“Sevgi gelince tüm eksikler biter.”

Gözünüz aydın çocuğunuz artık yer değiştirebiliyor. Emeklemeye başlayabilir. Emekleme dönemi denilen bu dönemde çocuğunuzu her an evin değişik bir yerinde görmeniz mümkün. O en tatlı tebessümü ile karşınızda. Unutmayınız! Bazı çocuklar hiç emeklemeden direkt yürümeye geçebilir. Mutlaka elleri ve ayakları üzerinde emeklemesi gerekmez. Kendine özgü çeşitli emekleme yöntemleri geliştirebilir. Ayaklarını karnına doğru çekip kollarını ileriye atarak emekleyebileceği gibi arkaya doğru da emekleyebilir. Biraz yardımla ayağa kalkabilir. Tırmanmayı sever. DİKKAT!!!! Ulaşabileceği yerlerde tehlikeli eşyalar bırakmayın. Tüm elektrik prizlerini bir bantla kapatın. Yardım almadan yatarken oturur pozisyona geçebilir. Mama şişesini kendi kendine tutabilir. Eline aldığı ekmeği ya da bisküviyi çok rahat yiyebilir. Oyuncaklarını bir elinden diğer eline geçirebilir. Oyuncaklarını açık bir kutunun içine koyabilir. Baş ve işaret parmağı ile küçük cisimleri kaldırır. Zili çalar. Daha sosyaldir. Parlak ve canlı renkli oyuncaklardan zevk alır. Top Favori oyuncakları arasındadır. Sevmediklerini iter. Etrafındakilerin yaptıklarını taklit eder. Anne, baba, mama, dada gibi 5-6 kelimelik bir kelime haznesi vardır. Hayır’ın anlamını çok iyi bilir. Gerekmedikçe kullanmayın. Ona surular sorarak cevap verin. Örneğin “Su mu istiyorsun? Hadi şimdi sana su verelim” gibi.

         OYUNCAK SEÇİMİ; Kitaplar bu dönemde de yine en iyi oyuncak araçlarımız olmalıdır. Çevresindeki insanları, eşyaları tanıtacak uç boyutlu oyuncaklar, arabalar, bebekler, küpler, Legolar, bloklar bu dönemin uygun oyuncaklarıdır. Yine aktivite masaları,eşleştirme ve kıyaslama yapabileceği değişik şekilli oyuncaklardan da bu dönemde yararlanabilirsiniz.

         HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ? Küpleri eşyaları üst üste dizdikten sonra devirin. Bunu bebeğinizin de yapmasını isteyin. Bebeğinizle ayna karşısında yüzün bölümleri oyunu oynayın. Her organı gösterip ismini söyleyin ve onu işlevi ile anlatmaya çalışın. Bebeğinize Suyla ve sabunla hazırlanan baloncuklar yapın. Bu baloncukları izlemekten, yakalamaya çalışmaktan ve ellediğinde patlamasından büyük zevk alacaktır.

Bu dönemde de doktorunuzun önerdiği Multivitamin ve Demir içeren preparatlara devam etmelisiniz.

 

DEĞİŞİK TATLAR:

Bu dönemde beslenmeye baklagiller ve etli besinleri ekleyeceğiz.

MERCİMEKLİ SEBZE ÇORBASI: Bir su bardağı kaynayan suya, iki yemek kaşığı mercimek, bir orta boy havuç, bir orta boy patates rendeleyerek koyun. Hafif ateşte yarım saat pişirdikten sonra ineceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ekleyip karıştırın. İndikten sonra iyice ezerek çocuğunuza verebilirsiniz.

BULGURLU SEBZE ÇORBASI; Bir su bardağı kaynayan suya, bir orta boy havuç ve bir orta boy kabak yıkanıp, soyulup ince ince doğrandıktan sonra koyulur. İçine 2 çorba kaşığı bulgur koyulur. Hafif ateşte yarım saat pişirdikten sonra ineceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı eklenip karıştırılır. İndikten sonra iyice ezerek çocuğunuza verebilirsiniz.

BAKLAGİLLER: Bir su bardağı kaynayan suya; Akşamdan suya koyulmuş 2 yemek kaşığı kuru baklagiller (bakla, bezelye, fasulye, nohuttan biri) konur.1 orta boy havuç ve bir orta boy patates rendelenerek bu karışıma eklenir. Hafif ateşte yarım saat pişirdikten sonra ineceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı eklenip karıştırılır. İndikten sonra iyice ezerek çocuğunuza verebilirsiniz. Baklagilleri haşladıktan sonra naylon süzgeçten süzmelisiniz. Böylelikle bebeğinizde gaza neden olan kabuklarını ayıklamış olursunuz.

KÖFTE: Dana ya da yağsız kuzu etinden ızgara köfte şeklinde hazırlanır. Yağsız çift kıyılmış dana, kuzu eti yumurta, maydanoz ve ekmek içiyle karıştırılır. İçine soğan ve baharat koyulmamalıdır. 1 köfte (30 gr)ile başlanır. Giderek artırılarak 3-4 köfteye kadar çıkarılabilir. Çatalla ya da elinizi iyice yıkadıktan sonra elinizle ezerek çocuğunuza verebilirsiniz. Ekmek yerine pirinç koyularak ve suda pişirilerek sulu köfte  ya da fırında pişirilerek fırın köfte olarak da verebilirsiniz.

TAVUK ETİ: Genç ve mümkünse gezinen tavuk haşlanır. Tavuğun ön kısmındaki beyaz etlerini çatalla ya da elinizi iyice yıkadıktan sonra elinizle ezerek çocuğunuza verilebilirsiniz. Ufak parçalara bölünerek sebze çorbasına, tarhana çorbasına, mercimek çorbasına karıştırarak verebileceğiniz gibi tek başına da verebilirsiniz. AFİYET OLSUN.

 

İŞTAHSIZLIK

“ Yemek yemek istemeyen çocuğa yemek yedirmeye çalışmak dünyanın en zor işidir.”

İştahsızlık hemen tüm annelerin ortak problemidir. Bütün annelerin söz birliği etmişçesine doktora söyledikleri ilk yakınma, çocuklarının iştahsız olduğudur.

Öncelikle şunu biliniz ki; Çocuğunuz ilk 6 ayda çok hızlı bir büyüme ve gelişme dönemi içindedir. O nedenle kilosuna göre günlük aldığı besin miktarı sizin kilonuza göre aldığınız miktarın çok üzerindedir. 6.aydan sonra büyüme ve gelişme hızı yavaşlayacağı için aldığı besin miktarı da doğal olarak azalacaktır.

İlk 6 ayda aldığı gıdayı ve sonucunda aldığı kiloyu artık yaşam boyu olmayacaktır.

Anne ve babalar beslenme konusunda bilinçli olmalı, şişman olmanın sağlıklı olma anlamına gelmediğini bilmelidirler. Çocuklar, besinlerini anne ve babalarını mutlu etmek için değil karınlarını doyurmak için alırlar. Çocuğunuz yemeğini yemiyorsa bırakın yemesin. Kesinlikle üzülmeyin. Ancak bir daha ki öğüne kadar ona hiç bir şey vermeyiniz. Bir sonraki öğünde yemediği yemeği tekrar onun önüne koyun.“ Yemeğini yemiyor, aman aç kalacak “ endişesi ile;süt içirmek, şeker, çikolata, cips,bisküvi, kraker, kola,gazoz, hazır meyve suları,hazır meyveli sütler,hazır meyveli yoğurtlar gibi abur cubur şeyler vermek yanlış bir tutumdur.

Açlık insana çok şey öğreten önemli bir deneyimdir.

En iyi iştah ilacı onu aç bırakmaktır. Göreceksiniz sonunda kesinlikle yiyecektir. Yemeğe zorlanan çocuklar ileride ya çok şişman ya da çok zayıf çocuklar olmaktadırlar.

ÇOCUĞUNUZU KESİNLİKLE YEMEĞE ZORLAMAYINIZ. Israrla yemek yedirmeye çalışmayınız. Çocuğunuzun burnunu tıkayarak zorla verdiğiniz gıdanın onun için hiçbir besleyici değeri olmadığını bilin. Onu kusturur, hırçınlaştırır; problemini daha da büyütürsünüz. Geçici olan bu problemi sevgi, sabır ve anlayışla çözebilirsiniz.

Eğer çocuğunuzun yeterli miktarda besin almadığını düşünüyorsanız!

Aşağıdaki önerilere uyunuz.

1-Çocuğunuzu belirli aralıklarla besleyiniz. Öğün saatlerini mümkün olduğunca tüm aile bireylerinin birlikte olduğu saatlere denk getirmeye çalışınız.

2-Öğün aralarında çocuğunuza kesinlikle bir şey vermeyiniz. Özellikle çiklet, çikolata, gofret, bisküvi, kraker, çitos, kola, gazoz gibi abur cubur gıdalar çocuğunuzun iştahını olumsuz etkiler. Tokluk hissi verir ve gerçekten gereksinimi olan gıdaları almasını engeller.

3-Kendi kendine yemek yemesine ve parmaklarını kullanmasına izin verin. Orta yere bir örtü serin çocuğunuzu üzerine oturtun. Önüne eliyle, kaşıkla yiyebileceği yiyeceklerden koyun. Bırakın biraz eline yüzüne sürsün, biraz etrafa saçsın. Kendi kendine yiyebileceği 2 kaşık yemek sizin zorla yedirdiğiniz 1 tabak yemekten daha yararlıdır.

4-Yaşı uygunsa yemeği çocuğunuzla birlikte hazırlayın. Size yardım etmesine izin verin. Hazırlanmasına katkıda bulunduğu yemeği yemekten büyük zevk alacaktır.

5-Çocukların kalori gereksinimleri erişkinlere göre daha az olduğu için çabuk doyarlar ve doyduktan sonra da bir şey yemezler. Erişkinler doysalar bile yemek yemeğe devam edebilirler. O nedenle, sofrada uzun süre kalıp tüm yemekleri bitirmesi için ona baskı uygulamayınız. Sofrada en fazla 20-30 dakika zaman geçiriniz.

6-Onu anlamaya çalışın. Çok mu yorgun? Canı mı sıkkın? Hasta mı? Araştırın. Çocuklar hastalıklarında normal yediğinin üçte birini, dörtte birini yerler. Hastalıkları geçtikten sonra bu yemediği miktarı kısa sürede fazladan yiyerek telafi ederler. Endişelenmeyin. Ona hastalığı süresince sindirimi kolay sulu gıdalar sununuz.

7- Çocuğunuza neyi, ne zaman sunacağınıza(ASLA YEDİRECEĞİNİZE DEĞİL)siz karar verin. Ne kadar yiyeceğine bırakın ocuğunuz kendisi karar versin. Sizin göreviniz çocuğunuza belirli bir gıdayı zorla yedirmek değil, yalnızca sunmaktır. Eğer çocuğunuz gıdayı reddediyor, ağzını kapatıyor, gıdaları püskürtüyorsa, o gıdaya gereksinimi yok demektir. Elinizde tabak, kaşık çocuğunuzun peşinden koşturan anne baba olmayınız. ASLA AYAKLI KAŞIK OLMAYINIZ.

8- Aldığı süt miktarını azaltın, böylelikle diğer yiyeceklere yönelmesini sağlarsınız.8-12 ay arası çocuğunuzun alması gereken süt miktarı 500-700 cc, 1 yaşın üzerindeki bir çocuğun günlük alması gereken süt miktarı 300-500 cc arasındadır. Daha fazla süt alması çocuğunuzda kansızlığa neden olabilir.

9- Öğün sayısını azaltın. İlk aylarda 6-8 olan öğün sayısı giderek azalarak 8-12 ay arası 4-6 öğüne ve 1 yaşından sonra da 3-4 öğüne inebilir. Bazı çocuklar 2-3 öğünle de normal gelişimini sürdürebilirler.

10- Çocuğunuza sofra kurallarını öğretin. Yemekten önce mutlaka el yıkanmalı, yemekte başka şeylerle ilgilenilmemeli, televizyon karşısında asla yemek yedirilmemeli, yüksek sesle konuşulmamalı, bağırıp, çağırılmamalı, kavga ve tartışmalardan uzak durulmalı. Mümkün olduğunca sıcak samimi içten bir sohbet ortamı hazırlanmalı. Günlük olumsuzlukların bu havayı bozmasına izin verilmemeli.

Unutmayınız; çocuğunuz söylediklerinizden çok yaptıklarınızdan etkilenir. Davranışlarınızla ona örnek olmalısınız.Siz yemek seçmezseniz oda önüne konulan her türlü yemeği yiyecektir.Tabağınızdaki yemeği bitirdiğinizde göreceksiniz oda aynısını yapacaktır. Yemek sonrası ellerinizi yıkayarak ve dişlerinizi fırçalayarak ona örnek olunuz.

SÖZÜN ÖZÜ: SİZİN GÖREVİNİZ ÇOCUĞUNUZA BELİRLİ ARALIKLARLA BELİRLİ GIDALARI SUNMAKTIR. ASLA YEDİRMEK DEĞİLDİR. HANGİ GIDAYI NEZAMAN SUNACAĞINIZA SİZ KARAR VERECEKSİNİZ. HANGİ GIDADAN NE KADAR YİYECEĞİNE ÇOCUĞUNUZ KARAR VERECEKTİR. 

                                                                        Çocuk Sağlığı Uzmanı

                                                                                 Dr. Yılmaz Bay

Yorumlar kapalı.