsel duygulara yönelik oyuncaklar seçilmelisiniz.
  • Yatağının üzerinde asılı duran,dönen sallanan değişik sesler çıkaran parlak renkli oyuncaklar ilgisini çekecektir.
  • Çıngıraklar,
  • Müzik kutuları,
  • Plastik bebekler,
  • Renkli halkalar,
  • Kumaşlar,
  • Renkli toplar,
  • Sıkınca ses çıkartan oyuncaklar,
  • Aynalar,
  • Müzik aletleri,
  • Kitaplar bu dönemde yaralanabileceğiniz oyuncalardır.

 

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ? 

Bebeğinizin beyni çevreden aldığı uyaranlarla gelişir.Zamanında yeterli miktarda verdiğiniz doğru uyaranlar onun için çok önemlidir.

  • Basit şarkılarla bisiklet oyunu oynayabilirsiniz. Bacaklarını sıra ile çevirirken “fış fış kayıkçı, sür sür bisiklet” gibi şarkılar söyleye bilirsiniz.
  • Görme ve yön duyularının gelişmesi için dönme oyunu oynayabilirsiniz. Bebeğinizi sırtı size dönük olarak kucağınıza alın. “Bak burası evimizin penceresi,pencereye bakıyoruz.”Başka bir yöne dönüp “Bak burası evimizin balkonu,balkona çıkıyoruz” gibi oyunlarla görme ve yön duygularını geliştirebilirsiniz.
  • Çıngırağı başının arkasından ve yanından sallayarak ya da değişik noktalardan sesler ve ışıklar çıkartarak görme ve işitme duygusunu geliştirebilirsiniz.
  • Evde ona bir oyun alanı hazırlayın yanına oyuncaklar ve sevdiği eşyaları koyun,onlara bakmasını, uzanmasını almasını sağlayın.
  • En iyisi sizde onunla oyuna katılarak oyunu eğlenceli hale getirin.

 

 

Aylara Göre Oyun ve Oyuncak Seçimi: 

1-2 Ay 2-3 Ay 3-4 Ay 4-5 Ay 5-6 Ay
6-7 Ay 7-8 Ay 8-9 Ay 9-10 Ay 10-11 Ay
11-12 Ay 12-15 Ay 15-18 Ay 18-21 Ay 21-24 Ay

 

 

 

2-3 Aylık Bebekler İçin Oyun ve Oyuncak Seçimi

doktoryilmazbay Yorum yok

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Yatak üstü dönenceleri,
  • Oyun halkaları,
  • Büyük desenli, zıt ve parlak renkli,sesli,müzikli el oyuncakları,
  • Aynalar,
  • Ziller,
  • Müzik kutuları,
  • Değişik renkli,şekilli kitaplar bu dönemde çocuğunuzun ruhsal ve bedensel gelişimi için yararlanabileceğiniz oyuncaklardır.

 

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

                             Unutmayınız ki çocuğunuzun en iyi oyun arkadaşı sizsiniz.

  • Bebeğinizi kucağınıza alın. Ona 20-30 cm uzaklıktan (bu aylarda çocuğunuzun en yakın net görüş uzaklığı 20-30 cm dir)”merhaba bebeğim seni çok seviyorum ” deyin. Elinizi burnuna götürün “bak bu senin burnun şimdi o küçük burnu öpeceğim” deyin ve yapın.Vücudunun diğer bölümleri için bu işlemi tekrarlayın.
  • İşitme duygusunun gelişmesi için öncelikle onunla konuşun. Bebek gibi değil doğru düzgün konuşun.
  • Bazı sözleri sık sık tekrarlayın (Canım, Tatlım, Bebeğim, Güzelim, Seni Çok Seviyorum gibi.)
  • Yaptığınız her şeyi ona anlatın (Şimdi seni emzireceğim. Altını temizleyeceğim. Sokağa çıkacağız.) Bunu bir davranış biçimi haline getirin ve sürdürün.
  • Her fırsatta ona kitap okuyun. Onu bir davranış biçimi haline getirin.

 

Aylara Göre Oyun ve Oyuncak Seçimi: 

1-2 Ay 2-3 Ay 3-4 Ay 4-5 Ay 5-6 Ay
6-7 Ay 7-8 Ay 8-9 Ay 9-10 Ay 10-11 Ay
11-12 Ay 12-15 Ay 15-18 Ay 18-21 Ay 21-24 Ay

 

 

 

1-2 Aylık Bebekler için Oyun ve Oyuncak Seçimi

doktoryilmazbay Yorum yok

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Yatağının üzerine parlak renkli,müzikli dönenceler koyabilirsiniz.
  • Çocuklar için zararlı olmayan maddelerden yapılmış el oyuncakları,çıngıraklar, ışıklı,sesli, titreşimli oyuncaklar,müzik kutuları bu dönemde çocuğunuzun ruhsal ve bedensel gelişimi için yararlanabileceğiniz seçeneklerdir.
  • Ona her fırsatta kitap okuyunuz.Kitap her dönemde olduğu gibi bu dönemde de onun en iyi oyun arkadaşıdır.

 

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

  • Bebeğiniz için en iyi oyuncak sizsiniz.
  • Bebeğinize dokunmanız, onu tutmamız, kucaklamanız onu yalnızca rahatlatmakla kalmaz beyin gelişmesine de çok büyük olumlu katkısı vardır.
  • Bebeğinizi kucağınıza alın gözlerinin içerisine gülümseyerek bakın, burunlarınızı bir birine sürtün ve ” seni seviyorum” deyin.
  • Bebeğinizi kucağınıza alın, ellerini avuçlarınızın içine koyun, hafifçe üflerken “bak bu bebeğimin avuçları” deyin. Bunu vücudunun çeşitli bölümleri için tekrarlayın. Bebekler el bilekleri, el parmakları, ayak parmakları, boyun ve yanaklarının nazikçe üflenmesinden hoşlanırlar.
  • Sevginizi tüm içtenliğinizle ona sunmalısınız.
  • Yüzünüzü,yumuşak ve sevecen sesinizi her fırsatta ona göstermelisiniz.
  • Yaptığınız her hareketi ona anlatın “şimdi seni besleyeceğim, hadi bezimizi değiştirelim, şimdi dışarı çıkacağız gibi
  • Onunla yüzünüzü saklayıp tekrar açarak ce-eee oyunu oynaya bilirsiniz.

 

Aylara Göre Oyun ve Oyuncak Seçimi: 

1-2 Ay 2-3 Ay 3-4 Ay 4-5 Ay 5-6 Ay
6-7 Ay 7-8 Ay 8-9 Ay 9-10 Ay 10-11 Ay
11-12 Ay 12-15 Ay 15-18 Ay 18-21 Ay 21-24 Ay

 

 

 

VAJİNAL YAPIŞIKLIK=LABİAL FÜZYON

doktoryilmazbay Yorum yok

LABİAL YAPIŞIKLIK, LABİAL SİNEŞİ ,RAHİM AĞZININ KAPANMASI gibi isimlerle de adlandırılan vajinal yapışıklık; kız çocuklarında vajina girişindeki küçük dudakların birbirlerine yapışmasıdır. Bu yapışma bazen küçük dudakların bir kısmının yapışması şeklinde sınırlı olabildiği gibi, bazen vajina girişini tam olarak kapatacak şekilde, bazen de anüs bölgesinden başlayıp idrar deliğini kapatıp klitorise kadar giden tam yapışma şeklinde kendini gösterebilir. Kız çocuklarında %1-3 oranında görülür. Küçük dudaklar beyaz, jelatinimsi, bazen de mavimsi ince bir salgı ile birbirlerine yapışır. Genelde bebeğin bezli olduğu 1-2 ay dönemlerinde başlar, 5-6 ay dolaylarında en çok görülür. Bazen de bezden kurtulduğu oyun çağında bile görülebilir.

Daha fazlasını oku

KENDİ KENDİNE BESLENME (BLW)

doktoryilmazbay Yorum yok

İngilizce Baby Led Weaning kelimelerinin baş harflerinden oluşan BLW; Bebeğin kendi kendine beslenmesi anlamına gelir. Türkçedeki karşılığı “kendi kendine beslenme” (KKB) yöntemi Anadolu’da yüzyıllardır uygulanan geleneksel bir yöntemdir aslında. Daha fazlasını oku

MEVSİMSEL ALERJİK NEZLE (BAHAR NEZLESİ)

doktoryilmazbay Yorum yok

İlkbaharın gelmesiyle birlikte alerjik hastalıklarda genelde bir artma eğilimi gözlenir. Bunlar içinde halk arasındaki deyimleriyle saman nezlesi, alerjik nezle, bahar nezlesi gibi isimlerle adlandırılan; tıptaki adıyla alerjik rinit denilen hastalık  en sık gözlenenidir. Genelde bitkilerin üreme mevsimi olan ilkbaharda polen yapımı oldukça fazladır. Artan bu polenler insanlarda alerjik nezleye neden olur. Hastalığa bahar nezlesi denmesinin nedeni de işte bundan dolayıdır.  Daha fazlasını oku

AKILCI ANTİBİYOTİK KULLANIMI

doktoryilmazbay Yorum yok

ANTİBİYOTİK; Anti=Karşı, Bio=Hayat kelimelerinden türetilen, hayata karşı  anlamına gelen bir isimdir. 1940 yılında penisilinin bulunmasıyla tedavi alanına giren antibiyotikler bakteri dediğimiz mikropların tedavisinde kullanılan ve insan sağlığına çok büyük yararı olan ilaçlardır. Antibiyotikler bakterilerin çoğalmasını engellemekte ve hatta onları öldürerek vücudumuzu zararlı mikroplardan temizlemektedir.

Son yıllarda gereksiz yere fazla kullanılan antibiyotikler bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmasına neden oldu. Artık kullanımdaki bir çok antibiyotik, mikropların üremesini durduramıyor ve onları öldüremiyor.  Daha fazlasını oku

ATEŞ

doktoryilmazbay Yorum yok

Yüksek ateş hemen hemen tüm annelerin korkulu rüyasıdır. Çocuğunuzun normal ateşi 37.3-37.8 C arasındadır.

Karma aşılarda hafif bir ateş yükselmesi olabilir. Genelde, çocuklarda ateş, mikrobik hastalıklarda yükselir ve hastalığın ilk harbecisidir. Bazen, oda aşırı sıcak ve çocuk çok fazla giydirilmişse herhangi bir hastalık olamadan da ateş yükselebilir. Çevre koşullarını düzenlemekle ateş düşer.

Sevgili Anneler ve Babalar, ATEŞTEN KORKMAYINIZ!  Daha fazlasını oku

TEKRARLAYAN ATEŞ TABLOSU (PFAPA HASTALIĞI)

doktoryilmazbay Yorum yok

TEKRARLAYAN ATEŞ TABLOSU (PFAPA HASTALIĞI)

PFAPA deyimi;

P : Periyodik (Tekrarlayan)

F : Fever (Ateş)

A : Aftöz stomatitis (Ağız içi yaralar)

P : Pharyngitis (Boğaz iltihabı)

A : Adenitis (Boyun lenf bezelerinde şişme)

Kelimelerinin baş harflerinden oluşan kısaltılmış bir deyimdir. Daha fazlasını oku

PREMATÜRE BEBEK BAKIMI

doktoryilmazbay Yorum yok

Prematüre ne demek?

Normal gebelik süresi 40 haftadır. 38-42 hafta arasında doğan çocuklara zamanında doğum ya da MATÜR bebek diyoruz. 42. gebelik haftasının üzerinde doğan bebeklere de POSTMATÜR bebek, 37. Gebelik haftası ve altında doğan bebeklere PREMATÜRE bebek, 32.Gebelik haftasının altında doğan bebeklere de İLERİ PREMATÜRE bebek diyoruz.  Daha fazlasını oku

ÇOCUKLARDA BURUN KANAMASI

doktoryilmazbay Yorum yok

Burun kanaması; burunun içini döşeyen, mukoza denilen tabakanın herhangi bir yerinden olan kanamadır. Burun kanamaları ikiye ayrılır.

  1. Ön burun kanamaları: Çocuklarda ve genç erişkinlerde olan burun kanamaları genellikle bu gruptadır. Burnun ön ve orta bölümündeki, özellikle burun ucunun 1 m kadar gerisindeki kılcal damarların çatlaması nedeniyle olur ve çoğunlukla da tek taraflıdır. Bu çeşit kanamalara basit burun kanamaları da denir.
  2. Arka burun kanamaları: Daha büyüklerde ve yaşlılarda olan burun kanamaları genellikle bu guruptadır. Daha çok damar sertliği, tansiyon yüksekliği, pıhtılaşma sorunları,  aspirin ve aspirin benzeri ilaç alımı, K vitamini eksikliği, alkol alımı ve karaciğer hatalıkları gibi daha ciddi nedenlere bağlıdır. Bu kanamalar çoğunlukla çift taraflıdır ve kolayca durdurulamazlar. Bu kanamalara Segonder ya da kompleks burun kanamaları da denir. Çocuklarda pek görülmez.

Daha fazlasını oku

BEBEĞİNİZDEN SİZE MEKTUP VAR…

doktoryilmazbay Yorum yok

Sevgili anneciğim ve babacığım, elbette siz her şeyi benden daha iyi biliyorsunuz ve benim için en iyisini yapmaya çabalıyorsunuz. Bunun için her yere başvuruyorsunuz ve herkesten yardım istiyorsunuz. Aldığınız tüm bu bilgiler belki de kafanızı karıştırdı.

Şimdi birazcık da bana kulak verir misiniz?

Daha fazlasını oku

GRİP VE GRİP AŞISI

doktoryilmazbay Yorum yok

Grip; 21. yüzyıla girdiğimiz halde tıptaki bunca ilerlemeye rağmen halen tüm dünyada önlenemeyen salgınlara neden olan tek hastalık griptir. Önümüzdeki günlerin yaygın hastalığı olan grip yılın her mevsiminde görülmekle birlikte sonbaharın son ayları ve kışın ilk ayları en çok görüldüğü zamanlardır. İnfluenza virüsü denilen bir cins mikrobun solunum yollarına yayılması ile oluşan grip; titreme ve birden 40–41 C yükselen ateşle başlar. Yüz boyun ve göğüste kızarıklık, şiddetli bir baş ağrısı ve baş dönmesi, ağız dil ve dudaklarda kuruluk, boğazda ve göğüste yanma hissi ve ağrı vardır. Tüm vücut kasları ve oynaklarda ağrılıdır. Belde ve sırtta bu ağrılar belirgindir. Halsizlik ve bitkinlik ön plandadır. Dilde tat alma duyusu bozulmuştur. Öksürük başlangıçta kısa ve kurudur. Giderek şiddetlenir ve balgamlı bir hal alır. Daha fazlasını oku

GASTRO ÖZAFAGİAL REFLÜ HASTALIĞI (GÖRH)

doktoryilmazbay Yorum yok

Reflü; mide içeriğinin, mide asidinin yemek borusuna, ağza, boğaza istem dışı geri gelmesi olarak tanımlanabilir. Normalde sindirim sisteminde; ağızdan alınan besinler aşağı doğru itilir. Bu itilme yukarıdaki kasın kasılıp aşağıdaki kasın gevşemesiyle sağlanır. Bebeklerde tüm kaslar gibi sindirim sistemin de ki kaslarda tam olarak gelişmemiştir. Bazı çocuklarda yemek borusuyla mide girişi arasında; gıda almıyorken normalde kasılı durması gereken kas biraz gevşek olabilir. Böyle durumlarda mide sindirim için kasıldığı zaman; mide içeriği kolayca mide ile yemek borusu arasındaki kapaktan geriye yani yemek borusuna oradan da ağza,boğaza geçebilir. Bazen de kusarak dışarıya çıkabilir. Kolay kusan bu bebekler; öksürürken,ağlarken,gülerken bile kusabilirler. Bunu fizyolojik reflü olarak adlandırıyoruz .4-5 aya kadar hatta bazı çocuklarda 1 yaşına kadar sürebilir ve normaldir. Tedavi gerektirmez. Bebek büyüdükçe tüm kasları gibi sindirin sistemindeki kaslar da gelişir, sinir sistemi olgunlaşır, mide kapağı görevini daha iyi yapar. Sonuçta reflü azalır giderek kaybolur. Daha fazlasını oku

EMZİREN ANNELERDE İLAÇ KULLANIMI

doktoryilmazbay Yorum yok

Emzirme annenin ağız ve deri  yolu ile  aldığı her türlü yiyecek, içecek  ve ilaçların sonunda oluşan memedeki sıvının çocuğa verilmesidir. Sizin ağız yolu ile aldığınız her şey deriye sürdüğünüz her madde az ya da çok çocuğunuza geçer. Emzirme sürecinde yerken, içerken, ilaç kullanırken bunları asla unutmayınız.

Emzirme döneminde mümkün olduğunca ilaç almaktan kaçınınız. Mutlaka ilaç almak zorundaysanız; doktorunuzun önerileri doğrultusunda risk-yarar dengesini gözeterek mümkün olan en düşük dozu mümkün olan en kısa sürede kullanmalısınız. Bitkisel kökenli de olsa doktorunuzdan habersiz ilaç kullanmayınız.  Daha fazlasını oku

GÜNEŞ VE ÇOCUK

doktoryilmazbay Yorum yok

GÜNEŞTEN NASIL YARARLANILMALIDIR?
Ülkemiz bir güneş ülkesi olmasına rağmen RAŞİTZM denilen D vitamini eksikliği çocuklarımızda halen önemli bir sağlık sorunu olarak güncelliğini korumaktadır. Anne sütü dahil ağızdan alınan hiçbir besin D vitamini eksikliğini gideremez, D vitaminini mutlaka deri yolu ile güneşten almak gerekir.

Çocukların yeterli D vitamini depoları ile doğması için anne adayları çocukluğundan, genç kızlığından itibaren güneşten yeterince yararlanmalı, özellikle hamilelik döneminde açık havada, güneşli ortamda fazla giyinik olmadan dışarıda dolaşmalı, sık sık ve uzun yürüyüşler, açık hava gezintileri yapmalıdır. Daha fazlasını oku

ÇOCUK VE DONDURMA

doktoryilmazbay Yorum yok

Yaz aylarının gelmesi ile anne ve çocuklar arasında yıllardır devam eden ve asla da bitmeyecek olan bir savaştır başladı.

Çocuklar günün üç öğünü dondurma yemek isterler. Anne ve babalar ise hasta olacak endişesi ile buna karşı çıkarlar.  Herkes kendi yönünden biraz haklı gibi; ancak çileklisi, kavunlusu, çikolatalısı, fıstıklısı, limonlusu, bademlisi… gibi albenili çeşitleri ile çocukları baştan çıkartan bu tattan onları mahrum bırakmak bana biraz insafsızlık gibi geliyor. Daha fazlasını oku

PROBİYOTİKLER & PREBİYOTİKLER

doktoryilmazbay Yorum yok

PROBİYOTİKLER (DOST BAKTERİLER)- PREBİYOTİKLER (KALIN BAĞIRSAKLARA KADAR SİNDİRİLMEDEN GELEN VE KALIN BAĞIRSAKLARDA DOST BAKTERİLER TARAFINDAN SİNDİRİLEN VE ONLARIN  BESİNİ OLAN GIDALAR)

Probiyotik kelimesi “yaşam için iyi” anlamına gelir. Probiyotikler, sindirim sistemimizde belirli sayıda bulunan ve başta sindirim sistemi olmak üzere bizi birçok hasatlıklardan koruyan canlı bakterilerdir.

Prebiyotikler, probiyotik bakterilerin besinleri olan,vücudumuz tarafından sindirilemeden kalın bağırsaklara kadar gelebilen ve kalın bağırsakta pobiyotik bakteriler tarafından sindirilerek kullanılan gıda bileşenleridir. Daha fazlasını oku

DEMİR EKSİKLİĞİNE BAĞLI KANSIZLIK (ANEMİ)

doktoryilmazbay Yorum yok

Damarlarımızda bulunan kan içerisindeki alyuvar denilen kırmızı kan hücreleri akciğerlerden dokulara oksijen, dokulardan da akciğerlere atık madde olan karbondioksiti taşırlar. Bu görevi alyuvar içindeki kana kırmızı rengini veren hemoglobin denilen madde yapar. Hemoglobinin de temel yapı taşı demirdir. Demir eksikliğinde kırmızı kan hücrelerinin sayısı düşer, yapıları küçülür, içerikleri zayıflar, kalitesi bozulur. Sonuç olarak tüm vücut organlarına bu arada beyin, kalp, böbrek gibi hayati organlara ve dokulara giden oksijen miktarı azalır, dokulardaki karbondioksit miktarı artar ve dokuların beslenmesi bozulur. Bu bozulma sonucu ortaya çıkan tabloya tıpta demir eksikliğine bağlı anemi yani KANSIZLIK diyoruz. Daha fazlasını oku

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI (ÜSYE)

doktoryilmazbay Yorum yok

SOĞUK ALGINLIĞI GRİP İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR! 

Sonbaharda görülen solunum yolu hastalıkları Üst Solunum Yolu Hastalığı, halk arasındaki deyimiyle SOĞUK ALGINLIĞI dır.

Grip yurdumuzun da yer aldığı kuzey yarım kürede OCAK –ŞUBAT-MART-NİSAN asında kendini göstermektedir. 

 

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Solunum yolları; burnumuzun ucundan akciğerlerdeki oksijen alış verişinin yapıldığı küçük hava kesecikleri ne kadar uzanır. Bu hava yolunun gırtlağın üst kısmında kalan bölümüne üst solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına da üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) , gırtlağın alt kısmında kalan bölümüne alt solunum yolları; mikroplarla olan iltihaplanmasına alt solunum yolu enfeksiyonları (ASYE) adı verilmektedir. Kulaklar ve sinüslerde üst solunum yollarına dâhildirler.

Tüm solunum yolları koruyucu özel bir hücre tabakası ile kaplanmıştır. Bu hücre tabakası özel bir salgı üreterek solunum yollarını nemli tutar. Ayrıca bu salgının içerisindeki koruyucu hücreler de solunum yollarına yerleşmek isteyen mikroplara karşı vücudu korur. Yine bu hücrelerin üzerindeki titrek tüyler solunum yollarına girmeye çalışan mikroplara karşı koyar ve bir süzgeç gibi havayı temizlemesi yanında karşı hareketlerle mikropları dışarı atmaya çalışır.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarına (Ü S Y E ) tutulduğu bölgeye göre isimler verilir. Gırtlak bölgesinin iltihaplanması (Larenjit), bademciklerin iltihaplanması (Tonsillit), kulak iltihaplanması (Otit), sinüslerin iltihaplanması (Sinüzit),burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit ) olarak adlandırılır. Nazofaranjit halk arasında üşütme, soğuk algınlığı gibi isimlerle de adlandırılır. Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarının % 80-%90 ı virüs denilen mikroplarla olur ve bunun da çocuklarda en çok görüleni burun ve boğazın iltihaplanması (Nazofaranjit) yani soğuk algınlığıdır.

 

SOĞUK ALGINLIĞI: Hastalığa virüs denilen bir cins mikrop neden olduğu halde; hastalığın soğuk algınlığı, üşütme gibi isimlerle adlandırılması; soğuğun solunum yollarını olumsuz etkileyerek hastalığa zemin hazırlaması nedeniyledir.

Soğuk; solunum yollarında ki özel tüycüklerin hareketliliğini yavaşlatarak işlevlerini bozar, solunum yollarındaki damarların çalışmasını bozarak solunum yollarını koruyan hücrelerin beslenmesini engeller.

Soğuk algınlığı çocukların en sık görülen hastalığıdır. Eylül ve Nisan ayları arasında görülme sıklığı en fazladır. Soğuk algınlığına neden olan virüslerin sayısı 200’ün üzerindedir; o nedenle çocuklar yılda ortalama 6- 8 defa soğuk algınlığına yakalanabilirler. Bazen bir cins virüsle olan hastalık biterken bir başka virüs çocukta hastalık yapabilir. Buda ailede de yanlış olarak hastalığın hiç bitmediği şeklinde anlaşılabilir. Kreş ve anaokuluna giden çocuklarda hastalık daha da sık görülebilir.

Çocuklar virüsü anne, baba ve kardeşlerden alabileceği gibi yakın çevreden, eve gelen ziyaretçilerden, anaokulu, kreş, oyun alanları, okul gibi toplu yaşam alanlarından ya da toplu alış veriş merkezlerinden de alabilirler. Bulaşma genelde hasta kişinin öksürük, hapşırık sonucu tükürüğündeki mikrobu hava yoluyla etrafa saçması ve çocuğunda etrafa saçılan bu mikrobu hava yolu ile soluması ya da mikrop bulaşan eşyaları ağzına götürmesi ile oluşur. Bazen de hasta kişilerin bulunduğu ortamdaki havanın solunması ile ya da hasta kişinin mikrobu bulaştırdığı eşyaların kullanılması ile de hastalık bulaşabilir.

Soğuk algınlığı genelde halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık, hapşırık ve burun akıntısı ile başlar. Bazen bu belirtilere başlangıçta ateş de eşlik edebilir. Başlangıçtaki burun akıntısının ardından gelişen burun tıkanıklığı, ateş yüksekliği, öksürük ve boğaz ağrısı soğuk algınlığının tipik belirtileridir. Küçük çocuklar burun solunumu yaptıklarından burun tıkanıklığı nefes almayı zorlaştırarak solunum sıkıntısına neden olabilir. Burundan yeterince nefes alamayan çocukta beslenme de zorlaşabilir. Bazen bulantı ve kusma da görülebilir. Öksürük uykuyu engelleyecek boyutlara ulaşabilir. Tüm bunların sonucunda özellikle küçük çocuklarda iştahsızlık, huysuzluk, huzursuzluk ve bitkinlik görülebilir. Bu yakınmalar genelde 3- 7 günde kendiliğinden geçer. Bazen öksürük 10- 15 güne kadar uzayabilir. Öksürük 15 günü geçti ise koyu, yeşil yapışkan bir akıntı varsa Sinüzit gelişmiş olabilir. Doktorunuza başvurunuz.

 

SOĞUK ALGINLIĞI GRİP İLE KARIŞTIRILMAMALIDIR.

Soğuk Algınlığı
Grip
Hastalık sayısı:
Yılda 6-8 kez
Yılda 1 kez
Ateş:
Hafiftir, yükselebilir ve 3-4 gün kadar sürebilir.
40-41 derece kadar çıkabilir.
Baş Ağrısı:
Pek görülmez
Yoğun bir baş ağrısı vardır
Kas ve Eklem Ağrıları:
Görülmez.
Çok belirgindir, günler hatta haftalarca sürebilir.
Bitkinlik:
Soğuk algınlığında yoktur.
Çok belirgindir, haftalarca sürebilir.
Burun Akıntısı:
Soğuk algınlığında daha belirgindir.
Gripte daha hafiftir.
Gözde Sulanma:
Belirgindir.
Daha hafiftir.
Öksürük:
Her ikisinde de vardır.
Gripte daha şiddetlidir.
Kulak İltihabı, Bronşit, Zatüre, Sinüzit gibi yan etkiler:
Nadir görülür.
Sıklıkla görülür.
Yatak İstirahatı:
Gerekmez; ayakta geçirilebilir.
Mutlaka gereklidir.
Antibiyotik Tedavisi:
Her ikisinde de gerekli değildir.
Her ikisinde de gerekli değildir.

  

SOĞUK ALGINLIĞINDA TEDAVİ:

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki soğuk algınlığı virüslerle oluşan bir hastalıktır ve tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Ateşi var, boğazı kızarık diye hemen antibiyotik başlamayınız. Antibiyotikler gereksiz yere kullanıldıklarında; solunum yollarını koruyan faydalı bakterileri de öldürerek dirençli bakterilerin solunum yollarına yerleşmesine neden olurlar. Bu da basitçe geçecek olan soğuk algınlığının uzamasına ve daha ağır seyretmesine neden olabilir. Ayrıca kullanılan antibiyotikler ikincil enfeksiyonları da önlemez.

Çocuğunuzu iyi besleyin, aldığı sıvı miktarını arttırın ve aşırı yorucu hareketlerini engelleyin. Anne sütü alıyorsa devam edilmeli ve her zamankinden daha sık aralıklarla verilmelidir. Mama ile besleniyorsa beslenme esnasında her zamankinden daha az mama alabilir, endişelenmeyiniz. Daha az miktarda ve daha sık aralıklarla mama veriniz. Sıvı ihtiyacı; su, süt, mama, meyve suyu, çorbalar ve her türlü bitkisel çaylar (ıhlamur, adaçayı, papatya çayı, rezene çayı, nane-limon) kullanılarak karşılanabilir. Çocuklar hastalıklarda kusabilir; beslenmeyi kesmeyiniz daha az mamayı daha sık aralıklarla sununuz. Çocuklar hastalıklarında normal yediklerinin üçte birini, dörtte birini yerler. Beslenmedeki bu azalma; aldığı besini sindirmeye harcayacağı enerjisini mikroplarla savaşmaya harcaması için vücudun geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır ve vücudun yararınadır. İlla besleyeceğim diye çocuğunuzu zorlamayınız. Hastalığın acil dönemi geçtikten sonra bu yemediği miktarı kısa sürede fazladan yiyerek eksiğini kapatacaktır. Hastalık süresince ona sindirimi kolay sulu gıdalar sununuz.

Burnunun açılmasını sağlayın. Bunun için 2 yaş altı çocuklarda Serum Fizyolojik içeren burun damlaları yeterlidir.2 Yaş üzerinde doktorunuzun önerileri doğrultusunda okyanus suyu denilen burun damlaları ya da içinde solunum yollarını açıcı maddeler bulunan ve çocuklar için özel olarak hazırlanan burun damlaları kullanılabilir. Serum fizyolojik içeren burun damlalarını günde 3–5 kez her bir burun deliğine 2–3 damla olacak şekilde uygulayabilirsiniz. Burunda aşırı tıkanıklık varsa; beslenmede güçlük çekiliyorsa; beslenmeden 15–20 dakika önce burun damlası kullanmalısınız. Burun damlaları 3 günden fazla kullanılmamalıdır.

Burunda salgılar çoksa ve bu salgılar nefes almayı zorlaştırarak emmeyi de engelliyorsa; doktorunuzun önerileri doğrultusunda çocuklar için özel olarak hazırlanmış burnun içine girmeyen burun aspiratörü ile burundaki sıvıyı çekebilirsiniz. Aspiratör kullanmadan 5–10 dakika önce Serum fizyolojikle burunu yıkamalısınız. Burnun içine sokulan, elle kullanılan aşırı basınç uygulayan vakumlu burun aspiratörlerini kullanmayınız. Burun kılcal damarlarında çatlamalara, hatta burun kanamalarına neden olabilirler.

Burun kenarlarına süreceğiniz vazelin türü yağlı kremler burun kızarıklığını ve tahrişi önleyebilir. Bu kremleri asla burun içerisine sürmeyiniz.

Odasını sık sık havalandırın ve bulunduğu odadaki havanın nemlenmesini sağlayın. Bunun için öncelikle evdeki ısı kaynakları üzerine geniş bir kapla ve ağzı açık olarak su koyabilirsiniz. Odanın belirli yerlerine ıslak bezler koyabilirsiniz. Su ısıtıcıları ile de odayı nemlendirebilirsiniz. Ya da soğuk buhar veren aletlerden yararlanabilirsiniz.

Eğer klima ile ısınıyorsanız; ortamın nemlendirilmesine daha da dikkat etmelisiniz. Çünkü klima havadaki nemi alarak ortamı daha çok kurutur.

Ateşi varsa; paracetamol ya da İbuprofen gibi ilaçlardan yararlanabilirsiniz. Ateşin durumuna göre paracetamolü 4- 6 saat, İbuprofeni 6- 8 saat ara ile tekrarlayabilirsiniz. Ateşli çocuğunuzu asla soğuk suya sokmayınız. Ateş çok yüksekse ve ateş düşürücü ilaç verdikten 2 saat sonra hala düşmeye başlamamışsa; vücut sıcaklığının 1–2 derece altındaki su ile vücudu silebilirsiniz ya da bir kapta veya banyo küvetinde 36–37 C su içinde çocuğunuzu 20–30 dakika süre ile tutabilirsiniz.

Öksürükte; çocuğunuzu huzursuz eden bir öksürük varsa doktorunuzun önerileri doğrultusunda salgıları yumuşatıcı, balgam söktürücü ilaçlar ya da uykuyu etkileyen aşırı öksürükte kısa süreli öksürük kesici ilaçlar kullanılabilir.

 

ÇOCUĞUNUZU SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUMAK İÇİN:

  • Birinci koşul; siz ve çocukla ilgilenen herkes çocuğu ellemeden önce ellerini çok iyi yıkamalıdırlar.
  • Çocuğunuzun yeterli ve dengeli beslenmesine dikkat edin.
  • Mevsim şartlarına uygun giydirin. Yetersiz giydirmemeye özen gösterdiğiniz gibi aşırı giydirip terletmemeye de dikkat edin.
  • Dinlenmesi ve yeterli uyuması için gerekli şartları sağlayın, aşırı yorucu hareketlerde bulunmasını engelleyin.
  • Öksürürken, aksırırken ağzınızı kapatın ve çocuğunuza da bunu öğretin.
  • Ağız, burun temizliğinde kullanılıp atılan kâğıt mendilleri tercih edin.
  • Hastayken ağzınızı basit bir tülbentle kapatabileceğiniz gibi eczaneden alabileceğiniz maskeleri de kullanabilirsiniz.
  • Hastayken yiyecek, içecek kaplarını ellemeyin, çocuğunuzun havlusunu kullanmayın.
  • Öksüren, aksıran insanları eve kabul etmeyin, siz arkadaşınıza gidecekseniz evde hasta olan insan var mı soruşturun.
  • Çocuğunuzu ağzından, burnundan, yüzünden öpmeyin, kimseye de öptürmeyin.
  • ÇOCUĞUNUZUN BULUNDUĞU ODADA HATTA EVDE KESİNLİKLE SİGARA İÇMEYİNİZ VE HİÇ KİMSEYE DE SİGARA İÇTİRTMEYİNİZ.

 

SOĞUK ALGINLIĞI GEÇİREN BİR ÇOCUKTA NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALIDIR?

  • Bebeğinizin ilk soğuk algınlığı ise,
  • Bebeğiniz 3 aydan küçükse,
  • Nezle öksürük olmadan ateş birden başladı ise ve 3 gün geçtiği halde ateş halen 38 C’nin üstünde seyrediyorsa,
  • Çocuğunuzun uykusunu bölen kuru öksürük 2 günden fazla devam ederse,
  • Aşırı kusmalar varsa,
  • Nefes alma zorluğu, göğüste inip kalkma varsa ve burun kanatları her nefes alışta açılıp kapanıyorsa,
  • Koyu yeşil, kanlı ve mukuslu burun akıntısı 4–5 günden fazla sürerse,
  • Kulaklarını tutuyor, acı çeker gibi görünüyor ve her zamankinden farklı çığlık atarak ağlıyorsa,
  • Bitkin ve halsiz görünüyor, inliyor, sürekli uyuyor ve hiçbir şey yiyip, içmiyorsa,
  • Öksürük 15 günü geçtiği halde, hâlâ şiddetle devam ediyorsa,

Soğuk algınlığı sonucu başka hastalıklar (Kulak iltihabı, Sinüzit, Bronşit, Zatürre) gelişmiş olabilir. Mutlaka doktora başvurmalısınız.

DİKKAT: Hiçbir şikâyeti olamayan çocukta birden çok şiddetli, kontrol edilemeyen bir öksürük gelişirse çocuğunuz yabancı cisim yutmuş olabilir. En yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.

 

                                                   Dr. Yılmaz Bay

                                 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

 

TUVALET EĞİTİMİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Şimdi sıra sabırsızlıkla beklediğiniz konuya geldi. Ancak çocuk eğitiminde en çok sabır isteyen konu da tuvalet eğitimidir. Her çocuğun kendine özel bir temizlik gelişimi vardır. DÜNYADA NE KADAR ÇOCUK VARSA O KADAR DE TUVALET EĞTİM YÖNTEMİ VARDIR. sizin çocuğunuzun tuvalet eğitimi yöntemini çocuğunuzla birlikte siz oluşturacaksınız. Tuvalet eğitimine başlamada zamanlama çok önemlidir. Vaktinden önce tuvalet eğitimine başlamanız ve çocuğunuzu bu konuda zorlamanız çocuğunuzda ruhsal sorunlara ve onun daha uzun süreli altını ıslatmasına neden olabilir. Geç başlamanız da tuvalet alışkanlığı kazanmasının gecikmesine neden olabilir. Ayrıca 3 yaş dolayları toplumsallaşma ve kreşe başlama yaşı olduğu için bezli olmak çiş ve dışkı kontrolü sağlayamamak çocuğunuzun arkadaşları arasında rahatsız olmasına ve kendini dışlamasına neden olabilir. Tuvalet eğitimine başlamada Birinci öncelikli nokta bağırsak ve idrar yollarını kontrol eden sinir ve kasların belirli bir olgunluğa erişmesi gerekir. Bu olgunluk genelde 12–18 aylar dolaylarında olur. İkinci önemli nokta çocuğun idrar kesesi ve bağırsaklarının dolduğunun, boşaltması gerektiğinin bilincine varmasıdır. Dışkılamayla ilgili büzücü kaslar normal olarak çocuk yürümeye başlayınca gelişmeye başlar. Bir başka önemli gelişme ise; yine çocuğun, idrar ve dışkısını neden beze ya da yerlere değil de tuvalete yapması gerektiğinin bilincine varacak olgunluğa erişmesi gerekir. Çocuğunuzda bu gelişmeleri dikkatlice değerlendirdikten sonra tuvalet eğitimi için yeterli olgunluğa ulaştığını düşünüyorsanız tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz. Bu olgunluk Çocuklarda çoğunlukla 18-36 ay dolaylarında gelişir.  Daha fazlasını oku

ÇOCUK VE TELEVİZYON

doktoryilmazbay Yorum yok

Yazıma başlamadan önce hemen belirteyim. Televizyon, bilgisayar, tablet, Laptop, CD, DVD, akıllı telefon, videoyu ve tüm görsel, işitsel oyun araçlarını ayni kategoriye koyuyoruz. Televizyon için söylediklerimiz diğerleri için de geçerlidir.

20. Yüzyılın en büyük buluşları arasında yer alan T.V. insanlık adına büyük gelişmelere sebep olmuştur. Aile hayatını; milattan önce ve milattan sonra gibi T.V. den önce T.V. den sonra diye 2’ye ayırmak mümkündür. Televizyondan önceyi; aile yaşamı için karanlık, tele- vizyondan sonrayı ise aile yaşamı için aydınlık dönem olarak nitelendirebiliriz.

Çağımızın en önemli kitle iletişim aracı olan televizyonun çocuklara yararlı mı; zararlı mı? olduğu hep sorgulana gelmiştir. Bu soruyu ben bıçak insana yararlı mı, zararlı mı ya da uranyum insanlık için yararlı mı, zararlı mı? şeklinde algılıyorum. Bıçakla elma soyarsak yararlı, elimizi kesersek zararlı. Uranyum atomundan elektrik enerjisi üretebiliriz ve yararları sonsuzdur. Atom bombası yaparsak da zararları sonsuzdur. Bunun gibi televizyonu olumlu kullanırsak elbette ki yararlıdır. Gereğinden çok ve yerli yersiz kullanırsak elbette ki zararlıdır. Azı karar, çoğu zarar ilkesi çoğu şeyde olduğu gibi burada da geçerlidir.

Daha fazlasını oku

ÇOCUKLARDA KULAK TEMİZLİĞİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Sevgili anneler ve babalar; çocuğunuzun kulağını temizlemek için kulak çöpü, kürdan, kibrit çöpü, kulak pamuğu kullanmayınız. Çocuğunuzun kulak temizliği için banyodan sonra kulaklarındaki nemi ince bir havlu ya da tülbentle almanız yeterlidir.

               Tüm canlılarda olduğu gibi çocuğunuzun kulakları da kendi kendini temizler. Siz dışarıdan temizlemeye kalkarsanız vücudun kendi temizleme işlevini engeller ve buşon adı verilen kulak tıkaçlarına neden olursunuz.  Daha fazlasını oku

YAZ İSHALİ

doktoryilmazbay Yorum yok

İshal, çocuğunuzun her zamankinden daha sık ve daha sulu dışkı yapmasıdır. Kusma ise mide içeriğinin ağızdan geri gelmesidir. Çocuğunuzun ishali ve kusması varsa korkmayınız.

KUSMA, MİDENİN; İSHAL, BAĞIRSAKLARIN YIKANDIĞININ, TEMİZLENDİĞİNİN GÖSTERGESİDİR. Daha fazlasını oku

Bahar Nezlesi Bahar Aylarını Çileye Çeviriyor!

doktoryilmazbay Yorum yok

İlkbaharın gelmesiyle, alerjik hastalıklarda ciddi bir artış ortaya çıktı. Bunların başında bahar nezlesi kendini gösterdi.

Giriş: 02 Mart 2014 – 09:05
Güncelleme: 02 Mart 2014 – 09:10

Özge Özkul/ AjansHaber

Halk arasında saman nezlesi olarak bilinen bahar nezlesinin, en önemli nedeni ağaç, çiçek, çayır ve otların polen denilen üreme tozları. Ayrıca bazı mantar cinsleri de hastalığa neden olabilir. Genelde, bitkilerin üreme mevsimi olan ilkbaharda, polen yapımı oldukça fazladır. Hastalığa bu nedenle bahar nezlesi adı verilir.

Dr. Yılmaz Bay, AjansHaber’e verdiği bilgilerde, bahar nezlesiyle nasıl başa çıkılacağını anlattı.

HAVA YOLUYLA OLUŞUYOR

Hava yolu ile taşınarak kişilerin burun hücrelerine gelen polenler, burun hücrelerinin geçirgenliğini bozarlar ve burun damarlarını genişletirler. Burun içinde şişkinliğe neden olarak burundan nefes almayı zorlaştırır, açıklamasını yapan Dr. Yılmaz Bay,  sonuçta günde en az yarım ile bir saat kadar süren periyotlarla seyreden hapşırık, burunda kaşıntı, su gibi berrak bir burun akıntısı, bazen burun kanaması, boğaz temizleme, öksürük, gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve baş ağrısı ile kendini gösteren alerjik nezle tablosu ortaya çıkar. Kişi ağızdan solur, sıkıntılı bir yüz görünümü vardır. Uzun süreli tekrarlayan atakları olanlarda damak çukurlaşmış, diş gelişimi bozulmuştur, dedi.

HER ÇOCUĞUN DUYARLILIĞI FARKLI

Hastalık, çocuklarda 4- 5 yaş dolaylarında başlar, sık olarak 12- 15 yaş civarında görülür. Polenle karşılaşan her çocukta alerjik nezle görülmez. Ancak doğuştan alerjik yatkınlığın olması gerekir. Her çocuğun duyarlı olduğu bitki türü farklı olabilir, açıklamasını yapan Yılmaz Bay,  “Polenle ilk karşılaşma hastalığa neden olmayabilir. Tekrarlayan karşılaşmalar önemlidir. Hastalık genelde, polen mevsiminin başlangıcından 1- 2 hafta sonra başlar ve polen mevsiminin bitişinden 1- 2 hafta sonra sonlanır. Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ayları alerjik nezlenin en sık görüldüğü aylardır, dedi.

KURDEŞENE NEDEN OLABİLİR

Bahar aylarındaki bu bitki polenleri, ayrıca halk arasında kurdeşen denilen; deriden kabarık, kenarları kızarık, ortası soluk, kaşıntılı deri lezyonlarına da neden olabilir diyen Bay,  bunun tıp dilindeki adı ürtiker plaklarıdır. Böcek ısırması ve böcek sokmaları da buna benzer deri lezyonlarına neden olabilir, şeklinde konuştu.

TEDAVİ, NEDENİ BULMAKLA BAŞLIYOR

Tedavide temel prensip, alerjik nezleye neden olan maddenin ya da maddelerin bulunmasıdır. Bunun için aile iyi bir gözlemci olmalı. Hangi madde ile karşılaşıldığında çocukta nezle geliştiğini saptamaya çalışmalı, sonra da ortamdan o madde uzaklaştırılmalı ya da çocuk o ortama sokulmamalıdır, açıklamasını yapan Bay, duyarlı maddenin saptanması her zaman kolay olmayabilir. Böyle durumlarda, alerji ünitelerinde uygulanan deri testleri ile bu madde ya da maddeler saptanabilir, dedi.

TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİYOR

Bahar nezlesinin hafife alınmaması gerektiğini belirten Bay, tedavi edilmediğinde alerjik nezle, sık üst solunum yolu enfeksiyonu, tekrarlayan orta kulak iltihabı, işitme kaybı, sinüzit, zatürre, bronşit ve astım hastalığına neden olabilir. Bu nedenle, erken tanı konulup, ivedilikle tedaviye geçilmelidir, dedi.

ALERJİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Alerji, vücudumuzun kendisine zararı olmayan hatta faydası bile dokunabilecek bir maddeye karşı abartılı bir tepkisidir. Bağışıklık sistemimiz bazı maddeleri kendine zararlı, hastalık yapıcı gibi görerek onu zararsız hale getirmeye, vücuttan atmaya çalışır ve onunla savaşır. Bu savaş, bazen deride kızarma, kabarma şeklinde geçici bir tepki olarak ortaya çıktığı gibi bazen de astım, saman nezlesi, egzama gibi ömür boyu süren bir hastalık şeklinde karşımıza çıkabilir. Daha fazlasını oku

0-18 AYLIK BEBEKLER İÇİN TUVALET İLETİŞİMİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Eğer yenidoğan bir bebeğin bezini birkaç kereden fazla değiştirme teşebbüsünde bulunduysanız çişinin elinize isabet etmiş olması ihtimali yüzde yetmiş beştir. Eğer bu bebek erkek bebekse çişinin yüzünüze isabet etmiş olması ihtimali yüzde yirmi beştir. Fakat, aç değil ama açıkta olan, yani bezsiz olan bir bebeğin tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra size gülmesi ihtimali yüzde yüz, yani kesindir.Evet, doğadaki tüm memeli hayvanların yavruları gibi, insan bebekleri de kendilerini kirletmek istemezler ve diğer temel ihtiyaçlarını haber verdikleri gibi tuvalet ihtiyaçlarını da haber verirler. Bebeğinizin ihtiyaçlarını anlamak, onlara cevap vermek çok önemlidir. Nasıl karnı acıktığında emziriyor, uykusu geldiğinde uyutuyorsanız, tuvaleti geldiğinde de tuvalete tutarak bu ihtiyacını karşılamasına yardımcı olabilirsiniz.Bunun için bebeğinizle tuvalet iletişimi kurabilirsiniz. Daha fazlasını oku

1-2 YAŞ ÇOCUKLAR İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ

doktoryilmazbay Yorum yok

ÇOCUĞUNUZA YEMEK YEMESİ İÇİN ISRAR ETMEYİNİZ
UNUTMAYINIZ Kİ AÇLIK EN İYİ İŞTAH İLACIDIR

ÇOCUĞUNUZA SEBZELERİ VE MEYVELERİ NASIL SEVDİREBİLİRSİNİZ?
Çocukları kendi haline bırakırsanız genellikle patates kızartması, köfte, makarna ve pilav dışında başka bir şey yemek istemezler. Reddettikleri gıdaların başında öncelikle sebzeler ve daha sonra da meyveler gelir. Meyve ve sebzeler zengin protein ve enerji kaynakları değildirler. Ancak vücut için çok gerekli olan mineral ve vitaminler açısından son derece zengindirler. O nedenle çocuğunuzun mutlaka alması gereken besin öğeleridir. Yine bağırsak hareketlerini düzenleyen, kabızlığa engel olan lif içermektedirler.

Eğer çocuğunuz meyve ve sebzeleri yeterince almıyorsa aşağıdaki önerileri dikkatlice okuyunuz.
• Öncelikle ona örnek olmalısınız, yemek seçmemelisiniz, yeterli miktarda sebze ve meyve tüketmelisiniz.
• Meyve yerine taze sıkılmış meyve suyu sunabilirsiniz.
• Meyveleri ufak parçalara bölerek sunabilirsiniz.
• Meyveyi muhallebi, süt, yoğurt, sütlaç gibi yiyecekler içinde sunabilirsiniz.
• Haşlanmış kabak yerine, kabak kızartması mücver verebilirsiniz.
• Sebze ve meyveleri değişik şekillerde süsleyebilirsiniz. Örneğin elmadan, havuçtan, turptan değişik hayvan figürleri yaparak çocuğunuz için daha çekici hale getirebilirsiniz.
• Sebze ve meyveleri renkli tabaklarda süslü bardaklarda albenisini arttırarak ve daha çekici hale getirerek çocuğunuza sunabilirsiniz.
• Eğer çocuğunuz bir sebzeyi sevmiyorsa en sevdiği arkadaşı onu iştahla yiyorsa hemen onu yemeğe davet edin. Arkadaşına özenerek o sebzeyi yediğini göreceksiniz.
• Sebze ve meyveleri hazırlarken yardımını isteyin. Katkıda bulunduğu yemeği reddetmeyecektir.
• “Meyve yer misin“ yerine “Meyveyi ne şekilde yemek istersin“ diye sorun.
• Yemek sırasında onunla sohbet edin. Ortam ne kadar sıcak ve yumuşak olursa çocuğunuzun inadı da o kadar gevşeyecektir.

1-2 YAŞ ÇOCUKLAR İÇİN ÖRNEK BESLENME PROGRAMI

PAZARTESİ
Kahvaltı: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği + 1 adet tam yumurta + 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir + 1 fındık büyüklüğünde tereyağı + 2 tatlı kaşığı çiçek balı

Öğlen: Anne sütü ya da 90- 120 cc devam sütü + Kıymalı sebze yemeği (domates, patates, havuç, kabak, ıspanak, lahana, pırasa, brokoli, karnabahar, enginar, kereviz, taze fasulye, bamya, börülce, semizotu…) +Bulgur pilavı + Üzüm-Erik hoşafı

İkindi: Anne sütü ya da 90- 120 cc devam sütü + 1 dilim meyveli pasta + 1 portakal/elma/şeftali ya da 1 muz

Akşam: Anne sütü ya da 90- 120 cc devam sütü + tarhana çorbası + kıymalı makarna

Gece: Anne sütü ya da 150-180 cc sütlü pirinçli muhallebi.

SALI
Kahvaltı: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği + 1 adet tam yumurta + 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir + 1 tatlı kaşığı fındık, ceviz, badem ezmesi + 1 fındık büyüklüğünde tereyağı +2 tatlı kaşığı reçel.

Öğlen: Anne sütü ya da 90- 120 cc devam sütü + Fırında tavuk-karışık sebzeli (domates, patates, havuç tatlı biber, kabak…) Pirinç pilavı +Yoğurt- Cacık

İkindi: Anne sütü ya da 90- 120 cc devam sütü+ 6-8 adet bebe bisküvisi + 1 elma – portakal ya da 2-3 adet kayısı

Akşam: Anne sütü ya da 90- 120 cc devam sütü + Tavuk sulu şehriye çorbası + Patatesli tavuk + Elma kompostosu

Gece: Anne sütü ya da 150-180 cc sütlü bisküvili yulaflı muhallebi

ÇARŞAMBA
Kahvaltı: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği + 1 adet tam yumurta + 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir + 1 fındık büyüklüğünde tereyağı + 2 tatlı kaşığı fındık ezmesi + 1 orta boy domates + 1 küçük boy salatalık + 1 adet tatlı biber

Öğlen: Anne sütü ya da 90- 120 cc devam sütü + Fırında balık sebzeli (patates, domates, havuç, soğan, maydanoz…) + Peynirli makarna + Elma – kayısı kompostosu

İkindi: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü+ Peynirli poğaça + Taze sıkılmış portakal/elma/armut/şeftali suyu ya da 8-10 adet üzüm

Akşam: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü+ balık ızgara + bulgur pilavı + mevsim salatası

Gece: Anne Sütü ya da 150-180 cc sütlü armutlu muhallebi

PERŞEMBE
Kahvaltı: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği + 1 adet tam yumurta + 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir +1 fındık büyüklüğünde tereyağı + 2 tatlı kaşığı kayısı marmeladı + 4-5 adet tuzu alınmış zeytin

Öğlen: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü+ Dana etli kuru baklagil (kuru fasulye, nohut, mercimek…) + pirinç pilavı + yoğurt

İkindi: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + Üzümlü -cevizli kek + 1 armut ya da 2-3 erik ya da 8-10 adet kiraz

Akşam: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + Mercimek çorbası + Sebzeli köfte + Erik/kayısı kompostosu.

Gece: Anne Sütü ya da 150-180 cc sütlü, ballı-irmikli muhallebi

CUMA
Kahvaltı: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği + 1 adet tam yumurta + 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir + 1 fındık büyüklüğünde tereyağı + 2 tatlı kaşığı üzüm pekmezi + 2 tatlı kaşığı fındık, ceviz, badem ezmesi

Öğlen: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü+ yayla çorbası + fırında patatesli tavuk + domates soslu makarna-Hoşaf-Komposto

İkindi: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + kaşarlı tost + Meyve salatası

Akşam: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + Sebzeli tavuk sote + Ayva-Elma – Kabak tatlısı

Gece: Anne Sütü ya da 150-180 cc sütlü meyveli- pirinçli muhallebi

CUMARTESİ
Kahvaltı: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği + 1 adet tam yumurta + 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir + 2 tatlı kaşığı fındık ezmesi + 1 orta boy domates + 1 küçük boy salatalık + 1-2 adet tatlı biber

Öğlen: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + Haşlanmış kuzu eti + Dolma (domates – biber – patates – kabak) + Ayran

İkindi: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü+ Sebzeli börek + 1 dilim karpuz – kavun ya da 1 elma – armut – portakal

Akşam: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + Ezogelin çorbası + Kuzu kapama + Mevsim salatası

Gece: Anne Sütü ya da 150-180 cc sütlü yulaflı – buğdaylı muhallebi

PAZAR
Kahvaltı: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği + 1 yumurtadan tereyağlı omlet + 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir + 1 orta boy domates + 1 küçük boy salatalık + 1-2 adet tatlı biber + 2 tatlı kaşığı tahin- pekmez

Öğlen: Anne sütü ya da 90- 120 cc devam sütü + Tarhana çorbası + Izgara mevsim balığı + Bulgur pilavı + Mevsim salatası

İkindi: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + 2 adet kurabiye + Meyveli dondurma

Akşam: Anne Sütü ya da 90-120 cc devam sütü + Balık buğulama + Soslu makarna + Sütlaç

Gece: Anne Sütü ya da 150-180 cc sütlü 7 tahıllı kaşık maması.

Not: Bu liste çocuğunuza neler verebileceğinizi gösteren örnek bir listedir. Bu yiyeceklerin hepsini çocuğunuz almasa da üzülmeyiniz. Daha az öğün ve daha az miktarlarla da çocuğunuz sağlıklı olarak normal büyüme ve gelişmesini sürdürebilir.

Dr. Yılmaz Bay
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

ANNE BAKIMI

doktoryilmazbay Yorum yok

Gözünüz aydın!

Bebeğinizi ve sizi kutluyorum. Bebeğiniz çok önemli ama ona bakabilmek için sizin de ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı olmanız gerekir. Şimdi doğumdan sonra 6 hafta sürecek olan özel bir döneme girdiniz. Lohusalık dönemi olarak adlandırdığımız bu dönemde ruhsal ve bedensel olarak sizinde bebeğiniz gibi özel bir ilgi ve bakıma gereksiniminiz var.

     Emzirme süresince aşağıdaki noktalara dikkat etmelisiniz Daha fazlasını oku

9-12 AY ÇOCUKLAR İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Sevgili Anneler;
Çocuğunuzu 1 yaşına kadar mutlaka emziriniz. Hatta çocuğunuz emmeye devam ediyor, ek gıdaları alıyor ve iyi gelişiyorsa 2-3 yaşına kadar çocuğunuzu emzirmeyi sürdürebilirsiniz. Bu dönemde çocuğunuzun temel besini anne sütüdür. Eğer anne sütü yeterli değilse ya da yoksa çocuğunuz için uygun hale getirilmiş devam sütü çocuğunuzun esas besinidir. Başladığımız ek gıdalar adı üzerinde ek besinidir. Eğer çocuğunuz anne sütünü yeterince alıyorsa 1 yaşına kadar hiçbir ek gıda almasa dahi sütünüz çocuğunuzu beslemeye yeterlidir. Ancak katı gıdalara alışması için 4-6 ayda başladığınız ek gıdaları giderek artırarak ve çeşitlendirerek bu dönemde kaşıkla çocuğunuza vermelisiniz.

Çocuğunuzu kendi başına yemek yemesi için özendiriniz. Serdiğiniz bir örtünün ortasına çocuğunuzu oturtunuz. Önüne elle, kaşıkla yiyebileceği yiyeceklerden koyunuz. Bunlar yoğurt, köfte, makarna, pilav, haşlama patates, havuç ya da püresi, şeftali, elma, armut, portakal, mandalina, muz, üzüm, çekirdeği alınmış kiraz veya kayısı olabilir.

Çocuğunuza et suyu ve yemek suyu yerine etin ve yemeğin kendisini veriniz. Şekerli su, su muhallebisi, nişasta karışımı mamalar, çay, lokum, her türlü şekerlemeler, şarküteri işi her türlü hazır gıdalar,kolalar, gazozlar, hazır meyve suları, hazır meyveli sütler, hazır meyveli yoğurtlar, her türlü ticari içecek ve yiyecekler çocuğunuz için sakıncalıdır. Asla vermeyiniz.

Katı gıdaları kaşıkla ezerek veriniz. Rondo, blender, mikser gibi öğütücüleri kullanmayınız.

ÇOCUĞUNUZ YEMEĞİNİ YEMİYORSA
• Başını yana çevirip uzaklaştırıyorsa
• Bardağı, tabağı itiyor, yere fırlatıyorsa
• Yemeği görünce ağlıyor, bağırıyorsa
• Yemekleri tükürüyor veya uzun süreli çiğniyorsa
• Ağzında yemekleri tutuyor veya yemekleri alınca kusuyorsa

Asla zorlamayın!

• Yemeği yorumsuz olarak önünden alın ve yanından uzaklaştırın.
• Bir dahaki öğüne kadar istese de ona hiçbir şey vermeyin.
• Yemek yememesinden dolayı üzüldüğünüzü ona belli etmeyin. Bunu yapmak zor olabilir. Ancak başarabilirseniz çok etkin bir çözüm olduğunu göreceksiniz.
• Yemek sadece bir besin aracıdır. Ne bir ödül, ne de bir cezadır. Yaşamak için beslenmesi gerektiğini bilmelidir.
• Sizin göreviniz yalnızca çocuğunuza yemeği sunmaktır. Zorla yemek yedirmek değildir.
• Yemek saatlerini çocuğunuzla savaş saatlerine çevirmeyiniz. Bu savaşı kesinlikle kaybedeceğinizi bilin.
• Yemek saatleri çocuğunuzla paylaştığınız, ona yakınlaştığınız birlikte bir sevgi yumağı oluşturduğunuz, yaşamınızın en güzel anlarıdır.
• Lütfen yemek yemesi için ısrar ederek bu güzel anı bozmayınız.

9-12 AYLIK ÇOCUKLAR İÇİN ÖRNEK BESLENME
KAHVALTI: Anne Sütü ya da 120-150 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği ya da 4-5 adet bisküvi + 1 adet katı pişirilmiş yumurta sarısı+ 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir + 1 fındık büyüklüğünde tereyağı + 1 tatlı kaşığı pekmez- reçel ya da marmelat.

ÖĞLEN: Anne sütü ya da 120-150 cc devam sütü + Etli, kıymalı, tavuklu ya da balıklı sebze yemeği (domates, patates, havuç, kabak, ıspanak, lahana, pazı, pırasa, brokoli, karnabahar, enginar, kereviz, taze fasulye, bamya, börülce, semizotu…) + Pilav (pirinç, bulgur, makarna, erişte) + Yoğurt

İKİNDİ: Anne sütü ya da 120-150 cc devam sütü + 1 dilim börek, kek, poğaça, bisküvi ya da kurabiye +Meyve ( 1 elma, 1 armut, 1 şeftali, 1 portakal, 2 mandalina, 2-3 kayısı, 8-10 kiraz, 8-10 üzüm, 1 dilim karpuz, 1 dilim kavun ya da 1 muz)

AKŞAM: Anne sütü ya da 120 -150cc devam sütü + Sebzeli çorba (sebze, mercimek, şehriye, tarhana, pirinç, ezogelin ya da yayla çorbası ) +Fırında sebzeli et (dana-kuzu eti, kıyma, köfte, tavuk ya da balık ) +Peynirli makarna +Komposto – hoşaf (elma, armut, kayısı, üzüm, erik)

GECE: Anne sütü ya da 150-180 cc Sütlü muhallebi (pirinçli, irmikli, buğdaylı, mısırlı, çavdarlı, yulaflı, bisküvili ya da meyveli muhallebi)

Not: Bu liste çocuğunuza neler verebileceğinizi gösteren örnek bir listedir. Bu yiyeceklerin hepsini çocuğunuz almazsa da üzülmeyiniz. Daha az öğün ve daha az miktarlarla da çocuğunuz sağlıklı olarak normal büyüme ve gelişmesini sürdürebilir.

Dr.Yılmaz Bay
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

BEBEĞİNİ EMZİREN ANNE İÇİN GÜNLÜK BESLENME ÖRNEĞİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Anne Sütü ile beslenmek bebeğinizin en doğal ve en yaşamsal hakkıdır.”

KAHVALTI: 1-2 dilim tam tahıl ekmeği + 1 su bardağı süt + 1 yumurta + 1-2 dilim beyaz peynir + 2 tatlı kaşığı tere yağı ya da 4-6 adet zeytin + 1 yemek kaşığı bal, reçel, marmelat ya da pekmez.

ARA ÖĞÜN: 1 bardak süt (meyve suyu, ayran, limonata veya komposto da olabilir) + 10 adet fındık

ÖĞLEN: 1-2 dilim tam tahıl ekmeği + 1 Kase(200-250cc) Çorba (sebze, mercimek, tarhana, yayla,ezogelin ya da yoğurtlu çorbalar olabilir) + 100-150 gr et ya da etli bir yemek (3-5 adet köfte, etli dolma,sebzeli köfte,balık,hindi veya tavuk olabilir) + 1 porsiyon kuru baklagiller(kuru fasulye, mercimek,nohut,bulgur) + 1 porsiyon pilav ya da makarna ya da erişte + 1 tabak yoğurt ya da ayran + 1 tabak taze mevsim salatası.

ARA ÖĞÜN:1 dilim börek, pasta, kek ya da poğaça + 1 tabak taze meyve salatası ya da kurutulmuş meyve (kayısı, erik üzüm gibi) + 3-4 adet ceviz

AKŞAM: 1-2 dilim tam tahıl ekmeği +1 Kase(200-250cc) Çorba (sebze, mercimek, tarhana, yayla, ezogelin ya da yoğurtlu çorbalar olabilir) + 100-150 gr et ya da etli yemek (kıymalı sebze yemeği, etli dolmalar, hindi, tavuk, balık gibi) + 1 Porsiyon pilav, makarna ya da erişte + 1 porsiyon yoğurt ya da sütlü tatlılar + 1 porsiyon meyve

YATARKEN: 1 su bardağı süt, yoğurt, ayran, meyve suyu ya da sütlü tatlılar.

Notlar:

1-Bebeğini emziren anne asla alkol almamalı ve sigara içmemelidir.

2-Bu beslenme programı ile beslenen ve bebeğini emziren anne kesinlikle kilo almaz.

3-Bu liste neler yiyebileceğinizi gösteren örnek bir listedir. Bu yiyeceklerin hepsini almazsanız da üzülmeyiniz. Daha az öğün ve daha az miktarlarla da sağlıklı beslenebilir ve çocuğunuzu emzirebilirsiniz. Çocuğunuz da sağlıklı olarak normal gelişmesini sürdürebilir.

Başarı dileklerimle
Dr.Yılmaz Bay
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

KEKEMELİK

doktoryilmazbay Yorum yok

KEKEMELİK:Normal akıcı konuşmanın tekrarlamalar, uzatmalar, duraklamalar ve çeşitli ünlemlerle kesilmesidir. Dil gelişiminin hızlandığı 3-4 yaşlarında en çok görülür.Kekemeliğin ortaya çıkmasında aşağıdaki faktörler etken olabilir. Daha fazlasını oku

GAZ SANCISI, KARIN AĞRISI

doktoryilmazbay Yorum yok

Hayatın ilk aylarında çocuğu en çok huzursuz eden ve Anne -Babaları paniklendiren özellikle akşam üzerleri çocuğun sebepsiz ağlamalarıdır.Bebeğiniz günün her hangi bir saatinde genelde akşam üzeri birden çok şiddetli ağlamaya başlayabilir.  Sıkıntılı bir görünümü vardır. Yüzü kızarık, ağız çevresi soluktur.Karnı şiş, gergin ve serttir.Bacaklarını karnına doğru çekmiş, ellerini içe kıvırmış, kol ve bacaklar serttir.Avaz avaz bağırmaktadır. Acıkmış gibi aranır, emme hareketleri yapar, el ve ayaklar soğuktur. Telaş etmeyin bu gaz sancısıdır. Bu durum 3-5 dakikadan 2-3 saate kadar uzayabilir. Daha fazlasını oku

EV KAZALARI VE İLKYARDIM

doktoryilmazbay Yorum yok

Çocuğunuz emeklemeye başladığında her zamankinden daha dikkatli olmalısınız. İlk kural riski en aza indirmektir. Çocuğunuzu kaza tehlikesi olabilecek yerlerden uzak tutunuz. İlgisini çekebilecek tehlikeli eşyaları çocuğun ulaşamayacağı yerlere koyunuz. Mümkünse kapalı hatta kilitli bir yerde tutunuz. Bebeğinize güvenli bir ortam hazırlamak için tıklayınız.

Her hangi bir kaza anında, birinci kural, sakin olmak ve sakin kalmaktır. PANİK YOK. İlk yardım konusunda bilgi sahibi olursanız ve bu gibi durumlarda ne yapacağınızı bilirseniz çocuğunuza en büyük yardımı yapmış olursunuz. Daha fazlasını oku

BEBEĞİNİZİN GÜVENLİĞİ

doktoryilmazbay Yorum yok

EV KAZALARI VE İLK YARDIM

Çocuğunuz emeklemeye başladığında her zamankinden daha dikkatli olmalısınız. İlk kural riski en aza indirmektir. Çocuğunuzu kaza tehlikesi olabilecek yerlerden uzak tutunuz. İlgisini çekebilecek tehlikeli eşyaları çocuğun ulaşamayacağı yerlere koyunuz. Mümkünse kapalı hatta kilitli bir yerde tutunuz.

Her hangi bir kaza anında; birinci kural, sakin olmak ve sakin kalmaktır. PANİK YOK. İlk yardım konusunda  bilgi sahibi olursanız ve bu gibi durumlarda ne yapacağınızı bilirseniz çocuğunuza en büyük yardımı yapmış olursunuz. Daha fazlasını oku

SİNEKLERDEN VE HAŞERELERDEN KORUNMA

doktoryilmazbay Yorum yok

  • Çocuğunuzun yiyeceklerini ağzı kapalı kaplarda saklayınız.
  • Pencerelere tel takınız. Yattığı yatağa tül takınız.
  • Ortamda böcek-sinek çoksa uzun kollu giysiler giydiriniz.
  • Çocuğun bulunduğu odada sinek öldürücü spreyler, kimyasal sinek öldürücüler kullanmayınız. Bunlar deri döküntüsüne, baş ağrısına ve derinin hissizleşmesine neden olabilir.
  • Arı ya da böcek çocuğunuzu soktu ise iğnenin ucu gözüküyorsa ince bir cımbız ya da bıçakla ucunu dışarı çıkartacak şekilde iğneyi oradan alınız ve şişmemesi için o bölgeye 15-20 dakika buz koyunuz.
  • Alerjik bir reaksiyon oluşmuşsa doktorunuzun önereceği bir alerji kremi ya da losyonu kullanabilirsiniz.

Dr. Yılmaz Bay
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

ÖKSÜRÜK

doktoryilmazbay Yorum yok

Öksürük solunum yollarını zararlı etkilerden koruyan vücudun en önemli savunma refleksidir. Öksürük bazen çocuğunuzun kendi ağız salgısının solunum yollarına kaçması gibi basit bir nedenden olabileceği gibi çoğunlukla da solunum yollarının bakteri ya da virüs denilen mikroplar tarafından tutulması gibi daha önemli bir nedenle olur. Mikroplar solunum yollarına girdiğinde vücudun savunma hücreleri onlara karşı koymakta ve onların solunum yollarında ilerlemelerine engel olmaktadır. Öksürük, solunum yollarında ilerleyen bu mikropları ve mikroplara vücut hücrelerinin savaşı sonucu ortaya çıkan artıkları dışarıya atan vücudun en önemli savunma mekanizmasıdır. Öksürük solunum yollarının bir çeşit süpürgesidir. Daha fazlasını oku

0-1 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

Analı Kuzu Kınalı Kuzu”

            Şimdi daha iyisiniz. Doğum şokunu üzerinizden attınız. Bebeğiniz size siz bebeğinize alışmaya başladınız. Yavrunuzu büyütürken kendi içgüdünüze güveniniz. Etrafınızdaki herkes kendi deneyimlerinden bir şeyler söyleyecektir. Sonuçta neye ve kime inanacağınızı şaşıracaksınız. Siz en doğrusu kendinize güvenin. İşlerin ne kadar kolay çözümlendiğini göreceksiniz. Aklınıza takılan sorularda her istediğiniz an doktorunuza danışabilirsiniz. Kuşkusuz size en doğrusunu o söyleyecektir. 0-1 ay arasında en çok görülen problemlere kısaca bir göz atalım:  Daha fazlasını oku

1-2 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

Geleceğe bıraktığımız en büyük miras iyi yetişmiş çocuklarımızdır”

Şimdi daha iyisiniz. Bebeğiniz size, siz bebeğinize alışmaya başladınız. Sizi tanımaya, size gülmeye, yalnızca sizin anladığınız özel bir dille sizinle konuşmaya başladı. Çocuğunuzun size ve sevginize çok gereksinmesi var. Onunla konuşun, sizi duyar, sizi anlar. Yalnızca karnının doyması önemli değildir, ruhsal doyuma da gereksinmesi vardır. Sevginiz en az sütünüz kadar değerli ve gereklidir. Gündüzleri emzirirken onunla konuşun. Şarkı söyleyin, ninni söyleyin, Müzik dinletin, klasik müzik ya da Türk sanat müziği dinletebilirsiniz. Bunun için; çocuklar için özel olarak hazırlanmış ninni CD ve kasetleri, Müzik CD ve kasetlerinden yararlanabilirsiniz. Gecenin sakin ve sessiz olmasına dikkat edin ki geceyi ve gündüzü ayırt etsin. Daha fazlasını oku

2-3 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Bir şeyi elde etmek için çok emek verdiyseniz tadını çıkarmak için de zaman ayırmalısınız!!!”

            Artık bebeğinizle daha iyi iletişim kurabiliyorsunuz. Sizi anlıyor, kendine göre cevaplar verebiliyor. İsteklerini kendine özgü yöntemlerle belirtiyor. Yavaş yavaş görmeye, duymaya ve gülmeye başladı. En büyük eğlencesi sizin yüzünüz. Yüzünüzü ona yakın tutun ve yüzünüzden gülümsemeyi eksik etmeyin. Dokunma duygusunu geliştirmek için ona dokunun. Sevin,okşayın. Temiz ve yutamayacağı eşyaları eline verin. Bunları ağzına götürmekten büyük mutluluk duyduğunu göreceksiniz. Başını kaldırıp,etrafındaki insanları ve eşyaları da araştırmaya başladı. Sık sık gülüyor, size agucuklar yapıyor. Emzirme saatleriniz onunla paylaştığınız en güzel ve en mutlu saatler. Mutluluğunuzu ona anlatın; sizi çok iyi anlayacaktır. Daha fazlasını oku

3-4 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Çocuğunuza verdiğiniz en büyük hediye sizsiniz.”

Artık bebeğinizi iyice tanıdınız. O da sizi tanıdı. Bu ağlaması açlıktan mı, altını mı kirletti, hasta mı, yoksa yalnızca sizi yanında mı görmek istiyor bunu anlayabiliyorsunuz.O nedenle daha rahatsınız.Sırtüstü ve yüzükoyun pozisyonlarda başını kaldırıp daha uzun süre etrafı izleyebiliyor.Başını daha uzun süre dik tutabiliyor.Çocuğunuz size ve kendisiyle ilgilenen herkese gülümsüyor.Onlara kendince bir şeyler anlatıyor.Sosyalleşme başladı. Çevredeki her şeyi; odadaki eşyaları,yüzleri inceliyor, başını tanıdık seslere çeviriyor. Daha fazlasını oku

4-5 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Hiç bir besin anne sütünün yerini tutamaz!”

Bebeğinizin ve sizin en mutlu günleriniz; tadını çıkarmaya çalışın. Uyanık olduğu tüm zamanlarda sizi yanında görmek istiyor. Üstelikle sizi başkalarından kıskanıyor. Artık her iki gözünü de kullanabiliyor ve sizi daha iyi izliyor. Eşyaları 180 dereceye kadar izleyebiliyor. Düğme gibi küçük cisimleri görebilir ancak yakalayamaz. Canlı renkleri soluk renklere tercih ediyor. İki elini birleştirebiliyor. Elleriyle örtüsüyle yada elbisesiyle oynayabiliyor. Yüzükoyun yatırıldığında; ağırlığını kollarına vererek başını iyice kaldırabiliyor. Hatta sırt üstü bile dönebiliyor. Ayakta tutulunca basmaya çalışıyor.  Kucakta iken önündeki asaya vuruyor. Ve bundan da büyük zevk alıyor. Yastıklarla desteklenirse kısa süreli oturabilir.             

DİKKAT !!! düşebilir.4.aydan itibaren yüksek bir yerde yalnız bırakmayınız.. Daha fazlasını oku

5-6 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

Dünyada tek bir güzel çocuk vardır. Bütün annelerde ona sahiptir.”

           Bu dönemde bebeğinizin etrafa ilgisinin daha da arttığını, kendine özel bir kişilik geliştirdiğini göreceksiniz. Artık tüm ev halkını tanıyıp ayırt edebiliyor. Etrafındakileri daha iyi görebiliyor. Gözünü dikip etrafına dikkatlice bakabiliyor. Hoşuna giden durumlarda kahkaha ile gülüyor. Zil sesine başını çeviriyor. Dik durumda tutulmaktan hoşlanıyor. Yerden ya da elinizden destek alarak zıplıyor. Hafif bir destekle oturabilir. Önüne konulan eşyalar ona daha çekici geliyor. Yüzükoyun pozisyondan sırt üstü pozisyona rahatlıkla dönebiliyor. Ağırlığını elleri üzerine vererek başını ve göğsünü kuvvetle kaldırabiliyor. Tek elle eşyalara uzanabiliyor. İnsan sesine tepki verebiliyor. Konuşan iki ayrı kişiye dönebiliyor. İlgilendiğinizde gülümsüyor ve sizinle konuşuyor. Adını söylediğinizde dönüp size bakabiliyor. Farklı sesler çıkartabiliyor. Konuşmalarınızı ve hareketlerinizi taklit edebiliyor. Agu agu gibi kendine özgü sesler çıkartabilir. Elinden oyuncağını aldığınızda size tepki veriyor. Dikkat !!! Ev halkı dışındakilerden korkabilir. Bebeğinizin çıkardığı sesleri taklit ederek onu konuşmaya teşvik edin. Kısa ve anlaşılır kelimelerle konuşun. Bebeğinizin başka bebeklerle karşılaşmasını sağlayın ve bir birlerini tanıyıp incelemesine izin verin.  Daha fazlasını oku

6-7 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Başarı istediğini elde etmek,  mutluluk ise elde ettiğini sevmektir.”

6.ay çocuk hayatında önemli bir dönüm noktasıdır. O artık bebeklikten çocukluğa geçmiştir. Kendi kendine yüz üstünden sırt üstüne dönebilir. Başparmağını kullanmadan verilen eşyayı yakalayabilir, yeni eşya verilirse elindekini bırakabilir. Bir elindeki eşyayı öbür eline geçirebilir. Sırt üstü yatarken başındaki örtüyü çekip atabilir. Sevilince veya kızılınca reaksiyon gösterebilir. Önüne 2 küp konulduğunda birini aldıktan sonra öbürünü de almaya çalışır ve de alır. Gövdesini dik tutabilir. Desteksiz oturabilir. Ayakta tutulunca basmaya çalışır. Ayağını ağzına götürebilir. Karnını yerden tam kaldırmadan emekleyebilir. Kucak istediğini; kollarını açıp size uzanarak belli eder. Ses çıkaran nesneleri sallamaktan hoşlanır. Oyun oynarken çok neşeli olur ve bunu size göstermekten hoşlanır. Görme iyice gelişmiştir ve her şeyi izler. Yakaladığı eşyayı inceler. Sizi göremeyince ağlar. Artık gözünün rengi belirginleşmiştir. Üç gün üst üste ayni saatte yer, uyur ve uyanırsa müjde !!! artık çocuğunuz bir düzene girmiş demektir. Zorunlu kalmadıkça gece beslemeyiniz.

  Daha fazlasını oku

7-8 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, sorunlarla başaçıkabilme yeteneğidir.”

Artık evde konuşup anlaşabileceğiniz, sevinçlerinizi paylaşabileceğiniz(asla üzüntülerinizi değil)  bir arkadaşınız var. Çocuğunuz sizi anlıyor, sevginize kahkahalarla yanıt verebiliyor,mama,baba,dada diyebiliyor.Hoşuna giden ilişki kesilince bağırıp yaygara koparabiliyor.Sizin ve yakın ilişki içinde olduğu kişilerin mimiklerindeki değişikliklere göre yanıt verebiliyor.hareketlerinizi, seslerinizi taklit etmeye çalışıyor.  Her iki eliyle bir cismi kavrayabiliyor. Her iki elinde ikişer küp tutabiliyor. Eline geçirdiği her şeyi ağzına götürür.  Kaşıkla yemek kemeye çalışır. Bu davranışını destekleyin. Cisimleri bir elinden diğerine geçirebiliyor. Önündeki eşyaya bakar uzanır ve onu alır.Aynada görüntüsünü tutmak ister. 1 yaşına kadar çocuklar her iki elini de kullanabilirler.Sol elini kullanıyorsa; sağ elini kullanması için çocuğunuzu zorlamayın. Bırakın hangi elini kullanacağına kendisi karar versin. Yüzükoyun yatmış durumda bir eşyayı takip ederken kendi etrafında dönebiliyor. Desteksiz oturabilir. Yine bu dönemde kısa süreli emekleme de başlayabilir. Mutlaka iki el ve iki ayağını kullanarak emeklemesi gerekmez. Yer değiştirmesi de bir çeşit emeklemedir. Popo üstünde, karın üstünde sürünebilir ya da kendine özgün başka bir emekleme stili geliştirebilir. Bazen de popsunun üzerinde geri geri giderek te emekleyebilir.  Dişleriyle ellerinizi ısırarak size sürpriz yapabilir. Alt ön dişleri genellikle ilk çıkanlardır. Bunu sırasıyla üst önler,üst yanlar,alt yanlar,1.azı dişleri,canin dişleri ve 2.azı dişleri izler. Daha fazlasını oku

8-9 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Sevgi gelince tüm eksikler biter.”

Gözünüz aydın çocuğunuz artık yer değiştirebiliyor. Emeklemeye başlayabilir. Emekleme dönemi denilen bu dönemde çocuğunuzu her an evin değişik bir yerinde görmeniz mümkün. O en tatlı tebessümü ile karşınızda. Unutmayınız! Bazı çocuklar hiç emeklemeden direkt yürümeye geçebilir. Mutlaka elleri ve ayakları üzerinde emeklemesi gerekmez. Kendine özgü çeşitli emekleme yöntemleri geliştirebilir. Ayaklarını karnına doğru çekip kollarını ileriye atarak emekleyebileceği gibi arkaya doğru da emekleyebilir. Biraz yardımla ayağa kalkabilir. Tırmanmayı sever. DİKKAT!!!! Ulaşabileceği yerlerde tehlikeli eşyalar bırakmayın. Tüm elektrik prizlerini bir bantla kapatın. Yardım almadan yatarken oturur pozisyona geçebilir. Mama şişesini kendi kendine tutabilir. Eline aldığı ekmeği ya da bisküviyi çok rahat yiyebilir. Oyuncaklarını bir elinden diğer eline geçirebilir. Oyuncaklarını açık bir kutunun içine koyabilir. Baş ve işaret parmağı ile küçük cisimleri kaldırır. Zili çalar. Daha sosyaldir. Parlak ve canlı renkli oyuncaklardan zevk alır. Top Favori oyuncakları arasındadır. Sevmediklerini iter. Etrafındakilerin yaptıklarını taklit eder. Anne, baba, mama, dada gibi 5-6 kelimelik bir kelime haznesi vardır. Hayır’ın anlamını çok iyi bilir. Gerekmedikçe kullanmayın. Ona surular sorarak cevap verin. Örneğin “Su mu istiyorsun? Hadi şimdi sana su verelim” gibi.
Daha fazlasını oku

9-10 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Çocuğunuza kazandıracağınız en güzel alışkanlık, okuma alışkanlığıdır”

Bebeğiniz artık çocuk oldu. Evde dolaşmaya, her yeri karıştırmaya başladı. Emekleme tam oluşmuştur. Emeklemiyorsa da üzülmeyin.Bazı çocuklar hiç emeklemeden yürürler.Her bebeğin kendine özgü bir gelişme şekli vardır.Bir eliyle destek alarak veya hiç destek almadan ayakta durabiliyor. Baş ve işaret parmakları arasında küçük bir cismi tutabiliyor. Küçük cisimleri yeden alabiliyor. Oyuncaklarını bir elinden diğerine geçirebiliyor. Oyuncaklarını açık bir kutunun içine koyabiliyor. Parmağını deliklere sokabiliyor. Oyuncaklarından zevk alıyor, sevmediklerini itiyor. Bebeğiniz ana dili özelliklerini tanımaya başladı. İki heceli sesler çıkartabiliyor. Arada kendini ifade etmek içim anlamsız seslerde çıkartıyor. 9. ay zeka belirtilerinin ortaya çıkmaya başladığı aydır. Ona yaptığınız her şeyi anlatın. Bu dönemde kendi kendine yemek yemeye başlaya bilir. Daha fazlasını oku

10-11 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

İNSANLAR SEVME YETENEĞİNİ SEVİLE SEVİLE KAZANIR.

HER FIRSATTA ÇOCUĞUNUZA SARILIN VE ONA “SENİ SEVİYORUM” DEYİN.

Çocuğunuz sizi şaşırtmaya devam ediyor. Artık ayakta yer değiştirebiliyor. Eşyalara ya da duvarlara tutunarak tüm evi dolaşabiliyor. Yardımla yürüyebiliyor. Kendi kendine yemek yemeye çalışıyor. Tut,ver,al,götür getir gibi basit kelimeleri anlıyor ve söylediklerinizi yerine getirebiliyor.Komutlarınızı yerine getirdiğinde ona teşekkür edin.Ona öpücük gönderip ondan öpücük göndermesini isteyebilirsiniz.Göz,kulak,burun,yanak dil gibi vücut bölümlerini ona öğretebilirsiniz. Daha fazlasını oku

11–12 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Başarı; aldıklarınla hayatını devam ettirmek değil,

verdiklerinle yeni hayatlar başlatabilmektir.”

Çocuğunuz her an 1–2 adım atarak sizi şaşırtabilir. Çok hareketlidir. Tutunarak değişik pozisyonları dener. Parmak ucuna basma, tek ayak üzerinde durma, yere eğilerek oyuncağını alıp tekrar doğrulma, ayakta iken düşmeden yumuşakça oturma en çok sevdiği oyunlar arasındadır. Evin her tarafı onun keşif alanıdır. “HAYIR, “ sözcüğünün anlamını bilir ama yine de yasakları çiğnemekten kendini alıkoyamaz. Asla pes etmeyin sözünüzün arkasında durun. Kesin bir tavırla ve tok bir sesle bunun neden “hayır” olduğunu ona anlatın. Siz en iyisi ona zarar verecek her şeyi ortadan kaldırın. İlaçları, deterjanları, kimyasal maddeleri, kapalı dolaplarda kilitleyerek saklayın. Daha fazlasını oku

12–15 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Herkesin içinde öv; eleştirilerini bir kenara çekerek söyle.”

 

DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLSUN, TÜM YAŞAMI SAĞLIKLI VE MUTLU OLSUN.

       Gözünüz aydın. Bebeğiniz artık 1 yaşında. Anlama, kavrama ve iletişim becerilerinde büyük ilerlemeler gözlüyorsunuz. Birden koşarak size gelirse sakın şaşırmayın. İlk anlamlı sözcükler dilinden dökülmeye başladı. Gözünü, burnunu, kulağını gösterebiliyor. Başparmağını ve ‘şaret parmağını kullanarak cisimleri tutabiliyor. Yakalama alanına giren her şeyi uzanıp almak istiyor. Giyindirilirken, soyundurulurken size yardımcı oluyor. Kendi adını biliyor ve seslenildiği zaman dönüp bakıyor. Kaşığı ve bardağı iyice tutup kendini besleyebilir.  Daha fazlasını oku

15–18 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz.”

   Evde artık duygularınızı, düşüncelerinizi sevinçlerinizi, üzüntülerinizi(Siz yine de üzüntülerinizi paylaşmayın) gerçek anlamda paylaşabileceğiniz bir dostunuz var. Evin her köşesinde karşınıza çıkabiliyor. Kendine özgü şarkılar söylüyor. 7 ile 20 kelime arasında biliyor. Kendi adını biliyor ve seslendiğiniz zaman dönüp bakabiliyor. Bildiği bir eşyanın ismini söyleyebiliyor. İstediklerini işaretle belli ediyor, altını ıslattığında gelip size gösterebiliyor ya da tuvaletini yapmak için koltuk,kapı,perde arkası gibi bir yere saklanıyor. Daha fazlasını oku

18–21 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Çocuğunuzu yolun başında eğitirseniz;  Yolun sonunda bile sapmayacaktır.”

Evde artık bir gezgin, bir kâşif, bir bilim adamı var. En ummadığınız anlarda ve beklemediğiniz yerlerde karşınıza çıkan bu gezgin burnunu her yere sokar. Farklı boyutlardaki kutulardan, bloklardan yeni icatlar yapar. Elbisesini çıkartabilir. Oyuncak bebeğini besleyebilir. Beş küple bir kule yapabilir. Küpleri yan yana sıralayıp tren yapabilir. Bir kitabın sayfalarını çevirebilir. Elinden tutulursa basamakları iner. Açlığını ve susuzluğunu belirtir. İki sözcüklü cümleler kurabilir. Burun, ağız, yüz, göz gibi organları tanır ve gösterir. Tuvalet isteğini işaret ile ya da kelime ile belli eder. Bazen de bu ihtiyacını koltuk arkalarında, kapı arkalarında ya da perdelerin arasında giderir. Siz ona anlayış gösterin. Daha fazlasını oku

21–24 AY

doktoryilmazbay Yorum yok

“Oynamayan tay at olmaz”

Sonu gelmez sorulara hazırlıklı olun. Ne, nerede, kim, niçin… gibi soruların ardı arkası gelmez. 50 kelime bilir ve daha fazlasını anlayabilir.2–3 sözcüğü bir araya getirerek basit cümleler kurar. Oyun oynarken kendi kendine konuşur ancak konuştuklarının bazıları anlaşılmaz. Oyuncak bebeği ile konuşur ve onu besler.6–8 küpten kuleler yapabilir. Üç tekerlekli bisiklete binebilir. Merdivenleri yukarı aşağı çıkıp ,inebilir. Kalemi büyüklere benzer şekilde tutup ileri,geri karalamalar yapar, daire ve enine çizgiler çizebilir. Bir resimdeki 2–4 nesneyi tanıyarak gösterir. Rahatça koşar, topa tekme vurabilir. Kitap yapraklarını teker teker çevirebilir. Ben, sen ve biz’in anlamını bilir ve kullanır. Burun, ağız, yüz gibi bölümleri tanır ve gösterir. Başkalarında da bu organları gösterir. Elbisesini çıkarabilir. Üstüne dökmeden kaşıkla yemek yiyebilir. Bardağı alır suyunu içer ve tekrar yerine koyabilir. Tuvaletini söyleyebilir. Masal dinlemekten hoşlanır. Sembolik oyunlar oynar. Örneğin; bir sopayı araba yaparak üzerine binip dolaşabilir. Daha fazlasını oku

ANNE SÜTÜ VE EMZİRME

doktoryilmazbay Yorum yok

“İneğin sütü buzağısı, annenin sütü bebeği içindir”

Sayın anneler;

Dünyanın en zor ve en kutsal mesleği olan annelik mesleğini seçtiğiniz için sizi kutlarım. Bu oldukça zor ve o oranda da kutsal mesleği en iyi şekilde başarmanız için sizlere yardımcı olabilecek bazı bilgilere kısaca değinmek istiyorum.

 

BEBEK BESLENMESİNDE ESAS MADDE ANNE SÜTÜDÜR

Tüm hazır mamaların esası inek sütüdür, bazı değişikliklerle anne sütüne yaklaştırılmaya çalışılmıştır. Ama hiç bir zaman anne sütünün tam eşdeğeri değildirler ve olamazlar da. Anne sütünün olmaması, kötü olması ve bebeğe yaramaması diye bir şey söz konusu değildir. Çok özel durumlar dışında her annenin çocuğunu besleyebilecek sütü vardır ve bu süt, kendi yavrusu için en uygundur. Hiç bir besin anne sütünün yerini tutamaz. Daha fazlasını oku

DİŞ ÇIKARMA

doktoryilmazbay Yorum yok

Bu dönemde çocuğunuz ilk dişleriyle parmağınızı ısırabilir. Diş çıkarma yaşı çocuktan çocuğa değişir. Bebeğinizin süt dişleri 20 tanedir ve anne karnında oluşmuştur. Ancak çene kemiğini yararak dışarı çıkmaya başlaması 6-8 ay dolaylarındadır. Bu bazen doğumda olabildiği gibi bazen 15-18 ay dolaylarında da olabilir. Erken diş çıkarmak olağanüstü bir gelişme olmadığı gibi, geç çıkarmak da gelişmesinin geri kalması değildir. Dişleri düzensiz aralıklarla ve çift çift çıkarır. Daha fazlasını oku

GECE İŞEMESİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Çocuklarda görülen gece işemeleri yalnız çarşafları değil; bir çok ailenin de hayatını perişan etmiştir. Ve halende etmektedir. Öncelikle aileler şunu bilmelidirler ki;5 yaşına kadar ayda 3-5 kez gece işemesi normaldir.Tedavi gerektirmez. Çocuk 5 yaşını geçtiği halde ayda 3-5 kez yada daha fazla altını ıslatıyorsa bu gece işemesi hastalığıdır.Ve bir çocuk hekimine başvurulmalı ve yardımı istenilmelidir. Gece işemesi olan çocukların % 40 anne yada babasında % 80 aile fertlerinden herhangi birinde (Amca, hala, dayı, teyze yada bunların çocuklarında) gece işemesi vardır. Daha fazlasını oku

ÇOCUĞUNUZDAN SİZE MEKTUP VAR

doktoryilmazbay Yorum yok

PULSUZ DİLEKÇE

Sevgili Anneciğim, Babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, şunları söylemek isterdim; Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra.Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ama siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz yasak ve kuralların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlamayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yaralanmadan edemiyorum. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam.Yumuşak ve keskin sözler bende daha iyi iz bırakır “ Ben senin yaşındayken… “ diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın.Bana yanılma payı bırakın.Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın.Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin.Ceza vermeden önce beni dinleyin.Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.Beni dinleyin.Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar,soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve öz olsun.

Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; Hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana süre tanıyın.Yüzde Yüz Dürüst Davrandığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğuk kanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı göre bilirim, ama beni aşağılamayın.Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklaştırır.

Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz, erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

Biliyorum ara sıra üzüyor belki de sizi hayal kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istedikleriniz çok olmadığını da biliyorum.

Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize inancım sarsılmasın.

Benden “ Örnek Çocuk “ olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem.Sevecen anlayışlı olmanız bana yeter.

Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değil. Ama seçme hakım olsaydı.
Sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim…

SEVGİLER, ÇOCUĞUNUZ

OYUN VE ÇOCUK

doktoryilmazbay Yorum yok

Oyun, sonucu düşünülmeden, eğlenmek amacıyla yapılan davranış ve hareketledir. Çocuğun fiziksel, zihinsel, dil ve sosyal kapasitesinin gelişmesini sağlayan en önemli uğraşısıdır. Büyükler için iş ne ise çocuklar için oyun aynıdır. Oyun çocuğun işidir. Oyunla çocuk toplum içerisindeki sosyal yönünü geliştirir ve kendini diğer bireylerden ayıran özellikleri fark eder. Çocuk kendini oyunla anlatır. Çocuğun duyguları oyunla keskinleşir. Yetenekleri, becerisi artar. Kurallara uymayı, sorumluluk almayı, iş birliğini, insanlara saygılı olmayı oyunla öğrenir. Duyduklarını, gördüklerini oyunla sınayıp dener, öğrendiklerini pekiştirir. Girişimci olmayı, tehlikeyi göze almayı, karar vermeyi, problem çözmeyi oyunla öğrenir. Kendisine olan güveninin oyunla geliştirir. Duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını oyunla karşılar. Oyunla kendi kendine yetmeyi öğrenir. .

Çocukların zekâ gelişiminin % 50’si ilk 4 yaş içinde, % 30’u 4- 8 yaş arasında, % 20’si de 8- 18 yaş arasında tamamlanır. Bu nedenle ilk 4 yaşta eğitici oyunlar çok önemlidir. Bu oyunlar bedeni ve zekâyı geliştirdiği gibi onun üzerinde neşe ve mutlulukta yaratır. İyi davranışlar kazandırır, arkadaşlık ilişkilerini güçlendirir, çevreye saygılı olmayı öğretir. Hikâye ve masallar hayal gücünü güçlendirir. Çevresiyle paylaşmayı, yardımlaşmayı ve kurallara uymayı öğretir.

Oyun, çocuğun özgürlüğüdür. O dünyaya kendisi egemendir. Kuralları kendisi koyar kendisi bozar ancak yaşıtlarıyla bu egemenliği paylaşır. Büyüklerin o dünyaya girmesine izin vermez

Oyun, çocukları hayata hazırlar. Yaşıtlarıyla oynadığı evcilik, hırsız-polis, doktorculuk gibi toplu oyunlarda anne-baba, polis, doktor rolünü üstlenen çocuklar yarının başarılı büyükleri olacaklardır.

Oyun, çocukların ortak dilidir ve en doğal anlaşma ortamıdır. Hiç tanışmayan çocuklar bir araya geldiklerinde daha birbirlerinin isimlerini bile öğrenmeden oyunun dili ile anlaşıp mükemmel bir arkadaşlık kurabilirler. Oyun onları birbirlerine kaynaştırır.

Oyun, çocuğun en güçlü ve en doğal duygularından biri olan saldırganlık duygusunun da boşaltılmasına yardımcı olur. Polis olup hırsızı yakalayan, doktor olup hastasını iyileştiren, oyuncak arabasını yarıştırırken arkadaşını geride bırakan ya da savaş oyununda düşmanları mağlup eden komutanı oynayan çocuk ne kadar da mutludur.

Oyun, çocukların eğitim, bilgi ve becerilerini sınadığı en doğal deneme ortamıdır. Çevresinden, ailesinden aldıklarını oyunda dener. Olumlu özelliklerini pekiştirir, olumsuzları değiştirir. Sınırlarını ancak arkadaşlarıyla oynarken oyunda öğrenir

Oyun, çocuklar için en iyi öğretim aracıdır çünkü çocuklar oyun esnasında ileri derecede öğrenmeye yatkındırlar. Zor konular ve soyut kavramlar oyun esnasında daha kolay öğrenilir.

Oyun, aynı zamanda bir tedavi yöntemidir. İçine kapanık, yaşıtlarıyla ilişki kurmakta zorluk çeken çocuklar ya da öğrenme bozukluğu-hiperaktivite gibi hastalığı olan çocuklar oyunla normal bireylere dönüştürülebilir.

Oyun, çocukları fazla kilodan ve obeziteden korumaktadır. Oynayan çocuk gereksinimi kadar yemekte ve aldığı enerjinin fazlasını da oyunla harcadığı için hiçbir zaman fazla kilolu olmamaktadır.

SÖZÜN ÖZÜ
Erişkin ruh sağlığı sevmek ve çalışmaksa;
Çocuk ruh sağlığı sevilmek ve oynamaktır.

İŞTAHSIZLIK

doktoryilmazbay Yorum yok

Öncelikle şunu biliniz ki çocuğunuz ilk altı ayda kilosuna göre aldığı günlük gıdayı artık yaşam boyu almayacaktır. İlk altı ayda büyüme hızı çok fazladır. İlk aylarda ayda 800-1000 gr. kilo alan çocuğunuz, 8 aydan sonra ayda 350-400 gr. kadar kilo artışı gösterir. Buna paralel olarak da yiyecek tüketimi ilk aylara göre daha azdır. Aşağıdaki önerilere uyarsanız iştahsızlık problemini kolayca aşabilirsiniz. Daha fazlasını oku

İŞİTME

doktoryilmazbay Yorum yok

İŞİTME; konuşmanın ilk şartıdır. Konuşma; işitme, zekâ, dikkat, işittiklerini anlama ve ayırabilme gibi birçok yeteneğin birleşmesi sonucu oluşan karmaşık bir olaydır.

Yeni doğan bebeğiniz 72 saat sonra çevreden gelen sesleri algılamaya başlar ve sizi duyar. Ani ve kuvvetli seslere irkilerek yanıt verir. Gözlerini kırpar ya da açar, huzursuz olur. Daha fazlasını oku

Çocuklarda Konuşmanın Geliştirilmesi

doktoryilmazbay Yorum yok

Konuşma; insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Kendimizi, duygularımızı ve düşüncelerimizi başkalarına anlatmanın ana yolu konuşmaktır.

Konuşma anne karnında başlar. Bebekler ana dilini öğrenmeye anne karnında başlarlar. Hamileliğin 16. haftasından itibaren bebekler duyduklarına tepki vermeye başlarlar. Sesli uyaranlar hareketlerinde ve kalp atışlarında değişiklik yaparak tepki gösterirler. Daha fazlasını oku

ÇOCUKLARDA SALDIRGANLIK

doktoryilmazbay Yorum yok

Saldırgan çocuk; ailesi, çevresi, yaşıtları ve arkadaşları ile uyumlu ilişki kuramayan çocuktur. Evde ve okulda sürekli problem çıkartır. Kavgacıdır, geçimsizdir, kuralları çiğner. Etrafındaki, çevresindeki insanlara sürekli fiziksel zararlar verir. Bazı çocuklar da etrafa fiziksel zarar vermez ancak vurdulu kırdılı oyunlardan hoşlanır; oyunları düşmancadır, oyun arkadaşlarına zarar verebilir ve bu çeşit davranışı sürekli tekrarlarlar. Bu da bir çeşit saldırganlıktır. Daha fazlasını oku

ANNE SÜTÜNÜN SAĞILMASI VE SAKLANMASI

doktoryilmazbay Yorum yok

İşe başladığınızda da çocuğunuzu yalnızca kendi sütünüzle besleye bilirsiniz.

İş yerinde 3-4 saat ara ile elle, elle kullanılan sağma pompaları ile yada elektrikli süt sağma pompaları ile sütünüz sağabilirsiniz. Her sağdığınız sütü ayrı bir kapta toplayınız. Bu sütleri buz dolabında saklayınız. Akşam bu ayrı kaplardaki Sütleri bir termos içine koyun, eve getirin ve buz dolabına koyun. Ertesi gün siz işteyken bakıcınız bu sağdığınız sütü ılık su dolu bir kap içinde ılıtarak çocuğunuza verebilir.

Sağılan anne sütü dış ortamda 4-6 saat, buz dolabında dondurulmadan 48-72 saat, buz dolabının buzluğunda (-7,-2 C arasında) 1 ay, Derin dondurucuda (-18 C altında) 6 ay bozulmadan saklanabilir.

Dondurulmuş sütü buz dolabında çözülmeye bırakınız ve 24 saat içerisinde kullanınız. Çözülen sütü asla yeniden dondurmayınız. Sağdığınız sütü ayrı ayrı kaplarda saklayınız. Birbirleri ile asla karıştırmayınız.

 

                                                          Dr. Yılmaz Bay

                                                     Çocuk Sağlığı Uzmanı

 

AŞILAR

doktoryilmazbay Yorum yok

Enfeksiyon hastalıkları çocuklarda en sık görülen ve en ağır sağlık problemlerine neden olan hastalıklar arasındadır. Bunların çok büyük bir çoğunluğundan aşı ile korunmak mümkündür. Aşının yan etkileri enfeksiyonların oluşturduğu etkilerden çok daha az görülür ve de çok hafiftir. Aşıyla önlenebilir hastalıklardan çocukların korunması için var olan tüm aşıların bütün çocuklara uygulanması gerekir. Daha fazlasını oku

BEBEK BAKIMI VE BABALAR

doktoryilmazbay Yorum yok

Babalar bebeğin bakımında aktif olarak rol üstlenmeli. Çocuğun giysilerini giydirmeli, alt bezini değiştirmeli, banyosunu yaptırmalı. Bu işlemler esnasında çocuğu ile konuşmalı duygusal bir ilişki kurmaya çalışmalıdır. Sevgili babalar zamanla bu işten büyük bir keyif aldığınızı fark edeceksiniz. Böylece anneye, kendisiyle ve sizinle ilgilenebilecek bir zaman da kalacak.

BEBEĞİNİZ YEMEĞİNİ PÜSKÜRTÜYOR, GIDALARI FIRLATIYORSA

doktoryilmazbay Yorum yok

Zaman zaman bütün bebekler önündekini sağa sola atmaktan ağzındakileri dışarı püskürtmekten büyük zevk alırlar. Özellikle bunu doyduktan sonra yaparlar. Ancak bu davranışlar aşırı boyutlara ulaşırsa;

  • Önüne fazla bir şey koymayınız. Tek bir çeşit koyunuz.
  • Mama kabını masaya sabitleyiniz.
  • Elbisesini korumak için önlük takınız.
  • Mama sandalyesinin altına örtü ya da gazete koyunuz.
  • Davranışlarınızı onaylamadığınızı kesin bir dil ve kararlılıkla belirtiniz.
  • Sakinliğini koruyunuz.
  • Belki de küçük afacan gösteri yapıyordur. Kapıyı kapatıp odadan çıktığınızda seyircisiz kalan küçük oyuncu gösteriyi sonlandıracaktır.

BEBEĞİNİZLE YOLCULUK

doktoryilmazbay Yorum yok

Ev dışına çıkmanız bebeğinizle yolculuk demektir. Ekstra bir hazırlık gerektirir. Bu yolculuk komşu ziyareti, yakındaki park olabildiği gibi şehirlerarası ya da ülkeler arası yolculuklar olabilir. Yolculuğun durumuna göre hazırlıklarda farklıdır. Yolculuğa çıkarken genelde aşağıdakileri yanınızda bulundurun. Daha fazlasını oku

BEBEKLERDE UYKU

doktoryilmazbay Yorum yok

“Kavun, karpuz yata yata büyür”

Uyku, çocuğunuzun büyüme ve gelişmesi için vazgeçilmez bir süreçtir. Büyüme hormonlarının uykuda salgılandığı düşünülürse çocukların neden bu kadar çok uyuduğu daha iyi anlaşılır.

İyi bir uyku için öncelikle sesiz, gürültüsüz, ısısı iyi ayarlanmış huzur dolu ve fizik koşuları iyi olan bir ortamının olması gerekir.

Daha fazlasını oku

BÜYÜK KARDEŞE DİKKAT

doktoryilmazbay Yorum yok

Büyük kardeş daha dün, evin hatta tüm ailenin ilgi odağı idi. Bugün birden her şey değişti. Kendine bir rakip geldi. Herkes onunla ilgileniyor, tüm hediyeler ona geliyor. Doğal olarak bir kıskançlık gelişecektir. Bunun geçici olduğunu ve zaman içinde her şeyin düzeleceğini bilin. Bir süre için tüm aile fertleri ve yakın dostlar büyük kardeşin yanında küçük çocuğa olan sevgilerini kontrol etmelidirler. Hatta hediyelerin bir kısmı büyük kardeşe sunulmalı. Büyük kardeşin bebeği tanımasına izin verilmeli, onu kucağına almalı,kollarından tutup oynamalı,onun gereksinimlerini öğrenmeli. Mama saatinde, altının değiştirilmesinde, banyosunda, soyundurulup giydirilmesinde büyük kardeş aktif olarak işe katılmalı,onunla fotoğraf çektirmeli, büyük olduğu ona hissettirilmeli ve büyük olmanın avantajlarını kullanmalıdır. Bir süre sonra kardeşi rakipten çok kendisiyle oynayacak bir arkadaş gibi görecek ve sizin işiniz çok daha kolaylaşacaktır.

ÇALIŞAN ANNELER EVDEN AYRILMA ZAMANI GELDİ

doktoryilmazbay Yorum yok

Çalışan anneler için bir kabus olan işe başlama anı geldi çattı!! Şimdi ne yapacağım? Acaba işi bıraksam mı? Güç kararlar aşamasındasınız. Şunu öncelikle bilmelisiniz ki çocuğunuza ayırdığınız zamanın uzunluğundan çok kalitesi önemlidir. Onunla birlikte olduğunuz zamanlarda gerçekten ruhsal ve bedensel olarak onunla bütünleşebiliyorsanız çalışmamanız için hiçbir neden yoktur.

Evde mutsuz bir anneyi ne çocuğunuz ne de eşiniz isteyecektir. Çocuğun bakımını kim üstlenecek? Bu ya aile bireylerinden biri ya bir bakıcı ya da çocuk yuvası olabilir. Her birini iyice araştırmalı. Artılar ve eksiler tartılmalı, ekonomik olanaklar, uzaklık, içten sevgi ve ilgi kıyaslanmalı. Olanak varsa 1 yaşına kadar çocuk evinde bakılmalı. Her üç durumda da anne işe başlamadan 15-20 gün önce çocuk bakıcısıyla birlikte olmaya başlamalı. Bu süre yarım saatten başlayarak giderek arttırılmalıdır.

YALANCI MEME (EMZİK) KULLANIMI

doktoryilmazbay Yorum yok

Yalancı meme; doğal emme içgüdüsünü tatmin etmeye yarayan ve bebeğe güven hissi veren destekleyici bir gereçtir. Adı üzerinde emzik-yalancı meme;gerçek memeyi emme zevkini asla tattıramaz. Emziğin amacı çocuğun emme davranışında; doyuma ulaşmasını sağlamaktır. Emziğe ne cankurtaran simidi gibi nede hayatı tehdit eden tehlikeli bir gereç gibi bakmalıyız. Her çocuk emzik emmez; zaten emmesi şart da değildir. Anne sütünü yeterince alıyorsa yalancı meme almayabilir ve de bu çocuğunuz için çok sağlıklı bir durumdur. Daha fazlasını oku

ÇOCUKLARA SEBZE VE MEYVELERİ SEVDİRMENİN PÜF NOKTALARI

doktoryilmazbay Yorum yok

Çocukları kendi haline bırakırsanız genellikle patates kızartması, köfte, makarna ve pilav dışında başka bir şey yemek istemezler. Reddettikleri gıdaların başında sebzeler ve daha sonra da meyveler gelir. Meyve ve sebzeler zengin protein ve enerji kaynakları değildir. Ancak vücut için çok gerekli olan mineral ve vitaminler açısından son derece zengindir. O nedenle çocuğunuzun mutlaka alması gereken besin öğeleridir. Bağırsak hareketlerini düzenleyen, kabızlığa engel olan lif içerirler.
Eğer çocuğunuz meyve ve sebzeleri yeterince tüketmiyorsa aşağıdaki önerileri dikkatlice okuyunuz. Daha fazlasını oku

ÇOCUKLUK ÇAĞI MASTÜRBASYONU

doktoryilmazbay Yorum yok

Çocuğun kendi kendini uyarması olarak tarif edeceğimiz bu olay çocuk gelişiminin beklenen zararsız bir evresidir. Çocukluk yaşlarında hiçte az olmayan bu olay çoğu aile tarafından ayıp, yasak, günah olarak algılanmakta ve saklanmaktadır. Anne –Babalar bir zamanlar kendileri aynı durumu yaşamış olsalar bile bu kadar erken yaşta çocuklarının böyle bir davranış içerisinde olmalarını kabul edemezler. Daha fazlasını oku

İKİZ BEBEK SAHİBİ OLMAK

doktoryilmazbay Yorum yok

Çocuk sahibi olmak dünya da yaşanabilecek duyguların en güzeli ve de mutlulukların en büyüğüdür. Hele bir de bu çocuklar ikiz ise;bu sevinç ve mutlulukların katlanması demektir.

Tıpta çoğul gebelik olarak da adlandırılan; bir hamilelikte birden den fazla çocuk olması genelde ikiz gebelik şeklindedir. Üçüz, dördüz, beşiz… Gebelikler daha az oranlarda görülür. İkiz gebelikler sonucu oluşan ikiz doğumların %25’i tek yumurta ikizi, %75’i çift yumurta ikizidir. İkiz gebelikler genelde yakın ya da uzak akrabalarda ikiz gebelik varsa görülür. İkiz gebeliğe genetik yatkınlıkla birlikte daha önce 1 ya da 1 kaç çocuk sahibi olmuş 35 yaş üzeri kadınlar da ikiz gebelik olma ihtimali daha fazladır. Son yıllarda ise aile içinde ikiz gebelik olmasa da özel tedavi sonucu hamile kalan kadınlarda ikiz gebelikler genetik yatkınlık sonucu oluşan ikiz gebeliklere göre daha çok görülmektedir. Yılda ortalama 1,5- 2 milyon doğumun olduğu ülkemizde 45- 50 bin dolaylarında ikiz gebelik olduğu tahmin edilmektedir. Daha fazlasını oku

İLK ADIM VE AYAKKABI

doktoryilmazbay Yorum yok

Beklediğiniz an geldi. Artık çocuğunuz tutunarak ayağa kalkmaya, ayaklarının üzerine basmaya başladı. Öncelikle şunu bilmelisiniz ki çocuğunuz emekleyeceği ve yürüyeceği zamanı kendisi belirleyecektir. Bunun için kesinlikle onu zorlamayınız. Ancak ona ufak yardımlar yapabilirsiniz. Kaslarının güçlenmesi için rahat hareket edebileceği, hatta tepinebileceği bir ortam hazırlamalısınız. Sürekli kucağınıza alırsanız ya da beşikte yatırırsanız kasları yeterince gelişemez ve yürüme gecikir.  Daha fazlasını oku

KABIZLIK ÖNLEYİCİ DİYET

doktoryilmazbay Yorum yok

Öncelikle çocuğunuzun her gün tuvalete çıkması gerekmediğini bilmeniz gerekir. Bazı çocuklar günde 3-5 kere tuvalete çıkabildiği gibi bazı çocuklarda bu 3-5 güne kadar uzayabilir. 3-5 günde bir tuvalete çıkıyor ama büyük dışkısı çok sert ve büyük hacimli değilse ve bu onu çok rahatsız etmiyorsa normaldir ve kabızlık sayılmaz. Daha fazlasını oku

MEMEDEN KESME

doktoryilmazbay Yorum yok

Acaba meme vermeyi ne zamana kadar sürdürmeliyim düşüncesi artık beyninizi kurcalıyor. Bunun belli bir süresi yoktur. Buna çocuğunuzla birlikte siz karar vereceksiniz. 4. aydan beri yavaş yavaş tüm gıdaları beslenmesine ekledik. Doğal olarak anne sütü azaldığı gibi çocuğunda anne sütüne ihtiyacı azaldı. 1 yaş dolayları memeden kesme için uygun olabilir. Ama çocuğunuz tüm ek gıdaları alıyor üstüne de sizi emiyorsa; emmeyi 2–3 öğünü geçmeme koşuluyla 2 yaşına kadar sürdürebilirsiniz. Eğer çocuğunuz ek gıdaları almıyorsa özellikle katı gıdaları yeterince almıyorsa anne sütüne güveniyor, anne sütünün tadını diğer yiyeceklerde bulamadığı için ek gıda almıyordur. Bütün gün ve gece sizin memenizden ayrılmıyor, sürekli olarak sizi emiyor ve geceleri emmek için sizi ve kendini uyutmuyor ise anne sütünü mutlaka kesmelisiniz.1 yaş dolaylarında anne sütünün potasyum, çinko ve protein düzeyleri bebek için yeterli olmaya bilir. Yine çok uzun süre meme emen çocuklarda diş çürümelerine, yatarak meme emme kulak enfeksiyonlarına neden olabilir. Onun için 1 yaş dolaylarında mutlaka kaşıkla ek besinler vermelisiniz. Daha fazlasını oku

SÜNNET

doktoryilmazbay Yorum yok

Sünnet; penisin uç kısmını kaplayan derinin (sünnet derisi) cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Sünnet derisi el, yüz, ayak ve vücudun diğer kısımlarını örten deri gibi penisin üzerini kaplayan vücudun normal ve sağlıklı bir parçasıdır. Göz kapağı nasıl gözü koruyorsa, penisin üzerini öreten deride penisi dış etkenlerden, travma ve yaralanmalardan hatta enfeksiyondan korur. Penis başını nemli yumuşak ve duyarlı tutar. Normalde bir iç organ olan penisin ısısını sağlar. Penisi koruyan özel bir yağ ve mikroplardan koruyucu maddeler üretir. Tüm bu işlevleri ile çocuklarda penisin normal ve sağlıklı büyüyüp gelişmesini sağlar. Penis üst derisi normalde yalnız idrar çıkışına izin verecek açıklıktadır ve bu ideal özellik penis başının erkenden dış koşullara açık hale gelmesini engeller. Erkenden penis başını örten derinin geri çekilip penis başının dışarı çıkartılması gerekmez. Sünnet derisi ileri çocukluk yaşlarında ya da erişkin çağa gelindiğinde; gerektiğinde kendiliğinden penis başından ayrılacaktır. Genel vücut temizliği dışında penis için özel bir bakım ve temizlik gerekmez. Penis üzerindeki deriyi zorla geri çekip içerisine su, sabun ya da temizleyici bir madde sürülmesi gerekmez Daha fazlasını oku

YERE DÜŞÜRDÜĞÜNÜ YİYEBİLİR Mİ?

doktoryilmazbay Yorum yok

Annelerin kafasını kemiren en önemli sorunlardan biridir. Evet, çocuğunuz yere düştüğünü yiyebilir. Yerler tam steril değildir. Biraz mikrop barındırabilir. Bu mikroplar çocuğunuzda önemli bir rahatsızlığa yol açmaz. Bir süre sonra yaşadığı ortamdaki mikroplara alışacaktır. Bu teması doğal bir aşılama olarak düşünün. Ara sıra tozla, toprakla, temasına izin verin.

doktoryilmazbay Yorum yok

SEVGİLİ ANNE ve BABALAR

Çocuk yetiştirmek bir sanattır. Hem de dünyanın en zor, en yorucu ama öte yandan da en güzel sanatıdır. Çocuk yetiştirme sanatının ana ilkeleri sevgi, anlayış ve hoşgörüdür.

Sayfamızda çocuğunuzu yetiştirirken en çok karşılaşacağınız sorunlar ve bu sorunlarla ilgili açıklamalar bulacaksınız. Sağ taraftaki menüyü kullanarak merak ettiğiniz konularla ilgili ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Doktor Yılmaz Bay’ı tanımak isterseniz buraya tıklayınız.

Anne ve Baba olduğunuz için sizleri kutluyorum ve çocuğunuz ile birlikte sevgi, anlayış ve hoşgörülü günler diliyorum.

Doktor Yılmaz Bay
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Not: Randevu almadan önce bu yazıyı okuyunuz: Randevu Kuralları