9-10 AY

9-10 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Çocuğunuza kazandıracağınız en güzel alışkanlık okuma alışkanlığıdır”

      Bebeğiniz artık çocuk oldu. Evde dolaşmaya, her yeri karıştırmaya başladı. Emekleme tam olarak oluşmuştur. Emeklemiyorsa da üzülmeyin.Bazı çocuklar hiç emeklemeden yürüyebilirler.Her bebeğin kendine özgü bir gelişme şekli vardır.Bir eliyle destek alarak veya hiç destek almadan ayakta durabiliyor.Kollarından tutulunca adım atmaya çalışıyor. Baş ve işaret parmakları arasında küçük bir eşyayı tutabiliyor. Küçük eşyaları yerden alabiliyor. Oyuncaklarını bir elinden diğer eline geçirebiliyor. Oyuncaklarını açık bir kutunun içine koyabiliyor. Parmağını deliklere sokabiliyor. Oyuncaklarından zevk alıyor, sevmediklerini itiyor.Etrafı karıştırmaya başlamıştır.Her an her yerde karşınıza çıkabilir.Bebeğiniz ana dili özelliklerini tanımaya başladı. İki heceli sesler çıkartabiliyor. Arada kendini ifade etmek için anlamsız seslerde çıkartabilir. Parmaklarıyla yemek yemeyi sever ve kendi kendine yemek yemeye başlayabilir. Bırakın yesin.Etrafı dağıtmasını,döküp saçmasını anlayışla karşılayın. 9. ay zeka belirtilerinin ortaya çıkmaya başladığı aydır. Ona yaptığınız her şeyi anlatın ve onunla mümkün olduğunca çok oyun oynayın.Oyun,en iyi öğrenme şeklidir.

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Bu dönemde yine kitaplar en yakın oyuncak aracımızdır.Renkli, desenli özelikle konuşan kitaplar çocuğunuzun en iyi arkadaşı olmalı.
  • Sesli-hareketli oyuncaklar,
  • Çeşitli boyutlardaki kaplar,
  • Üst üste binen oyuncaklar,
  • Çeşitli boyutta delikleri olan oyuncaklar,
  • Karton kutular,
  • Duş,kepçe,kova gibi banyo oyuncaklarından bu dönemde yararlanabilirsiniz.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

  • İçinde-dışında,üstünde-altında,arkasında gibi uzaysal kavramlar beyin gelişmesi için çok önemlidir.Büyük bir karton kutu alın.İçine çocuğunuzun sevdiği bir oyuncağı koyun.”Bak oyuncak kutunun içinde,şimdi onu dışarı çıkartalım” derken onun elini tutup oyuncağı birlikte dışarı çıkartın.Bu işlemi kutunun çeşitli yerleri için tekrarlayın.
  • Bebeğinizle birlikte oturun.Bir fotoğraf albümü elinize alın.”Bak bu baba,bak bu annee.Göster bakayım anne neredee?” diye ona sorun.Ne kadar kolay öğrendiğini göreceksiniz.
  • Suyu bütün çocuklar severler.Bir banyo küvetinde veya çocuk havuzunda oyuncaklarını yüzdürmesine,onları batırıp çıkarmasına izin verin.Mutlaka siz yanında olun.
  • Karın üstünde bol zaman geçirsin. Emeklemesi kolaylaşır. Onunla birlikte emekleyin.
  • Eline verdiğiniz eşyayı size atmasını isteyin ve o eşyayı yakalayıp tekrar eline verin.
  • Kolu çevirirsem kapı açılır,düğmeye basarsam ışık yanar gibi sözleri söylerken olayı gerçekleştirin.Ayni hareketi yapmasını ondan da isteyin.
  • Birlikte suları,kumları kovaya koyun sonrada yere dökün.
  • Yeni ortamları keşfetmeye onu yönlendirin hatta cesaretlendirin.
  • Ulaşabileceği yerlerde ağzına alabileceği, yutabileceği oyuncaklar olmamasına özen gösterin.

BEBEĞİNİZİN BESLENMESİ

9. ay bebek beslenmesinde dönüm noktasıdır. Artık sizin sofranıza oturabilir. Aşırı yağlı, aşırı tuzlu ve kızartma hariç tüm yediklerinizden bebeğinize tattırabilirsiniz.Az miktarda kaya tuzu eklediğiniz yemeklerinizden de bebeğinize tattırabilirsiniz.  Bu ay bebeğinizin beslenmesine Balık , Kuru baklagiller ve  Gazlı sebzeleri ekleyeceğiz. 

DEĞIŞİK TATLAR

  BALIK: İçerisinde omega-3 yağ asitleri (EPA ve Özellikle de DHA beyin gelişimi için çok önemli) olduğu için kalp sağlığını ve beyin gelişmesini olumlu etkiler. Özellikle çocuklarda gözdeki retina tabakasının gelişmesine yardımcı olur. Yüksek miktarda Kalsiyum, fosfor, demir, protein, A ve D vitamini içerir.Bu özellikleriyle bebeğinizin ruhsal ve bedensel gelişimi olumlu etkileyerek bağışıklık sistemin güçlendirir. Bu nedenle bebeğinize haftada en az 1,olanak varsa 2-3 kez balık vermelisiniz.

       Bebeğinize ilk başlayacağınız balıkların;sindiriminin kolay olması, kılçıksız olması,yoğun bir balık tadı-kokusu olmaması ve alerji yapma oranının düşük olması gerekir.Bu özelliklere sahip olan;Tavuk balığı,Mezgit,Dil balığı,Çinekop,Lüfer,Barbun,Kefal gibi beyaz etli balıklarla başlayabilirsiniz. 1 Yaşından sonra güvenilir yerlerden alacağınız ve çiftlik balığı olmadığından emin olduğunuz Deniz Levreği,Deniz Çipurası,Uskumru,Sardalye,Hamsi,İstavrit,Palamut,Tekir Gopez, ,lidaki, mercan,kolyoz, mırmır balığı gibi yağlı ve kokusu daha belirgin balıkları da verebilirsiniz. Balığın taze ve kılçıklarının çok iyi temizlenmiş olmasına dikkat ediniz.Taze balığın; eti sıkı ve derisi parlaktır,solungaçları parlak ve kırmızıdır,balığa parmağımızı bastırıp çektiğimizde eti fazla içeri çökmez ve hemen eski haline döner,hafif bir doğal deniz ve yosun  kokusu vardır,ağır kokmaz,suya bırakılınca dibe çöker,bayat balık su yüzünde kalır.Civa ve ağır metal birikimi riski nedeniyle (Ton balığı,Somon balığı,Morina balığı,Kılıç balığı gibi…) konserve balıklar,ağır dip balıkları ve avcı balıkları bebeğinize kesinlikle yedirmeyiniz.Alerjik etkisi çok yüksek olduğu için Midye, Karides,Istakoz,Yengeç,Kerevit gibi kabuklu deniz ürünlerini 3 yaşından sonra verebilirsiniz.Bebeğinize balığı 1-2 çay kaşığı miktarında başlayınız ve alerji belirtileri göstermiyorsa giderek arttırarak 100 gr miktarına kadar ulaşabilirsiniz.Bebeğinize vereceğiniz balıkları Fırında, haşlama,buğulama ya da ızgara şeklinde pişirebilirsiniz. Balıktan sonra anne sütü,süt, yoğurt verilmez şeklindeki halk inanışı doğru değildir. Balıkla birlikte süt ve süt ürünleri rahatlıkla tüketilebilir.

       Sütlü balık: 1 bardak süte; yıkanmış, soyulmuş, çekirdekleri çıkartılmış 1 adet domates,bir orta boy kabukları soyulmuş ve ince doğranmış patates,bir tutam maydanoz ve yarım orta boy soğan koyunuz. Kaynamaya başlayınca içerisine yukarıdaki balıklardan birinden 40-50 gram kadar koyun.5-10 dakika pişirdikten sonra kılçıklarını çıkartıp, çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

       Balık püresi: Bir adet orta boy patatesi soyup küçük parçalara böldükten sonra 15-20 dakika süre ile sıcak suda haşlayın, içine yukarıdaki balıklardan 40-50 gr kadar koyun ve 5-10 dakika daha kısık ateşte pişirin. Bu karışımın içerisine 1 çorba kaşığı rendelenmiş peynir, 1 tatlı kaşığı tereyağı ve 1 tatlı kaşığı limon suyu ekleyerek karıştırın. Bu karışımı 3–5 dakika da fırına verdikten sonra bebeğinize sunabilirsiniz.

       Fırında balık köftesi: Soyup ufak parçalara böldüğünüz 1 orta boy patates ve 1 orta boy domatesi 1 çay bardağı süt içerisinde 10 dakika pişirin. Yukarıdaki balıklardan 40-50 gr kadar alın ve 1 yumurta ile iyice karıştırın. 1 çorba kaşığı sıvı yağ ekleyerek önceden hazırladığınız patates ve domates karışımı ile birlikte fırında 20 dakika pişirdikten sonra köfte şekline getirip bebeğinize sunabilirsiniz. 

        KURU FASULYE-NOHUT-MERCİMEKLİ SEBZE ÇORBASI: Bir gün suda beklettiğiniz kuru fasulye, nohut ya da mercimeğin  kabuklarını iyice soyunuz. Bir ince pırasa,bir orta boy havuç,bir ufak soğan,bir adet yeşil biber ve bir tutam maydanozu iyice yıkayın.Kuru fasulye ya da nohudun dış kabuklarını çıkartın.1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

        BROKOLİ-KARNABAHAR-LAHANA-PIRASA YEMEĞİ: 100 gr kadar brokoli-karnabahar,lahana ya da pırasayı güzelce yıkayınız. 1 orta boy patates ve  1 orta boy havucu soyup yıkadıktan sonra ufak parçalar halinde doğrayınız. Tüm bu sebzeleri 1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte  pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

        KIYMALI SEBZE YEMEĞİ:Mevsim sebzelerinden (domates, patates, havuç, kabak, ıspanak, lahana, pazı, pırasa, brokoli, karnabahar, enginar, kereviz, taze fasulye, bamya, börülce, semizotu…)  2 ya da daha fazlasını güzelce yıkadıktan sonra ufak parçalar haline getiriniz.Bu karışımın üzerine 100 gr çift kıyılmış ve görünen yağları alınmış kuzu kıyması,bir orta boy soğan ve bir tutam maydanoz ekledikten sonra 1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        DOLMALAR: Etli ve sebzeli olarak hazırlanan bu geleneksel yemeklerimiz çocuğunuz için gerekli tüm besleyicileri içerir. Sebzelere kıyma, pirinç, bulgur eklenmesiyle hazırlanır. İçine yumurta da eklenerek yenen kabak- biber- domates- patates dolmaları ve lahana-pazı sarması bizim toplumumuza özgü en güzel örneklerimizdir. Dolmaları; içi ve sebzesi ile birlikte kendi suyunda iyice eziniz. 2- 3 çorba kaşığı kadar yoğurt ekledikten sonra haftada 3–4 kez çocuğunuza verebilirsiniz. 

        PATATESLİ TAVUK:   Bebeğinize vereceğiniz tavuk etinin; gezinen tavuk ya da organik tavuk olmasına dikkat ediniz.Bir orta boy patates ve 1 orta boy soğanı güzelce yıkadıktan sonra soyup küp şeklinde  ufak parçalara bölünüz. Tavuğun göğüs ya da but kısmındaki etlerinden 100 gr kadar ince ince doğrayınız ya da kıyma makinesinden geçiriniz.Hazırladığınız bu malzemeleri 1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

         HAVUÇLU PIRASA: İki adet ince taze pırasa, iki adet orta boy havuç, bir adet orta boy patatesi ince ince doğradıktan sonra bir kaba koyunuz. Üzerine 2 çorba kaşığı pirinç ya da irmik ekleyiniz. 1 su bardağı su ile ( Ortalama 180 cc ) karıştırarak  20-30 dakika kadar kısık ateşte pişiriniz. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ (örneğin;zeytinyağı) ekleyiniz. 2-3  dakika daha pişirildikten sonra ateşten alınız. Oda sıcaklığında ılımaya bırakınız.Daha sonra çatalla iyice ezip bebeğinize sunabilirsiniz.

9-12 AYLIK ÇOCUKLAR İÇİN ÖRNEK BESLENME  

KAHVALTI:  Anne Sütü ya da 120-150 cc devam sütü + 1 dilim tam tahıl ekmeği ya da 4-5 adet bisküvi  + 1 adet katı pişirilmiş yumurta sarısı+ 1 çorba kaşığı miktarında önceden suya koyulmuş tuzu alınmış beyaz peynir + 1 fındık büyüklüğünde tereyağı + 1 tatlı kaşığı ev yapımı pekmez- reçel ya da marmelat.

ÖĞLEN: Anne sütü ya da 120-150 cc devam sütü +Etli, kıymalı, tavuklu ya da balıklı sebze yemeği (domates, patates, havuç, kabak, ıspanak, lahana, pazı, pırasa, brokoli, karnabahar, enginar, kereviz, taze fasulye, bamya, börülce, semizotu…) + Pilav (pirinç, bulgur, makarna, erişte)+Yoğurt

İKİNDİ: Anne sütü ya da 120-150 cc devam sütü + 1 dilim ev yapımı pasta,börek, kek, poğaça, bisküvi ya da kurabiye +Meyve ( 1 elma, 1 armut, 1 şeftali, 1 portakal, 2 mandalina, 2-3 kayısı, 8-10 kiraz,  8-10 üzüm, 1 dilim karpuz, 1 dilim kavun ya da 1 muz)

AKŞAM: Anne sütü ya da 120 -150cc devam sütü + Sebzeli çorba (sebze, mercimek, şehriye, tarhana, pirinç, ezogelin ya da yayla çorbası ) +Fırında sebzeli et (dana-kuzu eti, kıyma, köfte, tavuk,hindi ya da balık ) +Peynirli makarna +Komposto – hoşaf (elma, armut, kayısı, üzüm, erik)

GECE:  Anne sütü ya da 150-180 cc Mama firmaları tarafından üretilen içine su koyularak hazırlanan sütlü muhallebi (pirinçli, irmikli, buğdaylı, mısırlı, çavdarlı, yulaflı, bisküvili ya da meyveli muhallebi olabilir.)     

Not:Bu liste çocuğunuza neler verebileceğinizi gösteren örnek bir listedir. Bu yiyeceklerin hepsini çocuğunuz almazsa da üzülmeyiniz. Daha az öğün ve daha az miktarlarla da çocuğunuz sağlıklı olarak normal büyüme ve  gelişmesini  sürdürebilir.

                                                                                                                                                                      Afiyet olsun.

Başarı dileklerimle   

                                                                                                                                                              Dr. Yılmaz BAY   

                                                                                                                                                        Çocuk Sağlığı Uzmanı

 

11–12 AY

doktoryilmazbay No Comments

BAŞARI; ALDIKLARINLA HAYATINI DEVAM ETTİRMEK DEĞİL, VERDİKLERİNLE YENİ HAYATLAR BAŞLATABİLMEKTİR.

        Çocuğunuz her an 1–2 adım atarak sizi şaşırtabilir. Çok hareketlidir. Tutunarak değişik pozisyonları dener. Parmak ucuna basma, tek ayak üzerinde durma, yere eğilerek oyuncağını alıp tekrar doğrulma, ayakta iken düşmeden yumuşakça oturma en çok sevdiği oyunlar arasındadır. Evin her tarafı onun keşif alanıdır. “HAYIR, “ sözcüğünün anlamını bilir ama yine de yasakları çiğnemekten kendini alıkoyamaz. Asla pes etmeyin sözünüzün arkasında durun. Kesin bir tavırla ve tok bir sesle bunun neden “hayır” olduğunu ona anlatın. Siz en iyisi ona zarar verecek her şeyi ortadan kaldırın. İlaçları, deterjanları, kimyasal maddeleri, kapalı dolaplarda kilitleyerek saklayın.

        Şekiller ve boyutlarla ilgilenir. Renkleri ayırt etmeye başlar. Kutular en sevdiği oyuncaklar arasındadır. “Bana kırmızı kutuyu ver, mavi kutudaki küçük topu getir.“ gibi komutlarla onun bu özelliklerinin gelişmesine yardımcı olabilirsiniz. 

         Artık daha çok kelimeyi anlamaya başladı. Hatta bilinçli olarak birkaç kelimeyi söyleyebiliyor. Al, getir, götür gibi basit emirlere uygun davranışlar gösteriyor. Topu getir dediğinizde alıp getiriyor,Dışarı çıkalım dediğinizde kapıya yöneliyor. Çocuğunuza iyi bir konuşma modeli olabilmeniz için;tok bir sesle, tane tane, yavaş ve anlaşılır bir şekilde konuşun. Konuşmalarınızı beden dili ile destekleyebilirsiniz. Çocuğunuzun konuştuklarını tekrar edin ancak onun sözcüklerinin doğrusunu ve normalini söyleyin. Hiç bir zaman gezme yerine ADDA, banyo için BICI BICI demeyin. Çocuğunuz; sözcükler bir anlam taşıdığı takdirde konuşabilir. O nedenle sözcüklerin anlamlarını resim, jest ve hareketlerle geliştirip destekleyin.       

         Evde çıplak ayaklarla yere basması ayak kaslarının gelişmesi için oldukça iyidir. Dışarı çıkarken yumuşak tabanlı, topuk kısmı sert,ayağın çukurluğuna gelen kısmı hafif yükseltili,ayak bileğini saran,ayağı terletmeyen mevsimine göre deri veya bez bir ayakkabı giydirebilirsiniz. Ayakkabı çocuğun ayağından en fazla 1 cm. büyük olmalıdır. Asla başkasının ayakkabısı kullanılmamalıdır. Yürümeyi öğrenirken bazen de düşecektir. Kendisinin kalkmasına izin verin. Olayı abartmayın.Gerekiyorsa yardım edin. Sonra yeniden yürümesi için cesaretlendirin hatta teşvik edin.

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Müzikli oyuncaklar; farklı sesleri algılaması, çeşitli müzik aletlerini dinleme,taklit etme becerisi ve belleğini kullanması için önemlidir.
  • İç içe geçen oyuncaklar, büyük parçalı Legolar,
  • Telefon,tabak,bardak,tef, davul, düdük, kapalı kutular,
  • Kalın kalemler,
  • Bahçe, kum ve banyo oyuncakları,
  • İtmeli, çekmeli oyuncaklar,
  • Bol düğmeli,sesli aktivite oyuncakları el becerileri ve fiziksel aktivite için çok önemlidir.
  • Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de Kitaplar; küçük yaşta kelime dağarcığını genişletmesi hayal gücünü artırması ve iletişimi kolaylaştırması için önerdiğimiz oyuncaklar arasındadır.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

  • Vücut ile beyin arasındaki sinir bağlantıları doğumdan 10-12 yaşına kadar olan sürede en hızlı gelişir.Elinizi kaldırın ve çocuğunuzdan da kaldırmasını isteyin.Kolunuzla daireler çizin ve ondan da bunu yapmasını isteyin.Çeşitli hareketler yapın ve ondan da sizi taklit etmesini isteyin.
  • Çocuğunuzu bir köşeye oturtun.Elinize bir eşarp alın.Bir ucunu bebeğinize verdiğiniz eşarbı karşı yönde çekmesini isteyin.Çocuğunuzun bundan büyük bir zevk aldığını göreceksiniz.
  • Bebeğinizle karşılıklı oturun.Ortaya ses çıkartan bir cisim koyun.Ellerinize aldığınız tahta kaşıkla belli bir ritimde şarkı söyleyerek ortaya koyduğunuz cisme vurun.Ondan da bunu yapmasını isteyin.Kahkahalarını videoya almalısınız.
  • Hikaye kitaplarını; resimleri göstererek ve sesleri taklit ederek yüksek sesle ve tane tane okuyun. Sayfa bittiğinde çevirmesini isteyin.
  • Büyük parçalı Legoları yerlerine yerleştirin.Parçaları bulduğunda onu alkışlayın,destekleyici sözler söyleyin.
  • Topu size atmasını isteyin,sizde ona yönlendirin.
  • Oyuncaklarını oyuncak kutusundan çıkarıp tekrar yerlerine yerleştirmesini isteyin.
  • Birlikte su dolu bir kapta gemisini yüzdürüp, ara sıra da batırabilirsiniz.
  • Yürüme egzersizleri yapabilirsiniz.Kollarınızı açıp size doğru gelmesini isteyebilirsiniz.
  • ONA SIK SIK SARILIP,OKŞAYIN VE ONU SEVDİĞİNİZ SÖYLEYİN

DEĞİŞİK TATLAR

        BAHARAT; 10-11.Aydan sonra bebeğinizi baharatla tanıştırabilirsiniz.Bebeğiniz sütünüzü alıyorsa ve sizde baharat kullanıyorsanız;sizin kullandığınız baharatlar sütünüze geçtiği için bebeğiniz o baharatları zaten daha önce tatmıştır.Baharatların sindirimi daha zordur ve alerjen etkileri daha fazladır.O nedenle baharatları bebeğinize sunarken 4-5 gün tek bir baharatı sunmalısınız.Sindirim ya da alerji problemi görmezseniz diğer baharatlara geçebilirsiniz.

İşte 10.aydan sonra bebeğinize sunabileceğiniz baharatlar;

Nane,Zencefil,Kimyon,Zerdeçal,Tarçın,Fesleğen,Biberiye,Dereotu,Tatlı kırmızı biber,Tatlı karabiber,Dolmalık biber,Kekik

        BEZELYE ÇORBASI : 1 çay bardağı bezelyeyi; ufak parçalara ayrılmış 1 orta boy patates,1 orta boy havuç,1 orta boy soğan,2 diş sarımsak ile karıştırarak 1 çay bardağı et ya da tavuk suyu olan bir kap içerisine boşaltın. 20-30 dakika kadar  kısık ateşte pişirdikten sonra ineceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        ISIRGAN OTU YEMEĞİ:  Isırgan otu A,C,E vitamini,mineraller ve posa yönünden oldukça zengin bir gıdadır.Deri üzerinde rahatsızlığa neden olan dalama özelliği ısıtılınca kaybolur. Genç ve taze ısırganların yeşil yapraklı dallarından 50-60 gr kadar iyice yıkandıktan sonra bir kaba koyunuz.İçerisine 2 çorba kaşığı buğday unu,1 çorba kaşığı pirinç ya da bulgur,bir orta boy patates,bir orta boy soğan,2 diş sarımsak küçük parçalara ayırarak ekleyin.Tüm bu karışımı 1 çay bardağı su içinde20-30 dakika kadar pişiriniz. . İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        ENGİNAR ÇORBASI: 2 adet enginarın kök kısmı ve iç yapraklarını iyice temizledikten sonra bir orta boy havuç ve  bir orta boy patatesle birlikte ufak parçalara bölün.Yarım çay bardağı pirinç ekleyerek 1 çay bardağı su içinde20-30 dakika kadar kısık ateşte pişirin. İneceğine yakın içine 1 çay bardağı yoğurt,1 çorba kaşığı tam buğday unu,1 yumurta sarısı ve 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        BAMYA ÇORBASI: 100 gr taze bamyayı yıkayıp iyice temizledikten sonra; bir orta boy soğan,bir orta boy kabukları soyulmuş domates,2 diş sarımsakla birlikte 1 çay bardağı su içinde  10-15 dakika kaynatın. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        TATLI BİBERLİ BROKOLİ: 2-3 dal brokoli,2-3 adet kırmızı biber,1 orta boy soğan,1 orta boy patates,1 orta boy havuç,2-3 diş sarımsağı iyice yıkayıp temizledikten sonra 1 çay bardağı su içinde 2 çorba kaşığı irmik ilave ederek 20-30 dakika kadar kısık ateşte kaynatın.İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        KURU YEMİŞ (CEVİZ,FINDIK,BADEM): Kuru yemişler iyi bir bitkisel protein,Omega-3 ,vitamin ve mineral kaynağıdır.Kuru yemişler alerjik gıdalardır.Aile üyelerinde alerji yoksa 9-10 ay dolaylarında bu gıdalara başlanabilir.Alerji etkisi daha az olduğu için önce cevizle başlayın. Sırayla 7-10 gün ara ile fındık ve badem şeklinde yeni kuru yemişleri bebeğinizin beslenmesine ekleyebilirsiniz.  Alerji etkileri daha çok olduğu için Yer fıstığı ve Antep fıstığı gibi kuru yemişleri 2 yaşından sonra deneyin. Kuru yemişleri solunum yollarına kaçma olasılığına karşı havanda iyice ezerek  ya da rondodan geçirerek un haline getirip bebeğinize öyle sununuz.5 yaşına kadar  çocuğunuzun yanında kuruyemiş yemeyiniz.Farkında olmadan etrafa dökülen kuruyemişleri çocuğunuz bulup ağzına götürebilir bu da çocuğunuzun solunum yollarına kaçarak ağır solunum yolu problemlerine neden olabilir.Kuruyemişleri  ilk gün 1 çay kaşığı şeklinde başlayıp 2-3 gün arayla arttırarak 10-15 gün içerisinde 1-2 tatlı kaşığına kadar çıkabilirsiniz.

        Aile bireylerinden bir  ya da bir kaçında asthma, alerjik nezle, besin alerjisi ve egzama gibi alerjik hastalık varsa kuruyemişlere 1 yaşından sonra başlayınız.Un haline getirdiğiniz bu kuru yemişleri önce bebeğinizin  dudağına değdiriniz. Yarım saat içerisinde;  dudak kenarlarında, vücutta ,göz kapaklarında şişme,döküntü, kaşıntı,kızarıklık, nezle, öksürük, kusma, ishal görülmüyorsa bu kez kuru yemişleri ağızdan  yerım çay kaşığı miktarında başlayıp yavaş yavaş 2-3 gün arayla arttırarak 10-15 gün içerisinde 1-2 tatlı kaşığına kadar çıkabilirsiniz.

        KARACİĞER: Demir, protein, A ve D vitamini yönünden oldukça zengindir. 9.aydan sonra haftada 1-2 öğün bebeğinizin beslenmesine ekleyebilirsiniz.(Beyin dahil diğer sakatatları önermiyorum.) Taze kuzu,oğlak,organik tavuk,hindi ve kaz ciğeri verebilirsiniz.Çocuğunuza dana ciğeri vermeyiniz çünkü kasaplarda,marketlerde satılan dana ciğerlerinde çok fazla toksik madde,antibiyotik ve hormon kalıntısı bulunmaktadır.Ciğeri üzerindeki zarı çıkarttıktan sonra iyice haşlayın.Haşlanınca ciğer sertleşir.Sertleşen bu ciğeri rendeden geçirin. 1-2 tatlı kaşığı şeklinde başlayıp giderek arttırarak 2–3 çorba kaşığına kadar çocuğunuza verebilirsiniz.Karaciğeri çorbalara ya da sebze pürelerine karıştırarak da bebeğinize verebilirsiniz.                  

MEMEDEN KESME

        Anne olmak her dönem sonsuz sevgi ve sabır gerektirir ancak memeden kesme dönemi  ise bu sevgi ve de sabrın doruklara ulaşma dönemidir.Acaba meme vermeyi ne zamana kadar sürdürmeliyim düşüncesi artık beyninizi kurcalıyor. Bunun belli bir süresi yoktur. Buna çocuğunuzla birlikte siz karar vereceksiniz.1 yaş dolayları memeden kesme için uygun olabilir. Ama çocuğunuz tüm ek gıdaları alıyor üstüne de sizi emiyorsa ve gelişmesi de iyi ise emzirmeyi 3-4 öğünü geçmeme koşuluyla 2 yaşına hatta emmeye devam ediyor ve iyi gelişiyorsa 3 yaşına kadar da sürdürebilirsiniz. 1 Yaşından sonra çocuğunuz ek gıdaları yeterince almıyor, özellikle de katı gıdaları yeterince almıyorsa ,anne sütüne güveniyor, anne sütünün tadını diğer yiyeceklerde bulamadığı için ek gıdaları almıyor olabilir. Bütün gün ve özellikle de geceleri sizin memenizden ayrılmıyor, sürekli olarak sizi emmek istiyor ve geceleri emmek için sizi ve kendini uyutmuyor ise ;anne sütünü mutlaka kesmelisiniz. 4-6. aydan beri yavaş yavaş tüm gıdaları beslenmesine ekledik. Doğal olarak anne sütü azaldığı gibi çocuğunuzun da anne sütüne ihtiyacı azaldı.1 yaş dolaylarında anne sütünün potasyum, çinko ve protein düzeyleri bebek için tek başına yeterli olmayabilir. Yine çok uzun süre meme emen çocuklarda diş çürümelerine, yatarak meme emme kulak enfeksiyonlarına neden olabilir. Onun için anne sütü yeterli olsa bile 1 yaş dolaylarında anne sütüne ek olarak mutlaka kaşıkla ek besinleri çocuğunuz almalıdır.

       Öncelikle hislerinizi kontrol edin. Hala bebeğinizi emzirmekten zevk alıyor musunuz? Yoksa sık sık bu işi yapmak, hayatınızı buna göre düzenlemek size yük olarak mı gelmeye başladı?  Bunları iyice düşündükten sonra çocuğunuzu memeden kesmek için eşiniz ve çocukla ilgilenen yakınlarınızla birlikte bir gün belirleyin ve o gün geldiğinde kararınızı ödünsüz bir şekilde uygulayın. Kesinlikle bir daha geri dönmeyiniz. Bu geri dönüşler  memeden kesme dönemini daha da zorlaştırır. Memeden kesmeyi sakin bir zamana denk getirin. Hastalık, seyahat, diş çıkarma gibi durumlar da memeden kesmeyi ertelemelisiniz.Çocuğunuzu 3 yaşına kadar emzirdiyseniz;  3 yaşından sonra anne sütünü mutlaka kesmelisiniz.

       Emzirmeyi sonlandırmanın çeşitli yöntemleri vardır.1 yaş altı çocuklarda en iyi memeden kesme yöntemi yavaş yavaş yapılandır. Her 5–6 günde bir öğün azaltılarak günde 1-2 öğüne inilir. Bir 15–20 gün böyle sürdürülür. Daha sonra o 1–2 öğün de kaldırılır. Daha büyük çocuklarda bu yöntemi uygulamak zor olabilir. 1 Yaş dolaylarında memeden kesmeyi düşünüyorsanız önceden hafta sonuna denk gelecek bir gün belirleyin.Çocuğunuzla da bunu konuşun ve o gün geldiğinde çocuğunuzu birden memeden kesmelisiniz. Çocuğunuzla yalnız kalmamaya çalışmalısınız.Babasıyla,dedesiyle anneannesiyle, babaannesiyle daha çok zaman geçirmesini hatta onlarla yatmasını sağlayabilirsiniz.Parklarda,bahçelerde,kalabalık ortamlarda,başka çocuklarla oynarken memeyi daha az hatırlayacaktır.Dış ortamlarda bulunmasını sağlamalısınız

       Memeden kesme döneminde göğüslerinizde ağrı ve dolgunluk hissedebilirsiniz. Yalnızca dolgunluk hissini azaltacak kadar bir miktar sütü sağıp boşaltabilirsiniz. Boşalttığınız bu sütü çocuğunuza vermeyiniz. Memenize; vücut sıcaklığının biraz altında bir suya batırılmış havlu koyarak memenizdeki dolgunluk  hissini azaltı Eğer ağrınız çoksa paracetemol ya da ibuprofen cinsi bir ağrı kesici kullanabilirsiniz. Memeden kesme döneminde kendinizi biraz üzgün hissedebilirsiniz. Bu normaldir. Şunu da unutmayın; bebeğiniz artık size bağımlı olmaktan kurtuldu. O artık özgürce her şeyi tadan bir birey oldu.                                                                

BEBEĞİNİZ YEMEĞİNİ PÜSKÜRTÜYOR, GIDALARI FIRLATIYORSA;

Zaman zaman bütün bebekler önündekini sağa sola atmaktan,ağzındakileri dışarı püskürtmekten büyük zevk alırlar. Özellikle bunu doyduktan sonra yaparlar. Ancak bu davranışlar aşırı boyutlara ulaşırsa;

  • Önüne fazla bir şey koymayınız. Tek bir çeşit koyun.
  • Mama kabını masaya sabitleyin.
  • Elbisesini korumak için önlük takın.
  • Mama sandalyesinin altına bir örtü serin.
  • Davranışlarını onaylamadığınızı kesin bir dil ve kararlılıkla bebeğinize belirtin.
  • Sakinliğini koruyun.
  • Belki de küçük oyuncu gösteri yapıyordur. Kapıyı kapatıp odadan çıktığınızda seyircisiz kalan küçük oyuncu gösteriyi sonlandıracaktır.
  • Bel ki de bebeğiniz yeterince aç değil.Önündekileri kaldırıp bir sonraki öğüne kadar ona hiç bir besin vermeyin.

YERE DÜŞÜRDÜĞÜNÜ YİYEBİLİR Mİ?

       Annelerin kafasını kemiren en önemli sorunlardan biri de budur. Evet, çocuğunuz kendi evinizde yere düştüğünü yiyebilir. Yerler tam steril değildir. Biraz mikrop barındırabilir. Bu mikroplar çocuğunuzda önemli bir rahatsızlığa yol açmaz. Bir süre sonra yaşadığı ortamdaki mikroplara alışacaktır. Bu teması doğal bir aşılama olarak düşünün. Ara sıra dış ortamda da  tozla, toprakla, temasına izin verin.KİRLENMEK GÜZEL ŞEYDİR.                                                              

BEBEĞİNİZLE YOLCULUK

       Ev dışına çıkmanız bebeğinizle yolculuk demektir. Ekstra bir hazırlık gerektirir. Bu yolculuk komşu ziyareti, yakındaki bir park olabildiği gibi şehirlerarası ya da ülkeler arası bir yolculuk ta olabilir. Elbette yolculuğun durumuna göre hazırlıklarda farklıdır. Yolculuğa çıkarken genelde aşağıdakileri yanınızda bulundurun;

Yedek giysiler, bebek bezleri, kullanılıp atılan poşetler, bebek önlükleri, peçete, krem, sterilize emzikler, biberonlar, içilmek üzere hazırlanmış su, bebeğinizi oyalayacak oyuncaklar, askılar, bebek hasırı ya da battaniyesi.

ARABA YOLCULUĞU:

  • Bebeğinizi çok küçük olmadığı sürece (3,5 kg altında değilse) kucağınıza alarak yolculuk etmeyiniz. SEYAHATLERİNİZDE;BEBEĞİNİZ DOĞUMDAN İTİBAREN MUTLAKA OTO KOLTUĞUNDA OLMALIDIR.
  • Arabaya monte edilen bir bebek koltuğu en güvenlisidir. 9. aya kadar ön koltuğa bağlanan ve arkaya bakan bebek koltuğu, 9. aydan sonra arka koltuğa iyice tutturulmuş öne bakan bir bebek koltuğu kullanabilirsiniz. 
  • Bebeğinizi bebek koltuğuna iyice bağladığınızda emin olmadan yola çıkmayınız.
  • Bebeğinize kullanacağınız oto koltuğu Avrupa standartları çarpışma testlerinden geçmiş olmalı ve bunun logosu koltuğun herhangi bir yerinde görünmelidir.Bu logo ECE R44/04 şeklindedir. 
  • Bebeğinizin yaşına ve ağırlığına uygun bir oto koltuğu seçmelisiniz.
  • Grup 0+ : Doğumdan hemen sonra 13 kiloya kadar kullanılabilen oto koltuk modeli ana kucağı olarak da adlandırılır.İlk seçeceğiniz bir koltuk olabilir
  • Grup 0+/1: Doğumdan sonra 18 kiloya kadar,Grup 1:  9 kilo ile 18 kilo arası,Grup 1/2:9 kilo ile 25 kilo arası,Grup 1/2/3:9 kilo ile 36  kilo arası,Grup 2/3:15 kilo ile 36 kilo arasındaki çocuklar için uygundur.
  • Yolculuğa çıkış saatinizi bebeğinizin uyku saatine denk getirmeye çalışın. Yolculuğun başında arabada bir süre uyursa iyi olur. 
  • Yolculuğa çıkmadan önce bebeğinizi besleyin. 
  • Mola saatini çocuğunuzun acıkma saatine göre ayarlayın.
  • Yolculuk esnasında onu oyalayacak oyuncakları yanınıza almayı unutmayın.
  • Ona dinletebilineceğiniz ninni ya da müzik parçalarını yanınıza alınız. Arabada çok işe yarayacaktır.
  • Arabanızın camlarını açarak bebeğinizi hava akımında bırakmayın.
  • Uzun yolculuklarda araba camlarından geçen ışınları bebeğinizin cildini etkileyebilir. Güneşli havalarda başında şapka, araba camlarında perde ya da güneşlikle bebeğinizi aşırı güneşten koruyunuz.
  • Mümkünse klima çalıştırmayınız. Eğer çalıştırmak zorunda kalırsanız hava akımının direkt çocuğun üzerine gelmemesine dikkat edin ve klimayı en az güçte çalıştırın.
  • Eğer bebeğiniz biberonla besleniyorsa her öğün için ayrı bir biberon temiz ve steril bir şekilde arabada hazır bulundurun. Bu biberonları arabada güneş olmayan bir yerde saklayınız.
  • Önceden ısıtılmış, soğutulmuş bir suyu olanak varsa termosla muhafaza ederek yanınıza alın. Yolculuk boyunca sık sık bu sudan çocuğunuza sunun.                                                          

                                                                                                                                                                                                                                                              Dr. Yılmaz BAY                                                                                                

                                                                                                                                                                                                                                             Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı                                                    

 

12–15 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Herkesin içinde öv; eleştirilerini bir kenara çekerek söyle.”

 

DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLSUN, TÜM YAŞAMI SAĞLIKLI VE MUTLU OLSUN.

       Gözünüz aydın. Bebeğiniz artık 1 yaşında. Anlama, kavrama ve iletişim becerilerinde büyük ilerlemeler gözlüyorsunuz. Birden koşarak size gelirse sakın şaşırmayın. İlk anlamlı sözcükler dilinden dökülmeye başladı. Gözünü, burnunu, kulağını gösterebiliyor. Başparmağını ve ‘şaret parmağını kullanarak cisimleri tutabiliyor. Yakalama alanına giren her şeyi uzanıp almak istiyor. Giyindirilirken, soyundurulurken size yardımcı oluyor. Kendi adını biliyor ve seslenildiği zaman dönüp bakıyor. Kaşığı ve bardağı iyice tutup kendini besleyebilir.  Read More

15–18 AY

doktoryilmazbay No Comments

“İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz”

   Evde artık duygularınızı, düşüncelerinizi sevinçlerinizi, üzüntülerinizi(Siz yine de üzüntülerinizi paylaşmayın) gerçek anlamda paylaşabileceğiniz bir dostunuz var. Evin her köşesinde karşınıza çıkabiliyor. Kendine özgü şarkılar söylüyor. 7 ile 20 kelime arasında biliyor. Kendi adını biliyor ve seslendiğiniz zaman dönüp bakabiliyor. Bildiği bir eşyanın ismini söyleyebiliyor. İstediklerini işaretle belli ediyor, altını ıslattığında gelip size gösterebiliyor ya da tuvaletini yapmak için  koltuk,kapı,perde arkası gibi bir yere saklanıyor.

    Elinden tutarsanız merdivenleri çıkabilir. Geri geri sürünerek inebilir, düşen oyuncağı almak için çömelebilir. Tahta küplerden ikili, üçlü-,dörtlü kuleler yapabilir. Resimli kitaplara bakmaktan hoşlanır. Birkaç sayfayı birden çevirebilir. Kalemle çizgiler çizip karalamalar yapabilir. İlk karalama girişimleriyle kendini yazılı olarak anlatmaya başlar. Oyuncak bebeğine yemek yedirmek gibi basit günlük etkinlikleri taklit eder. Benim, senin, onun gibi zamirleri; hayır, olmaz gibi olumsuzlukları kullanır.  

    Mümkün olduğunca ona sık kitap okuyunuz. Sevdiği kitapları tekrar tekrar okuyun. Renkli, resimli kitapları kendisinin tutmasına ve karıştırmasına izin verin.    

OYUNCAK SEÇİMİ

  • Bu dönem çocuğunuzun en hareketli olduğu dönemdir.
  • Üzerine binilebilir büyüklükte itilen veya çekilen ses çıkartan tahta veya plastikten hayvan türü oyuncaklar onu hareketli kılar.
  • Üzerindeki deliklerden içerisine topların veya basit geometrik figürlerin itildiği setler el becerisini ve şekil duygusunu geliştirir.
  • Küçük sandık, sepet, tabure, süpürge, faraş gibi oyuncaklar fiziksel gelişmesine yardımcı olur.
  • 4–5 parçalı yap bozlar, Legolar zihinsel gelişilmesi için oldukça iyidir.
  • Gece yatarken baş ucunda çalacağınız görüntüsüz basit öykü CD leri ve okuyacağınız yırtılmaz bol resimli kitaplar hem bilgisini artırır hem de ona okuma alışkanlığı kazandırır.

HANGİ OYUNLARI OYNAYABİLİRSİNİZ?

  • Ağız, burun, göz, kulak gibi organları göstererek organ tanıma oyunu oynayabilirsiniz.
  • Her türlü ev işlerinde yardımını isteyerek onu yaşamın her alanına katabilirsiniz.
  • Her gün belirli saatlerde sokağa çıkarak ve çevre de gördüğünüz şeyleri ona anlatarak çevreyi tanımasını sağlayabilirsiniz.
  • Çocuğu olan ailelerle bir araya gelerek daha sosyal olmasını sağlayabilirsiniz.
  • Saklambaç, köşe kapmaca gibi oyunlarla hareket ve yürüme becerilerini arttırabilirsiniz.
  • Birlikte söyleyeceğiniz çocuk şarkıları ve tekerlemelerle onun kelime dağarcığını geliştirebilirsiniz.
  • Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de birlikte bol resimli kitaplar okuyabilirsiniz.

DEĞİŞİK TATLAR

          ÇORBALAR: Alımının kolay olması nedeniyle çocukların en sevdiği gıdalar arasındadır. Sevmediği birçok gıdayı çorbaların içerisine karıştırarak çocuğunuza verebilirsiniz. 

İşte size 3 Örnek;

        Etli Sebze Çorbası:100 gr kuzu eti,1 orta boy havuç,1 orta boy patates,1 orta boy kereviz,1 küçük soğan ve 2 diş sarımsağı 1 bardak su içinde karıştırın.Üzerine 1 çorba kaşığı un ilave edip kısık ateşte 20-30 dakika pişirin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

         Bahar çorbası: 100 gram kabukları soyulmuş bezelye, 2 taze havuç, 2 yaprak marul, 1 orta boy soğan ve 2-3 dal maydanozu 1 su bardağı kadar su içerisinde 20-30 dakika pişirin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz. 

       Domatesli ekmek çorbası: 1 adet domatesi soyup çekirdeklerini çıkardıktan sonra küçük parçalara bölün. Orta boy bir soğanı ince ince kıyın. Domates ve soğanlara 2 dilim kurutulmuş ve ince doğranmış ekmeği ekleyin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra üzerine 2 çorba kaşığı rendelenmiş peynir ekleyerek oda sıcaklığında çocuğunuza sunabilirsiniz.

       BALIK KÖFTESİ: Sardalye, hamsi, lüfer, mezgit, barbun, tavuk balığı, dil balığı gibi balıklarla yapılabilir. 1 orta boy patates, 1 orta boy havuç, 1 orta boy soğan ve 200 gr balığı ufak ufak doğradıktan sonra bir kapta 15 dakika haşlayın. Ateşten aldıktan sonra onlardan ufak ufak köfteler yapın. 1 yumurtayı bir kapta iyice çırptıktan sonra üzerine galeta unu ekleyin. Yaptığınız köfteleri bu karışıma batırın. Daha sonra zeytinyağı koyulmuş yanmaz tavada 5-6 dakika pişirip oda sıcaklığında çocuğunuza sunabilirsiniz.

        ETLİ KABAK DOLMASI:100 gr kıymayı ince ince kıydığınız soğan, sarımsak, dereotu, domates ve pirinçle karıştırın.Bu karışımı içini boşalttığız kabakların içine doldurun.Kabakların ağzını domatesle kapatın. Kabakların üzerini geçmeyecek kadar su ilave edin. Kısık ateşte 20-30 dakika pişirin. İneceğine yakın içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyin. 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

        MAKARNA: Bütün bebeklerin en sevdiği yemeklerin başında makarna gelmektedir. Parmaklarıyla kolayca yakalayabileceği kelebek, midye, bukle veya deniz kabuğu  şeklindeki makarnaları tercih edebilirsiniz. Makarnayı mutlaka pilav gibi kendi suyunda pişirin Kolayca almadığı birçok gıdayı soslu makarnayla karıştırarak çocuğunuza sunabilirsiniz. 

İşte size iki örnek;

Yeşil soslu makarna: 1 adet kabak,6 adet yeşil fasulye, 1 adet domates,1 küçük soğanı küçük parçalar halinde doğrandıktan sonra 20-30 dakika pişirin. Püre haline getirilerek pişmiş makarnanın üzerine dökün. Bu karışımın üzerine 1 çorba kaşığı rendelenmiş peynir ilave ederek çocuğunuza sunabilirsiniz.

Etli makarna: 50-100 gr kadar kuzu kıyma ya da organik tavuk eti gibi etlerden birisi  20-30 dakika kadar haşlanır. Daha sonra ufak parçalara bölünen bu etler haşlanmış makarnanın üzerine dökülür. 1 çorba kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı ekleyerek bu karışımı 2-3   dakika daha kaynattıktan  sonra oda sıcaklığında çatalla iyice ezip çocuğunuza sunabilirsiniz.

   BAL KABAKLI KEK : 100 gr balkabağını 20 dakika haşladıktan sonra iyice ezin.1 yumurta,yarım çay bardağı zeytinyağı,2-3 adet ceviz ya da badem,1 çorba kaşığı kuru üzüm,1 çay kaşığı tarçın,yarım paket kabartma tozu ve yarım çay bardağı  buğday ununu balkabağı ile karıştırın.Hazırladığınız bu karışımı önceden 200 dereceye kadar ısıttığınız fırında 20 dakika pişirdikten sonra oda sıcaklığında çocuğunuza sunabilirsiniz.

   MUZLU MUHALLEBİ : 1 çay bardağı süt,1 çay bardağı buğday unu,2 tatlı kaşığı toz şeker ve 1 paket vanilyayı karıştırarak kısık ateşte 10 dakika pişirin.Ateşten aldığınız bu karışımın içine yarım çay bardağı kakao,ince dilimlenmiş 2 adet muz,1 çorba kaşığı kuru üzüm,1-2 adet ceviz-badem ya da fındık ekleyin.Tüm bunları iyice karıştırdıktan sonra kısık ateşte 10 dakika daha pişirdikten sonra oda sıcaklığında çocuğunuza sunabilirsiniz.

   SALATALAR: Bebeğinize artık salata şeklinde çiğ sebzeleri de verebilirsiniz.Başlangıçta (Mevsiminde ve tarladan olma koşuluyla)Domates ve salatalık dilimlerini eline verebilirsiniz. Sonra bu yiyeceklere havuç, patates, kabak, marul,maydanoz,nane,dereotu, yeşil soğan-kuru soğan,pancar, lahana,Yeşil fasulye,bezelye gibi yeşil yapraklı sebzeleri de ekleyebilirsiniz.Tüm bunları tek tek verebildiğiniz gibi birçoğunu karıştırarak içerisine zeytinyağı,limon ya da sirke ekleyerek de verebilirisiniz.

                                                                                                                                                                                           Afiyet olsun!

                                                  ÇOCUK VE TELEVİZYON

      Yazıma başlamadan önce hemen belirteyim.Televizyon,bilgisayar,tablet,Laptop,CD,DVD ,akıllı telefon videoyu ve tüm görsel ,işitsel oyun araçlarını aynı kategoriye koyuyoruz.Televizyon için söylediklerimiz diğerleri için de geçerlidir.

    20.Yüzyılın en büyük buluşları arasında yer alan TV insanlık adına büyük gelişmelere sebep olmuştur. Aile hayatını;milattan önce ve milattan sonra gibi TV’den önce TV’den sonra diye 2’ye ayırmak mümkündür.

   Televizyondan önceyi; aile yaşamı için karanlık, televizyondan sonrayı ise aile yaşamı için aydınlık dönem olarak nitelendirebiliriz.

   Çağımızın en önemli kitle iletişim aracı olan televizyonun çocuklara yararlımı; zararlımı? olduğu hep sorgulana gelmiştir. Bu soruyu ben bıçak insana yararlımı,zararlımı ya da uranyum insanlık için yaralımı ,zararlımı? şeklinde algılıyorum. Bıçakla elma soyarsak yararlı, elimizi kesersek zararlı.Uranyum atomundan elektrik enerjisi üretebiliriz ve yararları sonsuzdur.Atom bombası yaparsak da zararları sonsuzdur.Bunun gibi televizyonu  olumlu kullanırsak elbette ki yararlıdır.Gereğinden çok ve yerli yersiz kullanırsak elbette ki zararlıdır.Azı karar,çoğu zarar ilkesi çoğu şeyde olduğu gibi burada da geçerlidir.

Televizyonun çocuklara olan olumsuz etkilerini söyle sıralayabiliriz;

  *Öncelikle çocuk cansız bir varlık karşısındadır. Konuşmasına, bakışına, gülümsemesine karşılık vermeyen ,gönderdiği iletişim ve etkileşim mesajlarını algılamayan sert ve soğuk bir cisim karşısındadır.

  *Duygusal ve sosyal uyarıdan yoksundur.

  *Çocuklar televizyon başında hareketsiz kalmakta enerji harcamamakta.

  *Yine televizyon başında farkına varılmadan gereğinden fazla besin tüketilmekte,

  *Reklamlardan olumsuz etkilenilerek kalorisi yüksek besin değeri az besinler tüketmekte ve buda çocukta  fazla kiloya neden olmaktadır.

  *Çocuk olaya katılamamakta önüne ne sürülürse onu kabullenmekte,fikir yürütememekte,soruları cevapsız kalmakta,sevgi ve sıcaklık bulamamaktadır.

  *Sosyal  gelişimi olumsuz etkilemekte çevre ve arkadaş ilişkilerini bozmakta.

  *Zamanı tüketmekte; diğer aktivitelere, oyuna, ödeve, okumaya zaman kalmamaktadır.

  *Gecenin geç saatlerine kadar anne ve babanın yanında televizyon izleyen çocukta uyku ritmi bozulmaktadır.

  *Çocuk için hazırlanmayan bazı programlar dil gelişimini olumsuz etkilemekte hatta konuşma bozukluğuna neden olmaktadır.

  *Dili çocuklar konuşarak ve tekrar ederek öğrenmekte televizyon bu konuşma ve tekrarı engellediği için konuşmayı geciktirmektedir.

  *Aşırı şiddet ve abartılı cinsellik içeren filimler çocuğun ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Televizyon da ki şiddetin çocuğun ruh sağlına olan olumsuz etkileri;

    8 yaşın altındaki çocuklarda soyut düşünce oluşmamıştır,gerçek ve fantezi arasında ki ayırım henüz yapamazlar.Çocuklar için hazırlanmayan programlarda gerçek ile rolü  birbirlerine karıştırırlar ve T.V de gördükleri  her şeyi  gerçek olarak değerlendirirler ve olduğu gibi algılar.Çocuklar gördüklerini öğrenir ve uygularlar. Genelde filmlerde şiddeti uygulayan kahramandır, şiddet uygulanan kötü adamdır. Çocuk problemleri çözmek için şiddet uygulanmasını normal olarak değerlendirir ve çevresine de uygulamak ister. Yine şiddeti göre göre şiddete karşı duyarsızlaşır. Bazı filmlerde  şiddet komedi ve cinsellikle işlenir.Bu gibi filimler karşı tarafa zarar verirken eğlence ve zevkte uyandırdığı için daha da zararlıdır.

Sonuçta çocuklarda saldırgan davranışlarda artma, kendine ve yakınlarına zarar geleceği korkusu,  uyku bozuklukları, gece kabusları, saldırganı model alma, güçlünün yanında olma gibi ciddi bozukluklara neden olduğu için çocukların şiddete tanık olmasını asla istemiyoruz.

Anne babalar çocukları ile televizyon izlerken istenmeyen bir görüntüyle karşılaştıklarında;

     Öncelikle anne-babalar  çocuklarına hangi programı izleteceklerini ve hangi programı birlikte izleyeceklerini baştan belirlemelidirler.

Birlikte izledikleri bir programda programın gidişi istenmeyen bir sahneye doğru ise çocuğa fark ettirmeden ilgisini başka alana yöneltmelidirler . Örneğin bu birlikte oyun oynamak, kitap okumak, dışarı çıkmak, oyuncaklarına yöneltmek olabilir.

İstenmeyen ani bir görüntü karşısında ise “ Evladım bu program bize göre değil. Bunu izlemek yerine gel seninle şu aktiviteleri yapalım” diyerek yine çocuğun merakının artmasına neden olmadan başka uğraşlara yöneltmelidirler.

Televizyon izlemenin çocuğa olan yararları;

  *Televizyon çocukların işitsel,görsel uyaranlarla,öğrenmesine,bilgilenmesine ve eğlenmesine katkıda bulunur..

  *Eğitici programlarla derslerine yardımcı olur.

  *İlgi alanlarını genişletir.

  *Çocuklar için hazırlanmış müzik programları ile ruhsal doyumu sağlar.

  *Haber ve belgesel programları ile dış dünya, çevre ve diğer insanlarla ilgilenmesine yol açar.

  *Savaş, yoksulluk gibi hayatın gerçeklerinden haberdar olmasını sağlayarak, yalnız kendini değil dış dünyayı da düşündürerek  bencillikten uzaklaştırır.

  *Özel hazırlanmış çocuk programları ile dilini doğru ve düzgün kullanmasını sağlar.

  *Zamanında başlanan yabancı dil programları ile ikinci bir dil öğrenmesine katkıda bulunur.

  *Daha büyük çocuklar doğru Internet kullanımı ile gerekli sonsuz bilgiye kolayca ulaşarak derslerinde,ödevlerinde büyük kolaylıklar sağlayabilirler.

  *Eğitici sağlık programlarını izleyerek sağlıkları hakkında doğru ve yararlı bilgiler edinebilirler.

Televizyondan daha verimli yararlanmak için belli kurallara uyulmalıdır,

    Her şeyde olduğu gibi burada da anne- babalar çocuklarına örnek oluşturmalıdırlar. Çocuklar gördüklerini uygularlar. Kendisi bütün gün televizyon başından ayrılmayan anne baba çocuğuna kural koyamaz. Başta anne baba olmak üzere evde yaşayan herkesin bir televizyon izleme programı olmalıdır. Bu program ev işlerini, yemeği, oyunu, kitap okumayı, ders çalışmayı ve aile içi kaynaşmayı olumsuz etkilemeyecek ve her birine yeterli zaman bırakacak bir program olmalıdır. Yan yana değil birlikte yaşayan bir aile yapısı içinde olunmalı, çocuk yaşamın her alanına katılmalıdır.

  *3 Yaşın altındaki çocuklar kesinlikle televizyon karşısında olmamalı ve onlara televizyon izlettirilmemelidir.

   *3-6 yaş arasındaki çocukların televizyon başında geçirdikleri günlük süre 2 kez  30-45 dakikayı geçmemelidir. Yaşlarına uygun çocuklar için özel olarak hazırlanış televizyon kanallarındaki programlardan ya da normal kanallardaki yaşlarına uygun çocuk programlarından yararlanılabilir.

  *6-12 yaş arasında çocuklar hafta içi günlük en fazla 1 saat, hafta sonları ise  2-3 kez 30-45 dakika süre ile televizyon izleyebilirler.

  *16 YAŞ ALTINDAKİ ÇOCUKLAR ASLA YALNIZ BAŞINA TELEVİZYON İZLEMEMELİ. Anne babalar çocuklarla birlikte televizyon izlemeli, programları değerlendirilmeli, çocuğun görüşü sorulmalı, karşılaşılan olaylar hakkında fazla detaya girmeden yorumlar yapılmalı ve onun da yorumlara katılması sağlanmalıdır.

  *Hangi süre ile ve ne çeşit programın izleneceği önceden planlanmalı, günlük, haftalık, aylık programlar yapılmalı.

  *Televizyon başında çocuklara asla yemek yedirilmemeli.

   *Bir seferde 30-45 dakikadan fazla televizyon izlenmemeli.

  *Çocuğun günde en fazla 3 kez 30-45 dakika televizyon izlemesine izin verilmeli.

  *İstenmeyen görüntülerin yer alabileceği programlardan kaçınılmalı.

SAĞLIKLI BİR RUHSAL VE BEDENSEL GELİŞİM İÇİN ÇOCUKLAR MÜMKÜN OLDUĞUNCA TELEVİZYONDAN UZAK AKTİVİTELERE YÖNLENDİRİLMELİDİR

      Çocukların en önemli uğraşı oyundur. Büyük için iş neyse çocuk içinde oyun aynıdır.Erişkin ruh sağlığı sevmek ve çalışmaksa;çocuk ruh sağlığı sevilmek ve oynamaktır.Çocuklar boş  zamanlarının  % 80 ‘ini oyunla geçirmelidir.

  *Aile içinde sohbet etmek çok eğlenceli olabilir. Çocukların eş, dost ve akrabalarla birlikte olmaları sağlanmalı ve onlarla yeterince zaman geçirmelerine fırsat verilmelidir.

  *Yine kitap okumak çok iyi bir boş zaman değerlendirme yöntemidir.

  *Ev işlerinde anneye yardımcı olmak, odasını toplamak, oyuncaklarını yerleştirmek. Daha büyük çocukların yemeğe, bulaşığa, temizliğe yardımcı olması boş zaman değerlendirmesi dışında çocuğun hayata hazırlanması içinde gereklidir.

   Sözün özü; Televizyon güncel yaşamımızın olmazsa olmaz bir gerçeğidir. Yaşamın gerçeklerini, zorluklarını ve eğlenceli yanlarını bize yansıtır. Doğru kullanıldığında yaşam ve aile ilişkileri açısından çok faydalı, etkili ve vazgeçilmez bir araçtır.YETER Kİ TELEVİZYONUN ESİRİ OLMAYALIM…..

                                                                                                                                                   Dr.  YILMAZ   BAY

                                                                                                                                    Çocuk Sağlığı Ve Hastalıları Uzmanı 

                                                                                                                                   Sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileğiyle

 

21–24 AY

doktoryilmazbay No Comments

“Oynamayan tay at olmaz”

Sonu gelmez sorulara hazırlıklı olun. Ne, nerede, kim, niçin… gibi soruların ardı arkası gelmez. 50 kelime bilir ve daha fazlasını anlayabilir.2–3 sözcüğü bir araya getirerek basit cümleler kurar. Oyun oynarken kendi kendine konuşur ancak konuştuklarının bazıları anlaşılmaz. Oyuncak bebeği ile konuşur ve onu besler.6–8 küpten kuleler yapabilir. Üç tekerlekli bisiklete binebilir. Merdivenleri yukarı aşağı çıkıp ,inebilir. Kalemi büyüklere benzer şekilde tutup ileri,geri karalamalar yapar, daire ve enine çizgiler çizebilir. Bir resimdeki 2–4 nesneyi tanıyarak gösterir. Rahatça koşar, topa tekme vurabilir. Kitap yapraklarını teker teker çevirebilir. Ben, sen ve biz’in anlamını bilir ve kullanır. Burun, ağız, yüz gibi bölümleri tanır ve gösterir. Başkalarında da bu organları gösterir. Elbisesini çıkarabilir. Üstüne dökmeden kaşıkla yemek yiyebilir. Bardağı alır suyunu içer ve tekrar yerine koyabilir. Tuvaletini söyleyebilir. Masal dinlemekten hoşlanır. Sembolik oyunlar oynar. Örneğin; bir sopayı araba yaparak üzerine binip dolaşabilir. Read More

ANNE SÜTÜ VE EMZİRME

doktoryilmazbay No Comments

“İneğin sütü buzağısı, annenin sütü bebeği içindir”

Sayın anneler;

Dünyanın en zor ve en kutsal mesleği olan annelik mesleğini seçtiğiniz için sizi kutlarım. Bu oldukça zor ve o oranda da kutsal mesleği en iyi şekilde başarmanız için sizlere yardımcı olabilecek bazı bilgilere kısaca değinmek istiyorum.

 

BEBEK BESLENMESİNDE ESAS MADDE ANNE SÜTÜDÜR

Tüm hazır mamaların esası inek sütüdür, bazı değişikliklerle anne sütüne yaklaştırılmaya çalışılmıştır. Ama hiç bir zaman anne sütünün tam eşdeğeri değildirler ve olamazlar da. Anne sütünün olmaması, kötü olması ve bebeğe yaramaması diye bir şey söz konusu değildir. Çok özel durumlar dışında her annenin çocuğunu besleyebilecek sütü vardır ve bu süt, kendi yavrusu için en uygundur. Hiç bir besin anne sütünün yerini tutamaz. Read More

GECE İŞEMESİ

doktoryilmazbay No Comments

Çocuklarda görülen gece işemeleri yalnız çarşafları değil; bir çok ailenin de hayatını perişan etmiştir. Ve halende etmektedir. Öncelikle aileler şunu bilmelidirler ki;5 yaşına kadar ayda 3-5 kez gece işemesi normaldir.Tedavi gerektirmez. Çocuk 5 yaşını geçtiği halde ayda 3-5 kez yada daha fazla altını ıslatıyorsa bu gece işemesi hastalığıdır.Ve bir çocuk hekimine başvurulmalı ve yardımı istenilmelidir. Gece işemesi olan çocukların % 40 anne yada babasında % 80 aile fertlerinden herhangi birinde (Amca, hala, dayı, teyze yada bunların çocuklarında) gece işemesi vardır. Read More

ÇOCUĞUNUZDAN SİZE MEKTUP VAR

doktoryilmazbay No Comments

PULSUZ DİLEKÇE

Sevgili Anneciğim, Babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, şunları söylemek isterdim; Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra.Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ama siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz yasak ve kuralların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlamayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yaralanmadan edemiyorum. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam.Yumuşak ve keskin sözler bende daha iyi iz bırakır “ Ben senin yaşındayken… “ diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın.Bana yanılma payı bırakın.Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın.Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin.Ceza vermeden önce beni dinleyin.Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.Beni dinleyin.Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar,soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve öz olsun.

Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; Hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana süre tanıyın.Yüzde Yüz Dürüst Davrandığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğuk kanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı göre bilirim, ama beni aşağılamayın.Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklaştırır.

Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz, erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

Biliyorum ara sıra üzüyor belki de sizi hayal kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istedikleriniz çok olmadığını da biliyorum.

Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize inancım sarsılmasın.

Benden “ Örnek Çocuk “ olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem.Sevecen anlayışlı olmanız bana yeter.

Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değil. Ama seçme hakım olsaydı.
Sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim…

SEVGİLER, ÇOCUĞUNUZ

OYUN VE ÇOCUK

doktoryilmazbay No Comments

Oyun, sonucu düşünülmeden, eğlenmek amacıyla yapılan davranış ve hareketledir. Çocuğun fiziksel, zihinsel, dil ve sosyal kapasitesinin gelişmesini sağlayan en önemli uğraşısıdır. Büyükler için iş ne ise çocuklar için oyun aynıdır. Oyun çocuğun işidir. Oyunla çocuk toplum içerisindeki sosyal yönünü geliştirir ve kendini diğer bireylerden ayıran özellikleri fark eder. Çocuk kendini oyunla anlatır. Çocuğun duyguları oyunla keskinleşir. Yetenekleri, becerisi artar. Kurallara uymayı, sorumluluk almayı, iş birliğini, insanlara saygılı olmayı oyunla öğrenir. Duyduklarını, gördüklerini oyunla sınayıp dener, öğrendiklerini pekiştirir. Girişimci olmayı, tehlikeyi göze almayı, karar vermeyi, problem çözmeyi oyunla öğrenir. Kendisine olan güveninin oyunla geliştirir. Duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını oyunla karşılar. Oyunla kendi kendine yetmeyi öğrenir. .

Çocukların zekâ gelişiminin % 50’si ilk 4 yaş içinde, % 30’u 4- 8 yaş arasında, % 20’si de 8- 18 yaş arasında tamamlanır. Bu nedenle ilk 4 yaşta eğitici oyunlar çok önemlidir. Bu oyunlar bedeni ve zekâyı geliştirdiği gibi onun üzerinde neşe ve mutlulukta yaratır. İyi davranışlar kazandırır, arkadaşlık ilişkilerini güçlendirir, çevreye saygılı olmayı öğretir. Hikâye ve masallar hayal gücünü güçlendirir. Çevresiyle paylaşmayı, yardımlaşmayı ve kurallara uymayı öğretir.

Oyun, çocuğun özgürlüğüdür. O dünyaya kendisi egemendir. Kuralları kendisi koyar kendisi bozar ancak yaşıtlarıyla bu egemenliği paylaşır. Büyüklerin o dünyaya girmesine izin vermez

Oyun, çocukları hayata hazırlar. Yaşıtlarıyla oynadığı evcilik, hırsız-polis, doktorculuk gibi toplu oyunlarda anne-baba, polis, doktor rolünü üstlenen çocuklar yarının başarılı büyükleri olacaklardır.

Oyun, çocukların ortak dilidir ve en doğal anlaşma ortamıdır. Hiç tanışmayan çocuklar bir araya geldiklerinde daha birbirlerinin isimlerini bile öğrenmeden oyunun dili ile anlaşıp mükemmel bir arkadaşlık kurabilirler. Oyun onları birbirlerine kaynaştırır.

Oyun, çocuğun en güçlü ve en doğal duygularından biri olan saldırganlık duygusunun da boşaltılmasına yardımcı olur. Polis olup hırsızı yakalayan, doktor olup hastasını iyileştiren, oyuncak arabasını yarıştırırken arkadaşını geride bırakan ya da savaş oyununda düşmanları mağlup eden komutanı oynayan çocuk ne kadar da mutludur.

Oyun, çocukların eğitim, bilgi ve becerilerini sınadığı en doğal deneme ortamıdır. Çevresinden, ailesinden aldıklarını oyunda dener. Olumlu özelliklerini pekiştirir, olumsuzları değiştirir. Sınırlarını ancak arkadaşlarıyla oynarken oyunda öğrenir

Oyun, çocuklar için en iyi öğretim aracıdır çünkü çocuklar oyun esnasında ileri derecede öğrenmeye yatkındırlar. Zor konular ve soyut kavramlar oyun esnasında daha kolay öğrenilir.

Oyun, aynı zamanda bir tedavi yöntemidir. İçine kapanık, yaşıtlarıyla ilişki kurmakta zorluk çeken çocuklar ya da öğrenme bozukluğu-hiperaktivite gibi hastalığı olan çocuklar oyunla normal bireylere dönüştürülebilir.

Oyun, çocukları fazla kilodan ve obeziteden korumaktadır. Oynayan çocuk gereksinimi kadar yemekte ve aldığı enerjinin fazlasını da oyunla harcadığı için hiçbir zaman fazla kilolu olmamaktadır.

SÖZÜN ÖZÜ
Erişkin ruh sağlığı sevmek ve çalışmaksa;
Çocuk ruh sağlığı sevilmek ve oynamaktır.

İŞTAHSIZLIK

doktoryilmazbay No Comments

Öncelikle şunu biliniz ki çocuğunuz ilk altı ayda kilosuna göre aldığı günlük gıdayı artık yaşam boyu almayacaktır. İlk altı ayda büyüme hızı çok fazladır. İlk aylarda ayda 800-1000 gr. kilo alan çocuğunuz, 8 aydan sonra ayda 350-400 gr. kadar kilo artışı gösterir. Buna paralel olarak da yiyecek tüketimi ilk aylara göre daha azdır. Aşağıdaki önerilere uyarsanız iştahsızlık problemini kolayca aşabilirsiniz. Read More

İŞİTME

doktoryilmazbay No Comments

İŞİTME; konuşmanın ilk şartıdır. Konuşma; işitme, zekâ, dikkat, işittiklerini anlama ve ayırabilme gibi birçok yeteneğin birleşmesi sonucu oluşan karmaşık bir olaydır.

Yeni doğan bebeğiniz 72 saat sonra çevreden gelen sesleri algılamaya başlar ve sizi duyar. Ani ve kuvvetli seslere irkilerek yanıt verir. Gözlerini kırpar ya da açar, huzursuz olur. Read More

Çocuklarda Konuşmanın Geliştirilmesi

doktoryilmazbay No Comments

Konuşma; insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Kendimizi, duygularımızı ve düşüncelerimizi başkalarına anlatmanın ana yolu konuşmaktır.

Konuşma anne karnında başlar. Bebekler ana dilini öğrenmeye anne karnında başlarlar. Hamileliğin 16. haftasından itibaren bebekler duyduklarına tepki vermeye başlarlar. Sesli uyaranlar hareketlerinde ve kalp atışlarında değişiklik yaparak tepki gösterirler. Read More

ÇOCUKLARDA SALDIRGANLIK

doktoryilmazbay No Comments

Saldırgan çocuk; ailesi, çevresi, yaşıtları ve arkadaşları ile uyumlu ilişki kuramayan çocuktur. Evde ve okulda sürekli problem çıkartır. Kavgacıdır, geçimsizdir, kuralları çiğner. Etrafındaki, çevresindeki insanlara sürekli fiziksel zararlar verir. Bazı çocuklar da etrafa fiziksel zarar vermez ancak vurdulu kırdılı oyunlardan hoşlanır; oyunları düşmancadır, oyun arkadaşlarına zarar verebilir ve bu çeşit davranışı sürekli tekrarlarlar. Bu da bir çeşit saldırganlıktır. Read More

ANNE SÜTÜNÜN SAĞILMASI VE SAKLANMASI

doktoryilmazbay No Comments

İşe başladığınızda da çocuğunuzu yalnızca kendi sütünüzle besleye bilirsiniz.

İş yerinde 3-4 saat ara ile elle, elle kullanılan sağma pompaları ile yada elektrikli süt sağma pompaları ile sütünüz sağabilirsiniz. Her sağdığınız sütü ayrı bir kapta toplayınız. Bu sütleri buz dolabında saklayınız. Akşam bu ayrı kaplardaki Sütleri bir termos içine koyun, eve getirin ve buz dolabına koyun. Ertesi gün siz işteyken bakıcınız bu sağdığınız sütü ılık su dolu bir kap içinde ılıtarak çocuğunuza verebilir.

Sağılan anne sütü dış ortamda 4-6 saat, buz dolabında dondurulmadan 48-72 saat, buz dolabının buzluğunda (-7,-2 C arasında) 1 ay, Derin dondurucuda (-18 C altında) 6 ay bozulmadan saklanabilir.

Dondurulmuş sütü buz dolabında çözülmeye bırakınız ve 24 saat içerisinde kullanınız. Çözülen sütü asla yeniden dondurmayınız. Sağdığınız sütü ayrı ayrı kaplarda saklayınız. Birbirleri ile asla karıştırmayınız.

 

                                                          Dr. Yılmaz Bay

                                                     Çocuk Sağlığı Uzmanı

 

AŞILAR

doktoryilmazbay No Comments

Enfeksiyon hastalıkları çocuklarda en sık görülen ve en ağır sağlık problemlerine neden olan hastalıklar arasındadır. Bunların çok büyük bir çoğunluğundan aşı ile korunmak mümkündür. Aşının yan etkileri enfeksiyonların oluşturduğu etkilerden çok daha az görülür ve de çok hafiftir. Aşıyla önlenebilir hastalıklardan çocukların korunması için var olan tüm aşıların bütün çocuklara uygulanması gerekir. Read More

BEBEK BAKIMI VE BABALAR

doktoryilmazbay No Comments

Babalar bebeğin bakımında aktif olarak rol üstlenmeli. Çocuğun giysilerini giydirmeli, alt bezini değiştirmeli, banyosunu yaptırmalı. Bu işlemler esnasında çocuğu ile konuşmalı duygusal bir ilişki kurmaya çalışmalıdır. Sevgili babalar zamanla bu işten büyük bir keyif aldığınızı fark edeceksiniz. Böylece anneye, kendisiyle ve sizinle ilgilenebilecek bir zaman da kalacak.

BEBEĞİNİZ YEMEĞİNİ PÜSKÜRTÜYOR, GIDALARI FIRLATIYORSA

doktoryilmazbay No Comments

Zaman zaman bütün bebekler önündekini sağa sola atmaktan ağzındakileri dışarı püskürtmekten büyük zevk alırlar. Özellikle bunu doyduktan sonra yaparlar. Ancak bu davranışlar aşırı boyutlara ulaşırsa;

  • Önüne fazla bir şey koymayınız. Tek bir çeşit koyunuz.
  • Mama kabını masaya sabitleyiniz.
  • Elbisesini korumak için önlük takınız.
  • Mama sandalyesinin altına örtü ya da gazete koyunuz.
  • Davranışlarınızı onaylamadığınızı kesin bir dil ve kararlılıkla belirtiniz.
  • Sakinliğini koruyunuz.
  • Belki de küçük afacan gösteri yapıyordur. Kapıyı kapatıp odadan çıktığınızda seyircisiz kalan küçük oyuncu gösteriyi sonlandıracaktır.

BEBEĞİNİZLE YOLCULUK

doktoryilmazbay No Comments

Ev dışına çıkmanız bebeğinizle yolculuk demektir. Ekstra bir hazırlık gerektirir. Bu yolculuk komşu ziyareti, yakındaki park olabildiği gibi şehirlerarası ya da ülkeler arası yolculuklar olabilir. Yolculuğun durumuna göre hazırlıklarda farklıdır. Yolculuğa çıkarken genelde aşağıdakileri yanınızda bulundurun. Read More

BEBEKLERDE UYKU

doktoryilmazbay No Comments

“Kavun, karpuz yata yata büyür”

Uyku; vücudun dinlenmesinin ve yenilenmesinin en ileri halidir. Uyku beslenmeden sonra ki en temel gereksinimdir. Büyüme hormonları uyukuda salgılandığı için; uyku; bebeğinizin büyüme ve gelişmesi için vazgeçilmez bir süreçtir.

Bebeğinizin sağlıklı uyuması için yattığı ortamın fiziki koşulları da çok önemlidir.

BEBEĞİNİZİN ODASI

Eğer ev koşullarınız uygunsa ilk günden itibaren bebeğinizin uyku odası ayrı olmalı ve bebeğiniz kendi odasında uyumalıdır.İlk 2-3 ay eğer isterseniz geceleri siz bebeğinizin odasında yatabilirsiniz. Eğer bebeğiniz çin ayrı bir oda ayıramıyorsanız, bebeğiniz sizinle aynı odada kalabilir ancak mutlaka farklı yatakta olmalıdır. Bebeğinizi asla yatağınıza almayınız.

İyi bir uyku için; bebeğinizin yattığı odanın öncelikle sessiz, gürültüsüz, ısısı ve nemi iyi ayarlanmış olmalıdır. Bahar ve kış aylarında oda ısısı gündüz 20-23 C ,gece 18-20 C, nem oranı: 45-55 arasında; yaz aylarında ise  oda ısısı 28-30 C ye kadar çıkabilir, nem oranı 40-60 arasında olabilir.Bebeğiniz  havalandırılması kolay olan, ışık ve güneş alan,nem ve rutubetten uzak bir oda olmalıdır. Bebeğiniz uyukuya geçtiğinde odası tam olarak karanlık olmalı, odada parlak, canlı renkli eşyalar olmamalı, oyuncaklar toplanmış olmalıdır. Bebeğinizin uyuduğu oda olabildiğince sade dikkat dağıtmayacak bir şekide düzenlenmelidir.

Bebeğinizi yatarken aşırı giydirmeyiniz, sarıp sarmalamayınız. Odada loş ışık sağlayan bir gece lambası bulundurabilirsiniz.Kırmızı ışık uykuya dalmayı kolaylaştırır. Ailenin bulunduğu oturma odasından ve yatak odasından; bebek odasındaki sesler rahatlıkla duyulmalı eğer duyulmuyor ise; bebeğin odası ile oturma odası arasında  bebeğin sesini ve görüntüsünü ileten bir verici olmalıdır.

BEBEĞİNİZİN YATAĞI

Bebeğinizin yatağı; çok sert ya da çok yumuşak olmamalıdır.Yarı ortopedik dediğimiz orta sertlikte 8-10 cm kalınlığında bir yatak bebeğiniz için uygundur.

Sünger yataklar;bebekler için en çok kullanılan yataklardır.Yarı ortopedik olmasına dikkat ediniz.Bebeğiniz için sünger yatağın sertliğinin uygunluğunu anlayabilmeniz için,yatağı ortadan ikiye kıvırmak istediğinizde sünger esnemeli ama tam olarak kıvrılmamalıdır.

Elyaf yataklar; özellikle alerjik bünyeli bebeklerde tercih nedeni olabilir.

Lateks denilen malzemeden yapılan yataklar; uykusu hassas olan ve alerjik bünyeli bebekler için daha uygundur. 

Visco yataklar; bebekler içerisine fazla gömüldüğü için 3 yaşına kadar önermiyoruz.

Yaylı yataklar; 3 yaşın altındaki bebekler için önermiyoruz.

Pamuk ve yün yataklar; bu maddeler homojen bir dağılım sağlamadıkları, topaklanmalara neden oldukları, içerisinde bazı mikroorganizmaları barındırdıkları için ve özellikle de yün yatakları alerji riski nedeni ile önermiyoruz.

Bebeğiniz için kullandığınız tüm eşyalar; pike yatak, yorgan, yastık kılıfları; organik, alerji yapmayan, yıkanabilir bir kumaştan olmalıdır. Kılıflar; süssüz, püskülsüz, dantelsiz, saçaksız olmalıdır. Bu kılıflarda asla düğme bulundurulmamalıdır. Düğmeler her an kopup bebeğinizin boğazına kaçabilir. Yatak kılıflarının kenarları lastikli olmalı ve yatağı sıkıca sarmalıdır. Bebeğinizin yatağında onun güvenli uyuması için yorgan, battaniye, emzik, oyuncak, oyun arkadaşı, çıngırak dahil hiç birşey olmamalıdır. 

BEBEĞİNİZİN YORGANI

3 Yaşın altındaki bebeklerde yorgan önermiyoruz. Bebeğinizi yatırırken  mevsim şartlarına göre giydirdikten sonra uykuya yatırdığınızda üzerine hiç bir şey örtmeyebilirsiniz. Soğuk havalarda ince pikelerle ya da uyku tulumları ile yatırabilirsiniz. 3 yaşın üzerindeki çocuklarda 95×145 cm boyutlarında İnce bir yorgan kullanabilirsiniz. Bebeğinizin yorganı elyaf, bambu, oraganık silkon olabilir.Pamuk yün ve kaz tüyü yorgan önermiyoruz.

Bebeğinizin üzerine tüylü battaniye, polar battaniye ve yün battaniye kılıf içinde olsa bile asla koymayınız. Tüyler alerjiye neden olabilirler.

BEBEĞİNİZİN YASTIĞI

2 yaşına kadar bebeklerde yastık önermiyoruz. 2 yaşından sonra ince yumuşak bir yastık kullanabilirsiniz. Bebeğinizin yastığı; sünger, elyaf, bambu, oraganik silkon olabilir. Bebeklerde pamuk, yün ve kaz tüyü yastık önermiyoruz.

BEBEĞİNİZİN BEŞİĞİ, KARYOLASI

Bebeğinizi doğumdan 3. aya kadar geçen süre içinde evde ve dışarıda kullanılabilen, taşınabilir park yatak cinsi bir bebek yatağında yatırılabilirsiniz. Park yatakların içindeki şilte denilen çocuğun yattığı kısım çok incedir. Bu yüzden bu şiltelerin üzerine mutlaka sünger, elyaf ya da visköz maddelerden yapılmış bir şilte koymalısınız. 3 ay -3 yaş arasında ise;evde kenarları korumalı sabit bir bebek karyolasında  yatırabilirsiniz  3 yaşından sonra isterseniz yerden fazla yüksek olmama koşulu ile (yerden yatağın yüksekliği en çok 20-30 cm olmalıdır) korumasız çocuk karyolalarından da yatırabilirsiniz. 

Bebeğiniz için alacağınız karyolanın boyu 140 cm, eni 70 cm olabilir. Bebeğinizin karyolasında güven içinde yatabilmesi için karyolanın derinliği ise en az 70 cm olmalıdır. Önü açılabilen kademeli olarak yüksekliği ayarlanabilen bebek karyolaları kullanım için daha uygundur. Karyolanın bir kenarı duvara dayanıyor ise diğer 3 tarafı parmaklıklı yani koruma çubuklu olmalıdır. Koruma çubukları arasındaki genişlik 2,5 cm den az olmamalı (daha az aralıklarda bebeğin kolları ve bacakları sıkışabilir); 6 cm den de geniş olmamalıdır (daha geniş olursa kollar ve bacaklar dışarı sarkabilir). Böyle bir karyolada bebeğiniz doğumdan 3 yaşına kadar rahatlıkla yatabilir.

BEBEĞİNİZDE  ANA KUCAĞI KULLANIMI 

0-6 ay arası bebeğinizde ev tipi bir ana kucağı kullanabilirsiniz. Açısı ayarlanabilir, gerektiğinde düzde olabilen organik,alerji yapmayan,yıkanabilir bir kumaştan yapılan portatif, katlanabilen 3-5 kg ağırlığını geçmeyen bir ana kucağı kullanabilirsiniz. Ana kucağında çocuğunuzun kalma süresi 1,5-2 saati geçmemelidir. Otomobile monte edilen ana kucaklarında da bebeğiniz ayına ve kilosuna uygun olma koşulu ile 1,5-2 saat süre ile kalabilir. Ana kucaklarında bebeğinizin belirtilen daha uzun sürede kalması onun kemik ve kas yapısında olumsuz gelişmelere neden olabilir.

BEBEĞİNİZİN YATIŞ POZİSYONU

Bebeğinizi; risksiz ve rahat bir uyku uyuması için sırt üstü yatırınız. Sırt üstü yatışta; soluk borusu yukarıda önde yemek borusu aşağıda arka pozisyonda yer alır o nedenle bebeğiniz kussa bile kusma sıvısı önde olan soluk burusuna kaçmaz, arka ve aşağıda olan yemek borusuna geri döner. Bebeğiniz daha rahat ediyorsa yan da yatırabilirsiniz. Yan yatışta sağlıklı kafa gelişimi için her seferinde sizi değişik pozisyonda görmelidir. Bu yatışta sizi sağ pozisyonda görüyorsa, bir sonraki yatışta sizi sol pozisyonda görmelidir. Tek bir yana yatan bebeklerde  yatış pozisyonuna göre başında şekil bozuklukları gelişebilir. Gündüzleri sizin kontrolünüzde oyun oynarken yüzüstü aktivite zamanında yüzükoyun da yatabilir. Uykuda yüzükoyun yatırmayınız. Yüzükoyun yatışta; derin uykuya geçtiğinde bazen çocuğunuzun ağız ve burnunu tıkanarak havasız kalabilir. Bu da çocuğunuzda tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

        

BEBEĞİNİZİN UYKU SÜRESİ

Yeni doğan bebeğinizde gece ve gündüz kavramı tam olarak gelişmediği için bebeğiniz gelişigüzel saatlerde uyur. İlk günlerde 18- 20 saat uyuyan bebeğiniz, 1–2 ay dolaylarında 17- 18 saat, 3-4 ay dolaylarında 15- 17 saat uyku ile yetinir. Bunun 4–5 saati gündüz, 11–12 saati gece uykusu olabilir. Tabii bu uyku hiçbir zaman deliksiz bir uyku değildir.

15. günden itibaren bebeğiniz; geceyi ve gündüzü ayırt etmeye başlar. 15. günden sonra siz de bebeğinizin uyku düzenini yavaş yavaş oturtmaya başlayabilirsiniz. Uyku düzenini oturtmak ve gece uykularını arttırmak için gündüz uyandığında emzirmeden önce 10-15 dakika yüz üstü aktivite yaptırın. Altını açtığınızda,emzirme sırasında bebeğinizle konuşun. Oyunlar oynayın, karın masajları yapın. El, kol, bacak hareketleri ile ona bebek jimnastiği yaptırın. Böylelikle gündüz uyku aralarının daha çok uzamasını sağlayabilirsiniz. Gece uyandığında ise; ışıkları fazla açmayın, loş bir ortamda sessizce gereksinimlerini karşılayarak ona gece olduğunu hissettirin.

Doğumdan sonraki ilk 1 ay içersiinde 2 saatin altına inmeme koşulu ile onu her istediğinde emzirin. Ancak memenizde uyumasına izin vermeyin. Olur da emerken memenizde uyur ise mutlaka uyandırın onu bir süre oyaladıktan sonra ayık durumdayken kendi yatağına yatırın. 1-3 ay arasında bebeğinizin uyku düzeni oturmaya başlamıştır. Bebeğinizin herhangi bir hastalığı yoksa,karnı tok, gazı çıkartılmış ve altı temiz ise fiziki koşulları ve ısısı iyi ayarlanmış sessiz bir odada günde toplam 15-18 saat uyuyabilir. Bu yatışta az uyudu ise bir sonraki yatışta daha çok uyuyarak eksiğini tamamlayacaktır, endişelenmeyiniz.

Bebeğiniz 3- 6 ay dolaylarına geldiğinde günde 14-17 saat uyuyabilir. Gündüz 1-1,5  saat, gece 8- 10 saat aralıksız uyuyabilir. Uyandırmayınız. Bu dönemde ona uyku alışkanlığı kazandırmaya başlayabilirsiniz. Akşam saat 18.00-19.00’dan sonra bebeğinizin aktivasyonunu en az seviyeye indiriniz. Onun ilgisini çekecek ses, ışık ve hareketten kaçınınız. Ona ninni söyleyiniz, hikâye anlatınız. Her akşam düzenli olarak aynı saatte bu işlemleri yaparsanız bebeğiniz bu saatlerde uyuması gerektiğini anlayacak ve uyku ritmi sağlanacaktır. Saat 19.00-20.00 dolayları bebeğinizin uyması için uygun saatlerdir. Sabah saat 07.00-08:00 dolaylarında bebeğinizi mutlaka uyandırın. Gündüz ve gece uykusunu düzene koymak için bu rutini oluşturmanız şarttır. 

6- 9 ay arası günlük uyku süresi bebekten bebeğe değişmekle birlikte 13- 15 saate kadar inebilir. Gündüzleri hiç uyumadan 6- 7 saat uyanık kalabilir. Yine de sabah ve öğleden sonra olmak üzere günde iki kez uyuması için gerekli ortamları hazırlayın.

9- 12 ay arası günlük uyku süresi 12- 13 saate kadar inebilir. Günde iki kez 1- 1,5 saat uyuyabildiği gibi yalnız öğleden sonraları bir kez 1- 1,5 saat uyuması da yeterlidir. Akşam her zamanki saatte uykuya hazırlamaya başlayınız. Saat 19:00- 20:00 dolayları bebeğinizin uyması için uygun saatlerdir. Sabah 07:00- 08:00 dolaylarında bebeğinizi uyandırın. Uyku düzeneninin oluşması için erken uyanması şarttır. Daha sonra 11:00- 12:00 arasında bir kez, 14:00- 17:00 arasında 1 kez daha olmak üzere toplam iki kez 1-1,5 saat uyumasına izin verin. Daha fazla uyursa da uyandırın ki gece uyku düzeni oluşsun.

12- 18 ay arası günlük uyku süresi 11- 12 saate kadar inebilir. Günde bir kez 1- 1,5 saat uyuyabildiği gibi gündüzleri hiç uyumayabilir de. Akşam aynı saatte yatırmaya, sabah yine aynı saatte uyandırmaya özen gösterin.

18- 24 ay arası günlük uyku süresi 10- 11 saate kadar inebilir. Eğer isterse öğleden sonra saat 13:00-16:00 arasında bir kez 1- 1,5 saat uyuyabilir. Daha fazla uyuyorsa da gece uyku düzeninin bozulmaması için usulca uyandırın.  Bazen hiç uyumayabilir de. Uyuması için ısrar etmeyiniz. Akşam saat19.00-20.00 dolaylarında yatırmaya özen gösteriniz. Uyku öncesi yaptığınız her zamanki  hazırlıklara dişlerini fırçalamasını da ekleyiniz.

BEBEĞİNİZİN UYKU RİTMİ

Bebekler, çocuklar ve yetişkinler dahil hiç kimse 8-12 saat kesintisiz, derin uyumaz. Uyku süresi erişkinlerde 60-90 dakika, çocuklarda 30-45 dakika aralarla tekrarlayan peryotlar şeklinde seyreder.Buna uyku döngüsüde denilebilir. Her bir uyku döngüsünde 4 evre vardır. 1. Evre:uyukuya hazırlık, 2. Evre: hafif uyuku, 3.Evre: derin uyuku, 4. Evre: rem uyukusu da denilen; rüyaların görüldüğü uyku-uyanıklık arası durumdur. Bebekler anne karnında 20. haftadan itibaren rüya görmeye başlayabilir ancak anlamlı rüyalar 5 yaşından sonra görülebilir.

Derin uyku evresi bir uyku döngüsünün %75-80 lik bölümünü oluşturur. Bir döngüden diğer döngüye geçerken bazı bebekler tam uyanıp çığlık atarken, bazı bebekler hafif mırıldanmalarla, kımıldamalarla  pozisyon değiştirererk yeni bir döngüde uykuya devam edebilirler. Annenin memesinde emerken, kucağında, bacaklarında, ana kucağında, çarşafta ya da salıncakta uyutulup yatağına koyulan çocuk bir döngüden diğerine geçerken uyandığında uyuduğu ortamdan farklı bir ortamda kendini bulunca yerini yadırgayıp yaygarayı basacaktır. Yine ağzında yalancı meme ile uyutulursa bir süre sonra ağzından yalancı meme düşecek, uyku döngülerinde uyandığında yalancı memeyi ağzında bulamayınca  yine çığlığı basacaktır. Eğer bebeğinizi kendi yatağında desteksiz uyutursanız; uyandığında yine kendini yatağında görecek, yerini yadırgamayacak ve uykuya desteksiz olarak devam edecektir.

SAĞLIKLI BİR UYUKU DÜZENİ İÇİN NELER YAPILABİLİR

Hani sihirli bir düğme olsa da düğmeyi kapatınca bebeğiniz uyusa, açınca da uyansa ne iyi olurdu değil mi? Ne yazık ki, tıp henüz bu düğmeyi bulamadı. Biz şimdilik anne ve babalarımızın deneyimlerine kendi deneyimlerimizi de katarak; bebeğimizle bir uzlaşmaya gitmeye çalışmalıyız. Her bebekte uyku düzeni kendine özeldir. Dünya üzerinde ne kadar bebek varsa o kadar farklı uyku düzeni vardır.

Bebeğinizin sağlıklı uyuması için; doğduğu andan itibaren kararlı ve tutarlı bir şekilde onu uykuya yatırmalısınız. Burada amaç; bebeğinizin kendi odasında, kendi yatağında, kendi kendine desteksiz uyumasıdır. İlk günlerde düzensiz bir şekilde uyuyan bebeğiniz 15-20 günlük olduktan sonra gece ve gündüzü ayırt etmeye başlar. 1 Aylıktan sonra bebeğiniz gündüz 1-1,5 saat,gece 6-8 saat uyku döngülerinde  tam uyanmadan, beslenmeden bir döngüden diğer döngüye geçerek uyumaya devam edebilir. 4-5 ayını geçmiş bir bebekte eğer önemli bir sağlık problemi yoksa; gündüz 1-2 saat, geceleri 9-12 saat bir uyku döngüsünden  diğerine geçerken tam uyanmadan ve beslenmeden kalabilir.

Bebeğiniz yeterince uyumuyorsa; öncelikle bebeğiniz yeterince doyuyor mu, altı kirli mi, hasta mı, yattığı odanın nemi uygun mu, aşırı soğuk ya da aşırı sıcak mı, fiziki koşullar uygun mu, oda yeterince karartılmış mı ? Araştırınız. Bebeğinizin aşırı yorgun olması da onun uykuya dalmasını zorlaştırır.

Uyuduğu ortamdaki havanın temiz ve neminin iyi ayarlanmış olmasına dikkat ediniz. Gereksiz eşyaları odadan çıkartınız. Doldurulmuş hayvan postlarını, tüylü oyuncakları, tüylü ve yünlü battaniyeleri odasında bulundurmayınız. Yine yatak odasında bitki ve çiçek olmamalıdır. Odaya uygun bir hava temizleyici de koyabilirsiniz. İlk aylarda el, kol ve bacak hareketlerinden kendini uyandırmaması için bebeğinizin kollarını ve bacaklarını gevşek bir şekilde hafifçe sarabilirsiniz. Bebeğinize çok sıkı olmama koşulu ile kundak ta yapabilirsiniz.

Bazen bebeğiniz sizi ele geçirmek isteyebilir. İşte buna izin vermemelisiniz. Uyuması için yatağına yatırdığınız bebeğinizi yeniden kucağınıza almayınız, yeniden emzirmeyiniz. Erişkinler dahil hiç kimse yatağa yatar yatmaz uyumaz. Uygun saatte ayık durumda yatağına yatırdığınız bebeğinizle biraz konuşun, sevip, okşayın, biraz pışpışlayın. Sırtına hafif darbelerle vurabilirsiniz. Ninnilerle, masallarla ya da müzikle onu sakinleştirmeye çalışınız. Bazen bu süre 10-15 dakikayı bulabilir. Bazen bebeğiniz uykuya aşırı tepki gösterebilir ve onu  kucağınızda sakinleştirmeniz gerekebilir; kucağınızda sakinleştirdiğiniz  bebeğinizi gözleri kapanmadan uyanık durumda iken yatağına koyunuz. Bebeğinizi emzirerek, sallayarak uyutmayınız. Kucağınızda uyutup sonra yatağına koymayınız. Emerek ,sallanarak ya da kucağınızda uyuyan bebeğiniz yatağında uyandığında yerini yadırgayacak ve tekrar uyukuya dalmak için aynı şeyeleri isteyecektir. Bebeğinizi kalabalık ve gürültülü ortamlarda ya da televizyon açıkken uyutmayınız. Gece her uyandığında beslemeyiniz.6 ay üstü bebekler geceleri 8-12 saat beslenmeden durabilirler.

Uyuması için asla çocuğunuzu ayağınızda sallamayınız. Uyuması için ağzına yalancı meme vermeyiniz. Gece ağzından meme düştüğünde uyku döngülerinde uyandığında yine yalancı memeyi isteyecektir.

BEBEĞİNİZE İYİ BİR UYKU ALIŞKANLIĞI KAZANDIKMAK İÇİN NELER YAPABİLSİNİZ?

Ağlamak bebeklerin en büyük iletişim aracı ve aynı zamanda en büyük silahıdır.Bebekler başlangıçta her isteklerini ağlayarak belli ederler. Bebeğiniz size bir kez ağlayarak istediğini yaptırırsa hep daha fazla ağlayarak daha fazlasını isteyeceğini ve sonunda da istediğini alacağını  unutmayınız.

Bebeğiniz uykusu geldiğinde de, uyumak istemediği zaman da ağlayabilir. Doğumdan kısa süre sonra 10- 15 gün içinde onun neden ağladığını anlayacaksınız.

Bebeğinize ANNE SÜTÜ verme dışında yapabileceğiniz en iyi yardım ona iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmaktır. Bunun  için öncelikle siz kararlı olmalısınız. Bebeğiniz ağladı diye hemen bu işten vazgeçicekseniz; bebeğinize de, kendinize de eziyet etmeyiniz ve uyku alışkanlığı kazandırma işine hiç başlamayınız.

Kendinizi tam olarak hazır hissettiğinizde ve karar verdiğinizde bebeğinize uyku alışkanlığı kazandırma işine başlayabilirsiniz. Örneğin; hiç bir problemi olmadığı halde bebeğiniz akşamları uyumak istemiyorsa; ona iyi bir uyku düzeni oluşturmak için eşinizle, varsa bebeğiniz ile ilgilenen bakıcı veya diğer aile bireyleriyle oturup bir program hazırlayabilirsiniz. Bebeğinizi  yarın sabah erkenden saat 07:00- 08:00 dolaylarında uyandırarak bu programa başlamak için ilk adımı atabilirsiniz. Bunun için perdeleri aralayın. Müzik çalarak, şarkı söyleyerek ya da ona el, kol, bacak hareketleri yaptırarak, masajlar yaparak uyanmasını sağlayın. UYANIR UYANMAZ HEMEN BEBEĞİNİZİ EMZİRMEYİN. El, kol bacak hareketleri, karın, sırt, bacak masajları yaparak onun tam olarak uyanmasını sağlayın. Altını açın. Emzirme öncesi 15 dakika karın üstü aktivite (Tummy Time) yapmasını sağlayın. Sonra bebeğinizin yattığı odada ve sessiz bir ortamda yalnızca bebeğinizle ikiniz olacak şekilde ve mümkün olduğunca tentene temas ederek bebeğinizi 20-30 dakika süre ile emzirin. Daha sonra bebeğinizi yattığı odadan çıkartıp salona geçin. Salonda, oturma odasında, balkonda 40-50 dakika onunla konuşun. Şarkılar söyleyin, oyunlar oynayın, müzik dinletin. Olanak varsa dışarı çıkartın. Uyandıktan 1,5 saat sonra onu odasına götürüp yatağına yatırın.1,5 saat uyumasına izin verin. 1,5 saat sonra derin uyku da bile olsa onu uyandırın. Israrla bu proramı uygulamaya devam ederseniz 3 saatlik emzirme ve uyku peryotlarını oturtabilirsiniz.

Örneğin; 3-6 aylık bir bebek 3 saat ara ile besleniyor ve gün içerisinde 4 kez uyuyor ise; 1. periyot:07-10, 2. periyot:10-13, 3. periyot:13-16 ve 4. periyot:16-19 saatleri olabilir. Sonra Akşam 20:00-20:30 saatine kadar uyanık kalmasını sağlayın. 20:30 dolaylarında yatırdığınız bebeğinizi 23:00 -24:00 dolaylarında 1 kez tam uyandırmadan uyku öğünü şeklinde besleyin sonra sabah 07:00’a kadar kendi yatağında beslenmeden desteksiz olarak uyuması için ona zaman tanıyın.

Bebeğinizin, gündüzleri 4 aylık oluncaya kadar 3-4 kez, 4-9 ay arası 2- 3 kez, 9-12  ay arası 1- 2 kez, 1 yaşından sonra 1 kez 1- 1,5 saat uyumasına izin verin. Diğer zamanlarda uyanık tutmak için onunla konuşun, ilgilenin. El, kol, bacak hareketleri yaptırarak, dışarı çıkartarak uyanık kalmasını sağlayın. 

İyi bir gece uyku alışkanlığı kazandırmak için bebeğinizi 19:30-20:00 dolaylarında yatağına yatırmalısınız. Bunun için 18:00-18:30 dolaylarında hareketlerini azaltarak onu uykuya hazırlamaya başlayın. Uykuya hazırlık aşamasında ılık bir banyo yaptırabilirsiniz ancak her gün banyo yaptırmanız şart değil. Emzirin, yatak kıyafetlerini giydirin, yatağına yatırın. Loş bir  kırmızı ışıkta ninniler şarkılar söyleyin, kitap okuyun, hikâye, masal anlatın ya da bebekler için özel olarak hazırlanmış  ses kayıtlarından yararlanarak onu uykuya hazırlamaya başlayabilirsiniz.

Ağlıyor diye yalancı meme vermeyin, tekrar kucağınıza almayın, ayağınızda sallamayın, yeniden emzirmeyin,  beslemeyin, yanına yatmayın ancak yanında bir sandalyede oturup 15–20 dakika onunla ilgilenin, saçlarını okşayıp, sırtını sıvazlayın, şarkılar , türküler, ninniler söyleyebilirsiniz. Sırtına ufak dokunuşlarla pışpışlama yapabilirsiniz. 15-20 dakika doldu hala uyumadıysa; odadan çıkın. Dışarıda odanın kapısında ancak sizi göremeyeceği bir pozisyonda 5-10 dakika bekleyin, ağlamaya devam ediyorsa; yeniden odasına girip tekrar 5-10 dakika onunla ilgilenin. Sonra tekrar dışarıya çıkıp 5-10 dakika bekleyin. Yine ağlamaya devam ediyorsa kucağınıza alın ve yatak odasından salona geçin. Salonda yarım saat bekleyin. Ancak uyutmak için hiç bir çaba göstermeyin. Uyumaya eğilim gözlerseniz hemen odasına götürün ayık durumdayken yatağına yatırın. Eğer yarım saat salonda beklediğiniz halde bebeğiniz hala uyumamış olsa bile yine de odasına götürüp  yatağına yatırın. Yatağında tekrar 5-10 dakika boyunca yukarıdaki işlemleri tekrarlayarak uykuya dalmasına yardımcı olun. Salonda; kucağınızda, memenizde, kolunuzda ya da bacaklarınızda sallanarak uyumasına izin vermeyin. Çünkü çocuğunuz nerede ne şekilde uykuya dalarsa uyku döngülerinde uyandığında uykuya daldığı ortamı ve pozisyonu tekrar isteyecektir. Bu da bütün gece onun yanında olmanız demektir. Bunu asla unutmayın.

SÖZÜN ÖZÜ: İyi bir uyku düzeni için uygun kurallar koyun ve bu kuralları uygulama konusunda tüm aile bireyleri olarak kararlı ve tutarlı olun.Kural koymak çocuk yetiştirmenin olmazsa olmazıdır. Çocuklar bu şekilde korunur ve kollanırlar. Çocuğunuz doğru koyulan kuralların kendi yararına olduğunu eninde sonunda bir şekilde anlayacaktır. Siz yeter ki kararlı, tutarlı ve sabırlı olun. Ağlamalarına ve gözyaşlarına katlanmanız gerektiğini bilin. ÇOCUKLARDA GÖZYAŞI EĞTİMİN DOĞAL BİR PARÇASIDIR. 

Bu ağlamaların ve gözyaşlarının sonunda bebeğiniz büyük bir olasılıkla 15–20 dakika,en geç 30 dakika içerisinde ağlamayı sonlandırıp uykuya dalacaktır. O gece uymasa da ertesi gün ve daha ertesi günlerde sabah erkenden saat 07:00- 08:00 dolaylarında bebeğinizi uyandırarak ısrarla aynı programı uygulamaya devam edin. Israrlı bir şekilde bu programı uyguladığınızda 3-4 gün içerisinde çocuğunuzun uykusunda mucizevi bir şekilde iyileşmeler görüceksiniz. Bazı çocuklarda iyileşme 10-15 güne kadar uzayabilir. 

Sağlıklı uyku alışkanlığı proğramını uygularken belki bir süre zorlanacaksınız, yorulacaksınız, uykusuz kalacaksınız. Asla pes etmeyin. Bebeğinizin sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Kararlı bir şekilde, ödünsüz olarak bu programı uygulamayı sürdürürseniz sonunda kazanan siz  olacaksınız. Bebeğinize doğduğu andan itibaren iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmak için yukarıdaki önerileri dikkatle uygularsanız sizin ve çocuğunuzun yaşamı çok daha kaliteli olacaktır. Bu proğrama ne kadar geç başlarsanız bebeğinizin destekle uyuma direncini kırmanız o kadar zor ve uzun olacaktır. Bunu asla unutmayın.

Bol sabırlar,

Dr. Yılmaz Bay

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

                                                      

BÜYÜK KARDEŞE DİKKAT

doktoryilmazbay No Comments

Büyük kardeş daha dün, evin hatta tüm ailenin ilgi odağı idi. Bugün birden her şey değişti. Kendine bir rakip geldi. Herkes onunla ilgileniyor, tüm hediyeler ona geliyor. Doğal olarak bir kıskançlık gelişecektir. Bunun geçici olduğunu ve zaman içinde her şeyin düzeleceğini bilin. Bir süre için tüm aile fertleri ve yakın dostlar büyük kardeşin yanında küçük çocuğa olan sevgilerini kontrol etmelidirler. Hatta hediyelerin bir kısmı büyük kardeşe sunulmalı. Büyük kardeşin bebeği tanımasına izin verilmeli, onu kucağına almalı,kollarından tutup oynamalı,onun gereksinimlerini öğrenmeli. Mama saatinde, altının değiştirilmesinde, banyosunda, soyundurulup giydirilmesinde büyük kardeş aktif olarak işe katılmalı,onunla fotoğraf çektirmeli, büyük olduğu ona hissettirilmeli ve büyük olmanın avantajlarını kullanmalıdır. Bir süre sonra kardeşi rakipten çok kendisiyle oynayacak bir arkadaş gibi görecek ve sizin işiniz çok daha kolaylaşacaktır.

ÇALIŞAN ANNELER EVDEN AYRILMA ZAMANI GELDİ

doktoryilmazbay No Comments

Çalışan anneler için bir kabus olan işe başlama anı geldi çattı!! Şimdi ne yapacağım? Acaba işi bıraksam mı? Güç kararlar aşamasındasınız. Şunu öncelikle bilmelisiniz ki çocuğunuza ayırdığınız zamanın uzunluğundan çok kalitesi önemlidir. Onunla birlikte olduğunuz zamanlarda gerçekten ruhsal ve bedensel olarak onunla bütünleşebiliyorsanız çalışmamanız için hiçbir neden yoktur.

Evde mutsuz bir anneyi ne çocuğunuz ne de eşiniz isteyecektir. Çocuğun bakımını kim üstlenecek? Bu ya aile bireylerinden biri ya bir bakıcı ya da çocuk yuvası olabilir. Her birini iyice araştırmalı. Artılar ve eksiler tartılmalı, ekonomik olanaklar, uzaklık, içten sevgi ve ilgi kıyaslanmalı. Olanak varsa 1 yaşına kadar çocuk evinde bakılmalı. Her üç durumda da anne işe başlamadan 15-20 gün önce çocuk bakıcısıyla birlikte olmaya başlamalı. Bu süre yarım saatten başlayarak giderek arttırılmalıdır.

EMZİK (YALANCI MEME) KULLANIMI

doktoryilmazbay No Comments

Emzik (Yalancı meme); anne memesini taklit eden, bebeklerdeki doğal emme içgüdüsünü tatmin etmeye yarayan ve anne memesi yokluğunda bebeğe güven hissi veren destekleyici bir gereçtir. Adı üzerinde yalancı meme=Emzik; asla anne memesinin yerine geçemez ve anne memesini emme zevkini bebeğinize veremez. Emziğin amacı; çocuğun emme davranışında doyuma ulaşmasını sağlamaktır. Emziği ne cankurtaran simidi gibi acil kurtarıcı ne de hayatı tehdit eden tehlikeli bir araç gibi görmeliyiz. Her çocuk emzik almaz; zaten DOĞAL OLANI DA EMZİK ALMAMASIDIR. Anne memesini yeterince emiyorsa; emzik (yalancı meme) almayabilir ve bu da çocuğunuz için çok sağlıklı ve çok iyi bir durumdur.    

EMZİK (YALANCI MEME)  KULLANMANIN AVANTAJLARI

  • Özellikle erken doğan prematüre bebeklerde emme refleksinin gelişmesine yardımcı olmak için emzikten yararlanılabilir.
  • Anne memesi almayan bebeklerde emzik; emme gereksinimini karşılayarak bağlanma ve güven duygusunun gelişmesinde yardımcı olabilir.
  • Anne memesi almayan bebeklerde emzik; bebeği rahatlatır.
  • Anne memesi almayan bebeklerde emzik; bebeklerin kucakta gezdirilmeye, sallanmaya, beslemeye gerek kalmadan kendi kendine uykuya dalmasına yardımcı olur.
  • Emzik; bebeğin parmaklarını ya da eşyaları emmesini engelleyebilir.
  • Emzik; ani bebek ölümü (beşik ölümü) sendromlarını yarı yarıya azaltır.

     EMZİK (YALANCI MEME) KULLANMANIN DEZAVANTAJLARI

  • Emzik alışkanlık yapan bir araçtır. İlerde emziği bıraktırmak zor hatta travmatik bir sürece neden olabilir.
  • Sürekli emzik emen çocuk; anne sütü ve diğer besinleri yeterince almayabilir; bu da gelişme geriliğine neden olabilir.
  • Sürekli ve uzun sürekli emzik alan çocuklarda diş ve damak gelişimi olumsuz etkilenebilir.
  • Sürekli ve uzun sürekli emzik alan çocuklarda konuşma olumsuz etkilenebilir.
  • Sürekli ve uzun sürekli emzik alan çocuklarda psikolojik olgunlaşmada gecikmeler olabilir.
  • Emzik emen çocuklarda; temizlik problemi nedeniyle ishal, burun, boğaz ve kulak enfeksiyonları daha sık görülür.

Tüm bu değerlendirmelerin sonunda emzik kullanmaya karar verdiyseniz: 

Öncelikle emzik kullanmayı bir süre erteleyin.

Sonra tekrar düşünün HALA EMZİK KULLANMAK İSTİYOR MUSUNUZ?

Cevabınız evet ise;

EMZİK KULLANIRKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER

  • Anne sütü alan, iyi gelişen, gülen, oynayan huzurlu bir bebeği emzik almaya zorlamayın. 
  • Bebeğinizi emzirmeyi planlıyorsanız; emziğe başlamayı 1-2 ay erteleyin. Bebeğinizin emziği ya da biberonu emmesiyle; anne memesini emmesi farklı şekillerde olur. Bebeğiniz emme davranışını öncelikle memenizde öğrensin ve emme zevkinin tadına memenizde varsın. BEBEĞİNİZ ÖNCELİKLE ANNE MEMESİNİ EMMEYİ ÖĞRENSİN.
  • Emzik kullanımının alışkanlık haline dönüşmemesi için bebeğiniz her ağladığında, her huzursuz olduğunda ona emzik vermeyin. Öncelikle ağlama nedenini araştırın. 
  • Emziği genelde uykuya dalmak üzere olan bebeğinize verin. Derin uykuya daldığından emin olduktan sonra emziği bebeğinizin ağzından çıkartın. 
  • Emziği bebeğinize vermeden önce bal, şeker, pekmez, lokum gibi tatlı maddelere batırmayın. Bunlar bebeğinizde erken diş çürümelerine neden olabilir. Ayrıca bu tatlara alışan çocuk anne sütünü, mamayı ya da diğer ek gıdaları yeterince almayabilir. 
  • Emziği yeterince tutmayan bebekler için bazen emziğin üzerine birkaç damla anne sütü ya da mama damlatarak emziği daha cazip hale getirilebilirsiniz.
  • Uygun bir emzik askısı ile emziği çocuğunuzun giysisine tutturun. Bu işlem emziğin sürekli yere düşmesini engeller. Boğulmalara neden olmaması için emzik askısı çok uzun olmasın ve emzik askısını asla çocuğunuzun boynuna asmayın. 
  • Kauçuk emzikleri kaynatmayın, uygun bir temizleyici kullanarak soğuk su ile temizlemelisiniz. Silikon emzikleri en az günde bir kez sıcak su ile kaynatarak sterilize edebilirsiniz.
  • Bebeğinizin emziğini; başka bebeklere  vermeyin ve başka bebeklerin emziklerini de kendi bebeğinize vermeyin.
  • Yere düşen emziği mutlaka iyice yıkamalısınız. Kirlenmiş emziği ağzınızla temizleyip bebeğinizin ağzına vermeyin. Sizin ağzınızdan bebeğinizin ağzına mikrop geçebilir. 
  • Yıpranmış, eskimiş, yırtılmış emzikleri asla kullanmayın.
  • Emzikleri kullanmadığınız zamanlarda belli bir yerde kapalı bir kap içinde tutun. 
  • Kullandığınız emzikleri hiçbir yıpranma belirtisi olmasa da 2-3 ayda bir yenilemelisiniz.

Eğer bebeğiniz anne sütünü yeterince almıyor, mama ile besleniyor, parmaklarını, giysilerini, battaniyesini ya da oyuncaklarını emiyorsa; huysuz, huzursuz, uykuya dalma problemi varsa ve aile istiyorsa emzik (yalancı meme) verilebilir. 

Elini emen bebeğinize emzik verdiğinizde; bebeğiniz eninde sonunda bir gün emziği bırakacaktır. Ancak elini emmeyi çok uzun süreler hatta erişkin yaşlarına kadar bile devam ettirilebilir. Emziği siz verdiğiniz zamanlarda emecektir, oysa elini her an ağzına alabilir. Ayrıca elini, parmağını emen bebeklerin; ellerinde, parmaklarında tahrişler, aşınmalar, yaralar bazen de incelmeler görülebilir. Bebeğinizin duygusal gelişiminde güven duygusu çok önemlidir. Yine bebeğiniz yeterince anne  memesini almıyorsa; emzik bu güven duygusunun oluşmasına yardımcı olabilir.

NE TÜR EMZİK KULLANMALISINIZ

  • Emzik bebeğinizin ağzına uygun olmalı. Tabanı bebeğinizin emziğini yutmasını engelleyecek şekilde geniş olmalı. Burun deliklerini kapatmamalı. 
  • Emziğin tabanı; hava akımını sağlayacak şekilde delikli olmalı. Bu delikler bebeğinizin salyalarının dudak kenarlarını ve çenesini tahriş etmesini önler.
  • Emzik, biberon, diş kaşıyıcıları ve bebeğin kullandığı her türlü eşyalarda; BPA (Bisphenol A) ve Pthalates gibi maddeler olmamasına dikkat etmelisiniz. Bu maddeler bebeklerde üreme sistemine zarar verebilir. Böbrek ve Karaciğer  bozuklukları yapabilir. İleri yaşlarda Meme ve Prostat kanseri görülme riskini arttırır.
  • Bebeğinizin çene yapısına uygun bir emzik kullanmalısınız  ve bebeğiniz büyüdükçe her 2–3 ayda bir bu emziği değiştirmelisiniz. 
  • Bebeğiniz için silikondan ya da kauçuktan yapılan emzikler kullanabilirsiniz. Silikon emzikler geç deforme olur, şeffaftır, daha kolay temizlenir. Yumuşak ve pürüzsüz bir yüzeye sahip olduklarından bebekler tarafından daha kolay kabullenilirler. Silikon yüksek ısılara dayanıklı olduğu için; kaynatılarak ya da buharda sterilize edilebilir. Silikonun tadı ve kokusu olmadığı için bebek; emzik, anne göğsü ve biberon arasında kolayca geçiş yapılabilir. Tüm bu avantajlarından dolayı bebekler için yeni doğan döneminde silikon emzik tercih edilmelidir.  
  • Kauçuk emziklerin temizliği zordur. Isı kauçuk emziklerin yapısını bozar. Kauçuk emzikler dezenfektanlar yardımı ile soğuk sterilize edilmeli ya da soğuk su ve sabunla güzelce yıkanmalıdır. Kauçuk emzikler daha elastik ve daha dayanıklı olduklarından bebeğinizin diş çıkartma dönemi ve sonrasında daha rahat kullanabilirsiniz.
  • Yeni doğan döneminde bebeğiniz için; anne memesine uygun kiraz uçlu emzik olarak da adlandırılan ucu şiş yuvarlak, bebeğinizin dudağına gelen kısım daha ince ve yassı emzikleri tercih etmelisiniz. Damaksız emzikler anne memesine benzediği için 1 yaşın altındaki çocuklarda daha uygundur. Damaksız emziklerin 1 yaş üzerinde kullanılması damağa baskı yaparak damak yapısını ve üst ön dişlerin sıralanışını bozabilir.
  • Damaklı emzikler ise; daha yassı ve ucu yukarı kıvrıktır. Damağa tamamen uyum sağladığı için 1 yaşın üzerindeki çocuklarda kullanılması daha uygundur. 
  • Bebeğime ille de ortodontik ya da damaklı, damaksız emzik vereceğim diye tutturmayın. Siz en iyisi birkaç çeşit emzik alın ve bebeğinize sunun. Hangisini kullanacağına bebeğiniz karar versin. 

EMZİK NE ZAMAN BIRAKTIRILMALIDIR ve GEÇ BIRAKTIRILMASININ SAKINCALARI NELERDİR?

  • 6-9 ay  dolayları bebeğinizin emziği bırakması için uygun bir zamandır. Bazen istemesek de bu süre 1- 2 hatta 3 yaşına kadar uzayabilir. Bebeğiniz emzik kullanmayı ne kadar erken bırakırsa o kadar iyidir.
  • 2  yaşından sonra emzik emmeye devam etmesi çocuğunuzda üst çeneyi ve üst dişleri öne, alt çeneyi ve alt dişleri arkaya çekerek  iki çene arasındaki açıklığı arttırır. Bu durum ilerleyen zamanlarda  “ V” tipi üst çene darlığı oluşturarak yüz yapısında bozulmalara neden olabilir. Emzik emmeyi 3- 3,5 yaşına kadar devam ettirirse bu ” V ” tipi üst çene darlığı kalıcı olabilir.
  • Uzun süreli emzik emmesi; bebeğinizde sık kulak, burun, boğaz hastalıkları ve ishal gelişmesine neden olabilir.
  • Bebeğinizin 1 yaşından sonra gün boyu ve uzun süreli emzik emmesi; konuşma ve öğrenme  bozukluklarına neden olabilir.
  • Bebeğinizin 2 yaşından sonra emzik emmeye devam etmesi; alışkanlık hatta bağımlılık yapar ve emziği bırakması daha da zorlaşır.

EMZİK NASIL BIRAKTIRILMALIDIR?

  • Öncelikle anne ve babalar emziği bir susturucu gibi görmekten vazgeçmelidirler. Bebeğiniz her ağladığında, huzursuz ve gergin olduğunda susturmak için ona emzik vermemelisiniz. Ağlamasının, huzursuzluğunun nedenlerini araştırın ve onları gidermeye çalışın. Bebeğinize yumuşak, sevecen ve hoşgörülü bir şekilde yaklaşın.
  • Bebeğinizde alışkanlık hatta ilerde bağımlılık da yapan emziği ne kadar erken bıraktırırsanız o kadar iyidir. Bebeğiniz; dişleri çıkmaya başladığında yani 6-9 ay dolaylarına geldiğinde artık emme yanında çiğnemeyi de öğrenmeye başlar. İşte çiğnemeye başlaması emziği bırakmak için uygun zamanın geldiğini bize gösterir. Başlangıçta emzik emme süresini giderek azaltın. Bebeğiniz bütün gün ağzında emzik ile dolaşmasın, yalnızca uykuya dalacağı saatlerde ve kısa süreli olarak emzik verebilirsiniz. Derin uykuya geçtiğinde emziği ağzından alın.
  • Emziği; bal, reçel, şeker gibi gıdalara batırılarak bebeğinize vermeyin. Bebeğiniz emziği bir enerji kaynağı olarak algılamasın. Ayrıca bu çeşit şekerli gıdaların bebeğinizin dişlerinde bakterilerin üremesine neden olarak bebeğinizde erken diş çürümeleri de yapabileceğini unutmayın.
  • Emziği bırakmaya karar verdiğinizde; önceden anne, baba ve çocukla ilgilenen tüm kişilerle birlikte bir gün belirleyin. Belirlediğiniz bu gün; çocuğun aşı olmadığı, hasta olmadığı, diş çıkarma dönemine denk gelmeyen, anne ve babanın işe gitmeyeceği, hafta sonuna denk gelen bir gün olsun. Birkaç gün huysuzluğuna, huzursuzluğuna, uykusuzluğuna, ağlamalarına katlanmanız gerekeceğini bilin. Gözyaşı olmadan eğitim olmaz. GÖZYAŞI EĞTİMİN DOĞAL BİR PARÇASIDIR.
  • Emziği bırakacağınız günü tüm aile bireylerine ve yakın dostlara bildirin hatta onların da yardımı isteyin.
  • Emziği bırakmaya karar verdiğinizde evdeki tüm emzikleri atın. Bebeğinize kararlı bir şekilde evde emzik olmadığını ve artık emzik emmemesi gerektiğini anlatın.
  • Emzik almak istediği zamanlarda yanında olun ve onunla ilgilenin. İlgisini başka alanlara yönlendirin. Bu yeni bir oyun ya da sevdiği bir oyuncak olabilir. Bazen de ona sevdiği bir yemeği teklif edebilirsiniz. 
  • Sevdiği bir arkadaşını ziyaret etmek, sokağa çıkartmak, parka, anneanneye, babaanneye ya da komşuya  gitmek emziği unutmasına yardımcı olabilir. 
  • Steril bir iğne ile emziğin havasını boşaltın. Havası boşaltılmış emziği emmek hoşuna gitmeyecektir.
  • Daha büyük çocuklarda; artık büyüdüğü, emziğe ihtiyacının olmadığı, diğer büyük arkadaşları gibi onun da emziksiz olması gerektiğini, geniş bir zaman diliminde sakin ve sevecen bir şekilde ona anlatın.
  • Özellikle 2 yaşından büyük çocuklarda; artık büyüdüğü için emziğe  gereksinimi olmadığı ve emziği gereksinimi olan daha küçük bir çocuğa hediye edebileceği anlatılabilir. Hatta çocuğunuzun da yardımı ile emziğe özel bir hediye paketi yapın. Sonra güzel bir tören ile emzikle vedalaşsın.
  • Ağabey ya da abla olmak çocuklar için çok önemlidir; bu konuyu özellikle sözel ve davranışsal olarak çocuğunuza hissettirin.
  • Emzik emmediği zamanlarda “aferin, tebrik ederim, artık büyüdün, abla-ağabey oldun, diğer büyümüş arkadaşların gibi sen de artık emziksiz durabiliyorsun” gibi olumlu cümlelerle çocuğunuzun özgüveni arttırın.

EMZİĞİ BIRAKMA KARARI VERDİĞİNİZDE NE OLURSA OLSUN ASLA KARARINIZDAN VAZGEÇMEYİNİZ. ÇOCUĞUNUZA YENİDEN EMZİK VERMEYİNİZ.

SÖZÜN ÖZÜ: Özünde sevgi olan tüm yöntemler denenebilir. Siz en iyisi çocuğunuz ile birlikte kendi yönteminizi kendiniz belirleyiniz.

Dr. Yılmaz Bay

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

ÇOCUKLARA SEBZE VE MEYVELERİ SEVDİRMENİN PÜF NOKTALARI

doktoryilmazbay No Comments

Çocukları kendi haline bırakırsanız genellikle patates kızartması, köfte, makarna ve pilav dışında başka bir şey yemek istemezler. Reddettikleri gıdaların başında sebzeler ve daha sonra da meyveler gelir. Meyve ve sebzeler zengin protein ve enerji kaynakları değildir. Ancak vücut için çok gerekli olan mineral ve vitaminler açısından son derece zengindir. O nedenle çocuğunuzun mutlaka alması gereken besin öğeleridir. Bağırsak hareketlerini düzenleyen, kabızlığa engel olan lif içerirler.
Eğer çocuğunuz meyve ve sebzeleri yeterince tüketmiyorsa aşağıdaki önerileri dikkatlice okuyunuz. Read More

ÇOCUKLUK ÇAĞI MASTÜRBASYONU

doktoryilmazbay No Comments

Çocuğun kendi kendini uyarması olarak tarif edeceğimiz bu olay çocuk gelişiminin beklenen zararsız bir evresidir. Çocukluk yaşlarında hiçte az olmayan bu olay çoğu aile tarafından ayıp, yasak, günah olarak algılanmakta ve saklanmaktadır. Anne –Babalar bir zamanlar kendileri aynı durumu yaşamış olsalar bile bu kadar erken yaşta çocuklarının böyle bir davranış içerisinde olmalarını kabul edemezler. Read More

İKİZ BEBEK SAHİBİ OLMAK

doktoryilmazbay No Comments

Çocuk sahibi olmak dünya da yaşanabilecek duyguların en güzeli ve de mutlulukların en büyüğüdür. Hele bir de bu çocuklar ikiz ise;bu sevinç ve mutlulukların katlanması demektir.

Tıpta çoğul gebelik olarak da adlandırılan; bir hamilelikte birden den fazla çocuk olması genelde ikiz gebelik şeklindedir. Üçüz, dördüz, beşiz… Gebelikler daha az oranlarda görülür. İkiz gebelikler sonucu oluşan ikiz doğumların %25’i tek yumurta ikizi, %75’i çift yumurta ikizidir. İkiz gebelikler genelde yakın ya da uzak akrabalarda ikiz gebelik varsa görülür. İkiz gebeliğe genetik yatkınlıkla birlikte daha önce 1 ya da 1 kaç çocuk sahibi olmuş 35 yaş üzeri kadınlar da ikiz gebelik olma ihtimali daha fazladır. Son yıllarda ise aile içinde ikiz gebelik olmasa da özel tedavi sonucu hamile kalan kadınlarda ikiz gebelikler genetik yatkınlık sonucu oluşan ikiz gebeliklere göre daha çok görülmektedir. Yılda ortalama 1,5- 2 milyon doğumun olduğu ülkemizde 45- 50 bin dolaylarında ikiz gebelik olduğu tahmin edilmektedir. Read More

İLK ADIM VE AYAKKABI

doktoryilmazbay No Comments

Beklediğiniz an geldi. Artık çocuğunuz tutunarak ayağa kalkmaya, ayaklarının üzerine basmaya başladı. Öncelikle şunu bilmelisiniz ki çocuğunuz emekleyeceği ve yürüyeceği zamanı kendisi belirleyecektir. Bunun için kesinlikle onu zorlamayınız. Ancak ona ufak yardımlar yapabilirsiniz. Kaslarının güçlenmesi için rahat hareket edebileceği, hatta tepinebileceği bir ortam hazırlamalısınız. Sürekli kucağınıza alırsanız ya da beşikte yatırırsanız kasları yeterince gelişemez ve yürüme gecikir.  Read More

KABIZLIK ÖNLEYİCİ DİYET

doktoryilmazbay No Comments

Öncelikle çocuğunuzun her gün tuvalete çıkması gerekmediğini bilmeniz gerekir. Bazı çocuklar günde 3-5 kere tuvalete çıkabildiği gibi bazı çocuklarda bu 3-5 güne kadar uzayabilir. 3-5 günde bir tuvalete çıkıyor ama büyük dışkısı çok sert ve büyük hacimli değilse ve bu onu çok rahatsız etmiyorsa normaldir ve kabızlık sayılmaz. Read More

MEMEDEN KESME

doktoryilmazbay No Comments

Acaba meme vermeyi ne zamana kadar sürdürmeliyim düşüncesi artık beyninizi kurcalıyor. Bunun belli bir süresi yoktur. Buna çocuğunuzla birlikte siz karar vereceksiniz. 4. aydan beri yavaş yavaş tüm gıdaları beslenmesine ekledik. Doğal olarak anne sütü azaldığı gibi çocuğunda anne sütüne ihtiyacı azaldı. 1 yaş dolayları memeden kesme için uygun olabilir. Ama çocuğunuz tüm ek gıdaları alıyor üstüne de sizi emiyorsa; emmeyi 2–3 öğünü geçmeme koşuluyla 2 yaşına kadar sürdürebilirsiniz. Eğer çocuğunuz ek gıdaları almıyorsa özellikle katı gıdaları yeterince almıyorsa anne sütüne güveniyor, anne sütünün tadını diğer yiyeceklerde bulamadığı için ek gıda almıyordur. Bütün gün ve gece sizin memenizden ayrılmıyor, sürekli olarak sizi emiyor ve geceleri emmek için sizi ve kendini uyutmuyor ise anne sütünü mutlaka kesmelisiniz.1 yaş dolaylarında anne sütünün potasyum, çinko ve protein düzeyleri bebek için yeterli olmaya bilir. Yine çok uzun süre meme emen çocuklarda diş çürümelerine, yatarak meme emme kulak enfeksiyonlarına neden olabilir. Onun için 1 yaş dolaylarında mutlaka kaşıkla ek besinler vermelisiniz. Read More

SÜNNET

doktoryilmazbay No Comments

Sünnet; penisin uç kısmını kaplayan derinin (sünnet derisi) cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Sünnet derisi el, yüz, ayak ve vücudun diğer kısımlarını örten deri gibi penisin üzerini kaplayan vücudun normal ve sağlıklı bir parçasıdır. Göz kapağı nasıl gözü koruyorsa, penisin üzerini öreten deride penisi dış etkenlerden, travma ve yaralanmalardan hatta enfeksiyondan korur. Penis başını nemli yumuşak ve duyarlı tutar. Normalde bir iç organ olan penisin ısısını sağlar. Penisi koruyan özel bir yağ ve mikroplardan koruyucu maddeler üretir. Tüm bu işlevleri ile çocuklarda penisin normal ve sağlıklı büyüyüp gelişmesini sağlar. Penis üst derisi normalde yalnız idrar çıkışına izin verecek açıklıktadır ve bu ideal özellik penis başının erkenden dış koşullara açık hale gelmesini engeller. Erkenden penis başını örten derinin geri çekilip penis başının dışarı çıkartılması gerekmez. Sünnet derisi ileri çocukluk yaşlarında ya da erişkin çağa gelindiğinde; gerektiğinde kendiliğinden penis başından ayrılacaktır. Genel vücut temizliği dışında penis için özel bir bakım ve temizlik gerekmez. Penis üzerindeki deriyi zorla geri çekip içerisine su, sabun ya da temizleyici bir madde sürülmesi gerekmez.  Read More

YERE DÜŞÜRDÜĞÜNÜ YİYEBİLİR Mİ?

doktoryilmazbay No Comments

Annelerin kafasını kemiren en önemli sorunlardan biridir. Evet, çocuğunuz yere düştüğünü yiyebilir. Yerler tam steril değildir. Biraz mikrop barındırabilir. Bu mikroplar çocuğunuzda önemli bir rahatsızlığa yol açmaz. Bir süre sonra yaşadığı ortamdaki mikroplara alışacaktır. Bu teması doğal bir aşılama olarak düşünün. Ara sıra tozla, toprakla, temasına izin verin.

doktoryilmazbay No Comments

SEVGİLİ ANNE ve BABALAR

Çocuk yetiştirmek bir sanattır. Hem de dünyanın en zor, en yorucu ama öte yandan da en güzel sanatıdır. Çocuk yetiştirme sanatının ana ilkeleri sevgi, anlayış ve hoşgörüdür.

Sayfamızda çocuğunuzu yetiştirirken en çok karşılaşacağınız sorunlar ve bu sorunlarla ilgili açıklamalar bulacaksınız. Sağ taraftaki menüyü kullanarak merak ettiğiniz konularla ilgili ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Doktor Yılmaz Bay’ı tanımak isterseniz buraya tıklayınız.

Anne ve Baba olduğunuz için sizleri kutluyorum ve çocuğunuz ile birlikte sevgi, anlayış ve hoşgörülü günler diliyorum.

Doktor Yılmaz Bay
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Not: Randevu almadan önce bu yazıyı okuyunuz: Randevu Kuralları